3 Şubat 2020 Pazartesi

Havarilerin Kimler Olduğu Konusunda Bile İttifak Yoktur


Havarilerin Kimler Olduğu Konusunda Bile İttifak Yoktur:   Sinoptik İnciller on iki havarinin ismini birlikte verirken, Yuhanna İncili bunların ismini (on iki olarak) birlikte vermez.
Ayrıca Sinoptik İncillerde (Matta, Markos, Luka) verilen isimler konusunda tam bir mutabakat sağlanabilmiş değildir.
Matta ile Markos’da şu isimler yer almaktadır: Petrus, Andreas, Zebedi oğulları Yakub ile Yuhanna, Filipus, Bartalamay, Tomas, Matta, Alfay oğlu Yakub, Taday, Yurtsever Simun, Yehuda İskaryot.
Luka İncilinde sayılan isimlerden onuncu isimde farklı bir durum vardır.
Matta ve Markos’da onuncu isim “Taday” iken, Luka’da bu onuncu isim Yakub oğlu Yehuda’dır (Matta, 10/2-4; Markos, 3/13-19; Luka, 6/12-16). Yuhanna’nın ilk havariler arasında ismini zikrettiği Natanyel, Sinoptik İncillerde yer almamaktadır. Daha on iki havarinin ismi üzerinde bile bir ittifak sağlayamayan bu dört İncilin sıhhatine nasıl inanalım?
On iki havari ile ilgili olarak İncillerde dikkat çeken çok önemli bir husus daha vardır.
On iki havarinin isimleri arasında, daha sonra Hz. İsa’yı ihbar edecek olan Yehuda İskaryot’un da ismi geçmektedir. İncillerde bu Yehuda’nın hain ve günahkar olduğu, Hz. İsa’nın dilinden onun, “İnsanoğlunu ele verenin vay haline! O adam hiç doğmamış olsaydı daha iyi olurdu”
(Matta, 26/24, s. 30) diye belirtildiği halde, yine aynı İncillerde içlerinde bu hain Yehuda’nın isminin de bulunduğu on iki havari için, Hz. İsa’nın şöyle söylediği zikredilmektedir: “İsa da onlara dedi: Doğrusu size derim: İnsanoğlu her şeyin yenilenmesinde, izzetinin tahtına oturacağı zaman, siz ki benim ardımca gelenlersiniz, siz de İsrailin on iki sıptına hükmederek on iki taht üzerinde oturacaksınız.”
(Matta, 19/28, s. 22). Ahirette veya gelecekte on iki havari, on iki tahta oturup on iki İsrail kabilesini yargılayacağına göre ve bu on iki kişi arasında Yehuda’nın da adı zikredildiğine göre, tahtlardan birine oturup bir İsrail kabilesini yargılayacaklardan biri de bu hain Yehuda olacaktır.
Halbuki Hz. İsa, kendisini ihbar edecek olan bu kişi için “Doğmasa daha iyi olurdu” dememiş miydi?
Bu açık bir çelişki değil midir?
Bu konuda Matta İncilinin 19. babı ile ile 26. babı, açıkça birbirleriyle çelişkili durumdadır.
Soruyu üçüncü olarak soranlar orada oturan bir grup insan mı, yoksa o gruptan biri mi, yahut başkahinin kölesi mi?
Petrus’a soruyu birinci olarak soranın, hizmetçi kız olduğunda dört İncilde ittifak sağlanabilmiş, ama ikinci ve üçüncü olarak soruyu soran, başka bir hizmetçi kız mı, yoksa birinci olarak soruyu soran aynı hizmetçi kız mı?
Luka’da soruyu üçüncü olarak soran, oradaki oturan grup değil, o gruptan biridir (Luka, 22/56-60, s. 87). Yuhanna İnciline göre soruyu birinci olarak soran, kapıcı kızdır.
Bu İncile göre birinci inkarından sonra horoz birinci kere ötmüş, ikinci ve üçüncü inkardan sonra ikinci olarak ötmüştür (Markos, 14/66-72, s. 53). Luka’ya göre Petrus’a soruyu soran birinci kişi hizmetçi kızdır.
Muharref İncillerde Petrus’un inkarıyla ilgili olarak bu belirttiğimizin dışında başka çelişkiler de vardır.
Hz. İsa, Matta ve Luka İncillerinde kendisini inkar edenleri kendisinin de inkar edeceğini ifade ederek şöyle söylemektedir: “İnsanların önünde beni açıkça kabul eden herkesi, ben de göklerde olan babamın önünde açıkça kabul edeceğim. İnsanların önünde beni inkar edeni, ben de göklerde olan babamın önünde inkar edeceğim” (Matta, 10/32-33). Halbuki daha önce ilahi bir paye verdiği Petrus’un tutuklandığı gece, kendisini inkar edeceğini ona: “Bu gece horoz ötmeden önce sen beni üç kere inkar edeceksin” (Matta, 26/34; Markos, 14/30; Luka, 22/34; Yuhanna, 13/38) diyerek haber vermişti. Buna göre Hz. İsa, bir yandan, kendisini inkar edenleri, kendisinin de inkar edeceğini söylerken, öbür yandan Petrus’a, “sen beni bu gece üç kere inkar edeceksin” diyerek ona hitap etmektedir.
Matta İncilinde yer alan bu çelişkili ifadeler, İncillerin ne kadar güvenilir ve sağlam olduklarını açıkça göstermektedir.
Havarilerden Petrus ile ilgili olarak Hz. İsa bir yandan, ona İlahi bir paye vererek “Ne mutlu sana Yunus oğlu Simun, bu sırrı sana açan insan değil, göklerdeki babamdır. Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus’sun ve ben babamın topluluğunu bu kayanın üzerine kuracağım... Göklerin egemenliğinin anahtarını sana vereceğim”

