4 Şubat 2020 Salı

PAPA SACMALARKEN HRiSTiYAN PROFESÖRLER VE HRISTIYANLAR MÜSLÜMAN OLUYOR


PAPA SACMALARKEN HRiSTiYAN PROFESÖRLER VE HRISTIYANLAR MÜSLÜMAN OLUYOR Bütün dinlerin özü Islam dini, Allahin dininin orijinal versiyonudur.Önceki dinler de Allahindi ama o dinler virüslendi.Akli basinda olan, gercek dini arayan hristiyanlar Allahin orijinal dinini(harddsiklerine kalplerine)download ederek (indirerek) müslüman oluyorlar.
Bütün dinlerin özü Islam dini, Allahin dininin orijinal versiyonudur.Önceki dinler de Allahindi ama o dinler virüslendi.Akli basinda olan, gercek dini arayan hristiyanlar Allahin orijinal dinini(harddsiklerine kalplerine)download ederek (indirerek) müslüman oluyorlar.
Bir tarafta papa sacmaliyor,bir tarafta dindaslariAmerikalilar,ingilizler,Ruslar,orayaburayasaldiriyorlar.Aslinda onlar depresyondalar,dalalette(sapiklikta)lar. Fatiha suresinin sonunda da"veladdalliyn" denir ya...bizi sapitan hristiyan ve yahudilerin yoluna götürme ya Rabbi denir.
Onlara tek söylenecek sözümüz,sakin olun,elinizi vicdaniniza koyun ve katolik teolog(simdi müslüman)Prof.Dr.Schwarzenau gibi dogruyu itiraf edin.Günesi balcikla sivayamayacaksiniz. Bu din Allah"indir ve Allah c.c.onu koruyacaktir.Allah size de hidayet etsin.Anlasilan siz ortodokslarla Islam aleyhinde planlar pesindesiniz.Insallah o planlarinizi Allah cc kafaniza gecirecek ve dini Islami yüceltecektir.
PROF.DR.PAUL SCHWARZENAU- DORTMUND ÜNiVERSiTESi KATOLiK PROFESÖRÜ:(Kendisini yakindan tanirim).
Almanya"nin Dortmund üniversitesinde 5 gün süren Islam haftasi"nda(yaklasik 13-15 yil evvel) yaptigi bir konusmada sunlari söylemisti:
Ben Kahire ve Istanbul"a gittim.Kiliselerle camiiler yanyana.Almanya da öyle olursa ben yardimci olurum. Dortmund"da filanca kilisenin yanina büyük bir camii yapilmak istense ilk imzayi ben atarim.Ben Tevrat"i,Incil"i ve Kurani Kerimi okudum.Kuran ile bizim kitaplar arasinda büyük fark var.Bizim kitaplarda ücüncü bir agiz konusurken, Kuran"da dogrudan Allah konusuyor.
Müslüman talebeler kendisine"Peki neden müslüman olmuyorsunuz öyleyse"dediklerinde de,kendime göre argümanlarim var"demisti.Programin sonunda ebru sanatiyla boyanmis bir basörtüsü acik artirmayla satilmis ve en cok parayi da bu katolik profesör basmis ve basörtüsünün sahibi olmustu.
13-15 yil sonra kendisinin müslüman oldugunu haber almamiz bizi de cok sevindirdi.Allah sayilarini artirsin.
Sapik papalik,sapik kilise Allahi 3 parcaya ayirdi ve her parcaya da Gott dedi.Allah bir diyemezler,Allah üc parca derler.Yahudi Paulusun bozdugu bozuk dine inanirlar.Sacmalayacaklarina,oraya buraya saldiracaklarina Islami önyargisiz anlamaya calissalar iyi ederler.Hristiyanlar Afrikaya gittiklerinde Afrikalilara,gelin beraber dua edelim,elinize su Incili alin ama gözlerinizi de kapayin dediler.
Afrikalilar gözlerini actiklar ve baktilar,Incil simdi Afrikalilarin ellerinde,topraklari,yer alti ve yer üstü madenleri ise hristiyanlarin ellerinde.OYSA INCIL ILEALDATILMISLAR.Afrikalilar da bilin bu frankenstayn suratli adamlarin ne mal oldugunu.Afrika akin akin Islama giriyor. Sadece Afrikadegil.Amerika"da,Meksika"da,Rusya"da, dünyanin her yerinde insanlar Islami arastiriyorlar ve müslüman oluyorlar. DÜNYADA EN COK KURANI KERIM OKUNUYOR.
Türkiye"ye niye geliyor bu Frankenstayn suratli.Cünkü Ortodoks kilisesiyle ortaklasa müslümanlar aleyhine gizli planlar kuruyorlar.Türkiye"ye geldiginde bu adamin suratina tükürün:
KATOLIK PROFESÖR NIYE MÜSLÜMAN OLMUS OKUYALIM:
Önce Katolik,sonra müslüman olan Prof. Dr. Schwarzenau simdi teslis inancina sahib HristiyanlarI Islam'in Tevhid Inanci'na davet etmektedir.
Samimi ifadelerinden birkaçini inceleyelim:
Bir Hristiyan olarak,Kur'an hakkindaki düsüncelerimi ve Kur'an ile ilgili sahsi bir tecrübemi paylasmak istiyorum: Ruhen sikintili oldugum ve manevi bir hastaligin bana yaklastigini hissettigim ve huzursuzluk yasamaya basladigim bir dönemde, aklima Kur'an okumak geldi.
Okurken,birden sanki Allah'in konusmasinin(Rahmetinin)beni sardigini hissettim.Evet,sanki Kur'an okurken, Allah benimle konusuyor ve bana hitab ediyordu! Allah gelmis ve gelecek herseyi kusatandi.Allah insanin gögsünü adetaaçiyor ve Kur'ani n Ayetleri oraya giriyordu! Evet,o günlerde Incil beni tatmin etmiyordu,çünkü hitab etme uslubu Kur'anin ki kadar huzur vermiyordu!.
Sanki Kur'an,Incilin bir üst makaminda idi.Ve artik kanaat getirmis tim,Kur'an Allah'in bir Kelamiydi! Kur'anda Tevhid Inancini ögrendim!
Kur'ani Kerim diyorki: 'Muhammede(SAV)Allah'i n Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur (Ahzab Suresi, 33/40)
"Sonuncusu" ifadesinden,hem bir tasdik hemde bir bitim anliyoruz! Hz.Isa,açik bir dil ile,kendisinden sonra gelecek bir Resule isaret etmis ve adinada Faraklit demistir! (bakiniz: Johanna 16,7.13) . (*)
Hz.Muhammed'in olusturmus oldugu Ümmet kavrami,herhangi bir milleti,devleti veya herhangi bir Kilisevari olusumu içermemektedir.Tüm Dünya'ya hitab etmektedir.Yani Universal bir Islamiyetin temsilcisi olarak ,diger tüm dinlere de hitab etmektedir.
PAPA NE DEDI?
Bizans imparatoru bilmem ne,"Hz Muhammed Islami kilicla yaydi" filan demis,papa da onu aktariyor.Be dangalak papaz senin tarihten de haberin yok.Islam baris dinidir,Islam baris demektir.Siz ele gecirdiginiz memleketlerde cocuk cocuk kimse birakmadan hep kestiniz,hala da kesiyorsunuz, bombaliyorsunuz,yahudiler de aynisini yapiyor.Kudüs hristiyanlarin eline gectiginde öyle yaptiniz,yahudiler de aynisini yapti.
Müslümanlarin eline gectiginde ise, müslümanlarin da aynisini yapacak sandiniz ama müslümanlar yapmaz.Kudüs 2 defa müslümanlarin eline gecti,ikisinde de kan dökülmedi.Müslümanlar medineden Mekkeye ordularla geri döndüklerinde de Mekke"de kimsenin burnu kanamadi, Mekke müslümanlarin eline gecti.Cünkü müslümanlarin peygamberi Hz Muhammed a.s. kan dökülmesini onaylamazdi.
O bir baris peygamberidir.Yerine göre tabii ki müslümanlar savascidirlar,cünkü haksizlik karsisinda pisirik oturmazlar, ölürler ve öldürürler,zalimi geldigi yere geri gönderirler.
Bizim tarimimiz sanli örneklerle dolu.


