4 Şubat 2020 Salı

Yüzlerce kutsal denilen İncilleriniz var

Bir de kutsal kitapta öyle yazıyor diyorsunuz? 

Hangi kutsal kitapta? 

Yüzlerce kutsal denilen İncilleriniz var

M - Tanrının bir planı vardı ve bunun olması gerekliydi. Çünkü kutsal kitapta kan dökülmeden bağışlama olmaz diye yazılıdır. Musa zamanında İsrail halkı günahları için kurban keserler ve günahları bağışlanırdı. Ama İsa'da böyle olmadı. Çünk...ü o tanrının kuzusu idi. (Yuhanna incili 1/29) İsa Mesih bütün günahkâr insanlar için ve son kurban oldu. Onun kanı bizlerin günahlarını bağışladı ve artık başka bir kurbana ihtiyaç yok.CEVAP Artık o zaman bütün dünya günahsızdır. Ne diye Müslümanları gayri müslim yapmaya çalışıyorsunuz ki? Eğer Müslümanlar günahkâr ise, bir oğul daha doğursun ve onu kurban etsin Müslümanlar da günahtan kurtulsun.

Bir de kutsal kitapta öyle yazıyor diyorsunuz? Hangi kutsal kitapta? Yüzlerce kutsal denilen İnciller arasından seçilen dört kitapta mı?

M - Bunu siz anlamazsınız.CEVAPSiz anlıyor musunuz ki? Hem madem dünya günahsızdır, sizin çocuklar niye günahkâr olarak dünyaya geliyor? Yeni doğan çocuk ne günahı işledi? Niye vaftiz yapılıyor? Niye papazlarınız günah çıkartıyor? Hıristiyanların tanrıları insanların günahlarını bilmiyorlar mı da, günah itiraf etme mecburiyeti getiriyorlar? Bu itiraf mecburiyeti İncillerin hangisinde yazıyor? Madem günahkâr doğuyor, gider papaza, (Papaz efendi benim ve çocuğumun günahını çıkar) denir, o da şaraplı su ile vaftiz edince günahsız olur! Ne diye Hazret-i İsa'yı öldürüyorlar?

Sonra ne diye Tanrı'nın bir oğlu var? Kızı falan yok? Karısı kim? Oğla neden ihtiyaç duymuş? İhtiyaç duyan tanrı olur mu?

Kur'an-ı kerimde (Kimse kimsenin günahını çekmez) buyuruluyor. (Enam 164)

Ne ise, Nisa suresindeki âyetleri bize niye yazdınız?

M - Eğer Kur'ana göre İsa'nın suretinde başka birisi çarmıha gerilip İsa göklere alındıysa oldukça tartışmalı bir durum ortaya çıkar. İsa'nın yerine çarmıha gerilen kişinin Tanrı tarafından İsa'nın benzerliğine dönüştürülmesi İsa inanırlarını yanıltmak adına garip bir durum değil midir? Zira, bu görüntüyle güya Allah, çarmıha gerilen bir İsa figürü sunmakla o dönemin İsa'nın takipçilerine yanlış bir Hıristiyan inancı başlatmış sayılmaz mı? Öyle ki İsa'yı izleyenler onun çarmıha gerilip bütün insanlar adına günah sunusu olarak çarmıhta öldüğünü görerek iman etmişlerdir.CEVAPBunları siz uyduruyorsunuz. Daha doğrusu Yahudiler uydurdu, siz de saf saf inandınız.

Ölünün neyine iman ediliyor ki? Suçsuz bir oğlunu, başkalarının suçu için öldürmek, bir tanrı için, yüz karalığı ve âcizlik değil mi? Suçsuz bir kuzuyu öldürmesinin hesabını vermesi gerekmez mi? Böyle suçlu birisini ilah sanmak kadar saçma ne olabilir?

M - Ve aynı inanç bu haliyle günümüze dek taşınarak bizleri de etkilemiş, imanlısı yapmıştır. İsa'nın çarmıha gerilmediğinin 600 yıl sonrasında Muhammed'le açıklanması gecikmiş bir haber olması açısından ne derece güvenilir?CEVAPYahya aleyhisselam, İsa aleyhisselamla aynı senede doğmuştur. Hazret-i İsa'ya İncil inince, Hazret-i Yahya da Ona tâbi olup İncilin hükümlerini bildirmiştir. Hazret-i İsa'dan sonra da Peygamberler geldi. Bunlardan üçünün hayatı, Peygamberler Tarihi Ansiklopedisinin 5. cildinde bildiriliyor. Bunlar, Şemun, Circis ve Halid bin Sinandır. (Aleyhimüsselam)

Bu peygamberlerden hiç birisi, İsa öldürüldü dememiştir.

M - Söylendiği gibi ise Muhammed dönemine kadar böyle bir yanlış İsa inancının sorumlusu size göre kimdir?CEVAPYanlış İsa inancı, Bolüs'ün [Pavlos'un] uydurup sizi kandırdığı inançtır. Hazret-i İsa, doğru inancı, yani önceki kitapların ve Kur'anın bildirdiği doğru inancı bildirdi.

Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:


(Meryem oğlu İsa, "Ben Allah'ın resulüyüm. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı, benden sonra gelecek Ahmed isimli Peygamberi müjdeleyici olarak geldim" dedi.) [Saf 6]

(İsa'ya, Allah diyenler kâfir oldu. Halbuki Mesih, "Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin!" dedi. "Allah üçün üçüncüsü" diyenler de kâfirdir.) [Maide 72, 73]

(İsa dedi ki: Allah, benim de, sizin de Rabbinizdir. Ona ibadet edin, işte doğru yol budur.) [Zuhruf 63,64]

(Allah, "Ey İsa, insanlara 'Beni ve anamı Allah'tan başka iki ilah bilin' diye sen mi söyledin?" dedi. O da, 'Hâşâ, seni tenzih ederim. Bu söz bana yakışmaz' dedi.) [Maide 116

Propaganda, yayınlar ve kiliseler


1) Tuzaklar, tuzaklar... Propaganda için ücretsiz filmden tutun, el ilanlarına kadar denemedikleri yol yok bunların. Somut örnek mi istiyorsunuz? Hz. İsa’yı, Hıristiyanlığı anlatan filmler, yayınlar... Gazete reklamları yoluyla ‘ücretsiz’ sunulup dağıtılıyor. Hükümet üç maymunu oynamakta. Kültür ve Turizm Bakanlığı mı, İçişleri Bakanlığı mı? Ara ki bulasın... Konu Meclis gündemine taşınıyor, ancak sonuç yok.

2)Türkiye’nin dört bir yanında pıtrak gibi açılan kiliseler...
Çoğu kaçak... İnanılacak gibi değil: Son bir yıl içinde 21.000 kilise!...
Evet bu rakamı, evet bu korkunç rakamı verenler var basında.
Ankara’nın sanayi alanlarından Ostim’de açılan kilise, alenen misyonerlik yapmakta.
Birkaç cılız protestodan başka tepki yok. Bir diğer örnek Isparta’dan...
Misyonerler cirit atıyor bu ilimizde de.
Bir liseden iki kız öğrenciyi Hıristiyan yapmayı başarmışlar
(Atatürk’ün zamanında da böyle bir olay meydana gelmişti de, Büyük Önder bu işi yapanların kafasına dünyayı geçirmişti).
Hedefleri, 40 kişiye ulaşıp yasal bir kilise açmakmış Isparta’da (40 kişiye ulaşıp sonunda kiliselerini açtılar mı acaba? Araştırıp üzerine yazılar yazmak, fikir ve hukuk mücadelesi vermek görevinizdir ey vatanseverler!)

3) Ve Antalya’dan Yalvaç’a bir yol inşaatı, adı ‘St. Paul Yolu’ olacakmış. Projenin adı ‘AB Life Üçüncü Ülkeler Programı’... Maliyeti 436 bin Avro, paranın yüzde 70’i Avrupa Birliği’nden! Peki neden Yalvaç? Çünkü: birincisi, misyonerler Isparta’da yoğunlaşmış durumda; ikincisi, Aziz Pavlus ilk vaazını Yalvaç’ta vermiş.

4) Öyle şımartılmış ki bu Avrupalı sömürgenler, Türkiye’yi yol geçen hanına çevirmişler.
Müzelerimizde bile ‘âyin’ yapılıyor! İki genç doktorumuz anlatıyor: Tarih 30 Ekim 2004...
Kapadokya’daki Zelve Açıkhava Müzesi’ndeler.
Kayalara oyulmuş, antik kiliselerden birine giriyorlar.
O da ne, daha adım atar atmaz donup kalıyorlar:
İçerde 25-30 kadar değişik yaşlarda yabancı turist, yanan onlarca mumun eşliğinde, kendilerinden geçmiş, topluca dua ediyor, âyin yapıyorlar.
Genç doktorlar araştırıyorlar, soruyorlar yetkililere; hiçbirinin bu gizli âyinden haberi yok, uyuyorlar.

