3 Şubat 2020 Pazartesi

MUHTALİF İNCİL İNSAN SÖZÜDÜR.

Öncelikle gerçek İncil'i haşa inkar etmiyoruz.Ayrıca İncil'de bulunan tüm ayetleride inkar etmiyoruz.Yani aslını yitirmemiş ayetlerinde olduğu İslam alimlerince kabul görmektedir.Ancak aşağıdaki saçma uydurmalar müstesna....

...HERŞEYİN BAŞI İMANDIR...

K. Mukaddes'in tanrısı nasıl bir tanrıdır. Yahudi ve hıristiyanlar nasıl bir
tanrıya inanırlar : Yorulan, pişman olan, acı duyan, güreşte yenilen,
korkan, kinci... bir tanrıdır, K.Mukaddesin tanrısı.

Yorulan tanrı : "... Ve tanrı yaptığı işi yedinci günde bitirdi ve yaptığı
bütün işten yedinci günde istirahat etti, dinlendi..." (Tekvin 2/2-3). Kim
dinlenir, tabi ki yorulan tanrılar.

Pişman olan, acı duyan tanrı : " Ve Rab yeryüzünde insanı yarattığına
pişman oldu ve yüreğinde acı duydu " (Tekvin 6/6).

Güreşte yenilen tanrı : " ... ve Yakup, seher sökünceye kadar bir adamla
gü-reşti... (adamı yenince) adam Yakub'a dedi :

Adın nedir ? Yakup. Yine adam ona, "artık sana Yakup değil, ancak İsrail*
(Bkz. Dipnot) denecek çünkü insanlarla ve Allah ile uğraşıp onları yendin. "
(Tekvin : 33/24-29)

Korkak tanrı : " Ve rab... derede oturanlar, kovamadı, çünkü demirden
savaş arabaları vardı." (Hakimler (1/19). Demirden savaş arabalarından
korkan bir tanrı...

Kinci bir tanrı : " Rab diyor, seninle milletleri, atı ve binicisini,
cenk arabasını ve binicisini, erkeği ve kadını, kocamış adamı ve genci, genç
adamı ve ere varmamış kızı, çobanı ve sürüsünü, çiftçiyi ve çiftini,
valileri ve kaymakamları... kıracağım..." (Yaremya : 51/20-26)

İslâm'ın ilahı, Allah (C.C) Kur'an da nasıl anlatılır : " O (Allah)
görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır.
O, acıyıcı olandır, acıyandır. O, kendinden başka tanrı olmayan, hükümran,
çok kutsal, esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu
her şeye geçiren, ulu olan Allah'tır. Allah müşriklerin (putperest, yahudi
ve hıristiyanların) ileri sürdüğü sıfatlardan ( yorulan, yenilen...)
münezzehtir. O, var eden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en
güzel isimler kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu
tespih ederler. O güçlüdür, her şeye hakimdir" (Haşr: 22-24).

Kutsal kitap anlamına gelen, iki kitaptan ( Eski ahit : Tevrat ve Zebur-Yeni
ahit: İncil) ve toplam 66 ayrı bölümden oluşan Kitab-ı Mukaddes, ilahi
(Allah'ın gönderdiği) bir kitap değildir. Yani K. Mukaddes ( Tevrat-Zebur ve
İncil), K.Kerim gibi Yüce Yaratıcı Allah'ın sözleri değil, insanların
yazdığı kitapların bir araya toplamış halidir. Bunu kendi yazmış oldukları
(hıristiyan ve yahudi) kaynakları da itiraf eder: Pr.Dr. Richard Friedman'a
göre, Tevrat'ı peygamber Yermiah ve havarisi Baruh ben-neriya yazmıştır. (
Yahudi yayın organı Şalom Gazetesi :13 Mayıs 1987). Ayrıca ,Tevratı yazdığı
söylenen Hz. Musa'nın, yine Tevrat'ta öldüğü ve gömüldüğü yerlerden
bahsedilmesi (Tesniye:34/6 ) Tevrat'ın daha sonra yazıldığının
kanıtların-dandır .

Günümüzde İncil Matta, Markos, Luka, Yuhanna tarafından yazılmış, insan
yazmalarından oluşan, Hz. İsa'nın hayatını anlatan tarihi bir eser
görünümündedir : "İncil'i Allah indirmemiş, hatta onu değişik peygamberlere
tek tek yazdırılmamıştır. ( Kur'an ve kutsal kitap, John Gılchrıst)". Hz.
İsa'nın tebliğ ettiği İncil, günümüzde, elimizde bulunan İncil değildir.
Bunun en büyük delili yine İncil'de bulunmaktadır.

".... İsa. Tanrının İncil'ini tebliğ ederek Galile'ye gelir..." (Markos :
1/14)

H.z İsa hangi İncil'i tebliğ ediyor, anlatıyordu ? Matta 'yımı, Luka'yımı
yoksa 300 sene sonra yasaklanacak İznik konsülünün reddettiği İncil'leri mi?

Günümüzdeki İncil şu an Hz. İsa'nın hayat öyküsünü içerir. ( Matta, Hz İsa
ile gezerken gördüklerini, Luka Hz. İsa ile başından geçen olayları,
Yuhanna, Markos... yine Hz. İsa ile olan anılarını ,aynı olayı, birbirine
zıt olarak İncil'de anlatırlar.). Hz. İsa halka neyi anlatıyordu, kendi
hayat hikayesini mi, doğumunu mu anlatıyordu ?... Matta'ya göre İncil varda,
"İsa'ya göre İncil neden yok ?" hala.

Eldeki en eski İncil Yunancadır. Hz. İsa ise İbranice konuşurdu...

Tüm bunlar elimizdeki Tevrat ve İncil'in bozulduğunu gösteren delillerdir.

Tevrat 39, İncil 27 bölümden oluşur. Hıristiyanlar, K.Mukaddesin tamamına
(yani sadece İncil'e değil, Tevrat, İncil, Zebur üçünü birden) inanırlar.
Yahudiler ise sadece eski Ahit'e - Tevrat'a inanırlar :
ve K. Mukaddesin peygamberleri nasıldır ?

Hz. Lut (A.S)'a iftira : Lut (A.S)'a iki kızı, şarap içirip sıra ile
yanlarına girip, onunla yatıp, babalarından hamile kalırlar.(Tekvin : 33-36)

Yahuda peygambere iftira : Gelini ile yatıp , hamile kalınca onun
yakılmasını emreden bir kayınpeder. (Tekvin : 38/15-25)

Davud (A.S) 'a iftira : Bir komutanın karısı ile yatıp hamile kalınca,
kocasını savaşa gönderip ölmesi için tezgah hazırlayıp, sonra da dul eşi ile
evlenir. (I. Samuel : 2-27). Oğlu Amnon kız kardeşi Tamar ile zorla yatıp
onu "alçaltır" ( I. Samuel : 13/1-39)

K. Mukaddes nasıl bir kitaptır?

Kalça, karın, göbek yuvarlağı, göğüs, boyun, göz, saç, dudaktan...
bahseden bölümleri ( Neşideler neşidesi 7:1-13) dışında, yahudi olmayanların
yabani hayvan kabul edildiği ( Tesniye : 8/ 21-22), Fırat ırmağı civarının
tanrı tarafından yahudilere verildiği ( Tesniye : 12/24), insanların
kasaplık koyun gibi ölüm gününe hazırlanmayı emreden (Yaremya : 13/3),
insanları delik deşik edip çocukların yere çalınıp, karılarının
kirletilmesini emreden ( İşaya: 13/15-16) ... ayetleri bulunan kutsal (!)
kitabın, K. Mukaddesin emirlerini yerine getiren siyonist ve emperyalistler,
dünyanın her yerinde müslüman kanını akıtmaya devam etmektedirler.

K. Mukaddes insan mahsulü olduğu için, içinde birbiri ile çelişen pek
çok ayet bulunmaktadır.

Şela kimin oğlu ? : Arpakşad'ın ( Tekvin: 11-12) - Kainan'ın (Lukas: 3-36)

Harun (A.S) nerede öldü ? : Hor dağında ( sayılar . 20-28) - Mosereya'da (
Tesniye :10-6)

Davud ( A.S)'u kim tahrik etti ? : Tanrı (II.Samuel: 21/1) - Şeytan
(Tarihler : 21-8)

Yehoyakin kaç yaşında kral oldu ? : 18 yaşında (II.Krallar : 24-8) - Sekiz
(II.Tarihler : 36-9)

Nuh (A.S) her canlıdan kaçar tane aldı ? : İkişer ( Tekvin : 6-19) - Yedişer
(Tekvin : 7-2)

Ahazya kaç yaşında kral oldu ? : Yirmi iki ( II.Krallar : 8-26 ) - Kırkiki (
II.Tarihler: 22-7)

Saulun kızı Mikal çocuk doğurdu mu ? : Çocuğu olmadı (I. Samuel : 6-23) -
Beş çocuğu oldu ( I. Sauel : 21-8)

İnsan kaç yıl yaşayabilir ? : En çok 120 yıl: ( Tekvin 6-3) - 403 yıl (
Tekvin : 11-13)

Tanrı yorulur mu ? : Rab yorulmaz : ( İşaya : 40-28) - İstirahat eder.(
Tekvin : 2-3)

Hz. İsa, Hz.Davud'un oğlu mu ? : Evet Davud'un oğlu (Luka : 18-38) - Hayır,
tanrının oğlu (Matta : 22-45)

Yusuf (A.S) 'ın babası kim ? : Yakup ( Matta: 1-16) - Heli (Luka : 3-23)

İbrahim'den Davud'a kaç nesil vardır ? : 14 (Matta : 1-17) - 15 (Luka:
3-31-34)

Eriha'dan çıkarken İsa'dan kaç kör yardım istedi ? : İki : (Matta: 20-30) -
Bir (Markos : 10-46)

H.z İsa ' nın şehadeti doğru mudur ? : Evet (Yuhanna: 5-31) - Hayır (
Yuhanna: 8-14)

Haçı kim taşıdı ? : Simon (Luka : 23-26) - İsa (Yuhanna : 19-17)

Yahuda İsa'yı öptümü ? : Öptü (Matta : 26-49) - Öpmedi ( Luka: 22-49)

Kabirden çııkan cinlenmişler kaç kişi idi ? : İki (Matta : 8-28) - Bir
(Markos:5-7)

H.z İsa'yı kim kabre koydu ?: Yusuf ve Nikodimus (Markos: 15-46) - Sadece
Yusuf: ( Yuhanna:19-42)

Mezarda kaç melek göründü ? : Bir (Matta: 28-2) - İki (Yuhanna : 20-12)
K. Mukaddes ve incil insan mahsulü olduğu için, içinde birbiri ile
çelişen pek çok ayet bulunmaktadır.

İncildeki mucizelerin kökenleri..

Son derece dikkat çekici olarak, Pagan Tanrısı Mitra da İsa'dan yüzyıllar önce bir yazıtta şöyle demiştir:

"Benim bedenimden yemeyecek kanımdan içmeyecek ve böylece benimle bir olmayacak kişi, kurtulamayacak kişidir!" (Godwin, J. Mystery Religions in the Ancient World 1981, 28) Bu ayetlerin kaynağı Eski Yunanlıların pagan Dionysos ve Attis kültüdür. Bu kültlerdeki bir ayinde, Dionysosçular sembolik olarak (hatta bazen bir hayvanı kurban ederek onun etini sembolleştirip) Dionysos'un etini yiyip kanını içiyorlardı. Bu sembolik ayin ile Dionysos'un ruhuyla birleştiklerine, ölümsüz olduklarına, arınıp yeniden doğduklarına inanıyorlardı.

İncil'in içinde Dionysos gizem kültünden alınan anlatımlardan biri yine Yuhanna İncili'nde bulunur:  Yu 2:1 "Üçüncü gün Celile'nin Kana köyünde bir düğün vardı. İsa'nın annesi oradaydı....

Yu 2:7 İsa hizmet edenlere, «Küpleri suyla doldurun» dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.