Paganizm ve Hristiyanlık

Paganizm ve Hristiyanlık
Hristiyanlığın aslında Yunan bir pagan dini olduğu günümüzde aralarında hristiyanlığı bırakmış sayısız rahip(Dan Barker gibi) ve eski hristiyan yazarlar tarafından dile getirilmektedir.(örnek olarak Tom Harpur, Timothy Freke,Arthur Weighall gibi)
Hristiyanlık, aslında yahudiliğin hellenileştirilip(hellenizm), Pagan/putperest dinine dönüştürülmüş halidir.
İncil'in içinde pek çok pagan öğesi bulunmaktadır.İsa'dan önce de ölen ve dirilen pagan Tanrıları vardı.Greko Romen etkisinde büyümüş hristiyanlık da bu Greko Romen pagan dinlerinin devamı niteliğindedir.(Greko Romen pagan inançları hristiyanlığı öyle etkilemiştir ki İncil bile İsa'nın konuştuğu dil olan Aramice ile değil, grekçe yani Yunanca ile yazılmıştır)İsa'nın "Tanrı oğlu" yahut "Tanrı'nın özünden Tanrı"...vs olması,İsa'nın kanıyla günahlardan/suçlardan arınma fikri(İbraniler 13:12,Rom 3:25-26..vs) ,İsa'nın ölüp dirilmesi ve şeytana karşı "zafer"kazanması ve daha pek çok öğe, Hellenistik dönemde oluşmuş Greko Romen Pagan dinlerinin ayrıca bunlara bağlı mistik gizem kültlerinin etkileri sonucudur.
Hristiyanlığı direkt olarak etkileyen pagan Yunan tanrılarından biri Dionysos idi,Dionysos Greklerde "şarap Tanrısı" idi.Bu gizem kültünün MÖ 300-200 yıllarında oluşup çok hızlı bir şekilde yayıldığı söylenmektedir.Dionysos Roma'da Bakkhus ile özdeşleştirilmişti.Dionysos da 25 Aralıkta doğmuştur, geleneğe göre İsa'da 25 Aralıkta doğmuştur.
İncil'deki bölümlerin hepsi Grek pagan dinleri etkisinde Grekçe yazılmış metinlerdir.Ama bütün incillerin arasından Grek pagan etkilerinin, gizem kültleri etkilerinin en çok görüldüğü İncil "Yuhanna incili"dir.Pavlus'un mektupları da aynı şekilde Grek pagan inançlarından büyük oranda etkilenmiştir.Bu incili paganlıktan dönmüş kişilerin yazdığı sanılmaktadır(olasılıkla Efesliler)Yuhanna incilinde paganizmden kaynaklanan pek çok "mistik" ve "gizem" anlatımları bulunmaktadır.Örneğin incildeki şu gizemli ve mistik anlatım:
''Yu 6:53 İsa onlara şöyle dedi: «Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu'nun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz.Yu 6:54 Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim.Yu 6:55 Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir.Yu 6:56 Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda.''(benzeri anlatımlar Pavlus'un mektuplarında da bulunur)
Bu oldukça "tuhaf" sayılabilecek ayetlerin yahudi kaynaklı olmadığı bilim adamlarınca belirtilmiştir.
Greklerin pagan Dionysos ve Attis kültüdür.Bu ayin bir pagan ayiniydi,Dionysosçular da sembolik olarak (hatta bazen bir hayvanı kurban ederek onun etini sembolleştirip) Dionysos'un etini yiyip kanını içiyorlardı.Bu sembolik ayin ile Dinysos'un ruhuyla birleştiklerine,ölümsüz olduklarına, arınıp yeniden doğduklarına..vs inanıyorlardı.(Prof.Barry Powell'in belirttiği gibi bugün kiliselerin hepsinde gizem kültlerine ait bu eski pagan ayini yapılmaktadır;özellikle katolik ve ortodoks kiliselerinde ekmek bölünür,İsa'nın eti ya da bedeni denilerek yenir. Kırmızı şarabın, gerçekten İsa'nın kanına dönüştüğüne inanılır "İsa'nın kanı" diyerek içilir.)Yuhanna incilinin yazarı (yahut yazarları) da Paganların bu ayinini, İsa'ya uyarlamışlardır.Ayrıca sadece Yuhanna incilinde bulunan (çünkü yuhanna incili Pavlus'un mektuplarıyla beraber Paganizmden en fazla etkilenmiş yazıdır) ilginç başka bir hikaye daha vardır:
''Yu 2:7 İsa hizmet edenlere, «Küpleri suyla doldurun» dedi. Küpleri ağızlarına kadar doldurdular.Yu 2:8 Sonra hizmet edenlere, «Şimdi bundan alın, şölen başkanına götürün» dedi. Onlar da götürdüler.Yu 2:9-10 Şölen başkanı, şaraba dönüşmüş suyu tattı.''
"Suyu şaraba dönüştürme".İlginç bir mucizedir.
Bu ayetin kökeni de şarap Tanrısı Dionysos'tan gelmektedir.Dionysos da aynı İsa gibi suyu şaraba dönüştürmüştü...Ve bu mucize Dionysos inanlılarınca sürekli dile getiriliyordu.Yuhanna incili yazarları bu mucizeyi kendi tanrıları olan İsa'ya uyarladılar.
İsa'nın üçüncü gün ölümden dirilmesi anlatımında da;Bu fikrin kaynağı da pagan Dionysos kültüdür.Dionysos'un dirilmesi ile ilgili farklı anlatımlar vardır;çoğunda Dionysos ölür gömülür ve sonra ölümden dirilir.Hatta Dionysos'un ölümden dirilmesi bu pagan dininin taraftarlarınca her yıl kutlanıyordu.İncil yazarları da bu "ölüp dirilme" hikayesini Dionysos'tan alıp İsa'ya uyarladılar.Ayrıca Grek pagan dinlerinde Mö400 yılından itibaren "pharmakos" kavramı önem kazandı.Phamakos "günah keçisi" anlamına gelir.Dionysos'da kutsal "pharmakos" idi.Yani aynı İsa gibi kaderinde acı çekmek ve "insanların iyiliği için" insanların menfaati için ÖLMEK vardı,ölmesi gerekiyordu.İnsanların günahlarını kanıyla affettiriyordu.
İncilin yazarları da aynı teolojiyi İsa'ya uyarladılar,böylece İsa'nın da ölmesi günahları bağışlatmak için kurban olması gerekiyodu.Yani pagan dininden alıp hristiyanlığa koydular.(ilk önce Pavlus bu pagan fikrini hristiyanlığa geçirdi)Hristiyanlığın ikinci kaynağı ise Mitracılık idi.Bu da Dionysos kültü gibi bir gizem kültü idi,pek çok bilim adamı ve yazar Mitraizmin hristiyanlığı doğrudan etkilediğini söylemektedir.Bazı hikayelerde bazı ayrıntı farklılıları olsa da Roma Mitrasının da Hristiyan İsası ile benzeşen pek çok yönü vardır.Mitracılığın Roma versiyonunda (İran değil sadece Roma Mitra versiyonlarında Mitra ölür ve dirilir) Mitra ölüp dirilmiştir,kendini insanlık uğruna "feda" etmiştir.Dirilişi pagan taraftarları tarafından kutlanmıştır.Ayrıca genel olarak pagan dini inanırlarının önderlerinin giyim tarzları da bugünkü katolik ve ortodokslarınkine benziyordu, çok şaşalıydı.Tapınaklarının süslemeleri de bugünkü katolik ve ortodokslarınki gibi çok süslü ve görkemli idi.Haç ve "balık" sembollerinin zaten pagan kökenli oldukları biliniyor.Çeşitli hristiyan sanatları resimleri de direkt Mitracılık ve Dionysos sanatlarından ayrıca çeşitli pagan Yunan dini sanatlarından gelir


