4 Şubat 2020 Salı

Dindar Hıristiyanlar Papa'ya bu soruları sormalılar!


Son dönemlerde yaptığı bir açıklama ile Vatikan, tüm dünyaya Darwin’in evrim teorisine ılımlı baktığını belirterek, Hıristiyanlıktaki yaratılış inancı ile biyolojik evrimin birbirini tamamladığı şeklinde bir iddiada bulundu.
Son dönemlerde yaptığı bir açıklama ile Vatikan, tüm dünyaya Darwin’in evrim teorisine ılımlı baktığını belirterek, Hıristiyanlıktaki yaratılış inancı ile biyolojik evrimin birbirini tamamladığı şeklinde bir iddiada bulundu. Papa’nın Darwin’e bakış açısını anlatan bu açıklama ile Hıristiyanlığın sembolü olan Vatikan, şaşırtıcı, hatta tedirgin edici bir izahın hamiliğini üstlenmiş oluyordu.
Allah inancı ile ve Hıristiyanlık ile hiçbir şekilde bağdaşmayan bu açıklamalar karşısında, Hıristiyanlık adına son derece tedirgin edici bu izahların gerçekten de Vatikan’a ait olup olmadığının ortaya çıkarılması gerekmektedir. İşte bu nedenle SAMİMİ DİNDAR OLAN HIRİSTİYANLAR, PAPA’YA ŞU SORULARI YÖNELTMELİDİRLER:
1.       Tüm Hıristiyan ve Müslüman alemi Hz. İsa’nın nüzulünü beklemektedir. Acaba Hz. İsa geldiğinde, Meryem oğlu İsa’nın gözlerinin içine bakıp “sen evrimle oluştun” diyebilecek misiniz?
2.       Allah Hz. İsa’yı Katına almıştı. Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne inişini evrimle nasıl açıklayacaksınız?
3.       İncil’de ve tüm kutsal kitaplarda bildirilen Cebrail, Mikail ve diğer tüm melekler evrimle mi oluştu sizin inancınıza göre?
4.       Yine Kitab-ı Mukaddes'te ve Kuran’da bildirilen cinler de evrimle mi oluştu?
5.       Şeytan da mı evrimle var oldu?
6.       Hz. Musa’nın yere attığı anda, beslenen, üreyen, kanlı canlı yılana dönüşen asası da mı evrimle oluştu?
7.       Hz. İsa’nın çamurdan yaptığı ve üfürmesiyle canlanarak uçan kuş da mı evrimle var oldu? (Al-i İmran Suresi, 49)
Dindar Hıristiyanlar ve basın, bütün bu soruları Papa’ya yöneltmelidirler. Samimi dindarlar için ancak bu sorulardan alacakları cevapların bir geçerliliği söz konusu olacaktır. Basında Vatikan adına verilmiş olan izahların değil, bu soruların cevaplarının Vatikan’ın izahı olarak kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla şu an hali hazırda, bu soruların cevaplarını beklemeden, bir kısım basında Papa’nın evrimle ilgili açıklamaları olarak yer alan izahlara itibar etmemek gerekmektedir.
Ancak eğer gerçekten de Vatikan tarafından yapıldığı iddia edilen bu izahlar doğruysa, o zaman masonlar ve ateist siyonistler tarafından Papalığa baskı yapıldığı sonucu ortaya çıkar. Eğer masonlar ve ateist siyonistler tarafından böyle bir baskı söz konusuysa, Papa’nın gerçekleri savunması engelleniyorsa, o zaman durum son derece vahimdir. Bu durumda, Darwinist diktatörlüğün bir sınırı yok demektir. Bu çirkin hegemonyanın duracağı bir nokta yok anlamına gelir. Vatikan’ın da bu kirli oyuna alet edilmiş, gerçekleri savunmaktan, dürüstçe söylemekten men edilmiş olduğu sonucu ortaya çıkar.
kitabında şu kehanette bulunmuştur: Fakat şu bir gerçektir ki, Darwinist diktatörlüğün kirli oyunlarına rağmen, tüm dünya halkları artık evrimin bir sahtekarlık olduğunu anlamış bulunmaktadırlar. Yeraltından çıkarılmış olan fosillerin sayısının 100 MİLYONU GEÇTİĞİNİ ve bunlardan BİR TANESİNİN BİLE ARA FOSİL OLMADIĞINI öğrenmişlerdir. Bunların tümünün, mükemmel özelliklere sahip mükemmel yaratılmış canlılar olduğunu, hatta bir kısmının milyonlarca yıllık YAŞAYAN FOSİLLERİ temsil ettiğini delilleriyle görmüşlerdir. Bu delilleri bizzat kendileri incelemişlerdir. İnsanlar, Darwin’in 150 yıl önceki kehanetinin doğru çıktığını açıkça görmüşlerdir. Darwin, 150 yıl önce,
Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, NEDEN SAYISIZ ARA GEÇİŞ FORMUNA RASTLAMIYORUZ? Neden bütün DOĞA BİR KARMAŞA HALİNDE DEĞİL DE, tam olarak TANIMLANMIŞ VE YERLİ YERİNDE? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında GÖMÜLÜ OLARAK BULAMIYORUZ... Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka BÖYLE BAĞLANTILARLA DOLU DEĞİL? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de BU BENİM TEORİME KARŞI İLERİ SÜRÜLECEK EN BÜYÜK İTİRAZ OLACAKTIR.[1]

Darwin, bu açıklamasıyla ara fosillerin olmadığını ve bulunamadığı takdirde teorisinin çökmüş olacağını itiraf etmiştir. Şu anda, 21. yüzyılda, yeraltından 100 MİLYON FOSİL ÇIKARILMIŞTIR VE BUNLARIN BİR TANESİ BİLE ARA FOSİL DEĞİLDİR. Yeryüzünün neredeyse tamamı kazılmıştır, fakat mümkün olsa ve yeraltından 100 milyon fosil daha çıkarılsa, yine BİR TANE BİLE ARA FOSİL BULUNAMAYACAKTIR. Çünkü EVRİM TEORİSİ bir yalandır, 150 yıldır tüm dünyayı etkisi altına almış TARİHİN EN BÜYÜK KİTLE ALDATMACASIDIR.
Artık insanlar, ARA FOSİL DİYE BİR ŞEY OLMADIĞINI, PROTEİNLERİN TESADÜFEN OLUŞAMAYACAKLARINI, yıllarca Darwinistler tarafından insanın hayali evrimine delil gösterilmeye çalışılan KAFATASLARININ TÜMÜNÜN SAHTE OLDUĞUNU bilmektedirler. Darwinistlerin sahtekarlık yaptıklarını, SAHTE FOSİLLER ÜRETTİKLERİNİ, bunları halen müzelerde sergilemekten gocunmadıklarını bilmektedirler. Ara fosil diye gündeme getirilen canlıların soyu tükenmiş canlılar üzerinde yapılmış spekülasyonlardan ibaret olduğunu artık insanlar biliyorlar. İşte bu nedenle evrim yalanlarına artık itibar etmiyorlar. Vatikan’ın evrim teorisini kabulü ve kiliselerin evrim konferansları düzenlemeleri bu gerçeği değiştirmeyecektir. Bugün Türkiye’de evrime inananların oranı %5, Amerika’da %21[2], Darwin’in anavatanı İngiltere’de ise sadece %25’dir[3]. Ve bu oran gitgide azalmakta, insanlar evrim teorisinin yıkılıp yok olduğuna şahit olmakta ve dine yakınlaşıp, her şeyi yoktan var eden Yüce Kudret Sahibi Allah’a yönelmektedirler. Darwinistlerin, masonların ve ateist siyonistlerin oyunları artık kesin olarak kendilerine dönmüş durumdadır.

YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR CENNETE GİREMEZ. GİRER DİYENDE GİREMEZ

Geçen haftaki yazımda, Eminönü Halk Eğitim Müdürlüğü binasında yapılacak olan konferansı duyurmuştum. O konferans gerçekleşti. Çok da mühim şeyler söylendi.
Ankara Ü. İlahiyat Fakültesi profesörlerinden 9 dil bilen Mehmet Bayraktar’ın, not alabildiğim bazı cümlelerini aktarmak isterim:
“Dinlerarası Diyaloğu başlatan Vatikan gibi gözükse de, bunu esas isteyenler Yahudilerdir. Dinlerarası Diyalog yapması için Vatikan’a baskı da ABD’den geliyor. Dinlerarası Diyalog esas olarak 1892’de ABD’de başladı. Bu proje, ABD’deki büyük sermaye sahiplerinin finansı ile oluyor.
Onların isteği, “İnsanlık dini” diye bir şey. Bu projede, ilâhîlik ve peygamber inancı yoktur. Onlara göre Kur’an’ı peygamber yazmıştır. En büyük hedefleri Kur’an’ı ortadan kaldırmaktır. Baksanıza Peygamberimiz’i küçük düşürücü karikatürler yapıyorlar. Buna rağmen Diyalogcular Peygamberimiz’e gerekli şekilde sahip çıkmıyorlar. Halbuki onlar (Hıristiyanlar) bize “Muhammedân” diyorlar. “Muhammed’e tapanlar” demektir.
Hıristiyan kardinalleri arasında Yahudi olanlar var. Bunların hiçbiri papa olmadı ama papa seçildi, Papa Jan Pol bir Yahudi dönmesidir. Şimdiki papa da dönmedir. (Aslen Polonya yahudisi.)
Dinlerarası Diyaloğun hedefi dünyada tek inanç ve tek din olmasıdır. Adı da dünya dini. Nitekim Dinlerarası Diyalog faaliyetini yürüten Vatikan’ın kendi kayıtlarında, Dinlerarası Diyaloğun ekümeniklik (dünya hükümranlığı) ve misyonerlik olduğu yazılıdır.
Buna Türkiye’de ilk önderlik yapan Kasım Gülek ve İhsan Doğramacı’dır.
Bizdeki diyalogcular “Kur’an, ehl-i kitabın (Hıristiyan ve Yahudilerin) Müslüman olmasını istemiyor” diyorlar. Böylece ortalığı Hıristiyan misyonerlerine bırakıyorlar. Oysa Hıristiyanlar, “Allah hem birdir hem üçtür” diyorlar.”
Prof. Bayraktar, konuşması arasında insanı dehşete düşüren bir fotoğraf gösterdi. “Dinlerarası Diyalogla hedefleri işte budur. Bu, Dinlerarası Diyaloğun fotoğrafıdır” dedi.
Fotoğraf şöyle:
Üç kişi Bremen mızıkacıları gibi üst-üste... En altta sözümona bir Müslüman, onun üstünde bir Hıristiyan, en üstte de bir Yahudi...
Fotoğrafı daha açık tarif edeyim:
Beyaz elbiseli, başı takkeli bir adam seccâde üzerinde secdeye varmış. Yanıbaşında elinin yanında bir İncil. Bu kimse müslümanı temsil ediyor.
Onun üzerine birisi çıkmış, namazda oturur gibi müslümanın sırtına oturmuş. Hıristiyanların duâ halinde yaptıkları gibi, parmak uçları yukarıya doğru olarak ellerini birbirine yapıştırmış. Elinde de bir tesbih var. Bu da hıristiyanı temsil ediyor.
Üçüncü şahıs en üstte... Hıristiyanın omuzlarına basmış. Kendisi ayakta. Elinde de sözümona Kur’an var. Bu da Yahudi oluyor...
Bitmedi...
Yan taraftaki kâide üzerinde bir silah var. Silahın namlusunun ucunda Yahudilerin yedi kollu şamdanı. Duvarda ise kocaman bir haç... Bir kadın da eliyle bunları işaret ediyor.
Mehmet Bayraktar Hoca’nın söylediği gibi, Dinlerarası Diyalogun fotoğrafı ve hedefi işte bu...
Değerli okuyucular! Eğer “Ben bu fotoğrafı pek iyi anlamadım. Kendim görmek istiyorum” derseniz o da mümkün. İnternette aşağıdaki adrese girin, Dinlerarası Diyalog ile neyin hedeflendiğini kendi gözünüzle görün, bir de siz dehşete kapılın. Ama sadece görmekle kalmayın, lütfen görmeyenlere, bilmeyenlere de anlatın...
İşte adres: http://emmanuelnegro...post/398347068/ stairway-to-heaven-scultura-di-eu...
“ABD’nin 1933-39 Moskova büyükelçisi, ülkesi için kaleme aldığı bir raporda ezcümle “SSCB’nin (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin) en zayıf noktası dindir. Onları bu noktadan bitirelim. Üç dini kontrol altına alalım...” diyor.
Rahmetli Erol Güngör 1978’de, “ABD, SSCB’ye karşı şimdilik İslam dünyasını kullanıyor. (Müslümanlardan tarafmış gibi davranıyor.) Eğer SSCB biterse, o zaman dünya tek bloklu olur ve ABD’nin tek düşmanı İslam olur” diyordu. Bugün bizim muhafazakârlar(!) ABD’nin istediği Ilımlı İslam’ı destekliyorlar.
1959’dan 1962’ye kadar Vatikan’da 16 toplantı yapıldı. Sonunda Dinlerarası Diyaloga karar verildi. Ancak Diyalogun bildirgesi şunu söylüyor: Kurtuluş İsa’nın ışığına bağlıdır...
Hıristiyanlığı gün ışığına çıkarmak için, dinlerini yeniden kuvvetlendirmeye çalışıyorlar. Bizim gazeteler de “Vatikan çağdaşlaşıyor” diyorlar. Yalan!..
Bu, çağdaşlaşma değil yeni bir stratejidir, küresel sisteme uyarlanmış yeni sistem misyonerliktir. Onun için Papa II. Jan Pol, “Bizim derdimiz Müslümanları Hıristiyanlaştırmak değil, bizim gibi düşünmelerini sağlamaktır” diyor.
Dikkat! Hıristiyanlara göre papalar tanrının vekilidir ve onların sözü tanrı sözüdür. Papa’nın sözüne ona göre bakmalı...
Meselâ Papa, “Müslümanlar Ermenileri öldürmüştü. Şimdi de Kürtleri öldürüyorlar” diyor, bizim basın da “Papanın dili sürçtü” diyor. Halbuki, Hıristiyanlara göre papanın sözü sürçme falan değil, ilâhîdir...
Hıristiyanlar, “Türkler Anadolu’yu fethetmekle günah işlemişlerdir” diyor ve öyle inanıyorlar.
“Allah hem birdir hem üç” demek aklın alacağı bir şey değil. Müslümanlar Hıristiyan olmaz. Onlar da biliyor bunu. Onun için hedefleri Müslümanları Hıristiyan yapmak değil, kendileri gibi düşündürtmektir. Müslümanlar, Hasan ile Hans’ı, Meryem ile Meri’yi aynı görürlerse mesele kalmayacak...
Kant, Dekart gibi mütefekkirler, “İnancımı korumak için susuyorum” diyerek üç ilah meselesinde susmuşlar. Ne yapsın? Adamın kafası almıyor.
Bunlar da Prof. Nadim Macit’in konuşmasından notlar...
Sayın Ahmet Tekin’in hatırlattığı bir âyet ve bir hadisle yazımızı bitirelim. Âyet meâli:
“Eğer onlar da (Yahudi ve Hıristiyanlar) sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse, muhakkak doğru yolu bulmuş olurlar.” (Bakara, 137)
Hadis: “Benden sonra peygamber yok, sizden sonra da ümmet yok.”