Yu 2:8 Sonra hizmet edenlere, «Şimdi bundan alın, şölen başkanına götürün» dedi. Onlar da götürdüler.
Yu 2:9-10 Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı..........
Yu 2:11 İsa bu ilk mucizesini Celile'nin Kana köyünde yaptı ve yüceliğini gösterdi. Öğrencileri de O'na iman ettiler."
Suyu şaraba dönüştürme mucizesini gerçekleştiren, o yıllarda son derece popüler olan Yunan şarap tanrısı Dionysos'tur. (Otto, W.F. Dionysos Myth And Cult, 98, "The History of the Early Church" Lietzmann, 314)  Dionysos da pek çok kere suyu şaraba dönüştürmüştü ve bu mucize de o yıllarda Efeslilerce her yıl kutlanmaktaydı. Bu en önemli ve en "popüler" mucizenin, İsa'nın da ilk gerçekleştirdiği mucize olarak anlatılmasının, Hristiyanlığın paganizmden geldiğini savunanlar tarafından oldukça "anlamlı" olduğu iddia edilmektedir.  Dikkat çekici olarak görülen bir diğer konu, suyu şaraba dönüştürme mucizesinin gerçekleştiği mekandadır. Mite göre, Dionysos'un ilk kez suyu şaraba dönüştürdüğü mekan da aynı İncil'de anlatıldığı gibi bir düğündü, Ariadne ile Dionysos evleniyorlardı, İsa'ya uyarlanan suyu şaraba dönüştürme mucizesi de incil'de anlatıldığı üzere bir düğünde gerçekleşmiştir.
Pagan hikayeleri ile hristiyanlık arasında son derece dikat çekici olduğu söylenen benzerliklerden biri de "suları dindirme" mucizesidir:
Mar 4:37 "Bu sırada büyük bir fırtına koptu. Dalgalar kayığa öyle saldırıyordu ki, kayık neredeyse suyla dolmuştu.
Mar 4:38 İsa, kayığın kıç tarafında bir yastığa yaslanmış uyuyordu. Öğrenciler O'nu uyandırıp, «Öğretmenimiz, batıyoruz! Hiç aldırmıyor musun?» dediler.
Mar 4:39 İsa kalkıp rüzgârı azarladı, göle, «Sus, sakin ol!» dedi. Rüzgâr dindi, ortalık sütliman oldu."  Pitagor, Empedocles gibi kahramanlar da, mitlerde anlatıldığında göre, havarileri denizlerde nehirlerde daha kolay yol alması için dalgaları, denizleri ve nehirleri mucizevi bir şekilde "dindirmiştir". (Iamlichus "Life of Pythagoras, 28) Bu "dalgaları ve rüzgarı dindirme"   mucizesini daha önce Epimenides, Abaris de gerçekleştirmişti.  Bir Pagan olan Tyana'lı Apollonius da aynı İsa gibi, hastalıkları iyileştiriyor, mucizeler yapıyor ölüleri diriltiyor ve kötü ruhları kovuyordu, İncil'de anlatılan hemen hemen her mucizeye Apollonius da İsa'dan önce sahipti.
Bir başka "çok dikkat çekici" olan benzerlik de kötü ruhlar ve onların domuz sürüsü içine girmesidir:
Mar 5:11 Orada, dağın yamacında otlayan büyük bir domuz sürüsü vardı.
Mar 5:12 Kötü ruhlar İsa'ya, «Bizi şu domuzlara gönder, onlara girelim» diye yalvardılar.
Mar 5:13 İsa'nın izin vermesi üzerine kötü ruhlar adamdan çıkıp domuzların içine girdiler. Yaklaşık iki bin domuzdan oluşan sürü, dik yamaçtan aşağı koşuşarak göle atlayıp boğuldu."
Kötü ruhların bir domuzun içine girmesi yani aynı motif Eleusis'teki pagan gizem ayinlerinde bulunmaktadır.
Bu pagan ayinine göre, inisiyasyon öncesi arınma işlemi olarak 2000 kadar inisiye (Tam olarak İncil'de verilen sayı!) domuzlarla birlikte arınmak için yıkanırdı, böylece kötü ruhların kendilerinden çıkarak domuzlara geçtiğine inanırlardı ve domuzlar kendilerini uçurumdan aşağı atarak bir nevi "doğal kurban" olurlardı, hemen hemen aynı motif İncil'de İsa'nın hikayesine uyarlanarak anlatılmıştır. Bir başka pagan motifi şu ayetlerde anlatılır:
Elç 2:6 "Bunlar sesi işittikleri zaman büyük bir kalabalık halinde toplandılar. Her biri kendi dilinde konuşulduğunu duyunca şaşakaldılar.
Elç 2:7 Hayret ve şaşkınlık içinde, «Bakın, bu konuşanların hepsi Celileli değil mi?» diye sordular.
Elç 2:8 «Nasıl oluyor da her birimiz kendi ana dilimizi işitiyoruz?
Elç 2:9-11 Aramızda Partlar, Medler, Elamlılar var. Mezopotamya'da, Yahudiye ve Kapadokya'da, Pontus ve Asya ilinde, Frikya ve Pamfilya'da, Mısır ve Libya'nın Kirene'ye yakın bölgelerinde yaşayanlar var. Hem öz Yahudi hem de Yahudiliğe dönme Romalı konuklar, Giritliler ve Araplar var aramızda. Ama her birimiz Tanrı'nın büyük işlerinin kendi dilimizde konuşulduğunu işitiyoruz.»"
Aynı motifi, İsa'dan yüzyıllar önce Trophonius ve Delos'ta anlatılmıştır.Efsaneye göre buradaki kahinler bazılarının anlayamayacağı biçimde konuşur bazı tanıklar her birinin kendi ana dillerinde konuştuklarını işitmiştir.  İsa'dan yüzyıllar önce oluşmuş Osiris-Dionysos mitsel motiflerinde ve anlatımlarında İsa'nın hikayesiyle yakından ilgili pek çok detay bulmak mümkündür ve aradaki benzerliklerin "şaşırtıcı" olduğu dile getirilmektedir:     -Osiris-Dinonysos, aynı İsa gibi, Tanrı'nın yaptığı etten kemikten bir varlık ve Tanrı'nın oğlu'dur.
   -Osiris-Dionysos, aynı İsa gibi, dünyanın günahları nedeniyle bir kurban olarak Paskalya zamanında ölmüştür. (Bazı hristiyanlar buradaki ifadeye itiraz etmiştir, benzerlik: İsa'nın "dünyanın günahları nedeniyle kurban olarak ölmesi" "Paskalya zamanı" ölmesi ise sadece bir ayrıntı ve hristiyanlık ile İLGİSİ olduğu için yazılmıştır, "İsa da paskalya zamanı öldü" demedim, söylemeye çalıştığım Osiris-Dionysos'un hristiyanlık için ÖNEMLİ sayılan bir günde öldüğü. Tesadüf mü? tabi ki hayır!) 


 -Osiris-Dionysos'un, Attis'in ölümü ve yeniden dirilişi, aynı hristiyanlıkta olduğu gibi, onun etini ve kanını sembolize eden ekmek ve şarabın yenilip içilmesinden oluşan bir ritüel ile kutlanır.

   -Osiris-Dionysos'çular da aynı hristiyanlıkta olduğu gibi, kendi kurtarıcılarının son günlerde tekrar dünyaya geleceğine inanmışlardı.

   -Osiris-Dionysos ölümünün ardından cehenneme iner ve aynı İsa gibi, üçüncü gün yeniden dirilir ve aynı İsa gibi göğe yükselir.

   -Osiris-Dionysos'un babası aynı İsa'nın "babası" gibi Tanrı'dır, ayrıca annesi de aynı İsa'nın annesi gibi bakiredir.  Çeşitli bilim adamları; Hristiyanlık ile Paganizm arasındaki daha pek çok benzerliğin kilise tarafından eskiden beri bilindiğini bu nedenle de eski Roma kilisesinin bu kanıtları ortadan kaldırmak için, gücünün elverdiği ölçüde, bütün pagan yazıtlarını ve belgelerini sistematik olarak yok etmeye çalıştığını ve büyük ölçüde de başardığını söylemektedir.

Paganizm ve hristiyanlık arasındaki bu büyük benzerlikler,(yukarıda yazdıklarım yalnızca birkaç örnek daha sonra yazmaya devam edeceğim) Celsus gibi pagan yazarları tarafından açıkça dile getirilmişti ve biliniyordu, Tertullian, Justin Martyr, Irenaeus gibi kilise babaları da paganizm ile dinlerinin bu kadar birbirine benzemesinden çok rahatsız olmuşlardı ve bu benzerliklerin olsa olsa "şeytan işi" olduğunu öne sürüyorlardı! Onlara göre "şeytan", hristiyanlık oluşmadan yüzyıllar evvel pagan dinlerine nufüz etti ve onları daha oluşmamış olan hristiyanlığın taklidi yaptı!
Hristiyanlık/Paganizm konusunda yazan bilim adamları, Hristiyanlık ile Paganizmin benzerliklerinden ayrıca Gnostisizm olgusundan sonra, hristiyanlığın öz itibariyle tamamen Pagan öğeler üzerine kurulu bir gizem kültü olduğu sonucunu çıkarmıştır ve bu bilim adamları, hristiyanlığın kökenine ilişkin, genel ve özet olarak, şu sonuçlara varır:
Pagan ruhsallığı ve mistisizmi bilindiği üzere, daha derin, ruhsal ve ezoterik mevzuları anlatmak için, devamlı mitsel ve sembolik anlatımlar kullanmıştır, ilk yüzyıllarda yaşamış pek çok Pagan yazar, bu olguyu defalarca gündeme getirmiştir, gizli ve mistik öğretiler herkese anlatılamaz ancak "inisiye" olmuş kişilere açıklanabilirdi veya halka, "sıradan" insanlara açıklanırken üzeri mitlerle ve sembolizmle örtülürdü içlerinden daha "ruhsal" ve "spiritüel" olanların bunları anlaması beklenirdi.Dolayısıyla paganlar, Dionysos-Osiris mitlerini ve benzerlerini gerçek "tarihsel" olaylar olarak değil de, bir takım ezoterik konuların şifrelenmiş biçimleri, mit olarak görüyorlardı çoğu zaman bu mitleri değiştiriyorlar ve ezoterik hakikatleri sıradan halka daha iyi anlatmak için zenginleştiriyorlardı.
Paganlar tarafından pek çok kez işgal edilen ve kültürel asimilasyona uğrayan Yahudilerden bir kısmı, özellikle Babil sürgününden ve İskender'in işgalinden sonra, kendi geleneklerini terk etmiş ve paganlaşmaya başlamıştı bu yahudilere "hellenistik yahudiler" veya "hellenleşmiş Yahudiler" de denmektedir. Bu yahudiler Pagan mistisizmi ve ruhsallığından etkilenip kendilerini bu konularda geliştirmişler ve Gnostisizmin yapılanmasında çok önemli bir rol oynamışlardır, Gnostisizm mistisizmi ve ruhsallığı itibariyle Paganizm ile pek çok konuda aynı olgulardan bahsetmektedir.
Gnostikler, Dionysos-Osiris, Mitra gibi gizem külterinin izinden giderek bu mitleri kendileri tekrar yazmaya ve zenginleştirmeye başladılar, amaçları Paganizm, Hinduizm, Taoizm ve çeşitli uzak doğu dinlerinde de zaten çok eskiden beri anlatılmakta olan bir takım "gizli" bilgileri, aynı Dionysos'çuların ve paganların yaptığı gibi, mitsel bir kılıfın içine sokarak halka anlatmaktı, ancak Yahudi kökenden gelen kişilerin etnik dinlerinde bir "mesih" beklentisi vardı ve üst üste gelen işgallerden yağmalamalardan sonra, özellikle MS 70 yılında bütün yahudilerin dağıtılmasından sonra bu beklentinin doruk noktasına ulaştığı söylenir, Osiris-Dionysos mitleri yeniden yazılırken bir şekilde Yahudi öğeler de kullanılmalıydı.
Yüksek hakikatleri halka mitsel bir kılıf içinde sunmak amacıyla Gnostikler de kendi Osiris-Dionysos mitlerini yüksek sembolik ve mistik manalarla birlikte, oluşturmaya başladı, kurtarıcılarının adı, daha sonra "İsa" ve ingilizcede "Jesus" olarak bilinecek, "Iesous" idi. Bu isim özellikle oluşturulmuştu veya seçilmişti çünkü şifreliydi, 888 yazısını ifade ediyordu, Yunan alfabesindeki 24 harfin kendisiyle ilişkili bütün sayıları toplandığında 888 ediyordu ve bu, "sihirli" sayılıyordu bu nedenle Matematikçi pagan Pitagor'un izinden de giderek matematiksel olarak şifreli isim verdikleri bir yaratıcıyla Dionysos-Osiris mitlerini yeniden yazmaya başladılar.
İsa mitini oluşturmaya başlayan Gnostiklere göre İsa, "Daemon" adı verilen ölümsüz yüksek "benlik"i simgeliyordu, aynı Pagan mistisizminde olduğu gibi anlatılmak istenen gizli bilgi, Logos da sayılan bu yüksek benliğin herkesin içinde oluşuydu, başka bir deyişle bütün insanlar Tanrı'nın benliğine sahiptiler ve hepsi de Tanrı'nın "parçalarıydılar" bütün bilinç öz itibariyle "bir" olanın parçalarıydı, bu ifadeler ilk yüzyıl gnostik yazarlarca sürekli dile getirilmiştir, bu öğretilerin Hinduizm kutsal metinlerinde Upanişadlarda ve Bhagavad Gita'da eskiden beri anlatılmakta olan öğretiler olması dikkat çekicidir.
Bilim adamları, bugünkü kanonik incil'in içindeki en eski belgelerin, Pavlus'un yazıları olduğu konusunda hemfikirdirler, Gnostisizm konusunu gündeme getiren bilim adamlarına göre Pavlus'un kendisi, Gnostisizmin en büyük filozofu ve rahibiydi, gerçekten de, ilginç bir şekilde, ilk yüzyıllarda yaşamış çoğu gnostik ve pagan, Pavlus'u "ruhsal önderleri" olarak kabul etmiştir ancak öte yandan Gnostiklerin oluşturduğu İsa mitini tam aksi ve ilginç bir şekilde daha sonra "literal" olarak ele alan ve bütün gizemleri, sırları örterek sadece mitsel yönüyle ve bunun tarihte gerçekten yaşandığıyla ilgilenen Roma kilisesine (bugünkü hristiyanlık) göre Pavlus, ortodoksluğun en büyük savunucusu idi.
İncil'de Pavlus'un mektupları, gerçekten de Gnostik terimler ve anlatımlar, mistik ayrıca anlaşılması "zor" görünen tuhaf sözlerle doludur, Pavlus "Pastoral mektuplar" da denilen Timothy ve Titus bölümlerinde Gnostisizmi ilginç bir şekilde direkt eleştirmiştir! Bu eleştiri, Gnostisizmin büyük savunucusu olduğu söylenen Pavlus'un diğer yazdıkları ve mistik öğretileriyle nasıl açılanabilirdi? Bilim adamlarının büyük bir kısmı, dil bilimsel, edebi incelemelerden sonra İncildeki Pastoral mektupların Pavlus'a ait olmadığı sonucuna ulaşmıştır, bunlar Pavlus'u "ortodoks hristiyan" olarak göstermek isteyen literalist Roma kilisesi tarafından özellikle oluşturulup veya "elden geçirilip" İncil'e konmuştu.
Pavlus'un mektuplarında (Pastoral mektupları hariç) İsa'nın gerçekten tarihsel, gerçek bir figür olduğuyla ilgilenilmez, Gnostiklerin ruhani lideri olduğu söylenen Pavlus, mistisizm ve semboller aracılığıyla pek çok şey anlatmaya çalışır, çarmıh ifadesi literalist hristiyanların anladığı şekilde (bugünkü hristiyanlık) literal olarak gerçekleşen bir olgu olarak görülmez, çarmıh ifadesi ile sembolizmle çok daha derin ruhani bir hakikat anlatılmaya çalışılmıştı, çarmıha gerilmek alt benliği, hayvani doğayı kurban edip üst benliği, sonsuz enerji ve her canlının içindeki öz olan Daemon'un idrak etmeyi simgeliyordu, örneğin paganlara ait çok eski bir sütunda tuhaf bir şekilde çarmıha gerili, eşşek kafasına sahip bir adam yanında da inisiye olan bir kişi resmedilmiştir, eşek kafasına sahip adam alt benliği hayvani doğayı simgelemektedir ve pagan dinlerinde çok yaygın olarak kullanılan bir figürdür, İsa'nın Kudüs'e eşek sırtında gelmesi mitinin de çeşitli manaları vardır.(Üçüncü bölümde değineceğim)