Bir insanın Hristiyan olması için özgür olması gerekmez. Hristiyan olabilecek kadar hasta olması gerekir. - Friedrich Nietzsche


İncil denilen kitaba gelince, ona Tanrının sözü demek, tanrıya küfür etmek. Yalanların, çelişkilerin kitabı; kötü zamanların ve kötü insanların hikayesi. Bütün kitapta sadece birkaç tane iyi karakter var. - Thomas Paine

Hristiyanlık, şu güne kadar Dünyayı enfekte etmiş en gülünç, en absürd ve en kanlı dindir. - Voltaire

Duyarlı her insan, onurlu her insan Hristiyanlık tarikatına dehşetle bakmalıdır. - Voltaire

Ben Hristiyanlığa bir büyük lanet, bir büyük gerçek ahlaksızlık, hiçbir yok edicinin yeterince zehirli, sinsi ve dar olamayacağı bir intikam içgüdüsü derim. İnsanlığın ölümcül bir kara lekesi derim. - Friedrich Nietzsche

Hristiyanlıkta ne din, ne ahlak hiçbir noktada gerçekle bağlantı kurmuyor. - Friedrich Nietzsche

Hristiyanlığın dünyayı kötü ve çirkin bulma çözümü, dünyayı kötü ve çirkin yaptı. - Friedrich Nietzsche

İnsan temiz hava almak istiyorsa kiliseye gitmemeli. - Friedrich Nietzsche

Kilise tabanlı organize olmuş her toplum için günah vazgeçilmezdir; onlar güç için en güvenli silahlar; rahipler günahlarla yaşar; onlar için "günah işlemek" olgusu gereklidir. - Friedrich Nietzsche

Kendine ve başkalarına karşı duyulan acımasızlık Hristiyanlık; farklı düşünenlere karşı nefret; zulmetme isteği. Dünyanın efendilerine ve asillere karşı ölümcül düşmanlık, bu da Hristiyanlık. Akla, gurura, cesarete, özgürlüğe, aklın özgürlüğüne karşı duyulan nefret Hristiyanlık; duygulara, duyguların zevkine, zevke karşı duyulan nefret, genelde, Hristiyanlık. - Friedrich Nietzsche

Bir insan İncil'i okurken eldiven giyse iyi yapar. Bu kadar pisliğin birarada bulunması insana bunu yaptırmayı zorluyor. - Friedrich Nietzsche