YAHUDİ VE HIRİSTİYANLAR CENNETE GİREMEZ. GİRER DİYENDE GİREMEZ

Hristiyanlık yarı bir pagan dinidir

Hristiyanlık yarı bir pagan dinidir
Hristiyanlık: Pavlus-Roma ittifakı:Batı, Hristiyanlık denilen bir dine inanır. Bu din , İsa peygamber tarafından vazedilen İseviliğin çarpıtılmış biçimidir. Hristiyanlık ve İsevilik iki farklı dindir. İsevilik, ilahi din geleneğinin devamı olarak Museviliğin ihyası şeklinde ortaya çıkmış ve hem Yahudiliğe hem de Roma paganizmine karşı gerçek evrensel tevhid öğretisini tashih etmiştir. İseviliğin, tıpkı Musevilik gibi devamı ve son hali İslam'dır.Hristiyanlık ise, Pavlus tarafından kodifiye edilerek Roma devletine ihale edilmiş tamamen politik bir akımdır. M.S 320'li yıllarda, Pavlus'un amacı doğrultusunda Roma bu akımı resmi ideolojisi yapmış ve doğu eyaletlerinde sağlayamadığı düzen, istikrar ve itaati bu yolla sağlayabilmiştir. Hristiyanlık, daha sonra Kilise yoluyla batının bütün politik ve ekonomik yönelimlerinin ideolojik aracı olma misyonu üstlenmiştir. Bu misyon, doruk noktasına sömürgecilik döneminde ulaşmış ve farklı mezheplerin temsil ettiği farklı kavimlerin politik ihtirasları bu öğretinin diliyle kendini meşrulaştırmıştır. Doğu kiliseleri, kısmen de olsa İseviliğe dair izler taşımakla birlikte, Hristiyanlığın resmi konsül kararlarına bağlılıklarını görünürde de olsa sürdürmektedirler. Ancak açık olan şudur ki, Hristiyanlık, asla İsevilik değildir. İseviliğin sembollerini kullanan, kendine özgü yarı pagan bir dindir. Müslümanlar, özellikle ezilen dünyada, bu gerçeği ve ayrımı vurgulayan bir tebliğ faaliyetine girişmek zorundadırlar. Latin Amerika, Hristiyanlıktan arındırılmalı ve İsevileştirilmelidir. Hristiyanlık, İsa adına uydurulmuş bir batılı pagan yalanıdır.7- Hind imgesi ve Ari ırk yalanı:Hindistan'ın sömürgeleştirilmesi sürecinde ortaya atılan Hind-Avrupa ilişkisi, bu bağlamda Hind-Avrupa dil grubu, Aryan ırkı, kavimler göçü gibi tartışılmaz kabul edilen şablonlar, bir başka meşhur yalanlardır.Britanya kraliyet sarayı ve Doğu Hind kumpanyasının finanse ettiği bilimsel çalışmaların ürünü olan bu tezler, tamamen sömürgeci amaçların ürünüdür. özellikle 18. yüzyılda Göttingen üniversitesi çevresi ile başlayan Hind ve Ari ırkı eksenli araştırma ve tezler, bugünkü Hind- Avrupa- Aryan bağlantılı yaklaşımların temelini atmıştır. Büyük İskenderin fetihleri sırasında meydana gelen büyük kültür karışımının ürünü olan dil ve etnik benzerliklerden yola çıkarak, üstün beyaz ırk, üstün Aryan kavimleri ve üstün çekimli diller şeklindeki teoriler geliştirilmiştir. Sanskritçe ile batı dilleri arasındaki bu benzeşimlerin Hind-Avrupa dil ailesi olarak modellenmesi ve bu model üzerinden batılıların sömürme amacıyla hedefe aldıkları her ülkede bir Hind-Avrupa dili ve topluluğu bulmaları söz konusu olmuştur. Geçmişte Hindistan, daha sonra İran, Ermeniler ve şimdi de Kürtler ve Kürtçe üzerinde aynı iddialar sergilenmektedir. Uygarlıkların Sami (yani Yahudi?)lerle Arilerin diyaloğundan doğduğu ve geliştiğini öne süren Yahudi- Hristiyan Batı ittifakı yanlısı tezlerde, daha özel düzeyde bu ittifakı geri kalan tüm dünyaya karşı meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Esasen Dil grupları ve Dil ailelerine dair tezler, son derece kuşkulu ve bir çok izaha muhtaç eksiklikleri olan ideolojik teorilerdir. 1800'lü yılların başlarında ortaya atılan bu tezlere karşı, bugün Sauessur, Chomsky gibi çağdaş dil bilimciler, açıkça olmasa da ima yoluyla bu küresel resmi ideolojinin en 'bilimsel' iddialarına gölge düşürecek araştırmalar ve tezler geliştirmiştir. Ancak açıkça ve cesurca bu dil ailesi saçmalıklarını eleştirmek ve politik maksatlarını ifşa etmek hala tabudur. Bu tabuya karşı başka dil ailesi modelleri ( Ör. Öntürkçe) geliştirerek aynı saçmalıkta iddialarla mücadele etmeye çalışan alternatif ırkçılıkların da ötekinden bir farkı yoktur.

TANRICILIK OYUNUNA ÖNCE, "AĞIR AĞBİYİ" OYNATMAKLA İŞE BAŞLAMIŞLAR. YÜZÜMÜ GÖREN YAŞAYAMAZ'LA DİYEN YHVY 'NİN SONRAKİ HALİ.


Mısırdan Çıkış...33:20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz."

Gibi, ağır abi yakıştırmalarıyla Tanrı imajına ısındırmay çalışmışlar. Hatta, yüzümü göstermem ama bari sırtımı gör" diyerek Musa'nın gözlerini, TANRI ELLERİ İLE kapatmış.
Çünkü yüzümü görürsen mecburen seni öldürmek zorunda kalırım demiş. Oysa ki öldürme yetisi olmayan YARATILMIŞ olduğunu çok iyi bilen, İSRAİL'İN MÜSTAKİL TANRISI, İSMİ TEKRAR EDİLEMEZ YAHVE, DURUMU İDARE ETMENİN YOLUNU BİR DÖNEM BÖYLE BULMUŞ.

Mısırdan Çıkış...33:20 Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz."
Mısırdan Çıkış...33:21 Sonra, "Yakınımda bir yer var" dedi, "Orada, kayanın üzerinde dur.
Mısırdan Çıkış...33:22 GÖRKEMİM oradan geçerken seni kayanın kovuğuna sokup geçinceye kadar ELİMLE örteceğim.
Mısırdan Çıkış...33:23 Elimi kaldırdığımda, SIRTIMI göreceksin. Ama YÜZÜM görülmeyecek."

Hani "bende öldürür bende can veririm" diye TANRI OLDUĞU iddiasında bulunan NEMRUT gibi. Aslında yaratılmış olduğunun bilincinde olan Nemrut, verdiği ölüm cezaları ve çıkardığı aflar nedeniyle, öldüren ve hayat veren zannedip, kendisini TANRI olarak nitelendirmiş. Ama aynı iddiasını, "o halde sende güneşi batıdan doğdur" denilince kendisinin acizliğini anlamış. Kendisini de yaratanın, aslında güneşi doğudan getirip batıdan batıran olduğunu kavramış. İstemese de "bir yaratıcının kulu olduğunu mecburen kabullenmiş.

Tam bu anlayışa uygun hareket eden, yada ettirilen Yahve, mangalda kül bırakmayıp, "yüzümü gören yaşamaz" diyor ama dediğiyle de kalıyor. CAN ALMA ve CAN VERME yetisi olmayan, kendisi de yaratılmış olan ama kurulan ittifaklar sonucunda TANRI OLARAK işaret edilen / benimsetilmiş olan,   her zamanki gibi kuru sıkı attığını kutsal metin yazarları yüzünden ortaya koymak zorunda kalıyor.

Yasa Kitabı......33:10 O günden bu yana İsrail'de Musa gibi RAB'bin yüz yüze görüştüğü bir peygamber çıkmadı.

Yaratılıs...........32:30 Yakup, "Tanrı'yla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı" diyerek oraya Peniel adını verdi.

1 Krallar .........11:9-10 İsrail'in Tanrısı RAB, kendisine iki kez görünüp, 'Başka ilahlara tapma!' demesine karşın, Süleyman RAB'bin yolundan saptı ....