Dionysos'u çarmıha gerili olarak gösteren bir şekil:
Bilim dünyasında bilindiği gibi, İsa'yı haç üzerindeyken gösteren en eski bulgular 5. yüzyıldan sonrasına aittir, ancak son derece dikkat çekici bir şekilde ilk defa 3. yüzyıla ait bir kabartma bulunmuştur, bu resimdeki kişi aynı İsa gibi çarmıha gerilmiş olarak görülür ama hemen altında Grekçe "Orpheus Bacchus"yazar...Bu isimler Pagan Tanrısı Dionysos'un diğer isimleridir! Robert Eisler ve Guthrie isimli bilim adamları bunlara kitaplarında yer vermişler ve "son derece dikkat çekici" olduğunu ifade etmişlerdir. (Robert Eisler: "Orpheus - The Fisher: Comparative Studies in Orphic and early Christian cult symbolism" P54 "The Crucified Christ as Orpheus", WKC Guthrie: "Orpheus and Greek Religion " P265  ) Asıl anlatılmak istenen herkesin içinde olan Daemon benliği'dir, alt benliği hayvani doğayı yenip, üst benliğin Tanrısallığın farkına varılmasıdır, İsa mitini oluşturan Gnostiklere göre İsa, Daemonu yani herkesin içinde olan Tanrı'yı simgeliyordu.Çeşitli bilim adamlarınca Gnostik rahip olarak kabul edilen Pavlus, diğer gnostiklerin mitlerle gizlediği ve "gizli bilgi, sır" olarak nitelediği olguyu incil'de şöyle açıklamıştı:


Kol.1:26-27 "....Görevim, Tanrı sözünü, yani geçmiş çağlardan ve kuşaklardan gizlenmiş, ama şimdi O'nun kutsallarına açıklanmış olan sırrı her yerde duyurmaktır. 27Tanrı, kendi kutsallarına bu sırrın uluslar arasında ne denli yüce ve zengin olduğunu bildirmek istedi. Bu sırrın özü şudur: Mesih içinizde bulunuyor. Bu da size yüceliğe kavuşma ümidini veriyor." (Pavlus ve Gnostisizm konusuna sonraki bölümlerde daha detaylı olarak değineceğim)

Pavlus'un sahte kabul edilen pastoral mektupları dışındaki mektupları incelendiğinde, Gnostisizm öğrettiği açıkça belli olmaktadır, zaten pek çok pagan ayinini ve Gnostiklerin kullandığı çoğu terimi,(pneuma, gnosis, teleioi, sophiadoxa gibi) pagan yazıtlarından da alıntılar yaparak kullanıp anlatmıştır., buna göre İsa tarihsel bir figür olmayıp insanların içindeki yüksek benliği simgeleyen Daemon idi.

Nag Hammadi mağarasında bulunan, Gnostik yazıtlardan oluşan Nag Hammadi belgeleri Pavlus'un anlattıklarıyla aynı gibidir, Thomas İncil'i, Philip incil'i gibi pek çok Gnostik yazıt da İsa'nın Daemon olduğunu, herkesin de bu benliğe sahip olduğu dolayısıyla herkesin Tanrı'nın parçaları olduğu belirtilmektedir.

Sonuç olarak bu konuda yazan bilim adamları; Gnostiklerin, çeşitli ruhsal sırları anlatmak için    Dionysos/Osiris, Mitra mitlerinden yararlanarak bilinçli şekilde oluşturdukları İsa mitinin, MS 70 yılında Yahudilerin paramparça edilmesi sonrasında, dönemin koşullarının da etkisiyle Literalist Roma kilisesi tarafından alınıp elden geçirildiği, hararetli bir şekilde "mesih" bekleyen yahudilerin beklentileri doğrultusunda "gerçek" olarak kabul edildiği böylece "mit" olmaktan bilinçlice çıkarıldığı ve bugünkü hristiyanlık biçimini oluşturduğu görüşünü belirtmişlerdir.

H.z İsa hangi İncil’i tebliğ ediyor,anlatıyordu ?