Bir insanın Hristiyan olması için özgür olması gerekmez. Hristiyan olabilecek kadar hasta olması gerekir. - Friedrich Nietzsche

Bütün bunlara inanabildiğini düşünürsek, sıradan bir Hristiyan acınacak bir figür, üçe kadar kadar bile sayamayan, ve bunun yanında, zihinsel yetersizliği yüzünden Hristiyanlığın ona söz verdiği cezayı bile hak etmeyen biridir. - Friedrich Nietzsche
Hristiyan inancı başından itibaren, kurban etmek: bütün özgürlüğün, değerin, özgüvenin kurban edilmesi; aynı zamanda teslimiyet, kendini küçük düşürmek ve kendini yok etmek... - Friedrich Nietzsche

İki büyük Avrupa narkotiği: Alkol ve Hristiyanlık. - Friedrich Nietzsche

Hristiyanlık acı çekmeyi bulaşıcı hale getiriyor. - Friedrich Nietzsche

Hristiyanlığı mahkum ediyorum. Ona karşı, bir suçlayıcının kelimelere dökebileceği en kötü suçları yüklüyorum. Bana göre o hayal edilebilecek en büyük yozluk. Yozluğunun dokunmadığı hiçbir şey yok. Her değerden bir değersizlik, her gerçekten bir yalan, her doğruluktan, dürüstlükten bir günah çıkarmış. Biri çıksın da cesaret ediyorsa bana insancıl kutsamalarından bahsetsin! Acıdan ve kederden kurtulmak onun prensiplerine aykırı. Acıyla ve kederle yaşıyor: kendini yaşatmak için acı ve keder yaratıyor. Orijinal günah fikrini yarattı. İşe yaramaz ve adi olanların kinini saklamak için ruhların tanrı karşısında eşitliğini yarattı. Kendi kendini bozma sanatını, her iyi ve temiz içgüdüden iğrenme ve onları küçümsemeyi yarattı. Parazitlik onun başlıca işi. Zayıf kutsallık idealiyle, bütün hayat umuduna ve sevgisine karşı savaşıyor. Her gerçekle pazarlık edebilmek için "öteki dünyayı" yaratıyor. Haç; hayatın kendisine karşı, sağlık, güzellik, iyilik, cesaret, zeka ve yardımseverliğe karşı kurulan komplonun buluşma noktası. - Friedrich Nietzsche

Bir gün köprüde yürüyordum ve köprünün kenarında kendisini aşağı atmak üzere olan bir adam gördüm. Yanına gidip bağırdım: "Dur! Yapma! "Neden yapmayayım?" dedi "Çünkü yaşanacak çok şey var". "Mesela ne?" dedi. "Peki, sen ateist misin yoksa inançlı mısın?" "İnançlıyım" dedi. "Ben de" dedim. "Hristiyan mısın, Müslüman mısın, Musevi misin, Budist misin, Hindu musun?" "Hristiyanım" dedi. "Ben de" dedim. "Katolik misin Protestan mısın?" "Protestanım dedi. "Ben de" dedim. "Anglikan mısın, Baptist misin?" "Baptistim" dedi. "Woow ben de" dedim. "Tanrının Baptist Kilisesine mi yoksa Efendimizin Baptist Kilisesine mi üyesin?" "Tanrının Baptist Kilisesine üyeyim" dedi. "Ben de" dedim. "Orijinal Tanrının Baptist Kilisesine mi yoksa Reformcu Tanrının Baptist Kilisesine mi üyesin?". "Reformcu Tanrının Baptist Kilisesine üyeyim" dedi. "Ben de" dedim. "Reformcu Baptist Kilisesi, 1879 Reformuna mı yoksa Reformcu Baptist Kilisesi, 1915 Reformuna mı üyesin?" "Reformcu Baptist Kilisesi, 1915 Reformuna üyeyim" dedi. "O zaman geber, seni dinsiz kafir" dedim ve onu aşağı ittim! - Emo Philips
Hristiyanlık, insana doğan en saptırılmış sistemdir. - Thomas Jefferson