Ölü Deniz’de bulunan el yazmaları

Fransa’da yayınlanan L’Evenement Du Jeudi dergisinin 1993 yılının Ağustos sayılarından birinde şu manşet Batı dünyasını adeta titretiyordu:
“Eğer Ölü Deniz’de bulunan el yazmalarındaki gerçekler, yani Hz.İsa’nın, Hıristiyanlık inancındaki İ...sa olmadığı açıklansaydı görün bakın ne olurdu!..”
Fransız dergisi, Hıristiyanlık(hatta Yahudilik) inancını temelden sarsan belgelerin ortaya çıkışını şöyle anlatıyor:
“1947 senesinde Muhammed ed-Dîd adında küçük bir çoban, kaybettiği keçisini aramaya çıkar. Ölü Deniz’in(Ürdün Vadisi) yakınlarında bulunan Kumran mağarasına girer ve tesadüfen bir testi ve içinde asırlar önce yazılmış el yazmalarını bulur. Bu el yazmaları, gizlice antikacılar tarafından dış ülkelere pazarlanır. Bunu öğrenen İsrailli yetkililer ve Vatikan, duruma el konulmasını isterler. İleride oluşturulan bir kurul ve dünyaca ünlü arkeologlar tarafından bu el yazmaları incelemeye alınır. Fakat sekizyüze yakın olan el yazmalarının ne yazdıklarına dair hiçbir bilgi verilmez.” Dergide, Vatikan’ın bu olaya bu kadar önem vermesinin sebebi olarak; bu el yazması İncillerde, Hz.İsa’nın, Allah’ın oğlu olmadığının açıkca ortaya konulmuş olması ve tek Allah inancının işlenmesi gösteriliyor. Vatikan; Vaux adında bir papaz ve bir grup bilgin ile Şam yakınlarında bulunan Rockefeller Müzesi’ndeki el yazmalarının çevrilmesi ve finans edilmesi için bu görevi üstlenir. 1967 senesinde altı günlük bir çalışma ile müzede bulunan gizli bilgileri elde ederler. Şimdiye kadar gizli tutulan bu bilgilerin yakında gün yüzüne çıkması bekleniyor. Çeviri işleri komitesinde görevli iken, daha sonra sürgün edilen John Marco Allegro, bu bilgilerin Yahudilerin ‘Yasa Levhaları’ açısından da çok büyük önem taşıdığını belirtiyor.
Fransız dergisinde; bu el yazmalarına göre, İsa(a.s.)’ın işkence gördüğü, şehit edildiği gibi şeylerden bahsedilmediği de belirtiliyor. Dergide ayrıca, inceleme kurulu üyeleri ve Papaz Vaux’un belirttiğine göre, İncil’de bahsedilen İsa peygamber ile ondan yüz sene önce yaşamış olan başka bir İsa’nın karıştırıldığı belirtiliyor.(Bkz.: Türkiye Gazetesi, 15 Ağustos 1993).
Yine ‘The Independent’, Ağustos ‘94 sayılarından birinde: İngiliz rahip Enoch Powel başkanlığında, Yale Universitesi İlahiyat Fakültesi uzmanlarınca hazırlanan Matta tefsirinde, Hz.İsa’nın Romalılar tarafından çarmıha gerilmediğinin delillerle ispat edildiğini yazıyordu.(Bk.: a.g.gzt. 21 Ağustos, 1994). Kitapta, dört İncil yazılırken, batıl rivayetlerin karıştırıldığı ve incillerin birbirini tutmayan ifadeleri ihtiva ettiği, çarmıha gerilme iddiasının tamamen hurafeden ibaret olduğu belirtiliyor ve Mesih (kurtarıcı İsa) hakkında şöyle deniyordu:
“Matta İncili’ndeki ‘Kurtarıcı İsa’ kelimesi, gerçek manada kurtarıcı değildir. Hakiki manada mutlak kurtarıcı Allah’tır. İncillerde İsa aleyhisselam için kullanılan ‘kurtarıcı’ kelimesi, O’nun peygamberliği sebebiyle günahkar ümmeti için ahirette şefaat ederek kurtuluşlarına sebep olmasındandır. Yoksa İsa(a.s.), kendisinin kurtarıcı olmadığını ve aciz bir kul olduğunu söylüyor. Yuhanna İncili beşinci bab, otuzuncu ayette, İsa’nın; ‘Ben kendiliğimden bir şey yapamam; bana emrolunanı yaparım’ şeklindeki sözleri yer alıyor. Eğer Allah, Hıristiyanların dediği gibi günahkar kullarını affetmek isteseydi, İsrail’in İsa’ya düşman olmasına, İsa’nın binbir hakaretlerle çarmıhta öldürülmesine gerek yoktu. Haşa Allah, bu kadar aciz değildir.”
Hıristiyan dünyasında, Hıristiyanlığa ve İsa’ya karşı ilgisizliğin artması sonunda 1990 yılında Papalık tarafından başlatılan çalışmalar, ‘Yeni Kateşizm=İncilin Yeniden Tedrisi’ isimli kitapla noktalanmıştı. Ancak Papalık’ın çalışmaları, tartışmayı bitirmek yerine körüklemişti. “Cristian World on the 21 Century, Footpath–21. Yüzyılın Eşiğinde Hıristiyan Dünyası” isimli ve Şubat 1992 tarihinde İngiltere’de başlatılan tartışma; Fransa’da yayınlanan “Hz. İsa ile ilgili Son Gerçek–L’ultime Verit Sur Christ” başlıklı tebliğ ile sona ermişti. Ne ilginç ve sevindirici bir karardı ki tebliğ şöyle bitiyordu:
“Hıristiyan dünyasında İsa ile ilgili tartışmalara, kavgalara ve inanç farklılıklarına son vermek ve gerçeği kabullenmek şarttır. Böylece Hıristiyanlık bir iman mantığına bağlanmış olacaktır. Bu akli ve mantıki sonuca varabilmek için Hz.İsa hakkındaki bilgilerimizi Kur’an’da İsa’dan söz edilen 15 sûre ve 93 âyet çerçevesinde benimsememiz şarttır.”

Hıristiyanlıkta Asli Günah ve Bunun Keffareti İçin Oğul’un Çarmıha Gerilmesi Anlayışı

Hıristiyanlıkta Asli Günah ve Bunun Keffareti İçin Oğul’un Çarmıha Gerilmesi Anlayışı



Aslî günah inanç ve anlayışının, Hz İsa’nın tebliği ettiği tevhid akidesinde olmadığı kesindir Buna rağmen, Pavlus tarafından hıristiyanlığa sokulmuş, insanın temiz fıtratını, Hz Âdem’in Kur’an’da affedildiği belirtilen şahsî ve küçük hatasını tüm insanlara bulaştıran ve Hz İsa’nın ülûhiyetine ve vaftiz törenine mesnet yapılan bâtıl anlayıştır aslî günah inancı (Bkz Korintoslular’a 2 Mektup, 5/21; Romalılar’a Mektup, 5/12)

İlk günah da denen aslî günah anlayışına göre, ilk günah, Hz adem’in suçuyla başlamış ve bütün soyuna bulaşmıştır Her doğan insan, babası Adem’in günahının mirasından dolayı günahkar olarak doğar Tanrı, kendi niteliğine sahip olan oğlu İsa’yı insanları bu suçtan, yani aslî günahtan kurtarmak için yeryüzüne göndermiştir Kıyamet gününde de insanları diriltmek ve ilahi bağışa kavuşturmak için yeryüzüne yeniden inecektir, ruh da bu yüzden ölümsüzdür Yine insanın aslî günahından arınması için insanın kutsal kabul edilen suyla yıkanma zorunluğu vardır ki buna vaftiz denilir