Kutsal kitap anlamına gelen, iki kitaptan ( Eski ahit : Tevrat ve Zebur-Yeni ahit: İncil) ve toplam 66 ayrı bölümden oluşan Kitab-ı Mukaddes, ilahi (Allah’ın gönderdiği) bir kitap değildir.
Yani K. Mukaddes ( Tevrat-Zebur ve İncil), Kuran'ı Kerim gibi Yüce Yaratıcı Allah’ın sözleri değil, insanların yazdığı kitapların bir araya toplamış halidir. Bunu kendi yazmış oldukları (hıristiyan ve yahudi) kaynakları da itiraf eder: Pr.Dr. Richard Friedman’a göre, Tevrat’ı peygamber Yermiah ve havarisi Baruh ben-neriya yazmıştır. ( Yahudi yayın organı Şalom Gazetesi :13 Mayıs 1987). Ayrıca ,Tevratı yazdığı söylenen Hz. Musa’nın, yine Tevrat’ta öldüğü ve gömüldüğü yerlerden bahsedilmesi ( Tesniye: 34/6 : “Rabbin sözüne göre; Rabbin kulu Musa orada, Moab diyarında öldü ve Moab diyarında Beyt-peor karşısındaki derede onu gömdü” ) Tevrat’ın daha sonra yazıldığının kanıtlarındandır .
Günümüzde İncil Matta, Markos, Luka, Yuhanna tarafından yazılmış, insan yazmalarından oluşan, Hz. İsa’nın hayatını anlatan tarihi bir eser görünümündedir : “İncil’i Allah indirmemiş, hatta onu değişik peygamberlere tek tek yazdırılmamıştır. ( Kur’an ve kutsal kitap, John Gılchrıst)”. Hz. İsa’nın tebliğ ettiği İncil, günümüzde, elimizde bulunan İncil değildir. Bunun en büyük delili yine İncil’de bulunmaktadır.
İsa. Tanrının İncil’ini tebliğ ederek Galile’ye gelir (Markos : 1/14)
H.z İsa hangi İncil’i tebliğ ediyor, anlatıyordu ?
Matta ‘yımı, Luka’yımı yoksa 300 sene sonra yasaklanacak İznik konsülünün reddettiği İncil’leri mi?
Günümüzdeki İncil şu an Hz. İsa’nın hayat öyküsünü içerir. ( Matta, Hz İsa ile gezerken gördüklerini, Luka Hz. İsa ile başından geçen olayları, Yuhanna, Markos … yine Hz. İsa ile olan anılarını , aynı olayı, birbirine zıt olarak İncil’de anlatırlar.) Hz. İsa halka neyi anlatıyordu, kendi hayat hikayesini mi, doğumunu mu anlatıyordu ?… Matta’ya göre İncil varda, “İsa’ya göre İncil neden yok ? ” hala.
Eldeki en eski İncil Yunancadır. Hz. İsa ise İbranice konuşurdu…
Tüm bunlar elimizdeki Tevrat ve İncil’in bozulduğunu gösteren delillerdir.
Tevrat 39, İncil 27 bölümden oluşur. Hıristiyanlar, K.Mukaddesin tamamına (yani sadece İncil’e değil, Tevrat, İncil, Zebur üçünü birden) inanırlar. Yahudiler ise sadece eski Ahit’e - Tevrat’a inanırlar :
K. Mukaddes’in tanrısı nasıl bir tanrıdır. Yahudi ve hıristiyanlar nasıl bir tanrıya inanırlar : Yorulan, pişman olan, acı duyan, güreşte yenilen, korkan, kinci… bir tanrıdır, K.Mukaddesin tanrısı.
Yorulan tanrı : “… Ve tanrı yaptığı işi yedinci günde bitirdi ve yaptığı bütün işten yedinci günde istirahat etti, dinlendi…” (Tekvin 2/2-3). Kim dinlenir, tabi ki yorulan tanrılar.
Pişman olan, acı duyan tanrı : ” Ve Rab yeryüzünde insanı yarattığına pişman oldu ve yüreğinde acı duydu ” (Tekvin 6/6).
Güreşte yenilen tanrı : ” … ve Yakup, seher sökünceye kadar bir adamla güreşti… (adamı yenince) adam Yakub’a dedi :
Adın nedir ? Yakup. Yine adam ona, “artık sana Yakup değil, ancak İsrail* (Bkz. Dipnot) denecek çünkü insanlarla ve Allah ile uğraşıp onları yendin. ” (Tekvin : 33/24-29)
Korkak tanrı : ” Ve rab… derede oturanlar, kovamadı, çünkü demirden savaş arabaları vardı.” (Hakimler (1/19). Demirden savaş arabalarından korkan bir tanrı…
Kinci bir tanrı : ” Rab diyor, seninle milletleri, atı ve binicisini, cenk arabasını ve binicisini, erkeği ve kadını, kocamış adamı ve genci, genç adamı ve ere varmamış kızı, çobanı ve sürüsünü, çiftçiyi ve çiftini, valileri ve kaymakamları… kıracağım…” (Yaremya : 51/20-26)Sarhoş : “Şaraptan bağıran gibi uyandı tanrı ” ( Mezmurlar : 79/65)
Öfkeli: ” Burnundan duman yükseldi, ağzından ateş yiyip bitirdi, …” ( Samuel :22/9 )
Uyuyan: ” Kalk, uyan niçin uyuyorsun ya rab ” ( Mezmurlar : 44/23 )
İslâm’ın ilahı, Allah (C.C) Kur’an da nasıl anlatılır : ” O (Allah) görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah’tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır. O, kendinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal, esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu her şeye geçiren, ulu olan Allah’tır. Allah müşriklerin (putperest, yahudi ve hıristiyanların) ileri sürdüğü sıfatlardan ( yorulan, yenilen…) münezzehtir. O, var eden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel isimler kendisinin olan Allah’tır. Göklerde ve yerde olanlar O’nu tespih ederler. O güçlüdür, her şeye hakimdir” (Haşr: 22-24).
K. Mukaddesin peygamberleri nasıldır ?
Hz. Lut (A.S)’a iftira : Lut (A.S)’a iki kızı, şarap içirip sıra ile yanlarına girip, onunla yatıp, babalarından hamile kalırlar.(Tekvin : 33-36)
Yahuda peygambere iftira : Gelini ile yatıp , hamile kalınca onun yakılmasını emreden bir kayınpeder. (Tekvin : 38/15-25)
Davud (A.S) ‘a iftira : Bir komutanın karısı ile yatıp hamile kalınca, kocasını savaşa gönderip ölmesi için tezgah hazırlayıp, sonra da dul eşi ile evlenir. (I. Samuel : 2-27). Oğlu Amnon kız kardeşi Tamar ile zorla yatıp onu “alçaltır” ( I. Samuel : 13/1-39)
Hz. Nuh (AS)’a iftira: Nuh’a oğlu tecavüz eder Ve Nuh, çiftçi olmağa başladı ve bir bağ dikti, ve şaraptan içip sarhoş oldu ve çadırının içinde çıplak oldu…Ve Nuh, şarabından ayıldı ve küçük oğlunun kendisine yaptığını(…) anladı ve dedi: Kenan lanetli olsun; kardeşlerine kullar kulu olacaktır.” ( Tekvin: 9/20-25 )
K. Mukaddes nasıl bir kitaptır?“Ben size diyorum ki kimde varsa ona daha çok verilecektir. Ama kimde yoksa kendisinde olunan da alınacaktır. Üzerinde kral olmamı istemeyen düşmanlarıma gelince , onları buraya getirin ve gözümün önünde öldürün” ( Lula: 19: 26-27)“Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın ! Ben barış değil, kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben oğula babasının, kızla anasının, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim.İnsanın düşmanları, kendi av halkı olacaktır.” ( Matta:10-34-36 )Kalça, karın, göbek yuvarlağı, göğüs, boyun, göz, saç, dudaktan…  bahseden bölümleri ( Neşideler neşidesi 7:1-13) dışında, Yahudi olmayanların yabani hayvan kabul edildiği ( Tesniye : 8/ 21-22), Fırat ırmağı civarının tanrı tarafından yahudilere verildiği ( Tesniye : 12/24), insanların kasaplık koyun gibi ölüm gününe hazırlanmayı emreden (Yaremya : 13/3), insanları delik deşik edip çocukların yere çalınıp, karılarının kirletilmesini emreden ( İşaya: 13/15-16) … ayetleri bulunan kutsal (!) kitabın, K. Mukaddesin emirlerini yerine getiren siyonist ve emperyalistler, dünyanın her yerinde Müslüman kanını akıtmaya devam etmektedirler.
K. Mukaddes insan mahsulü olduğu için, içinde birbiri ile çelişen pek çok ayet bulunmaktadır.
Şela kimin oğlu ? : Arpakşad’ın ( Tekvin: 11-12) - Kainan’ın (Lukas: 3-36)
Harun (A.S) nerede öldü ? : Hor dağında ( sayılar . 20-28) - Mosereya’da ( Tesniye :10-6)
Davud ( A.S)’u kim tahrik etti ? : Tanrı (II.Samuel: 21/1) - Şeytan (Tarihler : 21-8)
Yehoyakin kaç yaşında kral oldu ? : 18 yaşında (II.Krallar : 24-8) - Sekiz (II.Tarihler : 36-9)
Nuh (A.S) her canlıdan kaçar tane aldı ? : İkişer ( Tekvin : 6-19) - Yedişer (Tekvin : 7-2)
Ahazya kaç yaşında kral oldu ? : Yirmi iki ( II.Krallar : 8-26 ) - Kırkiki ( II.Tarihler: 22-7)
Saulun kızı Mikal çocuk doğurdu mu ? : Çocuğu olmadı (I. Samuel : 6-23) - Beş çocuğu oldu ( I. Sauel : 21-8)
İnsan kaç yıl yaşayabilir ? : En çok 120 yıl: ( Tekvin 6-3) - 403 yıl ( Tekvin : 11-13)
Tanrı yorulur mu ? : Rab yorulmaz : ( İşaya : 40-28) - İstirahat eder.( Tekvin : 2-3)
Hz. İsa, Hz.Davud’un oğlu mu ? : Evet Davud’un oğlu (Luka : 18-38) - Hayır, tanrının oğlu (Matta : 22-45)
Yusuf (A.S) ‘ın babası kim ? : Yakup ( Matta: 1-16) - Heli (Luka : 3-23)
İbrahim’den Davud’a kaç nesil vardır ? : 14 (Matta : 1-17) - 15 (Luka: 3-31-34)
Eriha’dan çıkarken İsa’dan kaç kör yardım istedi ? : İki : (Matta: 20-30) - Bir (Markos : 10-46)
H.z İsa ‘ nın şehadeti doğru mudur ? : Evet (Yuhanna: 5-31) - Hayır ( Yuhanna: 8-14)
Haçı kim taşıdı ? : Simon (Luka : 23-26) - İsa (Yuhanna : 19-17)
Yahuda İsa’yı öptümü ? : Öptü (Matta : 26-49) - Öpmedi ( Luka: 22-49)
Kabirden çııkan cinlenmişler kaç kişi idi ? : İki (Matta : 8-28) - Bir (Markos:5-7)
H.z İsa’yı kim kabre koydu ?: Yusuf ve Nikodimus (Markos: 15-46) - Sadece Yusuf: ( Yuhanna:19-42)
Mezarda kaç melek göründü ? : Bir (Matta: 28-2) - İki (Yuhanna : 20-12). Devamı :333 çelişki adlı dosyada!Bernard Shaw: “Dünyanın en tehlikeli kitabını kilit altında tutun” der…
K.mukaddes daha birçok katma ve çıkartmaları bünyesinde barındırmaktadır…
Hıristiyanların kabul ettikleri Kitab-ı Mukaddes’in I. bölümü; Tevrat’tan hareketle, Yahudilerde ırkçılık üzerine bir kaç tespit:
“Ve Allah’ın Rab ( Yehova) o milletleri senin önünden azar, azar kovacak, onları çabukça bitiremezsin yoksa senin üzerine kır hayvanları (Goyim) çoğalır ve Yahova onların krallarını senin eline verecek.” ( Tesniye, Bab: 22/24)
İsrailli haham Rabbi Shim’on: ” Yahudi olmayanların en iyisi mi; öldür. Yılanın en iyisi mi; beynini parçala.” ( İsael Shahak, Jewish History, S:78)
Yaratılış merdiveninde farklı basamaklar olduğunu herkes doğal olarak kabul eder; önce inorganik nesneler, bitiler ve hayvanlar alem, sonra konuşan, yaratıklar ve hepsinin üstünde Yahudiler.” ( Siyonizm ve ırkçılık, Ankara Üniversitesi Siy. Bilg. Fak. Yay., Sources de la pense’e juive contemporaine, Sf: 49)
Hıristiyan teslise (Baba- Oğul- Ruhul Kudüs) inanırlar. Baba doğmamış, oğul ve ruh doğmuştur. Üçü her zaman bir arada idiler.
Morkos 13-32) :” Ne melekler, ne de oğul, babadan başka kimse bir şey bilmez.”
Markos 10-18): ” İsa dedi: … birden başka kimse iyi değildir o da Allah’tır ”
İsa, baba ile bir olsa onun gibi her şeyi bilmesi gerekmez mi ?
Baba, oğul mecazi anlamda kullanılmış olabilir mi ? Bu mecaz, zamanla asıl anlam gibi algılanmış olabilir mi :
Matta (5-9) : ” Ne mutlu sulh edicilere, çünkü onlar Allah oğulları çağrılacaklar”
Matta (6-14): ” İnsanların suçlarını bağışlarsanız , semavi babanız da size bağışlar.”
I. Yuhanna (5-19) : “Biliriz ki biz Allah’tanız…”
Tanrı tüm insanların babası (Rabbi)’dir. Hıristiyanlar İsa(A.S) söz konusu olunca baba, oğul kelimelerini hakiki manalarında, diğer insanlar söz konusu olunca mecazi manalarda anlamaktadırlar. Bu ayırımın sebebi nedir?
K. Mukaddes’te tevhid- Allah’ın bir olması:
Tesniye (4-39) : “Yukarıda göklerde ve aşağıda yerde Rab, o Allah’tır başka yoktur”
Tesniye (6-4) : ” Dinle ey İsrail : Allah’ınız Rab, bir olan Rabtir.”
Tesniye (32-39) :” Şimdi görün ki , ben O’yum, katımda ilah yoktur”
I. Samuel (2-2) :” … Senden başka ilah yoktur.”
I. Krallar (8-60) : “… Rab, Allah olan odur, ondan başka yoktur.”
İsaya (45-5,6) : ” Rab benim ve başkası yoktur, benden başka Allah yoktur”
İsa (A.S) Allah’ın kulu ve Resulüdür:
Matta (12-18) : ” İşte benim seçtiğim kulum”
Luka (24-19) : “… Kudretli bir peygamber olan Nasıralı İsa.”
Kur’an Hıristiyanlara şöyle seslenmektedir :
“Ey kitap ehli. Dininizde aşırı gitmeyin. Allah hakkında yalnız gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih. Sadece Allah’ın peygamberleridir… (Allah) üçtür demeyin, bundan vazgeçin (Nisa Suresi :171)

HZ İSA YI TANRI YAPAN ZİHNİYET NASIL RABLEŞTİ


İncillerde Tanrılaştırılmış olan Hz. İsa için, nedense doğrudan ‘TANRI  İSA’ diye bahsedilmez. Onun Tanrı olduğu hakkında bir takım şüpheler kalmasın diye birkaç yerde Hz. İsa’dan ‘Tanrımız’ diye bahsedilir. Hz. İsa için ilahlık hakkında İncillerde en çok kullanılan kelime ”KYRİOS VE RABBi” dır. Eski Yunanca’da Kyrios kelimesinin Türkçe anlamı “EFENDİ”, Rabbi ise “HOCAM” manasına gelir. 
5-6  Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da -nitekim pekçok “ilah”, pekçok “rab” vardır- bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır, bizler O’nun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesih’tir. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, biz de O’nun aracılığıyla yaşıyoruz.” (1.korintliler-8) 
Ancak İncil yazarları, eserlerinde Hz. İsa’nın şahsından bahsederlerken, bazen ‘Rab şöyle dedi, Rab şunu yaptı’ gibi hitap etmelerine rağmen, çoğunlukla ‘İsa şöyle dedi, İsa şunu yaptı’ şeklinde, sanki Tanrı olan birinden değil de, sıradan bir insandan bahseder gibi söz etmektedirler. Ayrıca karşılıklı konuşmalarda Hz.İsa’ya ‘Rab’ diye hitap etseler de, bu sesleniş biçimi hiçte Tanrı olan birine hitap ettikleri ciddiyetini uyandırmıyor. Sanki sıradan birine, sanki lakabı ‘rab’ olan birinden bahsediliyor; 