Hristiyanlığın bütün anlatmak istediği, herkesin, Charles Manson'dan Teresa Anneye kadar, cehenneme gideceğidir. - Sean Ningen

Dünyaya baktıkça insancıl düşüncedeki her ilerlemenin, ceza yasalarındaki her gelişmenin, savaşları azaltmak için atılan her adımın, renkli ırklara daha iyi davranılması için atılan her adımın, köleliğin azaltılmasının, dünyada var olan her türlü ahlaki ilerlemenin organize kiliseler tarafından muhalefete uğradığını görürsünüz. Kesin olarak söyleyebilirim ki, Hristiyanlık dini, kiliselerindeki organizasyonuyla, şu güne kadar ve hala dünyadaki ahlaki ilerlemenin başlıca düşmanıdır. - Bertrand Russel
Afganistan'ı yönetenler Usama Bin Laden'i korurken, Italya, biz Batılı günahkarları aynı şekilde kınayan ve yıkıcı demeçleriyle şiddeti provake eden bir başka çok güçlü dinci fanatiği koruyor. Evet, tam burada, Avrupa'nın ortasında! İşte Papa 2. John Paul, sıradışı kökten dinci bir Hristiyan ve dünya genelindeki gangsterleri eşcinsellere karşı nefret cinayeti işlemeye teşvik eden adam! - Michelangelo Signorile

İncil'in verdiği tüm zararları düşündükçe, ona denk bir şeyler yazmayı umut edemiyorum. - Oscar Wilde

Amerika Birleşik Devletleri hiçbir şekilde Hristiyanlık dini üzerine kurulmamıştır. - George Washington

İncil benim kitabım değil ve Hristiyanlık benim dinim değil. Hristiyan dogmasının bu uzun, karmaşık ifadelerine asla katılamam. - Abraham Lincoln

Hristiyanlık ne aptal bir din. - Gore Vidal

İsa'nın masalları bizim için çok karlı oldu. - Papa 5. Leo

Aslında, eğer İsa önüme çıksaydı, ben de Nietzsche gibi, onu bir solucan gibi ezmekte tereddüt etmezdim. - Che Guevara
Misyonerlerin Afrika'ya gelmeleriyle ilgili, iyi bilinen bir hikaye vardır. Onların İncil'i vardı ve bizim, yerlilerin, toprağı vardı. Bize "Hadi dua edelim" dediler ve boynumuzu eğip gözlerimizi kapadık. Gözlerimizi açtığımızda, artık İncil bizim, toprak onların olmuştu. - Desmond Tutu

Dünyanın evrenin merkezi ve hareketsiz olmadığı ama günlük olarak döndüğü düşüncesi saçma ve hem felsefi hem teolojik olarak yanlış ve en azından bir inanç hatası. - Katolik Kilisesinin Galileo Galilei'e karşı verdiği karar

Dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylemek İsa'nın bakireden doğmadığını iddia etmek kadar yanlıştır. - Kardinal Bellermine, 1615, Galileo'nun yargılanması sırasında

Tek dostum EFENDİMİZ İsa'yla konuşuyorum! Biliyorum İSA benim küçük çocuklara karşı korkunç arzularımı anlıyor. Ve küçük çocukları öldürmemin ana sebebi, toplumumuzun çocukların kendi aralarında ve başkalarıyla seks yapmasına KARŞI olması! Çocukların SEKS yapabilmeleri gerektiğine inanıyorum! Ve bunu Yüksek Mahkeme'ye kadar savunabilirim! SEKS İsa'nın bize sunduğu büyük bir HEDİYE!!!! - Freddy Goode (Küçük çocukları öldüren ABD'li seri katil)

Puritanlar ayı dövüşlerinden nefret ediyordu. Ayıya acı çektirdiği için değil, ama izleyenlere zevk verdiği için. - Thomas Babington Macaulay