Hıristiyanlığın esaslarından biri de, Tanrı’nın bütün insanların günahlarına keffaret olmak üzere, onların affı için insan şekline girip yaşadıktan sonra ıstırap çekerek ölmesi, yani tekfir/keffâret, fidye inancıdır Bu inancın, üç temel uzantısı vardır: Hz İsa’nın tanrılığı, bütün insanlığın günahkâr olduğu ve insanlığın affı için fidye (kurban) anlayışı
Kur’an’a göre, “Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü taşımaz” (35/Fatır, 18) Kaldı ki, Hz adem, bütün insanlara taksim edildiği halde tükenmeyecek büyük bir suç işlemiş değildir Hz Âdem, beşer olarak küçük bir hata yaptı ve sonunda da affedildi ve peygamber seçildi “Adem, Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı Sonra Rabbi onu seçkin kıldı; tevbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti” (20/Tâhâ, 121-122) İslâm, Hz adem’in bu fiiline terim manasıyla ma’sıyet/günah demez, bu konudaki Kur’an tâbiri olan “zelle” (2/Bakara, 36) diye değerlendirir ve insan türünün imtihanla yücelmesi, düşmanını tanıması ve yeryüzünün halifesi  olması gibi nice hikmetlere dayanan ilâhî irâde olarak değerlendirir Hz adem’e de, Hz Havva’ya da suçlu gözüyle bakılıp, onlara kızılmaz
Günahın şahsîliği Kur’an’da olduğu gibi, Kitab-ı Mukaddes’te Eski Ahid’de de vardır Hezekiel peygamber: “Suç işleyen can, ölecek olan odur; babanın fesadını oğul taşımaz ve oğlun fesadını baba taşımaz; sâlihin salâhı kendi üzerinde olur, kötünün kötülüğü de kendi üzerinde olur Ve kötü adam, işlemiş olduğu suçların hepsinden döner ve bütün kanunlarını tutar ve hak olanı, doğru olanı yaparsa, elbette yaşayacak, ölmeyecektir Yapmış olduğu günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır İşlediği salâhda yaşayacaktır” (Hezekiel, 18/20-22)
Kitab-ı Mukaddes’teki şu ifadeyi, İsa’nın insanın aslî günahına fidye olarak çarmıha gerilmesi anlayışıyla birlikte bir değerlendirin: “Kötü adam, salihin fidyesidir Hain adam da doğruların” (Süleyman’ın Meselleri, 21/18) Hz Âdem ve tüm insanlık sâlih ve doğru olmamış sayılmalı veya sâlih ve doğrularsa Hz İsa kötü ve hain olmalı Yine, fidye olan, tüm insanlık için faziletli bir fedakarlık için ölen kimse, asılırken ‘Allah’ım, niçin beni bıraktın?’ der mi? “Ve dokuzuncu saate doğru, İsa: ‘Eli, Eli lama sabaktani?’ , yani ‘Allah’ım, Allah’ım, beni niçin bıraktın?’ diye yüksek sesle bağırdı” (Matta, 27/46 ve Markos, 15/34)
Bu anlayışa göre, İsa’dan önce ölen insanlar, hıristiyanların da nübüvvetlerini kabul ettikleri peygamberler, hep günahkar olarak öldüler ve cehennemi hak ettiler İsa’nın keffaretinden, fidyesinden önce ve vaftiz yapılmadan öldüler, hepsi affedilmeyen ve affedilmeyecek günahla öbür dünyaya gittiler Farzedelim ki insanlık, güzel fıtratla değil de doğuştan günah yükü ile hayata geliyor Onların sonsuz merhametli ve dilediği her şeyi yapan Rabbi, kendilerini direkt olarak affedemez mi? Tanrı, insanı kurtarmak için, insan kılığına girmekten başka çare bulamadı mı?
Çarmıha gerilip birkaç insan tarafından öldürülen biri, hiç tanrı mı olur?
İnsanların günahlarını affetmek için başka çare mi bulamadı?
Hıristiyanların en büyük ayinlerinden biri, Communion ayinidir Bu ayin, ekmek ve şarapla yapılır Ekmek ve şarap, hıristiyanlara göre Hz İsa’nın etini ve kanını simgeler Kitab-ı Mukaddes’e göre, Hz İsa, havarilerine dağıttığı ekmeğe, “bu benim vücudumdur” ve dağıttığı şaraba, “bu benim kanımdır” demiştir Günahı affetmek için, onları daha beter günahkar haline getirmek, Tanrı katili yapmak hangi akla sığar?
İnsanlar, ellerini mabudlarının kanına bulayarak mı affa nail olacaklar?
Hz adem’e atfedilen Allah’ın bir emrini yerine getirmemek mi, yoksa Tanrı’yı/İsa’yı öldürmek mi daha büyüktür?
Hangisi insanı daha suçlu yapar? Bir tek kişinin (insan veya Tanrı) ıstırap çekmesi ile bütün insanların kurtuluşunu temin etme tuhaf olmaz mı?

Bilindiği gibi, Hz İsa, ahir zaman denilen, insanlık tarihinin sona yaklaştığı zamanlarda dünyaya gelmiştir Yüce Allah, bunu insanları kurtarmak için yapsaydı, başlangıçta yapması gerekmez miydi? İnsanlığın büyük çoğunluğunu aftan mahrum etmesi, az bir kısmını (İsa’dan sonra gelenleri) bağışlamasının izahı başka nasıl yapılabilir?
Yaratılıştan gelen mevhum ve uydurma bir günah Sonra, her şeye kaadir gafur olarak inanılan Allah’ın onu affetmesinin binlerce yolu varken, bunları bırakarak ana karnına girip en aciz bir  şekilde çocukluğunu geçirmesi, sonra perişanlık ve tazyik görmesi, sonunda da onları katil yaparak affetmesi

Bunların masalda, efsane ve mitolojide yeri olabilir ama, dinde, hakikatte ve akılda yeri olmaz Sonra olaya ahlâkî yönden bakalım: Günahtan kurtulduğuna inanan hıristiyana ne kalıyor?
Kötü arzularına karşı nasıl mücadele ve mücahede edebilecektir?
Çalışanla çalışmayanın, ibadet yapıp günahtan sakınanla bunları önemsemeyenin arasında fark kalmaz, hepsi İsa’nın çarmıha gerilmesiyle, komünyonla, vaftizle bağışlanıp eşit hale getirilmiyor mu?