36  Simun Petrus O’na, “Ya Rab, nereye gidiyorsun?” diye sordu.” (Yuhanna-13)   
 “39 Ölenin kızkardeşi Marta, “Rab, o artık kokmuştur, öleli dört gün oldu” dedi.” (Yuhanna-11)  
 “9 Simun Petrus, “Ya Rab, o halde yalnız ayaklarımı değil, ellerimi ve başımı da yıka!” dedi.” (Yuhanna-13)  
 “21Bana, ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye seslenen herkes Göklerin Egemenliği’ne girmeyecek.Ancak göklerdeki Babam’ın isteğini yerine getiren girecektir.“ (Matta-7)  
Tabi bu farklı hitabet şekilleri bize, bu kunuda da bir tahrifatın olduğunu kanıtlamaktadır. Bazı yerde bir insan gibi, bazı yerde bir Tanrı gibi unvan olması ve Tanrı gibi hitap şeklininde, yine bir insanla diyolog gibi olması bize acaba bir tercüme hatası mı yapıldı hissini uyandırmıştır. Herhalde kimse, yukarıdaki konuşmalardan ‘RAB’ diye hitap ederek konuşanların, gerçekten Tanrı olduğuna inandıkları biriyle konuştuklarını iddia edemez. Şimdi aşağıda göreceğimiz olayda konu iyice anlaşılmaktadır. Ayni olayda, zamanda ve yerde öğrencileri Hz. İsa’ya bakın ard arda kaç çeşit sesleniyorlar;
“ 3 İki kızkardeş İsa’ya, “Rab, sevdiğin kişi hasta” diye haber gönderdiler. 
8  Öğrenciler, “Rabbî dediler  
12  Öğrenciler, “Ya Rab” dediler, “Uyuduysa iyileşecektir.” (Yuhanna-11)  
 Rab ünvanı, Yunancada Tanrı’ya da kullanılan bir terim bile olsa, öğrencileri, Hz. İsa’yla, bu kelime ile, Tanrı olduğuna inandıkları biri ile konuştuklarını söylemek çok zor. Yani dilimize Yunancadan Rab diye tercüme edilen kelimenin Aramice (İbranice) orijinali nedir. Çünkü burada insanların Tanrı olduklarına inandıkları bir kişi ile konuşma tarzına uymamaktadır. Elimizde Hz. İsa’nın konuştuğu dil olan Aramice İncil olmadığından Krios’un neyin karşılığı olduğunu söylemek çok güç. Dikkatlice incelediğimizde bu kelimenin Aramice aslının ne olduğunu Yunanaca İncillerden de anlamak mümkün. Bu kelimenin Aramice aslı İncillerde bulunmaktadır ve ‘ RABBİ ‘ kelimesidir. Allah’a şükür ki, İncillerin Aramice asılları ortadan kaldırılmış olmasına rağmen, Yunanca tercümelerinde nasıl olduysa, bazı kelimelerin orijinalleri bırakılmış. Bu kelime de, Yunanca olan eski elyazmalarının bazı yerlerinde aynen bırakılmış ve birçok yerde de, Yunanca karşılığı ‘KYRİOS’ olarak tercüme edilmiştir. Eski Yunanda Helenistik kültürde, bu kelime bir kişiye ‘Efendim’ manasında bir saygı ifadesi olarak kullanılmaktaydı. Yalnız Grekler, aynı şekilde Tanrılarına da bu hitapla seslenirlerdi. Yani hem insanlara, hem de Tanrılara KYRİOS diye hitap ederlerdi. Ayni hitabet İngilizcede de vardır. İngilizce İncillerde bu kelimenin karşılığı, herkesin iyi bildiği ‘LORD’ tur. İngilizcede de bu kelime ile hem insanlara, hem de Tanrılara hitap edilir ve yazı dilinde de, İnsanlara olan küçük harfle ‘lord’ olarak yazılır, Tanrılara olan da büyük harfle ‘Lord’ olarak yazılır. Böylece kime hitap edildiği belli olur. Ama İbranicede ve Yunancada büyük-küçük harf uygulaması yoktur ve bu hitabetle yazılı metinlerde bir tanrıya mı, yoksa bir insana mı hitap edildiğini anlamanız zorlaşır. İbranice Rabbi kelimesinin dilimizde tam karşılığı ‘öğretmenim, hocam veya efendim ‘ dır. Havarilerde, Hz. İsa’ya normal bir insana olduğu gibi ‘kyrios’ manasında ‘efendim’ şeklinde hitap ettikleri muhakkaktır. Ama belli ki İncillere Yunanca şekil verenlerin, bir şeyleri tam anlamlarıyla manalandıramadıkları belli oluyor. Çünkü aynı zamanda Tevrat’ta Tanrının İbranice özel adı olan YAHVE, YAHOVAH (YHWH) ile yine Tanrıya Efendi anlamında sesleniş biçimi olan ADONAY kelimeleri de Yunanca’ya KYRİOS olarak tercüme edilmiştir.34 Burada şunu da belirmek gerekir. Yunanca İncillerde Aramice aslını görmediğimiz halde Hz. İsa’ya efendi anlamında “Adonai” ünvanı ile de hitap edilmiştir ve Yunancaya bu kelime “Krıos” olarak tercüme edilmiştir. Ama ayni şekilde Yunanca İncillerde –Allahın bir lütfu olarak- orijinal “Rabbi” ünvanının bulunması bir insana hitap ettiklerinin ispatı olmaktadır. Tabi bütün bu anlam karmaşıklarının sonunda da Roma –Yunan Kültüründe bir yarı Tanrı, yarı insan bir İSA figürü ortaya çıkmıştır. Bütün bunların sonunda da kilisenin İSA anlayışı şekillenir;  “Kutsal Kitap’ın Mesih’in kimliğiyle ilgili öğretisini şöyle özetleyebiliriz: İsa Mesih tümüyle Tanrı ve tümüyle insandı; sonsuza dek daima böyle kalacaktır.”35   Bu anlayışın Pavlus Hıristiyanlığından kaynaklandığı açıkça bellidir. Pavlus, misyonerlik faaliyeti yaptığı Roma vatandaşları arasındaki, Helenistik Kültüre uygun anlayışta, “Tanrı Oğlu Rab İsa figürü”, sunma anlayışından kaynaklandığı açıktır. Hıristiyanlık hakkında ilk sunulan eserler Pavlus’un Mektupları olmasından dolayı, arkasından diğer İncillerinde Yunanca’ya çevrilmesinde, bu anlayışın etkisi ile bu kelimelerin anlamı saptırılmış oldu. ”Mesih İsa’nın Tanrılığı”   kitabında bu konu yapılan bir alıntıyla güzel izah edilmiş;  “İsa’yı, Tanrı için kullanılan ‘Rab’ kelimesiyle adlandırmaları, İsa’yla Tanrı’yı bir tuttukları anlamına gelir. İsa’ya Rab diyenlerin dünyadaki tek monoteist (tek tanrılı) inanca sahip insanlar oldukları hatırlanırsa, kullandıkları Rab kelimesi büyük önem taşır. Yaratıcıyı yaratmış olduğu bir insana benzetmek ve insanla bir tutmak, belki pagan (putperest) bir filozofun yapabileceği, fakat bir Yahudinin asla cesaret edemeyeceği bir şeydi. İmparatorlarına Tanrı gibi tapan Romalılar, birbirlerini “Sezar Rab’tir” diyerek selamlıyorlardı.” 36

HZ. İSA ÇARMIHA GERİLDİ Mİ?

Hz. İsa’nın çarmıhta ölümü ve 3 gün sonra tekrar dirilmesi dünyada, özellikle İslami-Hıristiyan diyologlarında  en çok tartışılan konudur. Hz. İsa’nın çarmıhta ölümü ve dirilmesi hakkında ki bilgiler İncil kaynaklıdır. Acaba çarmıh olayı gerçekten oldu mu ve Hz. İsa çarmıhta mı öldürüldü? Bundan 2000 küsur sene önce ki bir olay hakkında bu gün aksine  fikir yürütmek şu an elde ki delilere göre biraz zor.  Aslında ilk dönem bazı Hıristiyan gurupları da İsa’nın çarmıhta ölümünün gerçek olmadığını iddia etmelerine rağmen, asıl tartışmayı alevlendiren Kur’an’da ki bir suredir. 

157 Ve: “Biz, Allah’ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa’yı gerçekten öldürdük” demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) OYSA ONU ÖLDÜRMEDİLER VE ONU ASMADILAR. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe     içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. ONU KESİN OLARAK ÖLDÜRMEDİLER.” (Nisa Suresi)

Yukarıda ki ayette Hz. İsa’nın çarmıha gerilmediği, bu konuda yanıldıkları, bu konuda anlaşmazlığa düştükleri, yani fikir birliği içinde olmadıkları,, deyim yerinde ise kulaktan duyma bilgilerle kesin şüphe içindedirler. Burada dikkat edilirse Kur’an’ da Allah, Hz. İsa’nın çarmıh konusunda, Hıristiyanların aralarında bir anlaşmazlık olduğunu ve birilerinin, yani hz. İsa çarmıhta öldürüldü diyenlerin yanıldığını iddia etmektedir. Hz. İsa’nın çarmıhta öldürüldüğünü iddia edenlere, “O’nu öldürmediler, asmadılar” ifadesinden çarmıhta öldürülmediği anlaşılmaktadır. Belki çarmıha gerilme olabilir ama çarmıhta ölmediği kesin olarak anlaşılmaktadır. Yaralı kurtulmuşta olabilir. İncillerde bu konuda deliller vardır. “Ama onlara benzeri gösterildi” ifadesiyle, gördükleri başka birinin çarmıh olayı da olabilir veya çarmıhta öldü sandılar da olabilir. Kısacası Allah, Hz. İsa’nın ölümünün çarmıhta olmadığını kesin olarak söylemektedır.

Buradan da şu anlaşılmaktadır; demek ki ilk Hıristiyanlar arasında hz. isa’nın çarmıhta ölümü hakkında tartışmalar olduğu ve buradan Hz. İsa’nın çarmıhta öldürülmediği iddia eden gurupların da olduğu anlaşılmaktadır.
Hz. İsa’dan sonra  ilk inananlarına baktığımızda gerçekten iki gurup olduklarını, birbirleriyle İncil, çeşitli din kuralları ve İsa hakkında derin görüş ayrılıkları içinde olduklarını mevcut incillerde görmekteyiz. Bu tartışmaları sitemizdeki “Pavlus’un gerçek havarilerle çatışması ve iki farklı İncil” bölümünde genişçe görebilirsiniz. Mevcut İncillerde de bu iki gurubu görebiliriz. Bunlardan birincisi Kudüs merkezli Hz. İsa’nın gerçek havarilerinden oluşan ve “Nasraniler” olarak adlandırılan gurup ki, bu gurubun lideri bizzat Hz. İsa’nın kardeşi Yakup’tur. Diğer gurup ise, “Hristianos-Hıristiyanlar” olarak adlandırılan gurup ki, bu gurubun lideri Pavlus’tur. Gerçekten de pavlus, İncilde ki 13 mektubunda temel konu çarmıhta insanların kurtuluşu için canını vermiş ve 3 gün sonra dirilmiş İsa, en önemli iman konusu olmasına rağmen, Lider yakup ise mektubunda çarmıhtan ve ölümden dirilişten tek bir satır bile bahsetmemektedir. Eğer böyle büyük mucizevi bir olay gerçekten olmuş olsaydı Aziz Yakup’ta bu konudan bahsederdi. Buradan hareketle Nasrani gurup için, Hz. İs’nın çarmıhta  gerilmediğini söyleyebiliriz.

Aşağıda, İncil’de ki Pavlus’a ait “Galatyalılar mektubunda” çarmıhla ilgili bu tartışmalar açıkça görülmektedir.

“1 Ey akılsız Galatyalılar! Sizi kim büyüledi? İsa Mesih çarmıha gerilmiş olarak gözlerinizin önünde tasvir edilmedi mi? 
2 Sizden yalnız şunu öğrenmek istiyorum: Kutsal Ruh’u, Yasa’nın gereklerini yaparak mı, yoksa duyduklarınıza iman ederek mi aldınız? “(incil-Galatyalılar-3) 

“11 Bakın, size kendi elimle ne denli büyük harflerle yazıyorum! 
“10 Başka türlü düşünmeyeceğinize ilişkin Rab’de size güvenim var. Ama aklınızı karıştıran kim olursa olsun, cezasını çekecektir. 
11 Bana gelince, kardeşler, eğer hâlâ sünneti savunuyor olsaydım, bugüne dek baskı görür müydüm? Öyle olsaydı, çarmıh engeli ortadan kalkardı. 
12 Aklınızı çelenler keşke kendilerini hadım etseler! (Galatyalılar-5) 

12 Bedende gösterişe önem verenler, yalnız Mesih’in çarmıhı uğruna zulüm görmemek için sizi sünnet olmaya zorluyorlar. 
13 Oysa sünnetlilerin kendileri bile Kutsal Yasa’yı yerine getirmiyor, sizin bedenlerinizle övünebilmek için sünnet olmanızı istiyorlar. 
14 Bana gelince, Rabbimiz İsa Mesih’in çarmıhından başka bir şeyle asla övünmem. O’nun çarmıhı aracılığıyla dünya benim için ölüdür, ben de dünya için.” (Galatyalılar-6) 

Yukarıda İncil’lin Pavlus’a ait mektubunda görülen ifadelerde çok açık bir tartışma olduğu ortadadır. Bu mektupta bölüm-2 okunduğunda bu tartışmanın, Hz. İsa’nın gerçek havarileri olan Lider Yakup, Petrus, Yuhanna ve Barnaba önderliğinde ki gurupla , Pavlus arasında olduğu görülecektir. Pavlus İsa’nın çarmıhını iman konusu olarak anlatırken, diğerleri bu iddialara karşı çıkıp sünnet ve tevrat merkezli bir iman ortaya koydukları anlaşılmaktadır 