Eğer İsa 20 sene önce öldürülseydi, Katolik çocuklarının boynunda haçlar yerine elektirikli sandalyeler olacaktı. - Lenny Bruce
Ve İsa onlara sordu: "Benim kim olduğunu söylersiniz?" Onlar cevap verdi: "Sen bizim varlığımızın temelinin eskatolojik manifestosu, kişisel varlık ifşamızın bağlamının çok açık ontolojik kuruluşusun." Ve İsa cevap verdi: "Ne?"-Asiye Utku

"Kilise" Kurbanları

"Kilise" Kurbanları   Antikçağ Ve Ortaçağ


Antikçağ ve ortaçağda hristiyanlığı yaymak için birçok millet göç etmeye zorlanmış, işkencelere maruz kalmış ve tarihten silinmiştir.Montsegur:

Engizisyon :Katolik kilisesi 10 milyon insanı katletmiş ve sayısız kişiye de işkence uygulamıştır.
1209 yılında Beziers´in fethedilmesiyle 22 bin kişi öldürülmüş ve 1244 yılında 215 kişi toplu olarak yakılmıştır.

İspanyol Torquemeda 10 bin kişiyi yakarak öldürtmüş ve 100 bin kişiyi de kürek mahkumiyetine çarptırmıştır.
Engizisyonun baş figuranlarından Pedro Arbuen´e, Papa IV. Pius tarafından "yücelik" ünvanı verilmiştir.

                                                          Haçlı Seferleri


Haçlı seferlerinde 1096 - 1291 yılları arasında yazar Hans Wollschäger´e göre 22 milyon insan hayatını kaybetmiştir.
1099 yılında Kudüs´ün feth edilmesiyle 70 bin Müslüman ve Yahudi katledilmiştir.

Papa III. İnnozenz
İnnozenz 4. haçlı seferini baslatmış, 1202´de Zara´yı ve 1204´de Konstantinopel´i (İstanbul) yağmalatmış ve kendi mezhebleri arasındaki ayrılıkları körüklemiştir.


İspanyollar 1391 yılında 50 bin yahudiyi öldürmüştür ve 1492 yılında ise 50 bin yahudinin zorla dinleri değiştirilmiş geriye kalan 100 bin ile 200 bin arasında yahudi göçe zorlanmıştır.

Ve yine 1615 yılında ispanyollar zulüm ve baskılarına rağmen dinlerinde kalan sayıları 300 bin ile 3 milyon arasında tahmin edilen müslümanları göçe zorlayarak köklerini İspanya´dan kazımıştır.

HRİSTİYANLARDA BALIK SEMBOLÜ


HRİSTİYANLARDA BALIK SEMBOLÜ

Balığı unutturan şeytan yazımızı daha evvel yazmıştık.http://www.facebook.com/note.php?note_id=218250308194572 Balık hristiyanların dini inancını ifade eder. Ve dolası ile İsa A.S I .. Ne yazıkki kliseler bile sözde ona rahipler bile artık İncilin onlara verdiği hitapları bilmemektedirler.Daha doğrusu onlarda Süleyman Mabedi yıkıldığı zamanlardaki yahudi sahte din adamlarına benzediler. Dünya menfeatleri için benliklerinden geçtler. Allahı ve inandıkları İncili de rafa kaldırdılar.

Balık sembolizmi .
Pisagorun şu sözü çok hoşuma gider .
-Allah kainatı geometrik şekillerle yaratmıştır

Darwin denilen sözde aslı rahip olan bu kişinin Hristiyan sembolizmi Balık şekline bakıldığında , Darwin denilen kişinin dinsiz ve imansız olduğu bu sembolden görülmektedir. Ve peşilerinden sürülen Hristiyanlar ! Çok gariptirki balıkta bu sembol birden darwinistleri rahatsız etti . Ve darwin balığı yaptılar . Dalgalar geçtiler.Balık sembolizmi ile ila alaylar edildi . Zaten herşeyi ateist ve şeytan masonlar tarafından ellerinden alınan Klise ilim ve bilimden de yoksun olması ve ilim adamıda yetiştirmemeleri sayesinde iyice aciz kalır oldular. Sadece yapabildikleri şey tepki oldu .Cılızlıktan bile aciz tepkiler.