Misyonerlerin 'Müslümanlara Hıristiyanlığı nasıl anlatırız' kavgası


Misyonerlerin 'Müslümanlara Hıristiyanlığı nasıl anlatırız' kavgası
Hıristiyanlar 'Allah' kelimesini kullanmalı mı? Malezya geçtiğimiz aylarda bu sorunun etrafında yaşan gerilim dünya gündemine de yansıdı. Ancak bu kez tartışma Müslümanlar arasında ve Malezya'da değil. ABD'de Hıristiyan misyonerler arasında yoğun ve şiddetli bir tartışma yaşanıyor. New York Times gazetesi bu ilginç tartışmayı sayfalarına taşıdı.
Cemal DEMİR (Turkish Journal)
Malezya'da önce gayrimüslimlere 'Allah' kelimesini kullanmayı yasaklayan bir karar alındı. Yüksek mahkeme bu kararı bozduktan sonra, geçtiğimiz Şubat ayında 9 kiliseye meçhul kişilerce atılan molotof kokteylleri ile tartışma dünya gündemine taşınmıştı. Bu olay ''Müslüman ülkelerdeki ifade hürriyeti kısıtlamaları'' konusunda birçok yorum yapılmasına yol açmıştı. New York Times gazetesi ise, ''benzeri bir 'din dili' tartışmasının ABD de yaşandığına'' dikkat çeken bir yazı yayınladı.
New York Times gazetesinin köşe yazarlarından Mark Oppenheimer, gazetenin Cuma günkü sayısında yayınlanan yazısında, '' Anayasanın birinci maddesinin ifade hürriyetini güvence altına aldığı ABD'de, Kuala Lumpur'dan gelen haberlerin anlattığı tartışmanın asla olamayacığını düşünüyorduk. Ancak bizde de din dili kısıtlaması konusunda benzeri bir tartışma var'' sözleriyle ABD'deki bazı misyoner teşkilatlarında yaşanan şiddetli tartışmaya dikkat çekti.
Amerikan Evanjeliklerin radikal kanadının ana eğitim kurumu olan Liberty Üniversitesinin Baptist İlahiyatı Fakültesi dekanı olan Mehmet Ergun Caner, Uluslararası Misyon Kurulu liderlerinden Jerry Rankin'e, ''yalancı'' diyerek tartışmada tüm dikkatleri üzerine çekti. Caner sonradan bu ifadesinden dolayı özür dilese de, Jerry Rankin'in fikir babası olduğu 'Camel Metodu' adlı Müslümanlara Hıristiyanlık propagandası yapma yöntemini Hıristiyanlığa aykırı buluyor.
''Camel'' metodunda, Hıristiyan misyonerler, Müslümanlara İncil'deki 'Jesus' yerine, Kur'an'daki İsa'yı anlatarak yakalaşılması gerektiğini savunuyor. Özellikle de Meryem suresinde İsa'nın doğuşu ile ilgili ayetler baz alınıyor. Bu görüşteki Misyonerler, Müslümanlarla konuşmaya Kur'an'daki İsa'yı anlatarak başlamanın İncil'i tamamen reddetmelerini engelleyeceğine inanıyor.
Ancak Türk kökenli olduğunu iddia eden Mehmet Ergun Caner liderliğindeki misyoner grubu ise, Kur'an'ın Hıristiyan inancına kaynaklık edebileceğini düşünmenin, ''Hıristiyanlığa kökten aykırı bir tutum'' olduğunu savunuyor.
Misyoner David Garrison ise, '' Kur'an'ı İsa'ya giden bir yol'' olarak kullanmayı savunuyor ve, ''(Hz) Muhammedi ya da bir başka peygamberi eleştirmiyorsunuz. İsa'yı yüceltiyorsunuz'' şeklinde anlatıyor metodlarını. Garrison buna örnek olarak da, ''Müslümanlara Meryem Suresini okuyup sonra da, 'Bakire bir anneden doğan başka bir peygamber biliyor musunuz?' diye sorulabilir'' diyor.
Camel Metodu adını sanıldığı gibi, Ortadoğu'nun meşhur hayvanından almıyor. ''Chosen Angels Miracles Eternal Life (Seçilmiş meleklerin sonsuz hayat mucizesi)'' cümlesinin baş harflerinden alıyor adını.
Notre Dame Üniversitesinde İslam ilahiyatı dersleri veren Gabriel Said Reynolds da, ''Bağdat'ta 8'nci yüzyılda Hıristiyanların, Kur'an'da Hz İsa ile ilgili ayetleri göstererek kendilerini koruduklarını'' söyleyerek, ''Ancak bunu asla Müslümanları Hıristiyan yapmak için kullanmadılar'' diyerek tartışmaya katılıyor.
Ancak son yüzyılda misyonolojistler (misyonerlik teorisyenleri), Evanjelikleri, ''contextualization (bir  kavramı başka bir kavrama katarak kullanmak)'' yöntemini kullanmaları konusunda teşvik etmeye başladılar. Böylece, gidilen ülkelerde Hıristiyanlığı o ülkenin yerli kültürlerinin içine katarak anlatma yolu başladı. Reynolds, ''bu konuda aşırı giden Hıristiyan misyonerlerin, Müslümanlar gibi sakal bırakacaklarını, domuz yemeyi bırakacaklarını, ve hatta kendilerinin de ''küçük harfle'' ''müslüman'' olduklarını söylemeye kadar vardıracaklarına'' dikkat çekiyor. Gabriel Reynolds, Arapçada küçük harfle 'müslüman' dendiğinde, ''İslam müntesibi''değil ''Tanrıya itaatkar'' anlamı bulunduğunu ekliyor.
Metoda karşı çıkan misyonerlere göre ise bu yöntem çifte tehlike barındırıyor; Hıristiyanlığa sadakatsizlik ve Müslüman kültürünün yayılmasına hizmet etmek.
Misyonerler arasındaki tartışmalardan biri de ''Allah'' ifadesinin kullanılması ile ilgili. Misyonerler Kurulu bazı durumlarda, misyonerlere 'Allah' kelimesini kullanmalarını tavsiye ediyor. Garrison'a göre, ''Tek bir tanrı var. Yeri ve göğü yaratan tek bir tanrı. Bu sebeple, bu tanrıyı Allah diye anmak yanlış olmaz.''
Caner, ''Önünüze çıkan ilk Müslümana sorun, 'Allah'ın oğlu olur mu?' diye. Size, Kur'an'daki 'Allah doğmamıştır ve doğrulmumamıştır' ayetini okuyacaktır.'' şeklinde şiddetle karşı çıkıyor bu düşünceye.  Hıristiyanların 'Allah' ifadesini kullanmasının hem semantik hem de teolojik açıdan hatalı olduğunu iddia eden Caner, bunun için Beatles üyesi George Harrison'un ''My Sweet Lord'' şarkısını örnek veriyor: ''Sadece Hıristiyanların da tanrı için kullandığı 'Lord' ifadesini kullandı diye Hıristiyan bir şarkı diyebilir misiniz? Harrison bu şarkıyı yazdığında Hare Krishna teolojisiyle ilgileniyordu. George Harrison'un şarkısı benimle aynı 'lord'u mu anlatıyor? Cevabım hayır!''
Evanjelik Hıristiyanların en popüler liderlerinden biri olan Mehmet Ergun Caner, Türk kökenli olduğunu iddia ediyor. Ancak Türkiye'deki biyografisi ile ilgili hiçbir bilgi yok. Üstelik kendi resmi sitesindeki biyografi linki de çalışmıyor. 1970'li yılların sonunda Ohio'ya gelen bir Türk müezzinin çocuğu olduğunu ileri sürüyor. Kendi anlatımına göre, Müslümanken 16 yaşında Hıristiyan olmaya karar veriyor. Bu kararı sebebiyle babası da kendisini evlatlıktan reddediyor. Bir yıl sonra ise kardeşi Emir Caner Hıristiyan oluyor. Özellikle 11 Eylül'den sonra tüm Müslümanları 'terörist' ilan eden ve ''Müslümanlığın terörizmi öven bir din olduğunu'' iddia eden Caner, bu konuda yazdığı kitaplarla da ABD'de, insan hakları örgütlerinin, solcu çevrelerin ve Müslümanların tepkilerine sebep olmuştu. Oscar ödüllü belgesel yönetmeni Michael Moore ile televizyonlarda 'nefret ideolojisi' konusunda tartışmalara girmişti.