Hz İsa, hiçbir şekilde kendisinin insanların günahlarına keffaret için, onların asli günahlarına karşılık öldürüleceğini söylemedi Bugünkü İncillerde de Hz İsa’ya atfen böyle bir söz geçmez Dinin temeli olacak esasları, en yakınlarına, Petrus gibi halifelerine söylemedi Halbuki o, emaneti tebliğ etmiş, görevini yapmıştı Bu olay bile, bu inançların sonradan uydurulduğunu isbat etmeye kafidir
Bu anlayış, ucuzculuktur, başkası seni kurtarsın, sen bir şey yapmadan bedavadan kurtul İnsanlığa işlemediği günahı yüklemek kadar bedavadan affolma anlayışı da saçmadır Aynen kiliselerde günah çıkarma ve cennet satın alma gibi Hıristiyanların büyük çapta etkilendiği Yunan mitoloji kahramanı Promete’nin insana ateş/ışık getirmek için ezalara katlanarak fedai olması gibi efsaneler Hz İsa’ya monte edildi Kahramanların sadece ismi değişerek putperestlik, hıristiyanlık maskesi taktı Ve bu fedakarlığın bedeli de en az Promete’ninki kadar trajik: “Mesih, bizim uğrumuza lanet olmuş olarak, bizi şeriatın lanetinden kurtardı, çünkü yazılmıştır: ‘Ağaç üzerine her asılan lanetlidir” (Pavlus’un Galatyalılara Mektubu, 3/14) Bir peygambere bu kadar büyük iftiraya pes doğrusu; hem tanrı, hem de lanetli!
Hala affedilmeyen günah kaldıysa, veya bir hıristiyan çeşitli haramlara dalıyorsa ne gam?
Papazlar ne güne duruyor?
Absolüsyon imdada yetişecektir Absolüsyon: Günah bağışlama demektir Hıristiyanlıkta günahlarını papazlara açıklayıp itiraf edenlerin papaz tarafından günahlarının bağışlanabileceğine inanılır Günahları papazlar tarafından affedilenler, böylelikle günahlardan arınmış olurlar Bu affetme, papazlar tarafından tanrı adına yapılmaktadır Katolik mezhebinde, eski ve imtiyazlı olan günah çıkarma kurumu, ibtidai şeklinden uzaklaşsa da hala varlığını sürdürmektedir İslam’da ise, bilindiği gibi, doğrudan doğruya, aracısız ve formalitesiz olarak Allah’tan istenen aftan başka tevbe ve af dileme, günah çıkarma şekli yoktur

Hristiyanların hiç var olmadığını idda ettikleri bağımsız pagan figür ve ikonları(Sayfamızda yeni yayınlanmıştır)