Yeşaya...........6/1 Kral Uzziya'nın öldüğü yıl yüce ve GÖRKEMLİ Rab'bi gördüm; TAHTTA OTURUYORDU, giysisinin etekleri TAPINAĞI DOLDURUYORDU

Yeşaya ...........6:5 ........... Buna karşın Kral'ı, Her Şeye Egemen RAB'bi gözlerimle gördüm."

Yasa Kitabı......5:4 RAB dağda ateşin içinden SİZİNLE yüz yüze konuştu.

Hatta insanlar Tanrı olaraj işaret edileni görüpte nasıl hayatta kaldığına şaşırıyor. Hani Tanrıyı gören yaşamzdı tarzındaolaya yaklaşılıyor. Esasında görülenin Tanrı olmadığını, TANRI KONUMUNDA gösterilen bir varlık olduğunu söylüyorlar/söylemiş oluyorlar. Öyle ya!madem Tanryı gören yaşayamazdı, o halde görenlerin hepsinin ölmesi gerekirdi?

Ya gördükleri Tanrı değil, TANRI SANDIRILAN, o kartvizitle boy gösteren bir varlık, yada kitaplarında yazılanlar yalan. Yani ne görülen Tanrı olabilir, nede kitaplar ilahi esintilere sahip olabilir..

Yasa Kitabı .....5:24 'Tanrımız RAB bize yüceliğini ve büyüklüğünü gösterdi' dediniz, 'Ateşin içinden SESİNİ duyduk. Bugün Tanrı'nın insanla konuştuğunu ve insanın ölmediğini gördük

Ya! "Yüzümü gören" ölür sözü yalan. Bu durumda kitaplar keyfiyete göre yazılmış. İstedikleri sözleri, Tanrı adını kullanarak kitaplara almışlar.
Ya! "Yüzünü gördük" diyenlerin sözü yalan. Bu durumda da kitaplar keyfiyete göre yazılmış. İstedikleri sözleri, Tanrı olarak kabul edileni yalanmak için kitaplara almışlar. Tanrı onlara göre, atan-tutan ama hiç birşey yapamayan, sözünde durmayan, dediklerini de yapabilecek kudrete sahip olmayan bir olgu.

Hiç düşündünüz mü? Eğer, Tanrı dedikleri varlığın yüzünü gören ölüyorsa, İNSANLIK DİYE CANLI TÜRÜ Dünya piyasasında olabilir miydi?
Kendisinin yaratma ile ilgisi olmadığını bilen,
"bahçem" dediği arazinin Akad imparaotorluğu içinde olduğunu bilmeyen,
Akad imparatorluğunu meydana getiren milyonlarca insanın varlığından haberi olmayan,
ve ilk insan "Adem'i yarattım" diye ortalığa fırlayan yada kutsal metin yazarları tarafından, "her harfi Tanrıdan" dedikleri kitaplardan, inançların içine fırlatılan,
Tanrı olarak işaretlenen varlık, mizansen gereğide olsa, günün serinliğinde bahçede dolaşırken "Adem'e neredesiniz" diye seslenip karşlıklı (yüz-yüze) konuştuğunda Adem'in, Havva'nın ölmesi gerekirdi. Hem "Nerdesin" diye SESLENEREK kullarını arayan, TANRI ile yüzyüze görüştükleri için

Yaratılıs...........3:8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.
Yaratılıs...........3:9 RAB Tanrı Adem'e, "Nerdesin?" diye seslendi.

Hemde: "Meyvasından yerseniz KESİNLİKLE ÖLÜRSÜNÜZ" dediği ağacın meyvasını yedikleri için ölmeleri gerekirdi.

Yaratılıs...........2:17 "Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."
Yaratılıs...........3/4 Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi,

Olanlardan haberi olmayan TANRI; ancak, Adem'in "korktum, çünkü çıplaktım" cevabı üzerine durumu kavrar ve YASAK MEYVADAN yenildiğini ANLAR. "ANLADI" DEMEK doğru bir deyim. Çünkü, yasak meyvanın yenildiğinden haberi yok. (Biçarem, Kutsalmetin yazarları ne dikte etmişse onları bilmiş sayılıyor Çıplak oldukları için gözleri açılmış olmalı, gözlerinin açılması içinde, yasak meyvayı yemiş olmalı çıkarımları sonucu yaşanan olayların farkına varabilmiş olmalı.)

Yılan, TANRININ dediği yalan, ASLA ÖLMEZSİNİZ demişti. Öldüler mi? Hayır. ADEM o olaydan  sonra NE KADAR yaşadı cevabı yine kendilerinden.
Yaratılıs...........5/5 Adem toplam dokuz yüz otuz yıl yaşadıktan sonra öldü.

Esasında; yine mizansen gereği, yazarların "Tanrıcılık oyununun raconu bozulmasın" diye dinlenme günü olan 7. günü erteleyip, Tanrı olarak işaret ettiklerine bir Adem daha yaptırmış olmaları gerekirdi.

Dünyanın milyarca senesini, Dinozor gibi tarih öncesi dediğimiz hayvanları, insanlığın onbinlerce yıl geçmişlerini yok sayıp, Akad imparatorluğu gibi devletler, Urfa Göbeklitepe gibi şehirler (M.Ö. 9500), Ur gibi site devletleri varken (Al-Ubaid M.Ö. 4500), Tanrı olarak işaret ettikleri varlığa, "ilk insan Adem'i" (M.Ö. ~4000) yarattıran kutsal metin yazarları için, bu dinlenme günü erteleyerek, "Tanrı yeni bir Adem daha yarattı" demeleri hiçte zor olmazdı.

(Bu durumda, Adem'i yarattıktan sonra Fırat kıyılarında kendisine bahçe yaptırdığını söyleyen olgu, kendisinin "ben yaratmadığım" dediği başkalarına ait araziye mi bahçesini yapmış oluyor? Tanrı olarak nitelendirdikleri varlık, akşam serinliğinde dolaştığı bahçeler başkalarına mı ait.)

Tanrıyı bilmeyen, yalan söyleyen, Yılanı bilen ve doğru göstermekten çekinmeyen, içlerinde en ufak "ALLAH", korkularının barınmasını bırakın, Tanrısal hiçbir çekintileri ve Tanrı saygısı bulunmayan metin yazarları için, bu erteleme ve yeni başlangıç çokta kolay halledilebilecek bir olay olurdu.

Yüzlerce çelişkilerinden utanmadan, kitapları için hala "her harfi tanrıdandır" diyerek spot sözler sarfedenler, yüzlerce çelişkiye ilave olunacak, +1 çelişki karşısında da ezberlerindeki spot sözleri tekrarlayıverirlerdi.

3 Şubat 2020 Pazartesi

Hıristiyanlık Nasıl Tahrif Edildi?



Bütün insanların günahlarına kefaret olarak Hz. İsa(a.s)'ın çarmıhta öldüğü iddiası Pavlus tarafından ortaya atılan bir inançtı. Bu ise Hıristiyanlık açısından son derece büyük bir sorun oluşturmuştu. Çünkü Meryem Oğlu İsa Mesih, gerçekte çarmıha gerilmemişti ve öldürülmemişti.

Başlarken:

Amacımız Hiristiyanları taciz etmek değildir

Hıristiyanlık, ilk başta, Filistin'de yaşayan Museviler arasında doğmuştu. Hz. İsa'nın çevresinde bulunan ve ona inanan insanların hepsi Yahudi soyundan geliyorlardı ve Mosa Şeriatı'na göre yaşıyorlardı. Bu Musevi inancının en büyük şartı ise, tek bir Rabbe, göklerin ve yerin yaratıcısı olan Allah'a kulluk etmek ve O'ndan başka bir ilah tanımamaktı.

Ancak Hıristiyanlık bu Musevi dünyadan çıkıp Avrupa'ya doğru yayıldıkça, farklılaşmaya başladı. Mosa Şeriatı'nın temeli olan "Tek Tanrı" inancı garip bir değişikliğe uğradı ve Hz. İsa'nın kendisi bizzat bir tanrı sayılmaya başladı. Bir süre sonra da bu garip inanç formüle edildi. Bu inanca göre -haşa- Allah üç benliğe ayrılıyordu; bir "Baba Tanrı", bir "Oğul Tanrı", bir de "Kutsal Ruh" vardı. "Oğul Tanrı" ise, yine bu inanca göre, Meryem oğlu İsa Mesih'ti.

Gerçek İseviler, yani Hz. İsa'ya bir tanrı olarak değil de bir peygamber olarak iman edenler ise uzun süre bu dejenere dine karşı direndiler. Ama bir süre sonra sözkonusu dejenere din, siyasi olarak üstün geldi ve kendisini "gerçek Hıristiyanlık" ilan etti. Zamanla da diğer grubu, yani gerçek İseviler'i tarihten sildi.

Bu yazı dizisi, Hıristiyanlığın yaşadığı bu büyük dejenerasyonun hikayesidir.

Yazılışındaki amaç ise, Hıristiyanlığa saldırmak ya da Hıristiyanları taciz etmek değil, onları Meryem oğlu İsa Mesih'in gerçek yoluna davet etmektir. Hz. İsa'nın gerçekte nasıl bir insan olduğunu, nasıl yaşadığını ve öldüğünü, ardında nasıl bir inanç bıraktığını göstermektir. Eğer onların bu çağrıya karşı duyarlı davranabilecek kadar samimi insanlar olduklarını düşünmesek, zaten bu yazı dizisi yazılmazdı.

Hıristiyan araştırmacılara göre tarih M.S 32...

Romalı askerler, bağnaz Yahudi din adamları ve havarilerden münafık Yahuda İskaryot Kudüs yakınlarındaki Getsamani bahçesine bir baskın düzenliyor. Hz. İsa (a.s) dua ile geçirdiği gecenin sabahında karşısında Romalı askerleri ve yahudileri görünce şaşırmıyor. Ağzından çıkan ilk cümle "aradığınız benim öğrencilerimi bırakın" oluyor. İncillere göre Romalı askerler Hz. İsa'yı başkahine götürürken işkence dolu saatler de başlamış oluyordu. Yahudilerin baskısı ile Hz. İsa idama mahkum edilmişti. Cezası çarmıha gerilmek suretiyle infaz edilecekti. Peki çarmıhtaki adam gerçekten de İsa (a.s)'mıydı?

Çarmıhtaki adam kimdi?

Bu sorunun cevabı, ikibin yıldır milyarlarca Hıristiyan tarafından aynı şekilde verilir. Buna göre, Hz. İsa'nın tebliğinden rahatsız olan Yahudi önde gelenleri onu cezalandırmaları için Romalıları kışkırtmışlar, Roma valisi Pilatus da Yahudilerin telkinlerine uyarak Hz. İsa'yı ölüm cezasına çarptırmıştır. Hz. İsa önce kırbaçlanmış, sonra Roma'nın en acımasız idam yöntemi olan çarmıha gerilmiştir. Ellerinden ve ayaklarından çivilenmiş, bir süre canlı halde asılı kalmış ve bir süre sonra da ruhunu teslim etmiştir. Ancak, yine Hıristiyan inancına göre, ölümünden üç gün sonra dirilmiş, öğrencilerine görünmüş, onlarla birlikte yemek yemiş, sonra da canlı olarak göğe yükselmiştir. Yeniden dünyaya geleceği güne kadar ise, gökte, Allah'ın katında canlı olarak kalacaktır.

Bu çarmıhta ölüm ve yeniden diriliş inancı, Hıristiyan doktrininin diğer bazı kavramlarına da temel oluşturur. Pavlus (St. Paul) tarafından formüle edilen bu doktrine göre, Hz. İsa diğer insanların günahlarına kefaret olmak için çarmıha gerilmiş, acı çekmiş ve ölmüştür. Bu inanca göre insanlar, doğrudan Allah'a yönelerek ve O'nun şeriatına uyarak kurtulamazlar, sadece Hz. İsa'ya sığınıp onun kefaretinden yararlanarak kurtulabilirler. Pavlus bu nedenle Yeni Ahit'e giren mektuplarında "eğer Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur" diye yazmıştır. Çünkü Pavlus'un-ki Hıristiyanlığın kurucusu Hz. İsa değil, odur-tüm "iman"ı, çarmıha gerilip acı çeken Mesih kavramına dayanmaktadır.