Hz İsa'nın tebliğ ettiği fakat daha sonraları tahrif edilen din

Hz İsa'nın tebliğ ettiği fakat daha sonraları tahrif edilen din Günümüzde dünyanın her tarafından mensubu bulunan ve dünya nüfusunun l/5'inin dini olan Hrıstiyanlık, Filistin bölgesinde doğmuş evrensel bir dindir Bir milyar civarında mensubu vardır Menşei itibariyle vahye dayanan ve kutsal kitabı olan, özde tek tanrılı olmakla beraber, sonradan teslis inancına dönüştürülmüş bir dindir Bu dinde ayrıca peygamber, melek, âhiret kader gibi dini kavramlar bulunsa da, bu kavramları anlayış ve  açıklayış şekli İslâm'dakinden farklıdır Hristiyanlıkta Hz İsa merkezi bir öneme sahiptir Bugünkü Hristiyanlık, Yahudilikteki inanç ve ibadet gelenekleriyle, Yunan-Roma (Greko-Romen) âleminin kültürlerini birleştiren bir kurtarıcı tanrı dinidir Nâsıralı İsa'yı merkeze alan bir Yahudi Mesihi hareketidir İsa, İsrâil'i, gelecek tanrı'nın krallığı'na hazırlamak istemiştir Ancak bugünkü Hristiyanlık, İsa'nın havârîlerinin arasına sonradan giren Pavlus'un yorumları ile değişik bir hüviyet kazanmıştır (Annemarie Schimmel, Dinler Tarihine Giriş, Ankara 1955, s 117 VD A Abdullah Masdûsi, Yaşayan Dünya Dinleri (trc Mesud Sadak), İstanbul 1981, s 170-201; Ekrim Sarıkcıoğlu, Başlangıçtan Günümüze Dinler Tarihi, İstanbul 1983, s 200 vd; Günay Tümer-Abdurrahman Küçük, Dinler Tarihi, Ankara 1988, s 136 vd)Hristiyan, Mesih'e bağlı demektir Bu kelime, Yunanca "Hristos"tan gelir İbranîcesi "Maşiah"dir, yağlanmış anlamını ifade eder İncillerde "Hristiyan", "Hristiyanlık" gibi terimler yer almaz Bu terimler, ilk defa Hz İsa'dan 20-30 sene sonra Antakya'da kullanılmıştır (Resullerin işleri, XI, 26) İnciller daha çok, Hz İsa'ya ağırlık vermektedirler ve onun bir tür hayat hikayesi durumundadırlarHristiyanlık aslında tek tanrı anlayışını esas alan bir dindir İncillerde ve diğer yazılarda bu hükmü doğrulayacak ifadeler vardır Allah'ın birliğinden söz edilmektedir (Yuhanna, V, 44) Fakat yine aynı metinlerde bir kısım ifadeler, mecâzî deyimler, daha sonraları bir üçleme (teslis) anlayışına yol açmıştır Bunda, İncil yazarları ile Hz İsa arasındaki zaman aralığının rolü vardır Öte yandan, Hristiyan Kutsal Kitabı'nda teslis, hiç bir yerde açıkça zikredilmemiştir Ancak "ben ve baba biriz", "baba'nızın ruhu", "Allah'ın ruhu" gibi ifadeler, zamanla Allah'ın yanında İsa ve kutsal rûhun da tanrı sayılmasına kadar varan yorumlara yol açmıştır Bu yorumları ilk başlatan, havârîlere sonradan katılan Pavlus olmuştur "Hz İsâ zamanındaki en büyük ilâhiyatçısı" olarak tanımlanan Pavlus, bugünkü Hristiyanlığın kurucusu olarak bilinmektedir Modern bilginlere göre günümüz hristiyanlığı, Hz İsa'nın getirdiği nizamdan çok, Pavlus'un yorumlarından ibarettir Hatta denilebilir ki, sonraki yüzyıllar, dini inançlarını İncillerden çok, onun yorumlarına dayandırdılar Pavlus'un telkinleri, Allah'ı değil, İsa Mesih'i ağırlık merkezi olarak almıştır Ona göre İsa, sâdece bir insan değil, Tanrı'nın kudretiyle diriltilen bir kimse idiHz İsa'nın çarmıha gerilmiş olması ve tekrar dirilmesi, insanların Hz Âdem'in Cennet'te, yasak meyveden yemiş olması sebebiyle doğuştan günahkâr oldukları inançları da Pavlus tarafından Hristiyanlığa sokulmuşturGörüldüğü gibi bugünkü Hristiyanlık, Pavlus'un yorumlarına dayanır Gerek dinin aslî şekli, gerekse kutsal kitabları olan İncil, tahrifata uğramıştır Artık Hristiyanlık muharref bir dindir Bunun içindir ki, günümüz hristiyanlarının benimsediği Hristiyanlık ile, Kur'ân-ı Kerîm'in bize bildirdiği Hristiyanlık, birbirinden tamamen farklıdırKur'ân-ı Kerîm'de Hristiyan için "Nasrânî", Hristiyanlar için de "Nasârâ" kelimeleri kullanılmıştır (Âli İmran, 3/67; el-Bakara, 2/62, 111, 113, 135, 140; el-Mâide, 5/14, 18, 51, 69, 82; et-Tevbe, 9/30; el-Hacc, 22/17) Ayrıca, "Ehl-i Kitap" ifadesinin yer aldığı âyetlerde, Hristiyanlar da muhatap alınmıştır Meselâ "De ki; ey Ehl-i kitap! Aramızda eşit olan bir kelimeye gelin Yalnız Allah'a kulluk (ibadet) edelim ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım" (Âli İmrân, 3/64) âyetinde olduğu gibiKur'ân-ı Kerim'e göre, Yahudiler gibi Hristiyanlar da verdikleri sözde durmadıkları için, kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin salınmıştır Hz Muhammed onlara da gönderilmiş bir elçidir O, Ehl-i Kitab'ın gizledikleri ve sakladıkları şeylerin çoğunu onlara açıklamıştır Ancak Yahudi ve Hristiyanlar, kendilerinin "Allah'ın oğulları ve sevgilileri" olduklarını söyleyerek, Hz Muhammed'e karşı çıkmışlardır Yahudiler Uzeyr'i, Hristiyanlar da İsa'yı Allah'ın oğlu saymışlardır İnsanları tanrılaştırdıkları için de küfre girmişlerdir (el-Mâide, 5/12-18; et-Tevbe, 9/20) Allah'a çocuk isnad etmekle Tevhid'in özüne ve rûhuna aykırı hareket etmişlerdir Halbuki "Allah, bu tektir Her şeyden müstağnî ve her şey O 'na muhtaçtır O doğurmamış ve doğmamıştır Hiç bir şey O'na denk değildir" (İhlâs, 112/1-4)Kur'ân-ı Kerim, Hz İsa'nın Allah'ın kulu ve elçisi olduğunu, O'nun da tevhid'i tebliğ ettiğini açıklar (el-Mâide, 5/46-47, 62-69, 72-77) Bu durumda Meryem oğlu İsa'yı ilah edinen Hristiyanlar, "Allah, üçün üçüncüsüdür" (el-Mâide, 5/72-75) diyerek doğru yoldan sapmışlar, tevhid çizgisinden uzaklaşmışlardır Tevhid esasından uzaklaşan Hristiyanların yüce Allah, dinlerinin aslına, tevhid ve İslâm yoluna çağırmaktadır (el-Mâide 5/46)Yukarıda da belirtildiği gibi hristiyanlık, aslı itibariyle hak dinlerderdendir Peygamberi Hz İsa, kitabı da İncil'dir Bugünkü Hristiyanlığın odak noktasını oluşturan ve Pavlus teolojisinin temelini teşkil eden Hz İsa, yalnız Allah'ın kulu ve Rasûlü'dür Bunu bizzat kendisi şöyle ikrar etmiştir: ''Hz İsa: Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum Bana kitap verdi ve beni Peygamber yaptı; nerede olursam olayım, beni mübarek kıldı Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekât vermemi ve annene iyi davranmamı emrelti Beni bedbaht bir zorba kılmadı Doğduğum günde, öleceğim günde ve dirileceğim günde bana selam olsun" dedi (Meryem, 19/30-33) Ayrıca Hz İsa'yı ve annesini tanrılaştırıp "teslis" akidesini oluşturan Hristiyanlarla Hz İsa, kıyamet gününde yüzleştirilecekler ve böylece Hristiyanların uydurdukları yalanlar bir kere daha ortaya çıkmış olacaktır Bu husus, Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle belirtilir: "Allah Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin," dedin?" demişti de; ''Hâşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen benim içimde olanı bilirsin, ben Senin içinde olanı bilemem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, ''Ben onları sadece, Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, diye bana emrettiğini söyledim Aralarında bulunduğum müddetçe onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları sen gözlüyorsun Sen her şeye şâhidsin" (elMâide, 5/117)Şu halde bugünkü Hristiyanlık, Hz İsa'nın tebliğ ettiği Hristiyanlık değildir; ''Mesih, Allah'ın oğludur" gibi sözleri kendi ağızlarıyla uydurmuşlar (et- Tevbe, 9/30) ve "Meryem oğlu Mesih'i'de, kendilerine Allah'tan başka Rab edinmişlerdir" (et-Tevbe, 9/31) Aynı şekilde, mevcut Hristiyanların, Hz İsa'nın getirdiği İncil'le hiç bir ilgileri yoktur (el-Mâide, 5/68) Çünkü Yahudi bilginleri gibi, Hristiyan râhipleri de birtakım menfaat temini için, Allah'tan kendilerine indirilmiş olan Kitab'ın hükümlerini değiştirmişlerdir (et-Tevbe, 9/34)Özetle söylemek gerekirse; İslâmiyet ile bugünkü Hristiyanlık arasındaki belli başlı ayrılıklar şunlardır:1 Hristiyanlık'ta teslis akidesi olduğu halde İslâm'da tevhid akidesi vardır 2 İslâm bütün semâvî dinleri ve peygamberleri içine alır; Hristiyanlık ise, yalnız Kitab-ı mukaddes'i hak bilir ve Kur'an-ı Kerim'i vahye dayalı bir kitap olarak kabul etmez 3 Hristiyanlık, insanın doğuştan günahkâr olduğunu ve bu sebeple temizlenmesi için vaftiz edilmesi gerektiğini savunur; İslâm ise, bütün insanların günahsız doğduğunu ve hiç kimsenin bir başkasının günahını yüklenmeyeceğini belirtir 4 Hristiyanlıkta papaz ve rahiplerin günah çıkarmak ve affetmek yetkisi vardır; İslâmiyet'te ise, günahlar yalnız Allah tarafından bağışlanır 5 Hristiyanlık'ta Hz İsa'nın sözleri Allah kelâmı olarak telakki edilir; İslâmiyet'te ise, ilâhi emirler vahiy yoluyla, Cebrâil vasıtasıyla bildirilir 6 Hristiyanlar'a göre İsa (as) çarmıha gerilmiştir İslam'a göre ise, Allah onu kendi katına yükseltmiştir 7 Her ne kadar bugünkü Hristiyanlar, kendi dinlerinin son din olduğunu iddia ediyorlarsa da, bu iddiânın İslâm nazarında hiç bir geçerliliği yoktur Çünkü "Allah katında din, şüphesiz İslâmiyet'tir" (Âli İmrân, 3/19) Ye artık "Kim İslâm'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir ve o, âhirette de kaybedenlerden olacaktır" (Âli İmran, 3/85)