Dünyanın ışıgı rolündeki Mitra tanrısıİyi çoban İsa kuzularıyla birlikte.MS 3. yüzyılİyi çoban Attis Figürü MÖ 5. yüzyıl, aynı figür Apollos için de kullanılmıştır,Aynı zamanda ATTİS ölü 3 gün sonra dirilen tanrı karakteridirÇarmığa gerilen pagan tanrısı Mitraİyi çoban Orpheus kuzularıyla birlikte... MÖ 5yüzyıl Yu 10:11”Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir”Hristiyanlığı direkt olarak etkileyen pagan Yunan tanrılarından biri Dionysos idi,Dionysos Greklerde "şarap Tanrısı" idi.Bu gizem kültünün MÖ 300-200 yıllarında oluşup çok hızlı bir şekilde yayıldığı söylenmektedir.Dionysos Roma'da Bakkhus ile özdeşleştirilmişti.Dionysos da 25 Aralıkta doğmuştur, geleneğe göre İsa'da 25 Aralıkta doğmuştur.
İncil'deki bölümlerin hepsi Grek pagan dinleri etkisinde Grekçe yazılmış metinlerdir.Ama bütün incillerin arasından Grek pagan etkilerinin, gizem kültleri etkilerinin en çok görüldüğü İncil "Yuhanna incili"dir.Pavlus'un mektupları da aynı şekilde Grek pagan inançlarından büyük oranda etkilenmiştir.Bu incili paganlıktan dönmüş kişilerin yazdığı sanılmaktadır(olasılıkla Efesliler)Yuhanna incilinde paganizmden kaynaklanan pek çok "mistik" ve "gizem" anlatımları bulunmaktadır.Örneğin incildeki şu gizemli ve mistik anlatım:
''Yu 6:53 İsa onlara şöyle dedi: «Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu'nun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz.Yu 6:54 Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim.Yu 6:55 Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir.Yu 6:56 Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda.''(benzeri anlatımlar Pavlus'un mektuplarında da bulunur)
Bu oldukça "tuhaf" sayılabilecek ayetlerin yahudi kaynaklı olmadığı bilim adamlarınca belirtilmiştir.
Greklerin pagan Dionysos ve Attis kültüdür.Bu ayin bir pagan ayiniydi,Dionysosçular da sembolik olarak (hatta bazen bir hayvanı kurban ederek onun etini sembolleştirip) Dionysos'un etini yiyip kanını içiyorlardı.Bu sembolik ayin ile Dinysos'un ruhuyla birleştiklerine,ölümsüz olduklarına, arınıp yeniden doğduklarına..vs inanıyorlardı.(Prof.Barry Powell'in belirttiği gibi bugün kiliselerin hepsinde gizem kültlerine ait bu eski pagan ayini yapılmaktadır;özellikle katolik ve ortodoks kiliselerinde ekmek bölünür,İsa'nın eti ya da bedeni denilerek yenir. Kırmızı şarabın, gerçekten İsa'nın kanına dönüştüğüne inanılır "İsa'nın kanı" diyerek içilir.)Yuhanna incilinin yazarı (yahut yazarları) da Paganların bu ayinini, İsa'ya uyarlamışlardır.Ayrıca sadece Yuhanna incilinde bulunan (çünkü yuhanna incili Pavlus'un mektuplarıyla beraber Paganizmden en fazla etkilenmiş yazıdır) ilginç başka bir hikaye daha vardır:
''Yu 2:7 İsa hizmet edenlere, «Küpleri suyla doldurun» dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.Yu 2:8 Sonra hizmet edenlere, «Şimdi bundan alın, şölen başkanına götürün» dedi. Onlar da götürdüler.Yu 2:9-10 Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı.''
"Suyu şaraba dönüştürme".İlginç bir mucizedir.
Bu ayetin kökeni de şarap Tanrısı Dionysos'tan gelmektedir.Dionysos da aynı İsa gibi suyu şaraba dönüştürmüştü...Ve bu mucize Dionysos inanlılarınca sürekli dile getiriliyordu.Yuhanna incili yazarları bu mucizeyi kendi tanrıları olan İsa'ya uyarladılar.
İsa'nın üçüncü gün ölümden dirilmesi anlatımında da;Bu fikrin kaynağı da pagan Dionysos kültüdür.Dionysos'un dirilmesi ile ilgili farklı anlatımlar vardır;çoğunda Dionysos ölür gömülür ve sonra ölümden dirilir.Hatta Dionysos'un ölümden dirilmesi bu pagan dininin taraftarlarınca her yıl kutlanıyordu.İncil yazarları da bu "ölüp dirilme" hikayesini Dionysos'tan alıp İsa'ya uyarladılar.Ayrıca Grek pagan dinlerinde Mö400 yılından itibaren "pharmakos" kavramı önem kazandı.Phamakos "günah keçisi" anlamına gelir.Dionysos'da kutsal "pharmakos" idi.Yani aynı İsa gibi kaderinde acı çekmek ve "insanların iyiliği için" insanların menfaati için ÖLMEK vardı,ölmesi gerekiyordu.İnsanların günahlarını kanıyla affettiriyordu.
İncilin yazarları da aynı teolojiyi İsa'ya uyarladılar,böylece İsa'nın da ölmesi günahları bağışlatmak için kurban olması gerekiyodu.Yani pagan dininden alıp hristiyanlığa koydular.(ilk önce Pavlus bu pagan fikrini hristiyanlığa geçirdi)Hristiyanlığın ikinci kaynağı ise Mitracılık idi.Bu da Dionysos kültü gibi bir gizem kültü idi,pek çok bilim adamı ve yazar Mitraizmin hristiyanlığı doğrudan etkilediğini söylemektedir.Bazı hikayelerde bazı ayrıntı farklılıları olsa da Roma Mitrasının da Hristiyan İsası ile benzeşen pek çok yönü vardır.Mitracılığın Roma versiyonunda (İran değil sadece Roma Mitra versiyonlarında Mitra ölür ve dirilir) Mitra ölüp dirilmiştir,kendini insanlık uğruna "feda" etmiştir.Dirilişi pagan taraftarları tarafından kutlanmıştır.Ayrıca genel olarak pagan dini inanırlarının önderlerinin giyim tarzları da bugünkü katolik ve ortodokslarınkine benziyordu, çok şaşalıydı.Tapınaklarının süslemeleri de bugünkü katolik ve ortodokslarınki gibi çok süslü ve görkemli idi.Haç ve "balık" sembollerinin zaten pagan kökenli oldukları biliniyor.Çeşitli hristiyan sanatları resimleri de direkt Mitracılık ve Dionysos sanatlarından ayrıca çeşitli pagan Yunan dini sanatlarından gelir
GREKLERİN ŞARAP TANRISI: DİONYSOS,,Elindeki haç ve üzümler Rahatlıkla seçilebilir...

Ayartılan, Tanrı Olabilir mi?

Ayartılan, Tanrı Olabilir mi?


İsa'nın tanrı olduğunda şüphesi olmayan Hıristiyanlar, bu hususta yapılan itirazlara kendilerince -tutarsız da olsa- ce­vap verme gereği duymaktadırlar. Bir internet sitesinden iktibas ettiğim aşağıdaki yazı, bu garip çırpınışın bir ör­ne­ğidir:

Tanrı ayartılamaz. İsa ayartıldı/denendi.

Bundan dolayı İsa, Tanrı olamaz...

İsa'nın tanrılığını reddetmek için Müslümanlar, bazen İsa'nın ayartıldığını ve Tanrı'nın ayartılamayacağı, bundan dolayı İsa'nın Tanrı olamayacağı iddiasını ileri sürerler.

Yakup 1/13 şöyle der: "Ayartılan kişi, 'Tanrı beni ayartı­yor,' demesin. Çünkü Tanrı kötülükle ayartılmadığı gibi ken­disi de kim­seyi ayartmaz." Aynı zamanda İbraniler 4/15 'te şöyle ya­zar: "Çünkü başkâhinimiz, zayıflıklarımızda bize yakınlık du­ya­mayan biri değildir; tersine, her alanda bizim gibi denenmiş, ama gü­nah işlememiştir."