Bu ise Hıristiyanlık açısından son derece büyük bir sorun oluşturur. Çünkü Meryem Oğlu İsa Mesih, gerçekte çarmıha gerilmemiş, öldürülmemiş ve dolayısıyla dirilmemiştir.

İlk duydukları anda çoğu insan için şaşırtıcı olan bu gerçeği bizlere Kuran haber verir. Allah'ın son vahyi, çarmıh olayı hakkında şöyle yazmaktadır:

"Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (Yahudilere ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler. Hayır; Allah onu kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa, 157-158)

Üstteki ayette geçen "onu öldürmediler ve onu asmadılar" ifadesi, Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediğini ve öldürülmediğini açıkça bildirir. Kuran'da yer alan bu bilgi, Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında asırlardır tartışma konusu olmuştur. Hıristiyanlar, Hz. İsa'nın yüzlerce şahidin gözleri önünde çarmıha gerildiğini, İncillerin ve diğer Hıristiyan yazılarının bu konuda ittifak içinde olduklarını, bunun asırlardır milyonlarca inanan tarafından tasdik edilen kesin bir gerçek olduğunu söylerler.

Oysa durum pek öyle değildir.

Haçı taşıyan adam

Çarmıhtaki adam konusuna bakarken, öncelikle bu konudaki Hıristiyan literatürüne bir göz atmakta yarar var. Bugünün Hıristiyanları Hz. İsa'nın çarmıha gerildiğinden son derece emindirler ve bunun tüm Hıristiyan geleneği tarafından tasdik edilen bir gerçek olduğunu düşünürler. Oysa durum biraz daha farklıdır. Çarmıhtaki adamın kim olduğu sorusuna Hıristiyanlar arasında da alternatif cevap getirenler olmuştur. Bunlar, Katolik doktrininde "sapık" (heretik) bir akım sayılan bir inanca sahiptirler. Akımın adı "Dosetizm"dir.

Dosetizm hakkındaki en önemli bilgiler, Katolik Kilisesi'nin ünlü kurucularından Rahip Irenaeus'un ikinci yüzyılın sonlarında yazdığı "Sapkınlara Cevaplar" adlı bildiride verilir. Irenaeus, bu akımın temsilcilerinden biri olan Basilides'ten söz eder. Buna göre, İskenderiyeli Hıristiyan bir tarihçi olan Basilides, 130-150 yılları arasında yazdığı yazılarda Hz. İsa'nın çarmıha gerildiğini ısrarla reddetmiştir. Çarmıha gerilen kişinin gerçekte Hz. İsa olmadığını, onun yerine Kireneli Simon'un haça gerildiğini, Tanrı'nın Simon'un yüzünü mucizevi bir biçimde değiştirerek onu Hz. İsa'ya benzettiğini ve böylece Yahudilerin ve Romalıların onu Hz. İsa sandığını savunmuştur. Hatta Basilides, Kireneli Simon çarmıha gerilirken Hz. İsa'nın da bu olayı seyrettiğini, sonra da oradan uzaklaştığını ve göğe canlı olarak yükselerek Tanrı'nın katına çıktığını yazmıştır.

Acaba Basilides bu ilginç fikre nereden varmıştı? Üçüncü yüzyılda yaşamış bir Hıristiyan teolog olan İskenderiyeli Clement'in yazılarına göre, Basilides kendisine gizli bir bilginin ulaştığı iddiasındaydı. Anlattığına göre Hz. İsa'nın havarilerinden Simon Petrus'un tercümanlığını yapan Glaucias adlı bir kişi, bu sırrı Petrus'dan öğrenmiş ve Basilides de ondan duymuştu. Basilides, Glaucias'tan öğrendiği bilgilerle, İncillerin yanlışlarını kendisine göre düzelterek yeni bir "İncil" de yazmıştı.

Peki Basilides'in Hz. İsa'nın yerine çarmıha gerilen kişi olarak gösterdiği Kireneli Simon kimdi Kireneli Simon, İncillere göre, Romalı askerlerin Hz. İsa'yı çarmıha götürürken haçı taşıttıkları kişiydi.

Çarmıha gerilen kişiye kendi çarmıhının taşıtılması, bir Roma geleneğiydi. Bu hem psikolojik hem de   fiziksel bir tür işkenceydi. Ancak, İncillere göre Hz. İsa kendi çarmıhını taşıyamadı, bu yüzden askerler çarmıhı Kireneli Simon adlı adama taşıttılar. Hıristiyan geleneği İncillerdeki bu bilgiyi yorumlarken, Hz. İsa'nın çarmıha götürülmeden kırbaçlandığına dikkat çeker ve bunun Hz. İsa'yı güçsüz düşürdüğünü, bu yüzden çarmıhı taşımadığını anlatır.

Ancak ikinci yüzyılda yaşamış bir Hıristiyan olan Basilides'e göre, çarmıha gerilen kişi aslında Kireneli Simon'du. Allah bir mucize yaratarak Simon'u Hz. İsa'ya benzetmiş, iki kişi yer değiştirmiş ve Simon kendisini Hz. İsa'nın yerine feda etmişti.

Dosetikler arasında bu iddiayı savunan tek kişi Basilides de değildi. Ondan başka Kilise tarafından "sapkın" sayılan bazı isimler ya da tarikatlar da Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediğini, onun yerine, ona benzetilen bir başkasının haçlandığını savundular. Zaten "Dosetizm" deyimi, Yunanca'da "gibi gelmek", "görünmek" anlamlarına gelen "dokein" kelimesinden türemişti. Ancak Katolik Kilisesi'nin mutlak egemenliğinin kurulduğu dördüncü yüzyıldan itibaren, diğer "sapkın" akımlar gibi Dosetikler de aşamalı biçimde yok oldular. Haçtaki adamın Hz. İsa olduğu öğretisi, Kilise'nin zoruyla, Hıristiyan dünyasında temel bir dogma olarak yerini sağlamlaştırdı.

Çarmıh senaryosunda İncildeki çekişkiler

Peki Dosetiklerin iddiası doğru muydu, haçtaki adam gerçekten de Kireneli Simon muydu?

Bunu elbette kesin olarak bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey, haçtaki adamın Hz. İsa olmadığı, ona benzetilen bir başka kişi olduğudur. Ancak Dosetizm, bu gerçeğin ilk birkaç yüzyılda bazı Hıristiyanlar tarafından bilindiğini göstermesi açısından önemlidir.

Dosetik olarak bilinen kişiler belki sadece Hz. İsa'nın haçlanmadığını öğrenmişlerdi ve Kireneli Simon açıklamasını da bu gerçeği makul bir senaryoya oturtmak için geliştirmişlerdi. Çünkü İnciller incelendiğinde, gerçekten de Hz. İsa'nın haçlanmadan önce bir başka insanla yer değiştirmesi için kullanılabilecek en uygun fırsatın sözkonusu haçın taşınması olayı olduğu görülür. Ancak, elbette, olay daha farklı bir biçimde gerçekleşmiş, bir başka İlahi plan çerçevesinde çarmıha bir başkası da asılmış olabilir. (Müslüman tarihçiler, Hz. İsa (a.s) yerine çarmıha gerilen kişinin, bir kese altın karşılığında Hz. İsa'nın yerini Yahudilere söyleyen münafık Yahuda İskaryot olduğunu açıklamışlardır.)

İnciller çarmıh anlatımlarında belirgin bir biçimde çelişmektedirler, çünkü anlattıkları hikayeler tamamen sonradan üretilmiş efsanelerdir. Çarmıha gerilen kişi Hz. İsa olmadığına göre, Hz. İsa merkezli çarmıh anlatımlarının hepsi senaryolara dayanmaktadır. Ortada gerçek bir görgü şahitliği yoktur, böyle olduğu için de verdikleri her detayı bir takım kurgulara dayandırmak zorunda kalmışlar ve kaçınılmaz olarak çelişkili tablolar çizmişlerdir.

İZNİK'TEN GÜNÜMÜZE KADAR HIRİSTİYANLIK


Yüce Allah; Hz. İsa vasıtasıyla buyruklarına uyacaklarına dair Hıristiyanlardan söz almış, ama daha sonra verilen emirleri unutmuşlar, Allah'ın sözlerini, işlerine geldiği biçimde yorumladıkları için aralarında büyük anlayış farkları ortaya çıkmıştı. Hak'kın yolundan ayrıldıklarından dolayı Allah, aralarına düşmanlık sokmuştur. Kur'an, Maide 5/14: Biz Hıristiyanlarız" diyenlerin de sözünü almıştık, ama uyarıldıkları şeyden pay almayı unuttular. Bu yüzden Kıyamet Günü'ne kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara, ne yaptıklarını haber verecektir.


Allah'ın yolundan çıkanların yüreklerine dünya tutkusu girer. Dünya tutkusu da düşmanlığa yol açar. Onlarda da böyle olmuştu. Birbirine ters düşmüş birçok Hıristiyan mezhepleri arasındaki düşmanlık, asırlarca süregeldi. Her mezhep sahibi, diğerini küfür ile suçlamış, bu yüzden aralarında savaşlar çıkmış, bugün de düşmanlık sürmektedir. Kuzey İrlanda'daki Katolik Protestan çatışmaları, asırlarca süren bu mezhep kavgalarının bir uzantısıdır, herhalde bu düşmanlık daha asırlarca, belki de kıyamete kadar sürecektir.

Üçleme inancı, asırlar boyunca Hıristiyan dünyasında pek çok kişi,topluluk ya da mezhep tarafından reddedildi. Üçleme inancının reddeden topluluklar, tarihin her döneminde büyük baskılarla karşılaştı. Topraklarından sürüldüler, afaroz edildiler, diri diri yakıldılar, türlü işkencelerle öldürüldüler. Ancak baskılar onları tarih sahnesinden silmeye yetmedi. Üçleme karşıtlarının çok büyük bir bölümü inançlarına sadık kaldılar ve " Tanrı birdir " demekten vazgeçmediler. İznik Konsili'nde tasfiye edilmeye çalışılan Ariusçular, söz konusu "anti-triniteryen" (Üçleme karşıtı) Hıristiyanların öncüleriydiler. Daha sonra da Ariusçuların izinden giden birçok gurup ortaya çıktı.

Anti Triniteryen'ler

Rahip Nestorius. Arius akımının öncülerinden biri de Suriye doğumlu bir manastır rahibi olan Nestorius'tu. 428 yılında İstanbul Piskoposluğu gibi önemli bir makama getirilmişti. Ancak kendisini bu yere getiren kilise hiyerarşisine karşı teolojik bir mücadele başlatmakta gecikmedi. Nestorius'un hedef aldığı kavramların başında, kilise tarafından Hz.Meryem'e verilmiş olan "Theotokos=Tanrı'nın Annesi" sıfatı geliyordu. Roma kilisesi dördüncü yüzyılda bu sıfatı Hz. Meryem'e vermiş ve onun, Hz. İsa'yı ve ondan sonra ki diğer çocuklarını doğurmasına rağmen "ebediyen bakire" kaldığını ilân etmişti. Nestorius ise buna karşı çıkarak şöyle dedi : Kimse Meryem'e Tanrı'nın Annesi" demesin, çünkü Meryem sadece bir insandı.

Aslında Nestorius, kilisenin sapkın öğretisinin çok küçük bir bölümüne karşı çıkmıştı. Hz. İsa'nın Tanrı sayılmasına karşı açık bir şey söylemiyordu. Ancak bu bile kilise tarafından büyük bir tepkiyle karşılandı ve Nestorius'un da aynı Arius gibi anti-trineteryen bir "sapkın" sayılmasına yol açtı. 431 yılında Efes'te toplanan bir konsülde Nestorius afaroz
edildi.