Kuzey Irak'ta Nasıl bir 'Savaş'a' Girişiyorlar"


Evangelikanlar, Kuzey Irak'ta, Kürdistan hükümetinin rızası ve Amerikan vergi mükelleflerinin yardımıyla okullar, radyolar istasyonları ve kiliseler kurdu.Haber Merkezi / TİMETURK
Amerikalı yazar Michael Reynolds, Alternet sitesinde yayımlanan "Sağcı Amerikan Hıristiyanları, Kuzey Irak'ta Nasıl bir 'Savaş'a' Girişiyorlar" adlı makalesinde çok çarpıcı bilgilere yer verdi. Makaleyi Timeturk okuyucuları için özetleyerek veriyoruz;
Sağcı Amerikan Hıristiyanları, Kuzey Irak'ta Nasıl bir 'Savaş'a' Girişiyorlar
Irak Kürdistan'ının güneyinde Süleymaniye'nin dışında küçük bir binalar grubu, gri ve toprak rengi duvarların arkasında bulunmaktadır. Üstteki bir duvarda, altın ve gök rengiyle parlayan büyük beyaz bir işarette Arapça ve İngilizce harflerle: Medes Klasik Okulu yazıyor. Bu bölgedeki, "Hıristiyan dünya görüşü"nü öğreten üç özel okuldan birisidir bu; Tennessee'li Amerikan evangelistlerin el işi.
ABD işgalinden beri, Amerikan evangelistleri Kuzey Irak'ta sadece okullar değil aynı zamanda yazılı basın, radyo istasyonları, kadın merkezleri, sağlık ve diş klinikleri ve kiliseler açtı. Ve hepside Kürdistan hükümetini rızası ve yardımıyla. Bu işlerin birçoğu Amerikan savunma bakanlığı ve dışişleri bakanlığı vasıtasıyla ulaştırılan, ABD vergi mükelleflerinin dolarlarıyla finanse edildi.
Yıl 2003... 350 papaz ve kilise lideri, Kürdistan Bölgesel Hükümeti başkanı Mesut Barzani tarafından  sıcak bir şekilde karşılandıkları Kerkük'te toplandı. Bu toplantıda, Nashville'de bir evangelist organizasyon olan Servant Group International'ın lideri George Grant şunları deklare etti; " İsa her şeyin üzerinde olan Rab'dır; O her Molla'nın, her Ayetullah'ın, her İmamın ve her Mehdilik iddiasındaki kişinin üzerinde Rab'dır; O bütün yeryüzünün ve hatta Tanrısıdır, hatta Irak'ın bile."
CENTCOM dokümanları gösteriyor ki, 2005 ve 2007 yılları arasında, DOD's Joint Contracting Command Irak/Afghanistan, Kürt şirketi Daban Grup'a en az $465,639 ödedi. Bu para Grant's School of the Medes'in inşaatı içindi. Aynı zamanda bundan iki yıl önce Amerikan dış işleri bakanlığından on  binlerce dolar, Kuzey Irak'ta Sağlık Hizmetleri Ortaklığı adında bir programla çeşitli Servant Group evangelikan ve insani projelerine aktı.
Kürdistan'da evangelikan varlığına Bölgesel Hükümet'in desteğine karşılık olarak, Doug Layton, başka bir Tennessean ve bir Servant Group kurucusu, Kürdistan Bölgesel Hükümeti için Bush zamanında Washington'da hayati bir irtibat işlevi gördü. Orada Kürt halkla ilişkiler çabalarını yöneterek, evangelikan iş adamlarını bolgede yatırıma teşvik etti.
Açık Toplum Politikası Merkezin'de (Open Society Policy Center) yüksek bir Orta Doğu analisti olan Mike Amitay "Irak savaşının başlamasından beri, [Massoud] Barzani ve Kürt Bölgesel Yönetimi, Bush yönetimi ve onun sağcı evangelikan Hıristiyanlarına oynadı" dedi. " parayı ve gücü orada gördüler. Barzani onların okul ve kilise kurmalarına müsaade ederek ihtiyacı olanları elde edecekti." Ama, Amitay " Kürdistan'da İslami partilerin yükselişi ve Asurlu Amerikan evangelikan biricikliği ve din propagandasıyla, onlar ateşle oynuyordu." diye ekledi.
Tennessee Waltz
Saddam Hüseyin'in 1988'de Halepçe köyüne kimyasal silahlarla saldırmasıyla, Kürdistan'dan 14,000 kadar mülteci Nashville'ye gitti. Şimdi burası Amerika'da en çok Kürt nüfusa ev sahipliği yapan şehir. 1992'de, Servant Group International'dan Nashville evangelisti bir kadro, bunlara çok sayıda inanan Kürt'de dahil, birkaç blok ve müzik meydanı işgal eden bir mega-kilise olan Belmont Church'deki üslerini terk ederek, Irak Kürdistan'ına geldi ve orada bir yer açtılar. Orada Kürtçe İnciller, çantalar dolusu nakit para ve sağlık araç gereçleri paketleyerek, Türk-İran sınırında bir "Hıristiyan Kırallığı" kurmak için uzun vadeli bir plan devreye soktular. Servant Group 20 yıl kadar önce Kuzey Irak'a gelmesinden sonra Türkiye'de, Orta Asya'da Endonezya'da, Almanya'da ve Norveç'de varlığını artırarak ofisler, papazlıklar ve okullar açtı.
Bölgede yedi yıllık Amerikan yönetiminden sonra bunlar, Barzani'nin Kürt Demokrat Partisi ile Celal Talabani'nin Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin Koalisyon yönetimi altında olan Kürdistan Bölgesel Yönetiminin içlerine sızdılar. Kürdistan Kalkınma Şirketindeki Layton'dan gelen yardım ve Washington'daki Cumhuriyetçi lobilerle Kongre Üyeleriyle olan bağlantıların desteğiyle, uluslar arası ticaret imtiyazları ve sondaj kontratları elde ettiler ve United States Agency for International Development (ABD Uluslar Arası Kalkınma Ajansı-USAID) ve DOD ( Amerikan Savunma Bakanlığı) paralarını kendi misyonları için akıtarak, kendi Hıristiyan okullar zincirini kurdular. Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KRG), Servant Group'un papazlarını ve okullarını toprak ve bina bağışı ve diğer iyiliklerle desteklediler.