Mesih'in tanrılığına ilişkin itirazları reddetmeye oranla bu itirazı yanıtlamak biraz daha zordur; çünkü Kutsal Ya­zı­larda çok açık olmayan, İsa'nın tanrılığı ve insanlığı arasındaki ilişki alanına girer. İsa'nın iki doğası olduğunu aşağıdaki tabloda görüyoruz; fakat birbirleriyle nasıl ilişki içinde oldukları açık değildir.

İsa'nın Kişiliği:

Tanrı / İnsan

Kendisine Tapınıldı. (Matta: 2/2,11; 14/33; 28/9)

Kendisine dua edildi. (Elç.İşl.: 7/59; 1. Korintliler: 1/1-2)

Tanrı olarak çağrıldı. (Yuhanna: 20/28; İbraniler: 1/8)

Tanrı'nın Oğlu olarak çağrıldı. (Markos: 1/1)

Günahsızdır. (1. Petrus: 2/22; İbraniler: 4/15)

Herşeyi bildi. (Yuhanna: 21/17)

Sonsuz yaşam verir. (Yuhanna: 20/28)

Tanrılığın bütün doluluğu onda bulunur. (Koloseliler: 2/9)

Baba'ya tapındı. (Yuhanna: 17)

Baba'ya dua etti. (Yuhanna: 17/1)

İnsan olarak çağrıldı. (Markos: 15/39; Yuhanna: 19/5)

İnsanoğlu olarak çağrıldı. (Yuhanna: 9/35-37)

Ayartıldı/denendi. (Matta: 4/1)

Hikmette gelişti/büyüdü. (Luka: 2/52)

Öldü. (Romalılar: 5/8)

Et ve kemikleri olan bedene sahiptir. (Luka: 24/39)

Kutsal Yazılar'dan İsa'nın insan doğasının kendi tanrısal doğasından hiçbir zaman ayrı olmadığını ve birlik içinde ol­­­duğunu görüyoruz. Kutsal Yazılar'da yine Tanrı'nın gü­nah işleyemeyeceğini görüyoruz ve Tanrılığın bütün do­lu­luğunun Mesih'te olduğunu görüyoruz. (Yuhanna: 1/1,14; Koloseliler: 2/9)

Bundan dolayı, İsa'nın Tanrı olduğu gerçeğini kabul et­tiğimize göre, İsa'nın günah işlemesinin olanaksız olduğu so­nucuna kolaylıkla varabiliriz. Öte yandan, İsa gerçek bir in­­sandı. Bundan dolayı, İsa'nın gerçekten ayartılmış olabileceğini söylemek adildir. Fakat soru inatla devam etmektedir: Eğer İsa'nın günah işlemesi olanaksız ise, o zaman gerçekten nasıl olur da ayartılabilir? Bunu yanıtlayabilecek yeterli yanıtım olduğunu zannetmiyorum. Fakat ben yine de yanıtlamaya çalışacağım:

İsa yaptıklarının tümünü Baba'ya bakarak yaptı. İsa şöyle söyledi, “İsa Yahudi yetkililere şöyle karşılık verdi: Size doğ­ru­su­nu söyleyeyim, Oğul, Baba'nın yaptıklarını görmedikçe kendiliğinden birşey yapamaz. Baba ne yaparsa Oğul da aynı şeyi yapar.” (Yuhanna: 5/19) Ayrıca İsa şunu da söyledi: “Ben kendiliğimden hiçbir şey yapamam. İşittiğim gibi yargılarım ve benim yargım adildir. Çünkü amacım kendi istediğimi değil, beni gönderenin is­tediğini yapmaktır." (Yuhanna: 5/30)

İsa, Matta 12:22-32'de cinleri insanlardan kovuyordu. Fe­risiler , İsa'nın yaptıklarının Şeytan'ın gücüyle yapmış ol­du­ğunu söyleyerek suçladılar. İsa onların bu suçlamalarının, Kutsal Ruh'a küfretmek olduğunu ve bağışlanmayacağını söyledi. İsa bunu neden söyledi? Çünkü İsa'nın hiçbir mu­cizesini tanrısal doğasıyla değil, içinde olan Kutsal Ruh ara­cılığıyla bir insan olarak yaptığına inanıyorum. Bundan do­layı İsa kovduğu cinleri Kutsal Ruh'un gücüyle kovuyordu. İsa'nın mucizelerinin, onun vaftizinde Kutsal Ruh'un ü­ze­rine gelmesinden sonra başladığını görüyoruz.

İsa Tanrı'nın yasasını yerine getirmek ve günahlarımız uğ­runa kurban olmak için insan olarak geldi. Bunu bir in­san olarak yaptı. Şeytanın ayartmalarına karşı dayanırken, Kutsal Yazılardan insan olarak alıntı yaptı. İsrail'de yer­yü­zündeki hizmetine başlamak üzereyken tanrısal doğasına dayanmadı. İnsan olarak ayartıldı ve Tanrı'nın Sözüne da­ya­nanak ayartılmaya karşı koydu. Kendi tanrısal doğası ile değil, Kutsal Ruh ile cinleri kovdu. Bundan dolayı, İsa tanrısal doğasında değil insan doğasındayken ayartıldı. Tan­rısal doğasından "destek" alarak yapmadı. Tersine, ayartılma anı geldiğinde tamamen Baba'ya, Kutsal Ruh'a ve Tanrı Sö­züne dayanarak ayartılmalardan başarıyla geçti.] (Bkz.: www.isamesih.org ve www.carm.org/islam/obj_Jesus-sin.htm)

Böyle bir şey olabilir mi? Hem insan, hem tanrı...Bazen insan, bazen tanrı...Ayartıldığı zaman insan, diğer zamanlarda tanrı...Yani İsa; hem insan, hem de tanrı...İnsanlar, onun hangi haline itibar edecekler?..