Şimdi gelelim İncillerde anlatılan Hz. İsa’nın Çarmıha gerilme senaryolarına. Hz. İsa’nın hayatına anlatan Matta, Markos, Luka ve Yuhanna adında 4 İncil vardır.  Bu İncillerdeki İsa’nın Çarmığa gerilmesi hakkında anlatılanları görelim.
Olay Yahudilerin Mayasız ekmek bayramı ilk günü ( Matta-26:17) akşamı Passah yemeği ile bizim takvimimizle Perşembe günü akşamı, akşam yemeği ile başlıyor. Gece Yemekten sonra Zeytin dağındaki Getsemane  (Matta-26:36, Luka-22:39) bahcesine gidiyorlar. Hz. İsa burada Yahuda tarafında Yahudilere ihbar ediliyor (Matta-26:47, ). Tutuklanan İsa buradan Başrahip Kafaya’nın evine getiriliyor. Cuma günü sabah olunca önce İsa’yı Yahudi İhtiyarlar, din yorumcuları ve başrahipten oluşan Yahudi Kurulu yargılanıp (Luka-22:66), Roma valisi Pilatus’a götürüyorlar(Luka-23:1). Vali Pilatus İsa’yı yargılayıp, o gün Kudüs’te bulunan Galile’nin yöneticisi Herodes’e gönderiyor. Herodes İsa’yı sorgulayıp tekrar Vali Pilatus’a geri gönderiyor (Luka-23:9-12). Vali bu kez Yahudilerle görüşüp, İsa’yı suçsuz bulduğunu ve bir kişiyi affetmek istediğini  söylüyor. Yahudiler İsa’nın çarmıha gerilmesini isteyince, İsa askerlere teslim ediliyor. Askerler İsa’ya çarmıhını yükleyip, o meşhur çileli yolu düşe kalka katledip, Kafatası denilen infaz alanına götürüyorlar (Luka-23:33). Ve Hz. İsa Cuma günü saat 12′de çarmıha geriliyor. Yani günlerce sürecek bir yargılama süreci, götürüp getirmeler Cuma günü saat 12′ye kadar bitiyor ve saa 15′te de, yani 3 saat içinde ölüm gerçekleşiyor ? Bir iddiaya göre İsa saat 9′da çarmıha geriliyor. Bütün bunlar bu kadar kısa bir süre içinde olabilir  mi bunu bir düşünelim.
Ayrıca ilk üç İncil’e göre Hz. İsa, Fısıh bayramında önce Perşembe akşamı Fısıh yemeğinden sonra gece tutuklanmıştır.

“19  Öğrenciler, İsa’nın buyruğunu yerine getirerek FISIH YEMEĞİ  için hazırlık yaptılar.
20  Akşam olunca İsa on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu.” (Matta-26)

Yuhanna İncili’nde ise bu tutuklamanın Çarşamba akşamı normal bir akşam yemeğinden sonra olduğu anlaşılmaktadır.

« 28  Sabah erkenden Yahudi yetkililer İsa’yı Kayafa’nın yanından alarak vali konağına götürdüler. Dinsel kuralları bozmamak ve FISIH YEMEĞİNİ YİYEBİLMEK İÇİN kendileri vali konağına girmediler.

29  Bunun üzerine Pilatus dışarı çıkıp yanlarına geldi. “Bu adamı neyle suçluyorsunuz?” diye sordu. » (Yuhanna-18)

Yuhanna’da yemekte anlatılanlar bu yemeğin, ilk üç İncil’de  Hıristiyanlıktaki en önemli son akşam yemeği olmadığınıda okuyanlar anlar. İş bu çelişkiyle de bitmiyor. Daha sonra Yuhanna İncili’nde tutuklandığı ve çarmıha gerildiği günü birden ilk üç İncil gibi Fısıh bayramına hazırlık günü-Cuma olduğunu söylüyor.

“14  Fısıh Bayramı’na Hazırlık Günü’ydü. Saat on iki sularıydı. Pilatus Yahudiler’e, “İşte, sizin Kralınız!” dedi.” (Yuhanna-19)


Ayrıca Yahudi yüksek kurulu (Sanhedrin) Yahudi yasalarına göre Fısıh bayramında toplanması ve bir kararı hemen duruşmada açıklaması kesinlikle yasaktır. Peki bütün bu çelişkilerin nerden kaynaklandığı düşünürsek cevap gayet basit. Kur’an’ın da ifadesinden anlaşılacağı gibi bir çarmıh olayı olduğu kesin. Hz. İsa’nın hayatını anlatan İnciller O’nun ölümünden 30 ile 70 yıl sonraları bu olayı hiç görmemiş kişiler tarafından yazılmıştır. Yazarlarının Markos, Matta Luka ve Yuhanna gibi havari veya onlara yakın isimler olması bizleri düşündürmesin. Bu isimlerin bu kitapların gerçek yazarları olmadığı bugün bu işin uzmanlarınca itiraf edilmektedir. Bu kitapların Kudüs’ten çok uzakta, hepsi Roma topraklarında Grekçe yazılmıştır. Tabi bu yazılanlar aradan gecen zaman içersinde efsaneye dönüşmüş kulaktan duyma birçok bilgiden oluştuğu ortadadır. Yoksa bunları Tanrı esinlemiş olsaydı bu kadar tutarsızlıklar olmazdı. 





Bir de üstelik İsa İncil’de üç gün üç gece mezarda kalıp tekrar dirileceğini söylüyor.

“40  Yunus, nasıl üç gün üç gece o koca balığın karnında kaldıysa, İnsanoğlu  da üç gün üç gece yerin bağrında kalacaktır.”(Matta-12) 

 Şimdi bunu sayalım cuma akşamı mezara giriyor ve pazar sabahı diriliyor. Mezarda kaç gece kaç gün kalıyor ?

Ayrıca çarmıhta  ölüm uzun zaman alan çileli bir ölüm olduğu halde, İsa’nın ölümü 3 saat gibi kısa bir süre içinde olması sadece bizi değil valiyi bile şaşırtmıştı:

“44  Pilatus, İsa’nın bu kadar çabuk ölmüş olmasına şaştı. Yüzbaşıyı çağırıp, “Öleli çok oldu mu?” diye sordu.
45  Yüzbaşıdan durumu öğrenince Yusuf’a, cesedi alması için izin verdi.”(Markos-15)

Zaten askerler İsa’nın ölüp ölmediğini kontrol etmek için, O’nun göğsünü mızrakla deştiklerinde kan akmıştı. Bu anlatılanların doğru olduğunu varsayarsak, İsa’nın kalbinin hala çalıştığının delilidir.

Acaba Hz. İsa kilisenin ve İncil’in idda ettiği gibi Roma Valisi Pontius Pilatus tarafından MS:33 yılında çarmıha gerilmiş olabilir mi? Bunu bir araştıralım. Bu araştırmada Celile Kralı Hirodes Antipa (MÖ:4-39)  tarafında, Hz. Yahya’nın öldürülmesi en önemli kanıttır.  Ünlü Yahudi tarihçi Flavius Josephus’un yazdığı “Yahudi Kalıntıları-Jewish Antiquities) kitabından, Hz. Yahya’nın ölümü, Hirodes Antipa’nın, Petra Kralına yenik düştüğü savaş öncesinde MS:36 yılında  gerçekleştiğini öğreniyoruz. Hz. İsanın çarmıhıda Yahya’nın ölümünden 3 yıl sonra olduğuna göre bu tarihin aslı MS:39 olduğu daha gerçekçidir. Ancak Roma Valisi Pontius Pilatus Yahuda’da MS:26-36 yılları arasında valilik yapmıştır. Platus’tan sonra valilik makamı MS: 49 yılında Cuspius Fadus atanana kadar boş kalmıştır. Bu durumda Hz. İsa’nın Vali Pilatus tarafından çarmıha gerilmesi mümkün değildir. Ayrıca Roma Valisi Pilatus, İskenderiye’li Philo’nun yazdığına göre, öyle bir Yahudi isyankara “Ben bunda bir suç göremiyorum” diyecek kadar merhametli biri olmadığını, aksine Yahudi isyancılara karşı son derece sert biri olduğunu yazar. Bu İddiaları dilimize ” Çivi yazıları-Nemesis kitaplığı yayınlarından çıkan Luigi Casciolli’nin MESİH MASALI isimli eserinin 304. sayfasında görebilirsiniz. 2. kanıt bu konuları araştırmada ünlü İngiliz yazar Mıchael Baıgent’in “Dünyanın sonunu getirme planları” ismiyle Yakamoz yayınları tarafından yayınlanan kitabın 271. sayfasında, Hugh Schonfield’in “The Pentecost Revolution” isimli eserden 1 yıl farkla aktarmaktadır. ”Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi, Hz. Yahya’nın başının Kral Herodes tarafından kesilmesinden en fazla 3 yıl sonra olduğudur. Hz. Yahya’nın katledilmesi, Kral Herod’un kendi yeğeni Herodias’la evlilik yılı olan MS: 35. (İlk kitapta bu tarih MS:36 idi) Bu yılda Hz. İsa göreve başlıyor ve 3 yıl sonunda MS: 38′ de çarmıha geriliyor. Hem Roma valisi Platus hem de başkahin Kayafa MS: 36′da görevden alınıyor.  Ancak Yahya’nın ölümünden 1 yıl sonra çarmıha gerilmesi gerekir. Bu da İncillerdeki çelişkiyi doğrular. MS:38-39 tarihi Luka İncili’ne uyar.  Luka’ya göre İsa’nın doğumu bir nüfus sayımı

“1  O günlerde Sezar Avgustus bütün Roma dünyasında bir nüfus sayımının yapılması için buyruk çıkardı.
2  Bu ilk sayım, Kirinius’un Suriye valiliği zamanında yapıldı.
3  Herkes yazılmak için kendi kentine gitti.” Luka-2)

Tarihçilere göre, Suriye Valisinin yaptırdığı bu nüfus sayımı MS. 6-7 yıllarında yapıldığından, eğer  Hz. İsa 33 yaşında çarmıha gerildiyse çarmıha gerilme tarihi MS:39 olduğu doğrulanmaktadır. Ancak Roma valisi ve başkahin hariç veya çarmıh 33 yaşından önce oldu. Bir çok şey çelişki içinde.

Hz. İsa’nın çarmıhtan sağ olarak kurtuduğunu araştıran Siegfried Obermeıer dilimize de çevrien “İsa Keşmir’de mi ödü” isimli eserinde bu konuda (Turin kefeni hakkında) neler yazdığına bakalım.

“Hz. İsa’ya ait olduğu idda edilen bir kefen bezi vardır. Bu bez önce Kudüst’en MS:483 yılında İmparator Eudoxia tarafından İstanbul’a, 1250 yılları cıvarında İstanbul’un Latin istilasıyla bu bez batıya açırılıyor ve günümüzde İtalyanın Turin kentindeki Dom kilisesinde bulunmaktadır. Bulunduğu yer itibarıyla TURİN KEFENİ olara anılır. Karbon 14 metoduyla yapılan incelemeler sonucunda 2000 yıllık ve Filistin kökenli olduğu kanıtlanmıştır. (Deutsche Tagespost isimli gazete 24.5.1976 ve Bunte dergisi, Prof. Luigi Bollone, 6.12.1990)

Kefende aynen İncil’de yazıldığı gibi çarmıha gerilmiş bir insanda ki gibi el bileklerinde, ayak ve göğüs’te kan izleri bulunmaktadır. Bazı izlerde, bu yaraların kefenlendikten sonra şiddetle kanadığını göstermektedir. Ölü bir insanın kalp atışının durmasıyla, kan dolaşımı kesin olarak biter, kan kesilir ve kurur. 1950 yılında Almanya’da Kurt Berna isimli bir Alman 1950 yılında “Kefen bezinin Almanya Meclisi” adında bir cemiyet kuruyor. Bezde yaptığı incelemeler sonucunda Hz. İsa’nın çarmıhtan canlı kurtulduğunu anlatan “İsa canlı canlı gömüldü-Dirilişine ait ilk kanıtlar” isimli bir kitap yazıyor. 26 Şubat 1959 yılında Papa 23. Juhannes’e bir mektup göndererek, İsa’nın canlı olarak kefenlendiği gerçeğini Almanya’da çeşitli üniversitelerde tartışıldığı ve bunun çürütülemediğini ve bunların tam kanıtlanması için resmi çalışmalar başlatılmasını istemiştir. 

Kurt Berna kefende en az 28 kanama tespit etmiştir. Bu tartışmalar 2000’i aşkın gazetede yayınlanmıştır.


Bu bezi Ağustos 1982 yılında inceleyen 32 Amerikalı bilim adamı Elrad dergisinde kefen bezinde canlı bir insan oduğunu itiraf ederler.