Servant Group ve onun ortakları kendi ordu modeli evangelizmleriyle sivrildiler (onlar buna "spritual warfare" diyorlar yani "ruhani savaş"); onların bu "çadır yapma" ya da "Krallık Ticareti" gibi gizleme taktikleri ( onlar bir ülkeye, evangelizmi gizlemek için, seküler bir ticaret görüntüsüyle girerler); onların istihbarat toplamaları ki onlar buna "manevi haritalama" diyorlar ( evangelist timlerin komşu ülkelerden diğer tüm ülkelere, demografik, tarihi ve coğrafi verileri içeren "alan araştırması" yapmaları); İslam'a karşı içselleştirilmiş bir düşmanlık; ve onların hükmedici "Kırallık Şimdi" (Kingdom Now) dünya görüşü (neo-Kalvinist otoritercilik ve "Yeni Havarici" (New Apostolic) Pentecostalism (çok duygusal ayinleri ve tutucu dini akideleri olan Hıristiyan mezheplerine ait), en iyi bilinen taraftarı Sarah Palin olan, Tanrı'nın Meclisinin bin yıllık mezhebi)
Servant Group çok kurnaz bir şekilde kendilerini, Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ne ve Bush/Cheney Irak Savaşı çabalarına değerli varlıklar olarak sundu. Bu grup'un Bush yönetimiyle yakın bağları vardı: 2004 yılında bir bestseller olan Stephen Mansfield'ın 'The Faith of George W. Bush' (George W. Bush'un İmanı) kitabında Bush'u Beyaz Saray'daki "Tanrı'nın adamı' olarak portrelendirdi. Servent Group'a ev üslüğü yapan Nashville'deki Belmont Kilisesinde 2002'ye kadar beş yıl boyunca papazlık yaptı. Mansfield öncelikli vaiz olarak Servent Group'la birlikte, Kürtlere karşı evangelikan din propagandası aleti olarak yoğun bir şekilde kullanılan İnciller ve İsa filmleri getirmek için seyahat etti. Mansfiel ve Grant birlikte, Kürdistan'da kalkınma projelerine yatırımda bulunanlara American Destiny (Amerikan Kaderi) adı verilen, "açık Hıristiyan ticaret icraları" konsorsiyumu için danışmanlık hizmeti verdi.
2002'de bir görüşmede, bir Association of Classical and Christian Schools bülteninde, bir Klasik Okul öğretmeni ve eğitmeni olan Mary Yacoubian, Servent Group'a katılmasının gerekçesini " onlarsadece her şehirde bir kilise kurmakla yetinmiyorlar. Onların amacı milleti gerçek manada 'disipline' etmek ve İsa'nın Krallığını toplumun her alanında kurmak: hükümet, sanat, sağlık, eğitim vb." İslam'ı "korku üzerine üzerinden üretilen bir din" olarak adlandırdıktan sonra Yacoubian coşarak "Biz aynı zamanda bahçemizdeki küçük bir plastik havuzda inananların vaftiz olduğuna şahit oluyoruz! Sadece bir düşünün. İslam'a kayan erkekler ve kadınlar şimdi İsa'ya dönüyor." dedi.
Yacoubian'ın beyanları evangelikanların biricik inançlarının tehlikeli olan kalbini yansıtıyor- onların bu "Tanrının Kırallığı" (Kingdom of God) anlayışı, Amerikan patentli Hıristiyan toplum, idare ve kapitalizmin dışında bütün olasılıkları hariç tutar.
Başarılı Olarak İyiye Gitmek
Douglas Layton bu başarıların merkezinde yer alıyor. Uzun zamandır bir 'Hıristiyan Yeniden İmarcısı' ve George Grant'a yakın bir meslektaş olan Andrew Sandlin,Ocak 2002'de yayınlanan the Forerunner adlı kitabında Layton'ı Kürdistan'ın içine yaptığı tutkulu akınlarından dolayı methediyor. " Eğer biz misyonerleri destekleyeceksek, kültürleri yeniden ele geçmek için dünyanın dört bir yanına gidenlerini destekleyelim, orda burada birkaç kişi kazanlarını değil" diye yazdı Sandlin. "Kürdistan'da Kuzey Irak'ta Doug Layton'ı şöyle mütalaa edin; yenden,yeni Hıristiyan okulları, yeni Hıristiyan ticaretleri inşa eden birisi. Kiliseler inşa etmekle yetinmeyen, bütün Hıristiyan kültürünü orada isteyen birisi."
Layton 2000 yılında kendi misyonunu zarif bir şeşle de beyan ettiği, ortak yazarlığını yaptığı kitap olan 'Our Fathers Kingdom: The Church and the Nation'ı( Bizim Tanrımızın Krallığı: Kilise ve Ulus) yayınladı: " Eğer komünistler ve Müslümanlar milletleri ele geçirebiliyorsa, bizim Tanrımızda bunu yapabilir!"
Bu kitabın ortak yazarı, George Oits, 'Manevi Savaş' hareketinde gerçek bir generaldir. Bu "İsa'nın Krallığını" kurmak için "bölgesel taleplere" karşı verilen savaşta evangelikanların kendi tanımladıkları bir ordudur. George Oits küresel bir evangelikan ajans başkanlık ediyor. The Sentinel Group, hareketin yönlendirmek (din değiştirtmek) istediği ülkelerde "alan üniteleri" (field cells) kurarak, hedeflenen bu yönlendirme için demografik veriler toplamaktadır. Orta Amerika ve Ortadoğu'da birkaç ülkeyi de içeren bu faliyet şu anda Uganda ve Irak'ta yürürlüktedir. Bu veriler, "Manevi Haritalama" projesinin bir parçası olarak Sentinel'in bilgisayırına gonderildi.
Layton, Ortadoğu'da evangelizmin meşru sınırlarını zorladı. Alman mahkemesi dokümanlarına göre Layton 1993'te bir Kuzey Irak kasabası olan Dohuk'ta halka açık bir şekilde Kürdistan'ın "eğer Kürtler İsa'yı takip ederse" kendi vaat edilmiş toprakları olacağını ve " İslam'ın onlara talisizlikten başka hiçbir şey getirmeyeceğini" vaaz ettiği için tutuklandı. Bu konuşması kızgın sokak protestolarına sebep oldu ve tutuklanmasından sonra ona ülkeyi terk etmesi emredildi. O da KDP için Washington'da kişisel olarak lobi yaparak Council for National Policy'de konuşmalar yapıp Kongre dinletilerine tanıklık ederek bağımsız bir Kürdistan ve özelliklede Barzani'nin KDP'si için taraftarlık yaparak durumunu iyileştirmeye çalıştı. 1996'da Kürdistan'a geri döndü.
2009'un sonlarına kadar Kürdistan Kalkınma Şirketinin Erbil direktörü olarak hizmet etti. Kürdistan Bölgesel Yönetiminin sponsorluğu ile girişilen Kürdistan Kalkınma Şirketi 2004'te kurularak "Irak Kürdistan Bölgesinde ticaret ve yatırım imkânlarını artırmak için" kurulmuştu.