Nestorius 435 yılında Mısır çölüne sürüldü, ama etkisi sona ermedi. Pers(İran) Kilisesi zaman içinde giderek Nestorius'un görüşlerini benimsedi. Mısır Kilisesi ise Nestorius'u sapkın sayan Katolik Kilisesi kararını tanımadı. Ve böylece Roma'dan ayrılarak bağımsız bir kilise haline geldi. Zaman içinde de bugünkü Koptik ( Kıpti ) Kilisesi'ne dönüştü. Nestorius'un diğer bazı bağlıları ise " Nasturilik " olarak bildiğimiz mezhebi oluşturdular. Günümüze kadar varlığını sürdüren "Nasturi Kilisesi"nin merkezi bugün halen San Francisco'dadır.

Kelt Kilisesi (Celtic Church of Ireland). Arius akımının diğer bir öncüsü de İrlanda'da kurulan Kelt Kilisesi'ydi. Kıta Avrupasından tamamen izole edilmiş bir durumda "Ariusçu" çizgide gelişti. Katolik Kilisesi'nin İrlanda Kelt Kilisesi'ni resmi olarak egemenliği altına aldığı 664 yılına kadar, üçleme inancı İrlanda'ya yabancıydı.

İrlanda Kilisesi'nin Nasrani öğretisine paralelliğini gösteren önemli bir özelliği vardı : Yahudi kaynaklarına olan sadakat. Kelt Kilisesi, Hz. İsa'nın Yahudi hükümlerine titizlikle uyduğuna inanıyor,    bu nedenle de Eski Ahit'e büyük önem veriyordu. Bu eğilim o kadar güçlüydü ki, Kilise'nin Roma'nın egemenliği altına girdikten sonra bile devam etti. 754 yılında bazı Katolik rahipler; "İrlandalı rahiplerin Kilise'nin kutsal metinlerini önemsemediklerini, Kilise önderlerinin yazılarını reddettiklerini ve konsillerin kararlarını dikkate almadıklarını" belirterek bundan şikayet ediyorlardı. Ancak Kelt Kilisesi'nin bu direnişi de kısa bir süre sonra kırıldı. Böylece Katolik Kilisesi dördüncü yüzyılda başlayan bir süreç ile tüm sözde "yanlış yola sapan"ları bir şekilde tasfiye etmiş oluyordu. Oysa bu tasfiye edilen akımlan, Hz. İsa'yı ilâhlaştıran batıl öğretiyi reddediyor, bir ve tek olan Tanrı'ya iman etmeyi tebliğ ediyorlardı.

Katolikler

İlk Hıristiyan Kilisesi Yeruşalim'de (Kudüs'te) kurulmuştu. Fakat Yeruşalim'in M.S. 70 de Romalılarca harap edilmesinden sonra, Kiliseler Asya'dan batı bölgelerine kadar yayıldı. O zamanlar dünyada egemen olan politik güç Roma İmparatorluğuydu. Hıristiyanlar ilk üçyüz yıl boyunca çeşitli ve ağır baskılara maruz kalmışlardı. Ancak dördüncü yüzyılın başlarında M.S.312 de Roma İmparatoru Konstantin Hıristiyanlığı kabul edince durum tamamile değişti.

İmparator Konstantin Roma Piskopos'una ünlü Lateran Sarayı'nı hediye etti. Pavlusçu Hıristiyanlığın öğretisi esas alınarak Roma Katolik Kilisesi kuruldu. "Katolik" kelimesi"evrensel" demektir. Kilise; başlangıçtan bu yana sadık ve kesintisiz bir şekilde resullerin öğreti ve uygulamalarını devam ettirdiklerini iddia ederler. Kilise'nin başında öleceği güne kadar seçilmiş, İsa Mesih'in görünür temsilcisi olarak kabul edilmiş Papa (baba) bulunur. Roma Devleti'nin desteği ile günden güne güçlenen Roma Katolik Kilisesi, Batı dünyasının en büyük otoritesi haline gelmişti. Katoliklerin Hıristiyanlar arasında en fazla ve en yaygın üyeye sahip oldukları kabul edilir.

Ortodokslar

M.S. 395 de Roma İmparatorluğu doğuda Konstantilop (İstanbul) ve batı da Roma şehirleri başkent olmak üzere ikiye ayrıldı. Batılılar Roma'nın, doğulular da Konstantilop'un dinsel merkez olması gerektiğini ileri sürmeye başladılar. Bu istek iki toplum arasında M.S. 1054 yılına kadar devam etti. Bu tarihte Roma Katolik Kilisesi'nin Rahibi Konstantilop Patriğine, Kilisenin tek evrensel Papa'sı olduğunu hatırlatarak onun da bu gerçeği kabul etmesini istedi. Doğu Kiliseleri buna karşı çıkarak birbirlerini afaroz ettiler. Böylece batı da Roma Katolik Kilisesi ve doğuda da Ortodoks Kiliseleri oluşmuş oldu.

Doğu Kiliseleri (İstanbul, Kudüs, Antakya ve İskenderiye) Roma'dan ayrıldıktan sonra "Ortodoks Kiliseleri" ismini aldı. Ortodoks kelimesi doğru anlamına gelip, doğru inanca veya görüşe sahip olan demektir. Doğu Kiliseleri kendi aralarında bir düzen oluşturamadılar. İstanbul'da ki Patrikhane her zaman daha üstün gibi göründü, ama diğerleri kendi içlerinde bağımsızdılar. Zamanla aralarında yeni kopmalar oldu ve Ulusal Kiliseler oluştu. Ermeni, Rum, Bulgar, Sırp, Rus gibi uluslar, farklı dönemlerde kendi milli kiliselerini kurdular.

Katolik ve Ortodoks Arasındaki Farklılıklar

Papa'nın yanılmazlığı ve evrensel yetkisinin kabul edilmemesinin dışında Ortodoksları Katoliklerden ayıran diğer hususlar şunlardır :
1 - Katolik Kilisesi rahiplerinin evlenmelirini yasaklarken, Ortodoks Kilisesi rahiplerinin evlenmelerine müsaade eder.
2 - Katolikler Kutsal Ruh'un hem Baba'dan hem de Oğul'dan çıktığını ileri sürerken, Ortodokslar Kutsal Ruh'un yalnızca Baba'dan İsa aracılığıyla çıktığını ileri sürerler.
3 - Roma Katolik kiliselerinde vaftiz uygulaması yalnızca su serpmekle yapılırken, doğu Ortodoks kiliselerinde bu tamamen suya daldırılmak suretiyle yapılıyordu.
4 - Ortodokslar yalnızca resimlerle yetinmekteyken, batı kiliseleri heykel veya statüler de yapıyor ve bunları da şereflendiriyorlardı.
5 - Ortodokslar Rab'bin Sofrası'nı ekmek ve şarapla yaparken, Roma Katolikleri bunu yalnızca şaraba  bulandırılmış kutsal ekmekle yapmaktadır.
6 - Ortodoks ayinleri Yunanca, Katolik ayinleri Latince yapılır.
7 - Katolikler Hz. İsa'nın doğumunu 25 aralıkta kutlarken, Ortodoks lar 6 ocakta kutlamaktadır.

Protestanlar

Katolik Kilisesi 16.yüzyıla kadar Avrupa'daki egemenliğini korudu. 1520 lerde Almanya'da ortaya çıkan Martin Luther adlı bir rahip bu egemenliği sarsan kişi oldu. Önce Luther'in sonra da Calvin ve Zwingli gibi rahiplerin önderliğinde gelişen Protestan akımı, Roma Kilisesi'nin ve Papa'nın otoritesine karşı büyük bir isyandı. İsyan büyük olduğu kadar kanlıydı da; Avrupa bir yüzyılı aşkın bir süre Katoliklerle Protestanların bitmek tükenmek bilmeyen savaşlarına sahne oldu. "Dini" gibi gözüken bu savaşların ardında ise yine siyasi hesaplar yatıyordu. Papa'nın boyunduruğu altında yaşamayı ve ona vergi vermeyi istemeyen prenslerle, bu egemenliği yitirmek istemeyen çevrelerin çıkar çatışmalarıydı. Aralarında Otuz Yıl süren çok kanlı savaşları oldu ve sonunda imzalanan Westphalia Barışı ile sağlanan denge, o zamandan bu yana da fazla değişmedi.

Protestanlar Papa'nın otoritesini reddederken, onun yerine bir başka otorite koymamışlardı. Bu nedenle Protestanlık, Katolik Hırıstiyanlıkta ki düzenin aksine son derece dağınık ve " Hoşgörülü "bir din olarak gelişti. Hemen her ülke kendisine ulusal bir kilise kurdu. Bunların yanında daha pek çok farklı mezhep ve akım gelişti. Bu nedenle bugün protestanlığın yüzlerce türü, yüzlerce farklı Protestan Kilisesi vardır. Bunların büyük kısmı da Kuzey Avrupa'da ve ABD'de faaliyet göstermektedir.

Protestanların ortaya çıkışı üçleme karşıtı akımlar açısından da önemliydi. Protestanlar, belirttiğimiz gibi kendilerini Katolik Kilisesi'nin egemenliğinden kurtardılar. Bu hem basamak, hem de temel Hıristiyanlık inanışları açısından büyük bir özgürlüktü. Artık Kutsal Kitab'ı kendileri okuyorlar ve kendileri yeni baştan yorumluyorlardı. Bunun sonucunda bazı Protestanlar, çok az bir bölümü de olsa, çok önemli bir gerçeği fark ettiler : Katolik inancının temelini oluşturan üçlemenin Yeni Ahit'te bir dayanağı yoktu. Hatta bazı pasajların bu inancı yalanladığı ortadaydı. Bu pasajlarda Tanrı'nın "Bir ve Tek" olduğu anlatılıyor, "Üçlü birlik" inancına ise Yeni Ahit'in temel mantığı içinde bir yer verilmiyordu.

İşte bazı Protestanlar, aslında çok azı, bu sonucu çıkardılar ve üçlemeyi reddettiler. Böylece Üniteryen (Birlemeci) Kiliseler doğdu.

Birlemeyi Savunan Hıristiyanlar

Protestan Reformu(nun) ardından Hıristiyanlar Yeni Ahit'i Katolik inançlarından bağımsız olarak okumaya başladılar. Bunun sonucunda da İtalya'da, üçlemenin yanlışlığı sonucuna inanan ilk Hıristiyan akımı gelişti. Lelio Socianus (1525-1562) ve kuzeni Fausto Socianus (1539-1604) tarafından başlatılan akım, kurucularının isminden dolayı Sosyanizm (Socianism) olarak bilindi. Sosyanistler gizli toplantılar yoluyla yayıldılar. The Catholic Encyclopedia bu akımın inancını şöyle özetliyor:  Sosyanistlere göre üçleme diye bir şey yoktu. Hz.İsa Rab ile ya da Kutsal Ruh'la ayi özden (dolayısıyla Tanrı) değildi... Ölümü ve acı çekmesi insanlara kurtuluş vermek için değildi. » Sosyanistler çeşitli baskılara maruz kaldılar. Kilise onları çok geçmeden afaroz etti.

Aynı dönemde Sosyanistlere benzer fikirler yayan, özellikle üçleme inancına radikal bir biçimde karşı çıkan Cenevreli Michael Servetus, fikirleri nedeniyle Calvin tarafından kazığa bağlanıp yakılarak idam edildi. Yakılırken, yazdığı üçleme karşıtı kitap da göğsüne asılmıştı. Servetus, İznik Konsilinde Hıristiyanlığın dejenere edildiğini savunmuş ve bu bozulmadan kurtulmak için İznik Konsili öncesindeki kaynaklara dönülmesi gereğini yazmıştı. 1638'de Sosyanistlere yönelik saldırılar başladı. Rokow'da ki kolejleri kapatıldı ve birlemeyi kabul etmiş pek çok insan diri diri yakıldı.