PAVLUS HIRİSTİYANLIĞI HAKKINDA YAPILAN ÖNEMLİ DEĞERLENDİRMELER


13. Havari Pavlos

Veren El Alan Elden Ustundur –
Pavlos Isa Mesih`in Soylemedigi Sozleri Referans Gosteriyor

Elcilerin Isl. 20:35

Yaptığım her işte sizlere, böyle emek vererek güçsüzlere yardım etmemiz ve Rab İsa’nın, `Vermek, almaktan kutsaldir` diyen sözünü unutmamamız gerektiğini gösterdim.

Isa Mesih hangi Incil`de vermek almaktan kutsaldir demistir? Pavlos bilmedigi biri hakkinda yanlis onermelerde bulunmaktadir. Pavlos insanlari aldatmamis midir?

_______________________________________________________________________________

PAVLOS ICIN NE DEDILER?


“Mumkun oldugu heryerde Pavlos, uzerine deginmis olsa bile Isa`nin ogretilerinden alinti yapmaz. Eger Pavlos`a guvenmek zorunda kalirsak, Isa Mesih`in hayattayken vazettigi seyleri basit temsili hikayelerle (parable) anlattigini, Zeytin daginda vaz verdigini, ve talebelerine Baba kavramini ogrettigini bilemezdik. Pavlos birsey anlattiginda ozellikle konuyla baglantili dahi olsa Pavlos, Efendimiz`in sozlerini esgecer! — (Albert Schweitzer)

“Pavlos Mesih`e imani Mesih`i ornek alarak yasamanin yerine koymustur.— (Walter Kauffman)

“Fundamentalizm Pavlos`un Mesih`e karsi zaferidir. ” — Will Durant

Hiristiyanlik diye bilinen din, eskilerin inanclarinda da vardi ve insanligin ta basindan Mesih`in insan bedeninde gelis zamanina dek var olan bu hak din sonar Hiristiyanlik diye cagrilmaya baslandi. (Aziz Augustin, Retractationes 1.12.3)

“Isa Mesihce tum milletlere verilen mesaj yeni ya da garip olan birsey degildir! Tartismasiz olarak biz gec zamanda gelsek d, Hiristiyanlarin adi gercekten yeni de olsa, yasam tarzimiz ve dinimizin dusturlari bizim tarafimizdan kurulmadiancak dunyanin basindan beri Tanri tarafindan Kabul edilen kisilerce, insanlarin dusuncelerine ekilen dogal fikirlerle kuruldu ve gozetildi. (Sezaryali Evsebyus, 260-340 CE)

“Hiristiyan dini Putperestlerle ortak inanc ogelerinden baska birsey icermemektedir: yeni hicbirsey!` (Yunanli fliozof Celsus)

“Eger Hiristiyanlik dinine bir Deccal gerekirse Pavlos`tan baskasini aramalarina gerek yoktur! (Ingiliz filozof Jeremy Bentham (1748-1832)


“Isa`nin ogretilerinin o gunlerin literaturunde zaten mevcut oldugunu gostermistik. …..Pavlos, Hiristiyanlik`in kurucusu, Yeni Ahit`in yazari, kendi mektup ve yazilarinda Isa Mesih`ten hic alinti yapmaz!.” (Professor Smith in his “The World Religions”, p 330)


“Pavlos`un sozleri Allah`in sozleri degildir. Bunlar Pavlos`un sozleridir- buyuk fark vardir!
–Psikopos John S. Spong, Newark. (Rescuing the Bible from Fundamentalism, p. 104, Harper San Francisco, 1991)

“Pavlos Isa Mesih`in yalnizca bir tek Incil`I oldugunda israr etmektedir. (Galatyalilara 1:7),oyleyse neden sonraki Hiristiyanlar 4 Incil`i kutsal metinler olarak kabul etmektedirler?

–Graham N. Stanton, “The Gospels and Jesus”, The Oxford Bible Series (1989), p.125

“Pavlos ulu olan onderdi ve Isa`nin ogretilerinin ilk tahrifcisi idi. (Thomas Jefferson, The Great Thoughts by George Sildes, Ballantine Books, New York, 1985, p.208)

Isa`nin kendi okulunda havarilik icin diger havariler gibi hazirlanmamis ve ancak sonralari kendi otoritesine dayanarak havarilik iddia eden biri ne cesit bir yetki sahibi olabilir? (Ferdinand Christian Baur, Church History of the First Three Centuries)

“Isa degil, Pavlos klasik Musevilik`ten ve Musevilik`in Nazoren varyasyonundan uzak bir din olarak Hiristiyanlik`in kurucusu idi. (Hyam Maccoby, Paul: The Mythmaker and the Invention of Chrisianity, p. 16)

“Isa batil inancin ejderhasina bir darbe vurmustu ki Pavlos yeniden onu Isa`nin adina ayaga kaldirdi. (George Bernard Shaw)

“Pavlos Mesih`i tanimak istemedi… Inancimiz ve dini yasamimiz icin Pavlos`un Incilinin Isaninkinden farkli oldugu gerceginin onemi nedir?

Pavlos`un Isa`nin Inciline karsi takindigi tavir soyledir ki Pavlos Isa`nin kelimeleri ile onu tekrar etmez ve onun otoritesine basvurmaz. En onemli sey Grek, Katolik, ve Protestan teolojilerinin hepsinin Isa`nin Incilini devam ettirerek degil onun yerini alacak sekilde Pavlos`un Incilini icermesidir.

(The Quest for the Historical Jesus, Albert Schweitzer,)

“Pavloscu Hiristiyanlikin Isanin kendi has uslubuna ait hicbir kelime yoktur …. Pavlos`un ruhunun Isa`nin ruhuna empoze edilmesi kadar korkunc birsey daha once yapilmamistir. ..Artik anlasilsi kolaydir ki, Pavlosculuk Roma Imparatorlugu zamaninda bati medeniyetini istila ederken Isa`ya ait Hiristiyanlik`in polislerce ve kilisece bastirilmis ve resmi inanc olarak benimsenmistir. (George Bernard Shaw, Androcles and the Lion)


“Pavlos, Hz.Isa tarafindan da takip ve vaz edilen Kutsal Yasa`yi ortadan kaldirdi ve tumden dine yeni bir sekil vererek onu bozdu. Bunun arkasindaki gercek hirs Pavlos`un kendi sozleri ile daha cok takipci elde etmekti: Pavloscu Hiristiyanlik`in takipcilerini! (Dr. Roshan Enam, Follow Jesus or Follow Paul, p. 69)

“Isa yeryuzunu terk ettikten 2.yuzyilin ikinci yarisina kadarki surede 2 kesim arasinda bir savas vardi. Bir taraf Pavloscu Hiristiyanlik diye de cagrilan grup digeri ise Yahudi-Hiristiyanlikti. Ilkinin digerinin ayagini kaydirip yerine gecmesi yani Pavlosculugun Yahudi Hiristiyanlik`in uzerine zaferi cok yavas olmustu. (Dr. Maurice Bucaille, The Bible, The Quran, and Science, p. 67)

Isa`nin ilahi sahsiyetini anlamayan ve onun yerine onun torenle yeni dunya cagini acan Kutsal Kitabin peygamberlerince ongorulen bir insan oldugunu savunan Ebyonlar Kilise tarafindan kafir ilan edildiler. Ebyonlar, Pavlos tarafindan cikarilan Isa`nin Tevrat`i, Yahudi kanunlarini egale eden Kilise doktrinini reddettiler. Dahasi Ebyonlar Yahudi Kutsal Yasasinin hukumlerini yerine getirip kendilerini Yahudi olarak adlandirdilar. Ebyonlar Kilisenin adlandirdigi uzere kafir ya da modern arastirmacilarin niteledigi uzere Yeniden Yahudilestirici degil, ancak goruslerinin ve ogretilerinin Isanin kendisinden geldigine dogru olarak inanan Isa`nin takipcilerinin ve en yakin talebelerinin hakiki halefleri idiler. Nazoren (Nasara) olarak adlandirilan ve Yakup ile halefi Petrus tarafindan yonetilen, Isa`yi hayatta iken taniyanlarla ayni gruptandilar ve Isa`yi sadece hayaller ve vizyonlarda goren Pavlos`tan Isa`nin amacini anlamakta cok daha iyi konumdaydilar.

Bu yuzden Ebyonlarca Pavlos hakkinda kabul edilen gorusler, kotuleyici bir propaganda diyerek itmek yerine olaganustu ilgi ve saygin bir degerlendirmeyi hakeder. Bu tur bir tepki eski zamanlardan gunumuze dek gelen Hiristiyan arastirmacilarin verdigi tepkidir.

(Hyam Maccoby, The Myth Maker: Paul and the Invention of Christianity)

“Okuyucu Pavlos`unkiyle gercek Hiristiyanlik standardini karsilastirirsa Pavlos`un, Efendinin ogrettiklerine ne kadar kotu bir sekilde ihanet ettigini gorecektir. Bir ogretmene ihanet etmenin en kesin yolu, onun mesajini farkli yorumlamaktir. Bu Pavlos ve takipcilerinin yaptigidir ve cok acidir ki kilise Pavlos`un bu hatasini takip ettigi icin dunyayi gunahtan kurtarmakta basarisizliga ugramistir.Kutsal efendi Mesihce verilen ve efendinin kardesi Yakup, talebeleri Yuhanna ve Petrusca …Pavlos`un Inciline karsi isigin karanliga karsi gelmesi gibi karsi cikilmistir.

(Rev. V.A. Holmes-Gore: Christ or Paul?)

“Hiristiyanlik hakkindaki uzun sure sonundaki yargim bu dinin karisimi mumkun olmayan iki parcanin katilimi oldugudur- Isa`nin dini ve Pavlos`un dini. Thomas Jefferson Yeni Ahit`in Pavlos`a ait kimsini cikarmaya calisti.Isi bittiginde geriye fazla birsey kalmamisti, ancak ilham veren bir dokumandi (Letter to Ken Schei [author of Christianity Betrayed]) Thomas Jefferson

“Yeni Ahit Isa Mesih`e degil daha cok Pavlos`a yazilmis bir epiktir.” Thomas Hardy

“Gordugumuz uzere Elcilerin Isleri kitabinin amaci Pavlos ve Kudus Kilisesi (Yakup ve Petrus) arasindaki catismayi minimize etmektir. Petrus ve Pavlos daha sonraki Hiristiyan gelenegine gore ikiz azizler ve inanc kardesleri olmuslar ve onlarin bagdasmayan dini dusunce noktalarina dayali tarihsel rakipler olduklari gercegi korkuyla reddedilmistir.Elcilerin Isleri kitabinin yazarinin isi aferini hak etmektedir.O Hiristiyanliki Pavlos`un kendi icadi oldugu suclamasindan kurtarmis onun yerine, Kudus Kilisesine ait yetkiyle ayni ruhta devam eden Pavloscu Yahudi-Olmayan Roma Kilisesi olarak saygideger bir yer vermistir.Ama tum bu gayretlerine ragmen meselenin hakikatnikurtarmak zor degildir… (H. Maccoby, The Mythmaker, p. 139, Weidenfeld and Nicolson, London, 1986)

“Pavlos Nasirali Isa`ya hemen hemen hic soz hakki tanimaz” (U.S. News and World Report, April 22, 1991, p. 55) Carl Jung (Psychologist)