Hıristiyanlık Ve Günahları Kanla Temizlemek


Hıristiyanlık ve günahları kanla temizlemek Misyonerler e-maillerle de propagandalarını sürdürüyorlar. Bir misyonere Avrupa'da üç tanrı fikri, gittikçe yerini tek tanrıya mı bırakıyor dedim. Dedi ki:
Misyoner – Biz de tek ilaha inanırız. Tanrının üç sıfatı vardır. Bir bardak suyun da 3 hâli var: Sıvı, katı ve buhar. Ama su aynıdır. İşte biz de ilahı böyle biliyoruz. Yani Baba ilah, Oğul ilah, Kutsal ruh İsa. Bu eskiden böyle idi şu anda işleyen ruh İsa'dır. Şimdi biz tanrı olarak tek olan İsa Mesih'e inanırız.CEVAPSuyun hâli doğrudur. Ama bir tanrı hem baba, hem oğul hem de İsa olur mu? Böyle sıfat ve vasıf olur mu? Bu vasıf yeni mi çıktı? Tevrat [Ahdi atik = Old testament] üç tanrı var diyor mu?
Mis – Tanrı, Tevrat'tan sonra İsa Mesih vasfına büründü. Baba tanrıdan oğul tanrı oldu. Sonra da İsa Mesih oldu, yani şimdi İsa Mesih'ten başka tanrı yoktur.CEVAPİsa göğe çıkınca babanın sağına oturdu diyorsunuz. Bunlar vasıf değil, iki ayrı varlıktır.
M – Önce öyle idi, sonra İsa ile birleşti. Tek tanrı oldu. Şimdi o tanrının adı İsa'dır.CEVAPBu çok gülünç, uydur uydur söyle. Bir misyoner de, (1+1+1=3 demek yanlış olur, doğrusu 1x1x1=1 dir. Buna üçlü birlik diyoruz) demişti. Buna da, (Ne diye üç tane biri çarpıyorsun, o zaman 100 tane biri de birbiri ile çarparsan yine bir çıkar. O zaman yüz tane tanrı demek de size göre doğru olur) demiştim. İşte İnciller değişe değişe böyle gülünç gariplikler çıkıyor. Kur'an-ı kerimde Yahudilerin de Hazret-i Üzeyir'e, Hıristiyanların da Hazret-i İsa'ya Allah'ın oğlu dedikleri bildiriliyor. Sizin düşündüğünüz tanrı, ne kadar zalim ki biricik oğlu dediğiniz Hazret-i İsa'yı hiç acımadan çarmıha gerdirip öldürüyor. Suçsuz insanı niye öldürür ki?
M – Başkalarının günahlarının affı için öldürdü.CEVAPÖldürmeden de affettim dese tanrınıza karşı çıkacak biri mi var? Ne kadar saçma bu!
M – Tanrının bir planı vardı ve bunun olması gerekliydi. Çünkü kutsal kitapta kan dökülmeden bağışlama olmaz diye yazılıdır. Musa zamanında İsrail halkı günahları için kurban keserler ve günahları bağışlanırdı. Ama İsa'da böyle olmadı. Çünkü o tanrının kuzusu idi. (Yuhanna incili 1/29) İsa Mesih bütün günahkâr insanlar için ve son kurban oldu. Onun kanı bizlerin günahlarını bağışladı ve artık başka bir kurbana ihtiyaç yok.CEVAPEee o zaman bütün dünya günahsızdır. Ne diye bizi Hıristiyan yapmaya çalışıyorsunuz?
M – O işe senin aklın ermez.CEVAPAz önce herkesin günahını affetti dediniz ya.
M – Din akla, mantığa uygun olmaz. Hıristiyanlık size saçma gelebilir. Tanrı sizin gibi düşünmez. Ancak kutsal ruh sayesinde tanrıya ulaşılır.CEVAPAkıl mantık da bu işte yaramazsa, ölçümüz ne olacak? Sizinle nasıl anlaşacağız? Allah niye günahsız biricik oğlunu öldürdü diyorum, mecburdu, bu akılla izah edilmez diyorsun. Çocuklar niye günahkâr doğar diyorum, onu kutsal ruh bilir diyorsun. Madem günahların affolması için bir kuzunun kurbanı gerekiyordu, şimdiki günahkârlar için de bir kuzu daha kurban edilse olmaz mı? Biricik oğlunu tekrar çarmıha gerdirse de bütün insanlık günahtan kurtulsa olmaz mı? Olmaz böyle şey dersen o zaman önce niye günahsız kuzuyu kanlar içinde çarmıha gerdirdi? Önceki doğru ise niye bir doğru daha yapmıyor? Hıristiyan olunca insanların günahları affolur diye İncillerin hangisinde yazıyor ki? Günahsız iseniz, papazlar daha ne günahı çıkartıyor? Bizim günahlarımız af olmayacaksa tanrının kuzusu niye kan içinde kaldı? Herkes günahsızsa dinlere ne ihtiyaç var? Böyle saçma dine nasıl inanılır ki?
Hazret-i İsa tanrı değildirYukarıda bir misyonerle geçen konuşmayı bildirmiştik. Şimdi de başka birisinin görüşlerini bildiriyoruz. Hazret-i İsa için tanrı, tanrının oğlu gibi tuhaf şeyler söylüyor.
Misyoner – Babasız insan olmaz. İsa babasız olduğuna göre, tanrı olmasa bile tanrının oğludur.CEVAPBabasız doğmak tanrının oğlu olmayı mı gerektirir?
Mis – Bu işte bir harikalık yok mu?CEVAPElbette büyük bir harika bu. Ama bunun çocukla ilgisi ne?
M – Herkes öyle doğmadığına göre, büyük bir ilgisi var demektir.CEVAPBüyük ilgi, onu yaratandadır. Yaratılana tanrı veya tanrının oğlu demek yanlış olur.
M – Başka kimse babasız yaratılmadığına göre, onun tanrının oğlu olması niye anormal olsun ki?CEVAPBabasız kimse yok ama, hem anasız hem de babasız olanlar vardır. Hazret-i Âdem, Hazret-i Havva ve melekler ana babasız değil mi? O zaman Hazret-i İsa gibi hâşâ bunların da tanrı olmaları gerekmez mi?
M – Peki İsa'nın ölüleri diriltmesi onun tanrı olduğunu göstermez mi?CEVAPBu bir mucizedir. Birçok peygamberde bu görülmüştür. Mesela Tevrat'ta yazıldığına göre, Benî İsrail Peygamberlerinden birkaç Peygamber de, ölüleri diriltmiştir. Hazret-i Musa, canlı olmayan bastonu diriltti. Bastonu yılan yapmak, ölüyü diriltmekten daha güçtür. Çünkü, bir değnek olan baston ile yılan, çok farklıdır. Hazret-i Musa'nın bastonu ejderhaya çevirdiğine inanıyorsun da, niye ona hâşâ, tanrı veya tanrının oğlu demiyorsun?
M – Peki, Hazret-i İsa'nın göğe çıkması onun tanrı olduğunu göstermez mi?CEVAPYani Hazret-i İsa çeşitli hakaretlerle öldürüldükten sonra, göğe çıktı diyorsun öyle değil mi?
M – Evet öldürüldükten üç gün sonra.CEVAPGöğe çıkan değil, onu çıkaran kim? Hazret-i İdris, hayatta iken hiçbir hakarete maruz kalmadan göğe kaldırıldığına siz de inanıyorsunuz. O halde, hâşâ Hazret-i İdris'in tanrı olması daha uygun değil mi?
M – Bir soru daha: Her Peygamber günah işledi ama İsa günah işlemedi. Bu ilah vasfı değil mi?CEVAPBizim inancımıza göre hiçbir peygamber günah işlemez. Hangi peygamber günah işledi?
M – Davud peygamber zina etmedi mi?CEVAPBu iftirayı Yahudiler yapıyor. İsa'nın babası Davud diyorlar. Dört İncil'de de, Hazret-i İsa, Davud oğlu İsa diye, kendinden bahseder. Davud zina etmişse, hâşâ Hazret-i İsa onun nikahsız çocuğu olur. Bu ne çirkin iftira öyle?
M – İsa tanrı olmasa da Hıristiyanlık, Müslümanlık gibi barbarlık dini değil, şefkat ve sevgi dinidir.CEVAPBu öteki sözlerinden de saçmadır. Çünkü İncillerde diyor ki:(Bir şehre savaş için girince önce barış iste. Kabul ederlerse herkes senin hizmetçin olacak ve sana kulluk edecekler. Barışı kabul etmezlerse, o şehirdeki her erkeği kılıçtan geçir. Kadınları, çocukları, hayvanları ve şehirdeki her şeyi yağma et. Şehirde nefes alan kimseyi bırakma. .........bütün milletleri yok et.) [Ahdi atik, Tesniye kitabı bab 20/10-18 Türkçe'sis.169]
(Ruhsal yasaya göre her şey kanla temizlenir, kan dökülmeden bağışlama olmaz.) [İbranilere 9/22 Türkçe'si s.499]
M – Ben hatırlamıyorum. İnceleyip bildireyim.
Günler geçti misyonerden cevap yok. Acaba Hıristiyanlar, bu maddelere göre mi Haçlı seferleri düzenleyip, Müslümanların günahlarını kanla temizlemeye çalıştılar? Bu kadar sevgi ve şefkat çok değil mi?