Üniteryenler 18. ve 19. yüzyılda özellikle de Anglosakson dünyasında etkili oldular. Önce İngiltere'de sonra da ABD'de Üniteryen Kiliseler kuruldu. Sadece Hıristiyanların değil, tüm insanların Tanrı'ya iman ederlerse kurtuluşa ulaşabileceklerine inanan bu kişiler kendilerini Üniversalist olarak tanımladılar. Birbirinden bağımsız olarak gelişen Üniteryen ve Üniversalist Kiliseleri 1961 yılında birleşti. The New Catholic Enycyclopedia, Üniteryen Kiliselerin ortak inanışlarını şöyle özetlemişti:

Hz.İsa (Üniteryenlere göre) Tanrı'nın biricik Oğlu ve Kurtarıcı değil, ama Yahudi peygamberleri geleneği içinde yer alan dini bir önderdir. Dolayısiyle "Hz.İsa ile ilgili din" (yani geleneksel Hıristiyanlık) "Hz.İsa'nın dini" ile değiştirilmelidir. Kutsal Kitap akıl ve bilim ışığında incelenmeli ve kesin değişmez bir kaynak olarak değil, insan yazımı bir eser olarak görülmelidir.

"HER HARFİ TANRIDAN" DEDİKLERİ, YENİ AHİT'TE YERALAN SELAMLAR, KİŞİSEL İSTEKLER ve TEMENNİLER..


Romalılar.....16:1 Kenhere'deki inanlılar topluluğunun görevlisi olan Fibi kızkardeşimizi size salık veririm.
Romalılar.....16:2 Kutsallara yaraşır şekilde, onu Rab'bin adına kabul edin. Herhangi bir ihtiyacı olursa, kendisine yardım edin. Çünkü o da, ben dahil, birçoklarına yardımcı olmuştur.
Romalılar.....16:3 Mesih İsa yolunda emektaşlarım olan Priska ve Akvila'ya selam edin.
Romalılar.....16:4 Onlar benim uğruma kendi yaşamlarını tehlikeye attılar. Bunun için yalnız ben değil, diğer ulusların bütün inanlı toplulukları da onlara minnettardır.
Romalılar.....16:5 Onların evindeki inanlılar topluluğuna da selam söyleyin. Asya ilinden Mesih'e ilk iman eden sevgili kardeşim Epenetus'a selam edin.
Romalılar.....16:6 Sizin için çok çalışmış olan Meryem'e selam söyleyin.
Romalılar.....16:7 Mesih'in elçileri arasında tanınmış ve benden önce Mesih'e inanmış olan soydaşlarım ve hapishane arkadaşlarım Andronikus ve Yunya'ya selam edin.
Romalılar.....16:8 Rab'be ait olan sevgili kardeşim Ampliyatus'a selam söyleyin.
Romalılar.....16:9 Mesih yolunda emektaşımız olan Urbanus ve sevgili kardeşim Stakis'e selam edin.
Romalılar.....16:10 Mesih'in beğenisini kazanmış olan Apelis'e selam söyleyin. Aristovulus'un ev halkından olanlara selam edin.
Romalılar.....16:11 Soydaşım Herodiyon'a selam söyleyin. Narkis'in ev halkından Rab'be ait olanlara selam söyleyin.
Romalılar.....16:12 Rab'bin hizmetinde çalışan Trifena ve Trifosa'ya selam edin. Rab'bin hizmetinde çok çalışmış olan sevgili Persis'e selam söyleyin.
Romalılar.....16:13 Rab'bin seçkin bir kulu olan Rufus'a ve bana da annelik etmiş olan annesine selam edin.
Romalılar.....16:14 Asinkritus, Flegon, Hermes, Patrovas, Hermas ve yanlarındaki kardeşlere selam edin.
Romalılar.....16:15 Filologus ve Yulya'ya, Nereyus ve kızkardeşine, Olimpas ve yanlarındaki bütün kutsallara selam edin.
Romalılar.....16:16 Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın. Mesih'in bütün toplulukları size selam ederler.
Romalılar.....16:17 Kardeşler, size yalvarırım, aldığınız öğretiye karşı gelerek ayrılıklara ve sapmalara neden olanlara dikkat edin, onlardan sakının.
Romalılar.....16:18 Böyle kişiler Rabbimiz Mesih'e değil, kendi midelerine kulluk ederler. Saf adamların yüreklerini, kulağı okşayan tatlı sözlerle aldatırlar.
Romalılar.....16:19 Sözdinlerliğinizi herkes duydu, bu nedenle sizin adınıza seviniyorum. İyilik konusunda bilge, kötülük konusunda deneyimsiz olmanızı isterim.
Romalılar.....16:20 Esenlik veren Tanrı çok geçmeden Şeytan'ı ayaklarınızın altında ezecektir.Rabbimiz İsa'nın lütfu sizinle birlikte olsun.
Romalılar.....16:21 Emektaşım Timoteyus, soydaşlarımdan Lukyus, Yason ve Sosipater size selam ederler.
Romalılar.....16:22 Mektubu yazıya geçiren ben Tertiyus, Rab'be ait biri olarak size selamlarımı gönderiyorum.
Romalılar.....16:23-24 Bana ve bütün inanlılar topluluğuna konukseverlik eden Gayus size selam eder. Kentin haznedarı Erastus'un ve Kuvartus kardeşin size selamları var.       Titus........3:9 Akılsızca tartışmalar ve soyağacı didişmelerinden, Kutsal Yasa ile ilgili çekişme ve kavgalardan sakın. Bunlar yararsız ve boş şeylerdir.
Titus........3:10 Birinci ve ikinci uyarıdan sonra bölücü kişiyle ilişkini kes.
Titus........3:11 Böyle bir kişinin sapmış olduğundan ve günah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkûm etmiştir.
Titus........3:12 Ben Artemas'ı ya da Tihikus'u sana gönderir göndermez, Nikopolis'e, yanıma gelmeye gayret et. Çünkü kışı orada geçirmeye karar verdim.
Titus........3:13 Hukukçu Zenas'ı ve Apollos'u yolcu ederken bir eksikleri olmamasına dikkat et.
Titus........3:14 Bizimkiler de kendilerini iyi işlere vermeyi öğrensinler. Böylelikle temel ihtiyaçları karşılamış ve verimsiz bir yaşam sürmemiş olurlar.
Titus........3:15 Yanımdakilerin hepsi sana selam eder. Bizi seven imanlılara selam söyle. Tanrı'nın lütfu hepinizle birlikte olsun.       2 Timoteyus/Timothy..1/1>2 Mesih İsa'daki yaşam vaadi uyarınca, Tanrı'nın isteğiyle Mesih İsa'nın elçisi atanan ben Pavlus'tan sevgili oğlum Timoteyus'a selam! Baba Tanrı'dan ve Rabbimiz Mesih İsa'dan sana lütuf, merhamet ve esenlik olsun.
2 Timoteyus/Timothy..1/9 Yanıma tez gelmeye gayret et.
2 Timoteyus/Timothy..1/10 Çünkü Dimas, bu dünyayı sevdiği için beni terk edip Selanik'e gitti. Kiriskis Galatya'ya, Titus Dalmaçya'ya gitti.
2 Timoteyus/Timothy..1/11 Yanımda yalnız Luka var. Markos'u alıp beraberinde getir. O, yapacağım hizmette bana yardımcı olur.
2 Timoteyus/Timothy..1/12 Tihikus'u Efes'e gönderdim.
2 Timoteyus/Timothy..1/13 Geldiğin zaman Troas'ta Karp'ın yanında bıraktığım abayı, kitapları ve özellikle yazı derilerini beraberinde getir.
2 Timoteyus/Timothy..1/14 Bakırcı İskender bana çok kötülük etti. Rab ona, yaptıklarının karşılığını verecektir.
2 Timoteyus/Timothy..1/15 Sen de ondan sakın. Çünkü söylediklerimize şiddetle karşı koydu.
2 Timoteyus/Timothy..1/16 İlk savunmamda benden yana çıkan olmadı, hepsi beni terk etti. Bunun hesabı onlardan sorulmasın.
2 Timoteyus/Timothy..1/17 Ama Tanrı bildirisi benim aracılığımla tam olarak açıklansın ve bütün uluslar bunu duysun diye Rab yardımıma geldi ve beni güçlendirdi. Aslanın ağzından böyle kurtuldum!
2 Timoteyus/Timothy..1/18 Rab beni her kötülükten kurtaracak ve kendi göksel egemenliğine güvenlik içinde ulaştıracak. Sonsuzlara dek O'na yücelik olsun. Amin.
2 Timoteyus/Timothy..1/19 Priska, Akvila ve Onesifor'un ev halkına selam söyle.
2 Timoteyus/Timothy..1/20 Erastus, Korint'te kaldı. Trofimus'u da Milet'te hasta bıraktım.
2 Timoteyus/Timothy..1/21 Kış bastırmadan gelmeye gayret et. Evulus, Pudens, Linus, Klavdiya ve bütün kardeşler sana selam ederler.
2 Timoteyus/Timothy..1/22 Rab ruhunla birlikte olsun. Tanrı'nın lütfu sizlerle olsun.               3 Yuhanna..3/1 Ben yaşlı önderden, gerçekten sevdiğim sevgili Gayus'a selam!
3 Yuhanna..3/2 Sevgili kardeşim, senin canın refah içinde olduğu gibi, her bakımdan refah ve sağlık içinde olman için dua ediyorum.
3 Yuhanna..3/3 Bazı kardeşler gelip senin gerçeğe bağlı kaldığına, gerçeğin izinden yürüdüğüne tanıklık edince çok sevindim.
3 Yuhanna..3/4 Benim için, çocuklarımın gerçeğin izinden yürüdüklerini duymaktan daha büyük bir sevinç olamaz!
3 Yuhanna..3/5 Sevgili kardeşim, sana yabancı oldukları halde, kardeşler için yaptığın her şeyde içten bir bağlılıkla davranıyorsun.
3 Yuhanna..3/6 Onlar, inanlılar topluluğu önünde senin sevgine tanıklık ettiler. Onları Tanrı'ya yaraşır şekilde yardımlarınla birlikte uğurlarsan, iyi edersin.
3 Yuhanna..3/7 Çünkü inanmayanlardan hiçbir yardım almadan, Mesih adı uğruna yola çıktılar.
3 Yuhanna..3/8 Bu nedenle gerçek uğruna emektaşlar olmak için böylelerini desteklemeliyiz.
3 Yuhanna..3/9 Topluluğa bazı şeyler yazdım, ama aralarında en üstün olma sevdasında olan Diyotrefis bizi kabul etmiyor.
3 Yuhanna..3/10 Bundan dolayı, eğer gelirsem, bize yönelttiği haksız suçlamalarla yaptığı kötülükleri hatırlatacağım. Bununla yetinmeyerek kardeşleri de kabul etmiyor, etmek isteyenlere engel oluyor ve onları topluluktan dışarı atıyor.
3 Yuhanna..3/11 Sevgili kardeşim, kötüyü değil, iyiyi örnek al. İyilik yapan, Tanrı 'dandır. Kötülük yapan, Tanrı'yı görmüş değildir.
3 Yuhanna..3/12 Herkesle birlikte gerçeğin kendisi, Dimitriyus'un değerliliğine tanıklık ediyor. Biz de   tanıklık ederiz. Sen de tanıklığımızın doğru olduğunu biliyorsun.
3 Yuhanna..3/13 Sana çok yazacaklarım vardı, ama mürekkep ve kalemle yazmak istemiyorum.
3 Yuhanna..3/14 Yakında seni görmek ümidindeyim, o zaman yüz yüze konuşuruz. Esen kal! Arkadaşlar sana selam ederler . Sen de oradaki arkadaşlara adlı adınca selam söyle.           Filimun..1/1-2 Mesih İsa'nın uğruna tutuklu olan ben Pavlus'tan ve kardeşimiz Timoteyus'tan, sevgili emektaşımız sen Filimun'a, kızkardeşimiz Afiya'ya, birlikte mücadele verdiğimiz Arkipus'a ve senin evindeki inanlılar topluluğuna selam!
Filimun..1/3 Babamız Tanrı'dan ve Rab İsa Mesih'ten size lütuf ve esenlik olsun.
Filimun..1/4-5 Rab İsa'ya olan imanını ve bütün kutsallara beslediğin sevgiyi duydukça dualarımda seni anıyor, Tanrıma sürekli şükrediyorum.
Filimun..1/6 İmanını başkalarıyla paylaşmakta etkin olman ve böylelikle Mesih'te sahip olduğumuz her iyiliğin bilincine ulaşman için dua ediyorum.
Filimun..1/7 Senin sevgin bana büyük sevinç ve teselli kaynağı oldu. Çünkü, kardeşim, kutsalların yürekleri senin sayende ferahladı.
Filimun..1/8-9 Bu nedenle, gerekli olanı sana buyurmaya Mesih'te büyük cesaretim olduğu halde, şimdi Mesih İsa'nın uğruna tutuklu biri olan ben yaşlı Pavlus sana sevgiyle rica etmeyi yeğliyorum.                        Filimun..1/10-11 Ben hapisteyken kendisine manevi baba olduğum, bir zamanlar sana yararsız, ama şimdi sana da bana da yararlı olan oğlum Onesimus'la ilgili bir ricam var.
Filimun..1/12 Kendisini, yani can ciğerimi sana geri gönderiyorum.
Filimun..1/13-14 Müjde'nin uğruna tutuklu kalacağım sürece senin yerine bana hizmet etmesi için onu yanımda alıkoymak isterdim; ama senin onayın olmadan bir şey yapmak istemedim. Çünkü yapacağın iyiliğin zorunluluktanmış gibi değil, gönülden olmasını istedim.
Filimun..1/15 Onesimus'un bir süre senden ayrılmış olması, belki de onu temelli geri alman içindi.
Filimun..1/16 Onu artık köle değil, köleden üstün, sevgili bir kardeş olarak geri alacaksın. O, özellikle benim için çok değerlidir. Ama hem bir insan, hem de Rab'be ait biri olarak senin için daha da çok sevilecek bir kardeştir.
Filimun..1/17 Buna göre eğer beni yoldaşın sayıyorsan, onu beni kabul eder gibi kabul et.
Filimun..1/18 Sana herhangi bir haksızlık etmişse, ya da bir borcu varsa, bunu benim hesabıma say.
Filimun..1/19 Ben Pavlus bunu kendi elimle yazıyorum, bedelini ben öderim. Senin kendi yaşamını bile bana borçlu olduğunu söylememe herhalde gerek yok.
Filimun..1/20 Evet kardeş, Rab yolunda bana bir yardımın olsun. Mesih'te yüreğimi ferahlat.
Filimun..1/21 Sözümü dinleyeceğinden emin olarak ve istediğimden fazlasını da yapacağını bilerek sana yazıyorum.
Filimun..1/22 Aynı zamanda bana kalacak bir yer hazırla. Çünkü dualarınızın aracılığıyla sizlere bağışlanacağımı ümit ediyorum.
Filimun..1/23-24 Mesih İsa uğruna kendisiyle birlikte tutuklu bulunduğum Epafra, emektaşlarım Markos, Aristarkus, Dimas ve Luka sana selam ederler.
Filimun..1/25 Rab İsa Mesih'in lütfu ruhunuzla birlikte olsun. Amin.               2Petrus(peter)...1/1 İsa Mesih'in kulu ve elçisi ben Simun Petrus'tan, Tanrımız ve Kurtarıcımız İsa Mesih'in doğruluğu sayesinde bizimkiyle eşdeğer bir imana kavuşmuş olanlara selam!
2Petrus(peter)...1/2 Tanrı'yı ve Rabbimiz İsa'yı tanımakla lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun.
1Petrus(peter)...1/1 Mesih İsa'nın elçisi olan ben Petrus'tan, Pontus, Galatya, Kapadokya, Asya ili ve Bitinya'ya dağılmış ve buralarda yabancı olarak yaşayan seçilmişlere selam!
1Petrus(peter)...1/2 İsa Mesih'in sözünü dinlemeniz için ve O'nun kanının üzerinize serpilmesi için, Baba Tanrı'nın önbilgisine göre Ruh tarafından kutsal kılınarak seçildiniz. Lütuf ve esenlik artan ölçüde sizin olsun.               Titus..3/12 Ben Artemas'ı ya da Tihikus'u sana gönderir göndermez, Nikopolis'e, yanıma gelmeye gayret et. Çünkü kışı orada geçirmeye karar verdim.
Titus..3/13 Hukukçu Zenas'ı ve Apollos'u yolcu ederken bir eksikleri olmamasına dikkat et.
Titus..3/14 Bizimkiler de kendilerini iyi işlere vermeyi öğrensinler. Böylelikle temel ihtiyaçları karşılamış ve verimsiz bir yaşam sürmemiş olurlar.
Titus..3/15 Yanımdakilerin hepsi sana selam eder. Bizi seven imanlılara selam söyle.Tanrı'nın lütfu hepinizle birlikte olsun.               2 Timoteyus/Timothy..1/1>2 Mesih İsa'daki yaşam vaadi uyarınca, Tanrı'nın isteğiyle Mesih İsa'nın elçisi atanan ben Pavlus'tan sevgili oğlum Timoteyus'a selam! Baba Tanrı'dan ve Rabbimiz Mesih İsa'dan sana lütuf, merhamet ve esenlik olsun.
2 Timoteyus/Timothy..1/3 Gece gündüz dualarımda durmadan seni anarak atalarım gibi temiz vicdanla kulluk ettiğim Tanrı'ya şükrediyorum.
2 Timoteyus/Timothy..1/4 Gözyaşlarını anımsıyor, sevinçle dolmak için seni görmeyi özlemle bekliyorum.
2 Timoteyus/Timothy..1/5 Sendeki içten imanı anımsıyorum. Önce büyükannen Lois'in ve annen Evniki'nin sahip olduğu imana şimdi senin de sahip olduğuna eminim.
2 Timoteyus/Timothy..1/6 Bu nedenle, ellerimi senin üzerine koymamla Tanrı'nın sana verdiği armağanı alevlendirmen gerektiğini hatırlatıyorum.
2 Timoteyus/Timothy..1/15 Figelus ve Ermogenis dahil, Asya ilinde olanların hepsinin beni terk ettiğini biliyorsun.
2 Timoteyus/Timothy..1/16 Rab, Onesifor'un ev halkına merhamet etsin. Çünkü o çok kez içimi ferahlattı ve zincire vurulmuş olmamdan utanmadı.
2 Timoteyus/Timothy..1/17 Tersine, Roma'ya geldiğinde beni gayretle arayıp buldu.
2 Timoteyus/Timothy..1/18 O gün Rab'den merhamet bulmasını dilerim. Efes'te onun bana ne kadar hizmet ettiğini sen de çok iyi bilirsin.               2 Selanikliler ..3/16 Esenlik kaynağı olan Rab'bin kendisi size her zaman, her durumda esenlik versin. Rab hepinizle birlikte olsun."
2 Selanikliler ..3/17 Ben Pavlus bu selamı kendi elimle yazıyorum. Her mektubumun özel işaretidir bu; böyle yazarım."
2 Selanikliler ..3/18 Rabbimiz İsa Mesih'in lütfu hepinizle birlikte olsun. "               Koloseliler ..4/7 Rab yolunda emektaşım ve güvenilir bir hizmetkâr olan sevgili kardeşimiz Tihikus, benimle ilgili her şeyi size bildirecektir.
Koloseliler ..4/8 İşte bu amaçla, durumumuzu iletmesi ve yüreklerinize cesaret vermesi için kendisini size gönderiyorum.
Koloseliler ..4/9 Onunla birlikte, sizden biri olan, güvenilir ve sevgili kardeş Onesimus'u da gönderiyorum. Burada olup biten her şeyi size bildirecekler.
Koloseliler ..4/10 Hapishane arkadaşım Aristarkus ve Barnaba'nın yeğeni Markos size selam ederler. Markos'la ilgili buyruklar aldınız; eğer yanınıza gelirse, kendisini kabul edin.
Koloseliler ..4/11 Yustus diye adlandırılan Yeşu da size selam eder. Tanrı'nın Egemenliği için çalışan emektaşım Yahudiler yalnız bunlardır. Bunlar bana teselli oldular.
Koloseliler ..4/12 Sizden biri ve Mesih İsa'nın kulu olan Epafra size selam eder. Tanrı'nın her isteğinden emin, yetkin kişiler olarak ayakta kalasınız diye sizin için her zaman duayla mücadele ediyor.
Koloseliler ..4/13 Gerek sizin için, gerek Laodikya ve Hiyerapolis'te bulunanlar için çok emek verdiğine tanıklık ederim.
Koloseliler ..4/14 Sevgili hekim Luka ve Dimas da size selam ederler.
Koloseliler ..4/15 Laodikya'daki kardeşlere, Nimfa'ya ve onun evindeki topluluğa selam edin.               Romalılar (Romans)....1/1İsa Mesih'in kulu, Tanrı'nın müjdesini yaymak için seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlus'tan selam!