DİNDE ZORLAMA OLMAMASI VE DİN AHLAKINA HİKMETLE, GÜZEL ÖĞÜTLE DAVET ETMEK


Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolundan sapanı bilendir ve hidayete ereni de bilendir. (Nahl Suresi, 125
İslam dininin özelliği, kişinin sadece içinden gelerek ve gönülden kabul ederek yaşamasıyla Allah katında kabul gören bir inanç sistemi olmasıdır. Allah dinin bu özelliğini Kuran'ın birçok ayetinde açıklamıştır. Örneğin namaz kılan bir insan namazını Allah için isteyerek ve severek kılmalıdır. Ya da  malından infak eden bir kişinin bu ibadetinin Allah katında geçerli olması, verdiği bu sadakayı isteyerek ve sevinerek vermiş olmasına bağlıdır.
Bir insanın Müslüman olabilmesi için dini ve Allah'ı aklıyla kavraması ve kalben de tasdik etmesi gerekir. Ve yaptığı hizmetleri neden yaptığının şuurunda olması gerekir. Müslümanın dine olan bağlılığı, Allah'ın varlığına olan inancından kaynaklanır. Bu nedenle de, dinin gereklerini isteyerek ve  severek yerine getirir. Dolayısıyla İslam ancak kişinin kendi rızası olduğu takdirde gerçek anlamda yaşanabilecek bir sistemdir.
Bu nedenle dinde zorlama yoktur. Allah Müslümanların dine karşı isteksiz olan insanlara İslam'ı zorla  kabul ettirmek için gayret sarf etmemelerini emretmiştir. Çünkü Allah dini, insan zoruyla değil, kalpten gelerek yaşanabilecek şekilde var etmiştir. Kalben kabul etmeyip insanlar baskı uyguladığı için yaşanan bir dinin Allah katında geçerliliği olmayabilir ve dolayısıyla kişinin böyle bir ruh haliyle din ahlakını yaşaması veya yaşamaması arasında bir fark da olmayacaktır.
Müslümanların din ahlakını anlatmaları, sadece güzel sözlü bir davet niteliğindedir. İsteyenlerin ve Allah'ı sevenlerin din ahlakını yaşamasına yönelik bir davettir. Dinde zorlama olmadığı ile ilgili olarak bir ayette şöyle buyrulmaktadır:
Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi, 256)
Ayetin emri gereği Müslümanlar, İslam'ı anlatırken ve imanı sevdirirken sözün en güzelini kullanırlar. Karşılarındaki insanı incitmeyecek, Müslümanlara karşı kalbinde sevgi uyandıracak bir üslupla din ahlakını anlatırlar. Çünkü Müslümanlara karşı kalbinde sevgi oluşan bir insanın, onları bu derece güzel ahlaklı hale getiren inanç sistemine karşı da içinde bir merak ve sevgi oluşacaktır. Dolayısıyla güzel söz, onun kalbini İslam'a ısındıran önemli bir sebep olacaktır.
BİR ŞEY UNUTULDUĞUNDA ALLAH'I ZİKRETMEK
İnsan birçok eksiği ve kusuru olan bir varlıktır. Çünkü yaratılmıştır ve yaratılmışlara özgü bir acizlik içerisindedir. Eksiklikten ve kusurdan münezzeh olan ise sadece Allah'tır. İnsanın Allah karşısında ne kadar aciz ve çaresiz bir durumda olduğunu anlayabileceği eksikliklerinden bir tanesi de unutkanlıktır.
Unutkanlık, bunu yapan kişi dünyanın en zeki insanı bile olsa, oluşmasına kesinlikle engel olamadığı bir acizliktir. İnsanların Allah'a ne kadar muhtaç olduğunu anlayabilmesi için sadece bu acizliğini düşünmesi yeterlidir. Çünkü insan bir bakıma, hafızasıyla birlikte bir anlam taşır. Nerede doğduğunu, kim olduğunu, nerede yetiştiğini, inançlarını, yaptıklarını, nasıl bir hayat yaşadığını, zevklerini, alışkanlıklarını tüm bilgiler hafızasında olduğu için bilir. Ancak ağzından çıkan cümlesinin sonunu bir anda insana unutturan Allah, tek bir anda geçmişiyle ilgili herşeyi de unutturabilir. İnsan, kendisine malik olabilmesi için Allah'ın her an hafızasında canlı tuttuğu bilgilere muhtaçtır. Allah onlardan tek bir tane bile eksiltme yaptığında insanın bu bilgiyi geri getirmek için yapacak hiçbir şeyi yoktur. İşte Kuran'da böyle bir acizlik durumunda, insanların Allah'a sığınmaları ve Allah'tan yardım dilemeleri emredilir:
... Unuttuğun zaman Rabbini zikret ve de ki: "Umulur ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir başarıya yöneltip-iletir." (Kehf Suresi, 24)
İnsanın unuttuğu şeyi hatırlayabilmesi ve herhangi bir konuda başarı sahibi olabilmesi sadece Allah'ın dilemesiyle mümkündür. Bu nedenle insanın bu tip bir acizlik karşısında yapabileceği tek şey Allah'ın kendisini daha yakın bir başarıya iletmesini dilemektir.
ALLAH'IN RAHMETİNDEN UNUT KESMEMEK
(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)
Ayette belirtildiği gibi insanlar zaman zaman bilerek veya bilmeyerek hatalar yapabilmektedirler. Bu konuyla ilgili ayetin hitabından da anlaşıldığı gibi burada, Allah'tan rahmet uman insanlara seslenilmektedir. Yani ayette geçen kendi aleyhlerine olmak üzere haddi aşan kimseler, Allah'a iman eden insanlardır. Bu nedenle böyle bir durum Müslümanlar için de geçerlidir.
Allah birçok ayette Müslümanların hatta çok takva sahibi olan Müslümanların da hata yapabileceğini vurgulamıştır. Bu açıklamalar inananların kalbine ferahlık verir. Aksi takdirde isteyerek veya istemeyerek herhangi bir hata yapan bir Müslüman, büyük bir sıkıntı ve vicdani baskı altına girebilirdi. Ancak Müslümanların Allah'a karşı bir kusur içinde olmama konusunda büyük bir hassasiyet içinde olduğunu bilen Allah, Kuran'da övgüyle bahsedilen Peygamberlerden de örnekler vererek istisnasız her insanın büyük ya da küçük birçok hatası olabileceğine dikkat çekmiştir. Böylece ayetlerdeki bu şevklendirici ve kalp ferahlatıcı açıklamalar, Müslümanların herhangi bir hata sonrası ümitsizliğe kapılmalarını engellemiştir. Hatta Allah insanlarda hata çeşitliliğini o kadar geniş tutmuştur ki, insanların yaptıktan sonra pişmanlık duyup tevbe ettikleri istisnasız her hatanın bağışlanacağını bildirmiştir.
Ancak Kuran'daki kalp ferahlatan, insanlara umut veren türlü açıklamalara rağmen, kusurlu olmayı kabullenemeyen birçok insan da bulunmaktadır. Ayetlerdeki açıklamalarıa rağmen hata yaptıktan sonra ümitsizliğe kapılmak, üzüntü ve sıkıntı içine girmek, hatasızlık iddiasında bulunan insanlara özgü bir tavırdır. Hata yapmayı kibirinden ve büyüklenmesinden dolayı bir türlü kabullenmek istemeyen bir insan, yaptıkları nedeniyle büyük bir üzüntüye kapılır. Kolaylıkla hata yapabilen, yanlış kararlar alabilen, yanlış davranabilen ya da yanlış konuşabilen bir varlık olduğunu kabullenmekte zorluk çeker. Kusursuzluğun ve hatasızlığın Allah'a özgü bir vasıf olduğunu düşünemez. Kendisi de kusursuz olmak ister. Ancak bunu bir türlü başaramaması ve istemeyerek de olsa birçok hatalı tavrının olması onu ümitsizliğe sürükler. Müslümanlar ise Allah'ın karşısındaki eksikliklerini ve acizliklerini kabullenmenin verdiği rahatlık içinde yaşar ve hiçbir zaman hatasızlık iddiasında bulunmazlar.
Şunu unutmamak gerekir ki insanların, çok imanlı da olsalar kusurlu ve kolaylıkla hata yapabilecekleri gibi yaratılmaları, Allah'ın kusursuzluk vasfını kavrayabilmeleri içindir. Çünkü insan kusursuzluğu ancak kusur ve eksik görerek anlayabilir. Bu nedenle kendi acizliğini görmesi, Allah'ın mükemmelliğini daha iyi anlayabilmesine sebep olacaktır.
YALAN SÖYLEMEMEK
İnsanlar karşılarındaki kişiyi kendi istedikleri doğrultuda yönlendirebilmek için sık sık yalana başvururlar. Yalanın ardında kimi zaman kişinin gururunu kurtarma telaşı, kimi zaman samimiyetsiz bir tavra zemin hazırlama kimi zaman da üstünlük elde etme arzusu vardır. Ancak sebebi ne olursa olsun yalan, Kuran'da haram kılınan fiillerdendir.
Allah'ın yalanı insanlara haram kıldığı Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Allah sizi, yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden, boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz, ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar... Yeminlerinizi koruyunuz. Allah, size ayetlerini böyle açıklar, umulur ki şükredersiniz. (Maide Suresi, 89)
Karşı tarafı bilerek ve isteyerek yanlış yönlendirmek için söylenen, doğru olmayan her söz, yalan hükmündedir. Nitekim Allah yalanda, kişinin kalbindeki niyetin önemli olduğunu belirtmektedir. Bir kişinin ağzından düşünmeden bir söz çıkabilir ya da o an için boş bulunup doğru bir söz söylemeyebilir. Bunları kasti olarak karşı tarafı yanıltarak çıkar elde etmek için söylememiş olan bir kişi, bunu hemen telafi eder. Ancak yalanda bir niyet bozukluğu vardır. Kişi karşı tarafı yanlış yönlendirerek ufak ya da büyük herhangi bir çıkar elde etme peşindedir. İşte Allah, bu tip bir niyetle söylenen herhangi bir sözden kişiyi ahirette sorumlu tutacaktır. Bu nedenle Müslümanlar aşağıdaki ayetin gereği olarak her zaman sözün doğru olanını söylemelidirler:
Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve sözü doğru söyleyin. (Ahzap Suresi, 70)
Bir Müslüman boş bulunduğu bir anda ağzından aslı olmayan bir söz çıksa bile bunu hemen telafi eder. Ancak ahirette hesabını veremeyeceği şekilde bir insanı kasti olarak yanıltmaya kesinlikle yanaşmaz. Çünkü bu, hem ahirette hem de dünyada bir kınanma konusudur.
SÖZÜNE İTİMAT EDİLMEYECEK OLAN KİŞİLER...
Doğruyu bulabilmek için, kişinin kendi aklının, bilgisinin veya tecrübelerinin yetersiz kaldığı durumlarda, bir başkasının öğüdüyle hareket etmesi Kuran'da tavsiye edilen bir ahlaktır. İnsanlar çoğu zaman, hata yapacaklarını düşündükleri konularda, doğru olanı bulabilmek ve yanlış bir tavır içerisine girmemek için karşılarındaki kişilere danışırlar. Yani öğüt almada amaç doğruyu bulabilmektir.
Ancak her insan, her olay karşısında doğru olan seçeneği bulabilecek bir akla ve şuura sahip değildir. En azından doğru olanı görebilse bile kendi çıkarlarını gözardı ederek bu doğruyu karşı tarafa açıklama ahlakına sahip değildir. Bu nedenle yol göstermesi için fikir danışılacak kişilerde, belirli özelliklerin olması gerekmektedir. Bu özelliklerin başında bu insanın Allah'a iman ediyor olması gelir. Çünkü bir insanın doğruyu hemen teşhis edebilmesi ve kendi menfaatlerinin aleyhine bile olsa bunu karşı tarafa açıklaması ancak vicdanını kullanmasıyla olur. Bir insanın vicdanını hiçbir engel tanımadan kullanmasını sağlayan tek güç de Allah korkusu ve Allah sevgisidir.
Ahlakında bozukluk olan yani vicdanını kullanmayan bir insan, ne kendisi doğruyu görebilme gücüne sahip olabilir ne de karşısındaki insanı doğruya yönlendirebilme meziyetine. Dolayısıyla insanların fikir danışacağı ve verdiği fikre itimat edeceği kişileri iyi seçmesi gerekmektedir. Bu nedenle Allah Kuran'da, insanlara bu konuda yol gösterecek çok ayrıntılı açıklamalarda bulunmuştur. Ayetlerde fikrine itimat edilmemesi gereken kişilerin ahlak özellikleri bildirilmiş ve bu kişilerin gösterdiği yola tabi olmak yasaklanmıştır. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:
Şunların hiçbirine itaat etme: Yemin edip duran, aşağılık,
Alabildiğine ayıplayıp kötüleyen, söz getirip götüren (gizlilik içinde söz ve haber taşıyan),
Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar,
Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik;
Mal (servet) ve çocuklar sahibi oldu diye,
Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman: "(Bunlar) Eskilerin uydurma masallarıdır" diyen.. (Kalem Suresi, 10-15)
Ayrıca başka bir ayette de sözü dinlenmemesi gereken kişilerin özelliklerinden iki tanesine dikkat çekilmiştir.
Öyleyse, Rabbinin hükmüne sabır göster. Onlardan günahkar veya nankör olana itaat etme. (İnsan Suresi, 24)
Ayetler çok açık ve anlaşılır bir şekilde kimlerin sözlerine itimat edilmemesi yani gösterdiği yola, öğüdüne güvenilmemesi gerektiğini sıralamaktadır. Bu açıklamaya göre bir Müslüman kendisine maddi ya da manevi bir tavsiyede bulunan yalancı, dedikoducu, saldırgan, tartışmacı, Allah'ın sınırlarını rahatlıkla çiğneyebilen, sinsi veya alaycı bir insanın tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmemelidir.

Siz, siz olun Yehova Şahitlerini evinizden, ailenizden ve hatta tanıdıklarınızdan ırak tutun.

Türk insanı üzerine bilinen ya da bilinmeyen birçok oyunlar oynanıyor.  Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman  Türk insani yoğun bir kı...