"Bu din sevgi dini, birbirini sevgi ve muhabbetle kucakla dini"


Vaktiyle üstadım molla Süleyman şöyle bir hikaye anlatırdı:Yılanın bir tanesi bir derenin öbür kıyısına geçmek istiyordu. Fakat suyun onu alıp götüreceği ve taşlara çarparak öleceğini bildiği için suyun kenarında aşağı yukarı gezinmeye başladı. Sonra bir kaplumbağa çıkageldi. Yılana niçin bu şekilde gezinip durduğunu sordu. Yılan, karşı tarafa geçmek istediğini söyleyerek kaplumbağadan kendisini karşıya geçirip geçiremeyeceğini sordu. Kaplumbağa cüssesi gibi ruhu da tevazu sahibi, alçak gönüllü. "Olur tabi; neden olmasın!" dedi ve yılanı sırtına aldığı gibi karşıya yüzmeye başladı. Derenin ortalarına doğru gelindiğinde, yılanın ruhu sıkıldı; kendinden bir şeylerin eksik olduğunu, yapması gereken bazı vazifelerin olması gerektiği hatırına geldi. Sarıldı sımsıkı kaplumbağanın kabuğuna, çıngırağını sallamaya başladı. Durumu fark eden kaplumbağa,"Ne oldu yılan kardeş? Ne yapıyorsun?"
"Ne yapayım işte... Fıtratımın gereğini yapıyorum. Biliyorum her ne kadar sen bana büyük bir iyilik yapıyorsun, ama ben benim fıtratımda olan sokma isteğine dayanamadım" dedi. Bunun üzerine kaplumbağa,
"Öyleyse senin şerrinden başkalarını kurtarmak gerekir" dedi ve suya daldı. Yılan suya kapıldı ve boğulup gitti.
Kaplumbağa yılanın cesedini karaya çıkardı. Şöylece bi uzatıp düzelti. Sonra şöyle dedi: "Arkadaş gelir düz gelir; öyle tıfli tıfli istemem!"
Hocamıza, "Hocam, tıfli tıfli ne demek?" diye sorduğumuzda, "Yani eğri büyrü arkadaşlık istemem" diye cevap vermişti.
Doğrudur herkes kendi işini yapar. Kurda niçin kuzuyu kaptın, yılana neden soktun, tilkiye neden tavukları çaldın diye sormanın anlamı yoktur. Ama çobandan hesap sorulur.Şu anda dünyanın büyük bir bölümünde misyonerlik faaliyetleri devam etmektedir. Uzunca bir süredir misyonerler İslâm dünyası üzerinde yoğunlaşmış durumdalar. Papa II. Paul 2000 yılı mesajında: "Birinci bin yılda Avrupa hristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika hristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı hristiyanlaştıralım." dedi.
Şu anda ülkesinden ayrılıp başka bir ülkeye ticarî veya turistik bir maksatla çıkan herhangi bir gayr-i Müslim bir vesileyle Hıristiyanlığın propagandasını yapmaktadır. Ve bunda da büyük başarılar elde etmişlerdir.
İnsanımızın dini imanı elinde çalındı. 1900 yılların gelmesiyle Türk insanı Osmanlı diye anılmaktan hoşlanmaz oldu. Batı hayranı, Fransız, İngiliz sevdalısı aydınlarımızın sayesinde Türk insanı Jön Türk oldu. İnsanımız foter mi takalım yoksa fes mi, şalvar mı iyi olur yoksa pantolon mu? diye birbirini yerken, Avrupa Çanakkale de, Sakarya'da Maraş'ta, Kars, Erzurum da mağlup olmanın acısını böyle telafi ediyordu. Elbette Türk insanına, Dininizi bize verin" deseler, "Bin başım olsa hepsiyle savaşır, kanımın son damlasıyla düşmanımı boğana kadar siperden ayrılmam yine de dini mi vermem" diyecektir.
Çok uzun önce değil bundan seksen sene öncesi... Hangimizin dedesi bu vatan uğuruna savaşma dı... Hangi anaların, ninelerin kulağına oğlunu veya eşini kaybettin. Evde başka erkek var mı? Gâvur girdi Anadolu'ya, din iman elden gidiyor, diye haberler gelmedi ki?
Şu anda siz haberdar olsanız da olmasanız da her tarafta misyoner faaliyetleri devam etmektedir. Özel okul diye yutturulan Hıristiyan kolejleri, devletin okullarına sokulan aynı zihniyetli öğretmenler, okul çıkışlarında bedava dağıtılan İncil, Tevratlar...
Misyonerlerin son zamanlara daha da bir aktif ve başarılı hale gelmesinin en büyük sebeplerinin arasında, insanımızı bırakın doğruyu göstermeyi yoldan bile sapıttıran din adamlarımız oldu. Medyatik olma çabasıyla dinle imanla alâkası olmayan şeyleri sahte cübbe altından söyleyen din adamları...
Kur'an Müslümanlığı gibi söylemlerle ortaya çıkan bazı grupların da etkisiyle, ibadet aşkından iyice soğuyan gençlerimiz, ikinci bir kapı olarak misyonerleri bulmuşlardır.Misyonerlerin gençleri ele geçirebilmesindeki en önemli faktörlerden biri de sahip oldukları maddî imkânlardır. Kendi gruplarına katılan gençlere maddî imkanlar sağlayan bu misyonerler, elleri altında yetiştirdikleri bu gençleri ileride, üniversite sonrasında çok rahat kullanabilmektedirler.
Misyonerlerin bir diğer kandırmacası da, hıristiyanlığı, "Bu din sevgi dini, birbirini sevgi ve muhabbetle kucakla dini" diye yaptıkları propagandalardır.
Misyoner faaliyetlerine karşı yapmamız gerekenler:
Misyonerlerin en çok istifade ettiği yol müslümanların bilgisizliğidir. Birey olarak öncelikle bizim için farz-ı ayn ilimleri öğrenmeliyiz. Her müslüman, İslâm'ın inanç esaslarını, Allah Teâlâ'nın sıfatlarını, peygamberlerin hususiyetlerini ana hatlarıyla da olsa bilmesi gerekir. Namazın kılınışını, orucu, zekâtı, haccı, haramları-helalleri öğrenmek zorundadır.
İslâm'ın sadece inançtan ibaret olmadığını unutmamalı ve dini olarak öğrendiğimiz şeyleri hayatımıza geçirmeliyiz. En azından farzları yerine getirilmeli, haramlardan kaçınılmalıyız. Bunun daha aşağısı yoktur. Beş vakit namaz, ramazan orucu, zenginin zekât vermesi, hacca gitmek bunlar zaten farz yani yapılması mükelleflere mecburî şeylerdir.
Kişi İslâm'ın toplum içinde görünen yönlerini yapmaktan hiçbir şekilde utanmamalıdır. Üzülerek ifade etmek gerekirse, toplumumuzun pek çok kesiminde İslâm'ın toplum içinde görünen yönleri utanma sebebi olmaktadır.
Asıl utanması gerekenler "Ben müslümanım" deyip de İslâm'ın gereklerini yapmayanlar; toplum içinde açıkça İslâm'ın yasaklarını çiğneyenlerdir.
Her müslüman güvenilir bir âlim bulup onunla sık sık görüşmeli, onunla istişare etmelidir Allah Teala Kur'an-ı Kerim'inde salih ve sadıklarla beraber olmamızı, bilmediğimiz şeyleri bilenlere (zikir ehline) sormamızı emretmektedir. Böyle insanlarla irtibatlı olduğumuzda kafamızı karıştırabilecek her fikir ve düşünceyi hemen sorma imkânımız olacak ve doğrusunu öğreneceğiz.
Allah (c.c) bu konuda hepimizin yardımcı olsun. Kendisinin ve sevdiği insanların, sadatın yolundan ayırmasın.

Siz, siz olun Yehova Şahitlerini evinizden, ailenizden ve hatta tanıdıklarınızdan ırak tutun.

Türk insanı üzerine bilinen ya da bilinmeyen birçok oyunlar oynanıyor.  Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman  Türk insani yoğun bir kı...