Romalılar (Romans)....1/9-10 Oğlunun müjdesini yaymakta tüm varlığımla kulluk ettiğim Tanrı, sizi durmadan, her zaman dualarımda andığıma tanıktır. Tanrı'nın isteğiyle sonunda size gelebilmek için bana bir yol açılmasını diliyorum.
Romalılar (Romans)....1/11 Çünkü ruhça pekişmeniz için size ruhsal bir armağanı ulaştırmak üzere sizi görmeyi çok istiyorum.
Romalılar (Romans)....1/12 Yani, ben aranızdayken ben sizin, siz de benim, birbirimizin imanıyla cesaret buluruz demek istiyorum.
Romalılar (Romans)....1/13 Kardeşler, diğer uluslar arasında olduğu gibi, çalışmalarımın sizin aranızda da bir ürün vermesi için yanınıza gelmeyi birçok kez amaçladığımı, ama şimdiye dek hep engellendiğimi bilmenizi istiyorum.
Romalılar (Romans)....1/14 Greklere ve Grek olmayanlara, bilgelere ve bilgisizlere karşı sorumluluğum vardır.
Romalılar (Romans)....1/15 Bu nedenle Müjde'yi, elimden geldiğince Roma'da bulunan sizlere de bildirmeye hazırım.
Romalılar (Romans)....1/16 Çünkü ben Müjde'den utanmıyorum. Müjde, önce Yahudilerin, sonra da Yahudi olmayanların olmak üzere, iman eden herkesin kurtuluşu için Tanrı'nın gücüdür.
Romalılar (Romans)....1/17 Tanrı'nın insanı akladığı, Müjde'de açıklanır. Aklanma yalnız imanla olur. Yazılmış olduğu gibi, «İmanla aklanan insan yaşayacaktır.»
              Romalılar (Romans)....15/Romalılar (Romans)....1/17 Bunun için Mesih İsa'ya ait biri olarak Tanrı'ya verdiğim hizmetle övünebilirim.
Romalılar (Romans)....15/Romalılar (Romans)....1/18-19 Ulusların söz dinlemesi için Mesih'in benim     aracılığımla, sözle ve eylemle, mucizeler ve harikalar yaratan güçle, Kutsal Ruh'un gücüyle yaptıklarından başka şeyden söz etmeye cesaret edemem. Şöyle ki, Kudüs'ten başlayıp İllirya bölgesine kadar dolaşarak Mesih'in müjdesini her yerde duyurdum.
Romalılar (Romans)....15/Romalılar (Romans)....1/20 Bir başkasının koyduğu temel üzerine bina etmemek için Müjde'yi, Mesih'in adının duyulmadığı yerlerde yaymaya gayret ettim.