İsa, gerçekten tanrının kendisi ise; tanrı, kendi kendini mi ayartıyor/denemeye tabi tutuyor?..

Hem; "Bu itirazı yanıtlamak biraz daha zordur; çünkü Kut­sal Yazılarda çok açık olmayan, İsa'nın tanrılığı ve insanlığı ara­sındaki ilişki alanına girer..." deniyor, hem de; akıl, ilim ve din dışı bir takım zorlama izahlara giriliyor. Birşeyin ba­tıl olduğunu söylemek varken, hakikatin sınırlarını bu ka­dar zorlamaya gerek var mı?

İsa'nın 'tanrı' olamayacağını çeşitli vesilelerle açıkladık. Ancak Hıristiyan dünyasından da bir örnekle bu hususu pe­kiştirelim

İsa'nın 'tanrı' olamayacağını çeşitli vesilelerle açıkladık. Ancak Hıristiyan dünyasından da bir örnekle bu hususu pe­kiştirelim:


İngiltere Monoteist Kilisesi 'nin kurucusu John Biddle (1615-1622) tarafından deklare edilen on iki esasta, İsa'nın ulu­hiyetine haklı gerekçelerle karşı çıkılmaktadır:

" 1- Tanrı'dan farklı olan Tanrı değildir. Kutsal Ruh, Tan­­rı­'­dan farklıdır. Öyleyse Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

2- İsraillilere Kutsal Ruhu gönderen, Yehova'dır. Öyleyse Yehova, Kutsal Ruh Değildir.

3- Kendi isteğince konuşmayan, Tanrı değildir. Kutsal Ruh, kendi isteğince konuşamaz. Öyleyse Kutsal Ruh, Tan­rı de­ğildir.

4- Tanrıya hiçbir şey öğretilmez Mesih, öğretilen şeyleri söyler. Öyleyse Mesih, Tanrı değildir. Yuhanna, 8/26; 'Ben söylediğim herşeyi O'dan işittim.'

5- İsa Yuhanna İncili'nde şöyle der; 'Herşeye herşeyi veren her kimse, yalnız o Tanrıdır.' Başkalarından alan, Tanrı olamaz.

6- Başkası tarafından gönderilen, Tanrı değildir. Kutsal Ruh, Tanrı tarafından gönderilmiştir. Öyleyse Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

7- Herşeyi vermeyen, Tanrı değildir. Tanrı'nın verdiğini alan, her şeyin vericisi değildir.

Tanrı'nın verdiği şeyi alan, insandır. Verilenin, vericinin kudretinde ve tertibinde görülen Tanrı imajı saçmadır. Re­sullerin İşleri: 17-25 : 'Tanrı herşeye hayat soluğu ve bütün şeyle­ri verir.'

8- Yer değiştiren, Tanrı değildir. Kutsal Ruh, yer de­ğiş­ti­rir. Öyleyse; Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

9- Hükmün gelmesi için Mesih'e ibadet eden, Tanrı de­ğil­dir. Kutsal Ruh, böyle yapmıştır.

Öyleyse; Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

10- Kendisine iman edilmeyen, Tanrı değildir. İnsanlar, Kutsal Ruh'a iman etmediler.

Şakirdler bile. Öyleyse Kutsal Ruh, Tanrı değildir.

11- Tanrı'dan olduğu için ikinci elden işiten Mesih, Tan­rı'­dan vahy edilen şeyleri bildirir.

Kutsal Ruh da, Tanrı'dan aldıklarını va'z etmiştir. Öy­ley­se; ne Kutsal Ruh, ne de Mesih, Tanrı değildir.

12- Tanrı'dan pek çok hususta farklı olan, Tanrı değil­dir. Kutsal Ruh, Tanrı'dan pek çok yönde farklıdır. Öyleyse Kut­­sal Ruh, Tanrı değildir." (*)

(*): Esasen, -Hıristiyan Amentüsü metni dışında- İsa, Yeni Ahid'in hiçbir yerinde ‘Ben Tanrıyım' demiyor. Bilakis, tam aksini söylüyor. Mesela, Matta 12/18'de; “İşte, benim seçtiğim kulum...” diyor. Tanrı'nın bu sözünü söyleye­rek, bunu kendisine tatbik eden İsa, Tanrı'nın kulu ve kölesi olmaktan gurur duymaktadır! Yine Matta 24/36 ve Markos 13/32'ye göre; dünyanın sonu ne zaman gelecek? sorusuna İsa şöyle cevap verir: “Fakat o gün ve saat hakkında, ne göklerin melekleri, ne de Oğul; yalnız Baba'dan başka kimse birşey bilmez.” Aynı şekilde Yuhanna 5/19'da şöyle denmektedir: “Doğrusu ve doğrusu size de­rim: ‘Baba'nın yapmakta olduğunu gördüğü şeyden başka Oğul kendiliğinden birşey yapamaz; çünkü O, ne şeyler yaparsa Oğul da onları öylece yapar.'” İsa, Tanrı olmadığını, fakat O'nda ‘fena fi'llah' olduğunu açıkça söylemektedir.

Siz, siz olun Yehova Şahitlerini evinizden, ailenizden ve hatta tanıdıklarınızdan ırak tutun.

Türk insanı üzerine bilinen ya da bilinmeyen birçok oyunlar oynanıyor.  Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman  Türk insani yoğun bir kı...