Romalılar (Romans)....15/22 İşte bu nedenle yanınıza gelmem çok kez engellenmiştir.
Romalılar (Romans)....15/23>24 Şimdiyse bu yörelerde artık bana yapacak bir şey kalmadığından, yıllardan beri de yanınıza gelmeyi arzuladığımdan, İspanya'ya giderken size uğrarım. Geçerken önce sizi görüp bir süre arkadaşlığınıza doymak, daha sonra tarafınızdan oraya uğurlanmak umudundayım.
Romalılar (Romans)....15/25 Ama şimdi kutsallara bir yardımı ulaştırmak için Kudüs'e gidiyorum.
Romalılar (Romans)....15/26 Çünkü Makedonya ve Ahaya'da bulunanlar, Kudüs'teki kutsallar arasında yoksul olanlar için yardım toplamayı uygun gördüler.
Romalılar (Romans)....15/27 Evet, uygun gördüler. Gerçekte onlara yardım borçludurlar. Uluslar, onların ruhsal bereketlerine ortak olduklarına göre, maddesel bereketlerle onlara hizmet etmeye borçludurlar.
Romalılar (Romans)....15/28 Böylece bu işi bitirdikten ve sağlanan yardımı onlara ulaştırdıktan sonra  size uğrayıp İspanya'ya gideceğim.
Romalılar (Romans)....15/29 Yanınıza geldiğimde, Mesih'in bereketinin doluluğuyla geleceğimi biliyorum.
Romalılar (Romans)....15/30 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih ve Ruh'un sevgisi adına size yalvarıyorum, benim için Tanrı'ya dua ederek uğraşıma katılın.
Romalılar (Romans)....15/31 Yahudiye'deki imansızlardan kurtulmam için ve Kudüs'e olan hizmetimin kutsallarca kabul edilmesi için dua edin.
              Özel istekler ve selamlar
Romalılar (Romans)....16/1 Kenhere'deki inanlılar topluluğunun görevlisi olan Fibi kızkardeşimizi size salık veririm.
Romalılar (Romans)....16/2 Kutsallara yaraşır şekilde, onu Rab'bin adına kabul edin. Herhangi bir ihtiyacı olursa, kendisine yardım edin. Çünkü o da, ben dahil, birçoklarına yardımcı olmuştur.
Romalılar (Romans)....16/3 Mesih İsa yolunda emektaşlarım olan Priska ve Akvila'ya selam edin.
Romalılar (Romans)....16/4 Onlar benim uğruma kendi yaşamlarını tehlikeye attılar. Bunun için yalnız ben değil, diğer ulusların bütün inanlı toplulukları da onlara minnettardır.
Romalılar (Romans)....16/5 Onların evindeki inanlılar topluluğuna da selam söyleyin. Asya ilinden Mesih'e ilk iman eden sevgili kardeşim Epenetus'a selam edin.
Romalılar (Romans)....16/6 Sizin için çok çalışmış olan Meryem'e selam söyleyin.
Romalılar (Romans)....16/7 Mesih'in elçileri arasında tanınmış ve benden önce Mesih'e inanmış olan soydaşlarım ve hapishane arkadaşlarım Andronikus ve Yunya'ya selam edin.
Romalılar (Romans)....16/8 Rab'be ait olan sevgili kardeşim Ampliyatus'a selam söyleyin.
Romalılar (Romans)....16/9 Mesih yolunda emektaşımız olan Urbanus ve sevgili kardeşim Stakis'e selam edin.
Romalılar (Romans)....16/10 Mesih'in beğenisini kazanmış olan Apelis'e selam söyleyin. Aristovulus'un ev halkından olanlara selam edin.
Romalılar (Romans)....16/11 Soydaşım Herodiyon'a selam söyleyin. Narkis'in ev halkından Rab'be ait olanlara selam söyleyin.
Romalılar (Romans)....16/12 Rab'bin hizmetinde çalışan Trifena ve Trifosa'ya selam edin. Rab'bin hizmetinde çok çalışmış olan sevgili Persis'e selam söyleyin.
Romalılar (Romans)....16/13 Rab'bin seçkin bir kulu olan Rufus'a ve bana da annelik etmiş olan annesine selam edin.
Romalılar (Romans)....16/14 Asinkritus, Flegon, Hermes, Patrovas, Hermas ve yanlarındaki kardeşlere selam edin.
Romalılar (Romans)....16/15 Filologus ve Yulya'ya, Nereyus ve kızkardeşine, Olimpas ve yanlarındaki bütün kutsallara selam edin.
Romalılar (Romans)....16/16 Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın. Mesih'in bütün toplulukları size selam ederler.
Romalılar (Romans)....16/17 Kardeşler, size yalvarırım, aldığınız öğretiye karşı gelerek ayrılıklara ve sapmalara neden olanlara dikkat edin, onlardan sakının.
Romalılar (Romans)....16/18 Böyle kişiler Rabbimiz Mesih'e değil, kendi midelerine kulluk ederler. Saf adamların yüreklerini, kulağı okşayan tatlı sözlerle aldatırlar.
Romalılar (Romans)....16/19 Sözdinlerliğinizi herkes duydu, bu nedenle sizin adınıza seviniyorum. İyilik konusunda bilge, kötülük konusunda deneyimsiz olmanızı isterim.
Romalılar (Romans)....16/20 Esenlik veren Tanrı çok geçmeden Şeytan'ı ayaklarınızın altında ezecektir.Rabbimiz İsa'nın lütfu sizinle birlikte olsun.
Romalılar (Romans)....16/21 Emektaşım Timoteyus, soydaşlarımdan Lukyus, Yason ve Sosipater size selam ederler.
Romalılar (Romans)....16/22 Mektubu yazıya geçiren ben Tertiyus, Rab'be ait biri olarak size selamlarımı gönderiyorum.
Romalılar (Romans)....16/23-24 Bana ve bütün inanlılar topluluğuna konukseverlik eden Gayus size selam eder. Kentin haznedarı Erastus'un ve Kuvartus kardeşin size selamları var.               1 Korintliler (1 Corinthians)....1/1-3 Tanrı'nın isteğiyle Mesih İsa'nın elçisi olmaya çağrılan ben Pavlus ve kardeşimiz Sostenis'ten, Tanrı'nın Korint'teki topluluğuna selam! Mesih İsa'da kutsal kılınmış ve kutsal olmaya çağrılmış olan sizlere ve hepimizin Rabbi İsa Mesih'in adını her yerde anan herkese, Babamız Tanrı'dan ve Rab İsa Mesih'ten lütuf ve esenlik olsun.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/4 Tanrı'nın Mesih İsa'da size bağışladığı lütuftan ötürü sizin için her zaman Tanrıma şükrediyorum.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/5-6 Mesih'le ilgili tanıklığımız sizde pekiştiği gibi Mesih'te her şeyde, her söz ve her bilgide zenginleştiniz.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/7 Şöyle ki, siz Rabbimiz İsa Mesih'in görünmesini beklerken hiçbir ruhsal armağandan yoksun değilsiniz.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/8 Rabbimiz İsa Mesih, kendi gününde kusursuz olmanız için sizi sonuna dek pekiştirecektir.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/9 Sizi, Oğlu Rabbimiz İsa Mesih'le paydaşlığa çağırmış olan Tanrı güvenilirdir.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/10 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesih'in adıyla yalvarıyorum: hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşüncede ve aynı yargıda birleşin.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/11 Kardeşlerim, Klovi'nin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/12 Şunu demek istiyorum: her biriniz, «Ben Pavlus yanlısıyım», «Ben Apollos yanlısıyım», «Ben Kefas yanlısıyım» ya da «Ben Mesih yanlısıyım» diyormuş.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/13 Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlus'un adıyla mı vaftiz edildiniz?
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/14-15 Hiç kimse benim adımla vaftiz edildiğinizi söylemesin diye sizlerden Krispus ve Gayus'tan başkasını vaftiz etmediğim için Tanrı'ya şükrediyorum.
1 Korintliler (1 Corinthians)....1/16 Evet, bir de İstefanas'ın ev halkını vaftiz ettim; bunun dışında kimseyi vaftiz ettiğimi hatırlamıyorum.               1 Korintliler (1 Corinthians)....2/1 Kardeşler, yanınıza gelip Tanrı'yla ilgili bildiriyi size duyurduğum zaman, etkileyici sözlerle ya da üstün bir bilgelikle gelmedim.
1 Korintliler (1 Corinthians)....2/2 Aranızdayken, İsa Mesih'ten ve O'nun çarmıha gerilmiş olmasından başka bir şey bilmemeye kararlıydım.
1 Korintliler (1 Corinthians)....2/3 Ben size zayıflık ve korku içinde geldim, nasıl da titriyordum!
1 Korintliler (1 Corinthians)....2/4 Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruh'un kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.               Pavlus'un kişisel dilekleri
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/1 Kutsallara yapılacak para yardımına gelince, siz de bunu Galatya topluluklarına buyurduğum şekilde yapın.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/2 Her biriniz haftanın ilk günü kazancına göre bir miktar parayı alıkoyup biriktirsin, böylece yanınıza geldiğim zaman para toplamaya gerek kalmasın.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/3 Ben oraya vardığımda, bağışlarınızı götürmek üzere uygun gördüğünüz kişileri tanıtıcı mektuplarla Kudüs'e göndereceğim.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/4 Eğer benim de gitmeme değerse, onları yanıma alıp gideceğim.

1 Korintliler (1 Corinthians)....16/5 Makedonya'dan geçtikten sonra yanınıza geleceğim. Çünkü Makedonya'dan geçeceğim.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/6 Belki yanınızda bir süre kalırım, hatta kışı da sizinle geçirebilirim. Öyle ki, ondan sonra nereye gidecek olsam, bana yardım edebilesiniz.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/7 Sizi öyle kısaca görüp geçmek istemiyorum. Rab'bin izniyle sizinle uzunca bir süre kalmayı ümit ediyorum.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/8 Ama Pentikost gününe dek Efes'te kalacağım.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/9 Çünkü burada büyük ve etkili işler yapmak için bana bir kapı açıldı. Ne var ki, bana karşı koyanlar çoktur.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/10 Timoteyus yanınıza gelirse, aranızdayken korkacak bir şeyi olmamasına dikkat edin. Çünkü o da benim gibi Rab'bin işini yapıyor.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/11 Kimse onu hor görmesin. Yanıma gelmesi için onu esenlikle uğurlayın. Kardeşlerle birlikte onun gelmesini bekliyorum.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/12 Kardeşimiz Apollos'a gelince, kardeşlerle birlikte size gelmesi için ona çok ricada bulundum, ama şimdi gelmeye hiç de istekli değildir. Uygun bir fırsat bulunca gelecek.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/13 Uyanık kalın, imanda dimdik durun, mert ve güçlü olun.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/14 Her şeyi sevgiyle yapın.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/15-16 Ahaya'da ilk iman eden ve kendilerini kutsalların hizmetine adayan İstefanas'ın ev halkını bilirsiniz. Kardeşler, sizeyalvarırım, bu gibilere ve onlarla birlikte çalışıp emek verenlerin hepsine bağımlı olun.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/17 İstefanas, Fortunatus ve Ahaykus'un gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/18 Sizin ruhunuzu olduğu gibi, benim ruhumu da ferahlattılar. Bu gibilerin değerini bilin.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/19 Asya ilindeki topluluklar size selam ederler. Akvila ve Priska, evlerinde buluşan toplulukla beraber Rab'de size çok selam ederler.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/20 Buradaki bütün kardeşlerin size selamı var. Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/21 Ben Pavlus, bu selamı kendi elimle yazıyorum.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/22 Rab'bi sevmeyene lanet olsun. Marana-ta! (Aramice "Buldum", "Rabbimiz geldi", Gelin, ya Rab" gibi . Düşülen bir notta olabilir deniliyor.)
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/23 Rab İsa'nın lütfu sizinle birlikte olsun.
1 Korintliler (1 Corinthians)....16/24 Hepinize Mesih İsa'da sevgiler. Amin.
ASİYE UTKU

Siz, siz olun Yehova Şahitlerini evinizden, ailenizden ve hatta tanıdıklarınızdan ırak tutun.

Türk insanı üzerine bilinen ya da bilinmeyen birçok oyunlar oynanıyor.  Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman  Türk insani yoğun bir kı...