Darwinistler neden balık sembolunden rahatsız oldular dersiniz. Adnan oktarında böyle bir zamanda aslı bile tesbit edilemeyen bir balık ile sözde ona darwini çökertmiş . Çökertti de balık sembolü artık dalga modu oldu . Dalga geçmek için darwinistlerin ellerinde alay konusu oldular.Darwinciler sizin bilmediklerinizide biliyorlar.Balıkla onlar nerdeyse fezaları arşinlıyorlar..Sizede atmışlar bir konu alın uğraşın diyorlar bu balıkla. İSTER IZGARA YAPIN. iSTER BUĞULAMA . Mevzu darwini çökerten Mehdi olacak ya. ! Bazı kimseler için . Darwinistler balıktan rahatsız oldularda . İşi sonrası baktılar bunlar cahil mevzuyu anlıyamamışlar deyip darwin balığı ile hem bizim sözde mehdimize hem koskoca hristiyan alemi ile kafa yaptılar.

Şimdi konuyu uzatmayacağım.Size Remil ile Balık sembolunün azda olsa arka planını açıklamaya çalışacağım .bUNu yaparkende İsa peygamberin havarilere balık tutmasını öğretirken 153 balık yakaladığı söylenir. Remilde bu sayıyı işlersek yada devre şeması gibi bir şey çıkarmaya kalkarsak elimizde 9 sayısı kalır. Dokuz sayısı aynı zamanda deniz aşırı trafik manasınada gelir astrolojide !
Matematikçi ve mistik Pisagor'un da belirttiği gibi, vesica piscis'in uzunluk-yükseklik oranı 153:265'dir ki bu "balığın ölçüsü" olarak adlandırılan mistik kabul edilen bir sayıdır.
Burada diğer ölçüyü aldığınızda 265 i size remil açılımında yine dokuz sayısını verecektir.

İsa A.S sizce tesadüfmüdür 153 balık yakalaması . Kuranda yine balık unutma mevzusuda budur . Ortam cahillere kalmış Birileri mehdi olacak birileri cebi dolacak diye milleti artık inançsızlık noktasına getirdiler.Tüm dünya fitne kokmaya başladı. Bu bilgi kirliliğinde bunun hesabını nasıl verecekler merak ediyorum . Fitne de tek bir cemaate yarar. Masonlara .

Dokuz remilde de mistiktir.İnancı ve ilmi gösterir. Dokuzuncu şeklin dokuzuncu haneye düşmesi de bunu gösterir. İsa isminde ise 11 sayısı vardır ! 11 inci şeklin dokuzuncu haneye düşmesine bakınız yada . Ne bilim belki bir elektronik balık yakalama makinası icat ederseniz size sayılar belki yardımcı olabilir. Devreleri tamamlarken ..Yada balığın sırrını açığa çıkarırsınız ! ...
Bu arada kolay gelsin balık işleri ..

Balık ile ilgili kısaca ansiklopedik bilgi .

Hıristiyanlardan önce de çeşitli anlamlarda farklı şeyleri temsilen (örneğin bereket) balık sembolleri kullanılmıştır. Yine de bir balık sembolünü en yoğun kullananlar, bugünkü bulgu ve bilgilere göre, ilk  Hıristiyanlardır.

İchthys antik deniz tanrıçası Atargatis'in oğluydu. Farklı kültürlerde ve mitolojilerde denk düşen kişilikler ve balık sembolleri anlam ve kullanım açısından farklılık gösterse de genelde bereketi temsilen, cinsi vurgulara sahipti. Bunun bir örneği Mısır mitolojisinde görülebilir. Bereketi temsil etmesinin yanı sıra balık belirli kültürlerde reankarnasyon ve hayat(ın veya hayat gücünün) sembolü olmuştur.

Balık sembolünün Hıristiyanlar tarafından nasıl kullanılmaya başlandığına dair birçok hipotez olsa da hiçbirinin keisnliği kanıtlanamamıştır. Yine de bu hipotezlerden en büyük ihtimali barındıran, Hıristiyanlık'ın kutsal metinlerinde geçen bir ifadenin balık sembolizmine yol açtığıdır; İsa mucizevi bir şekilde 5000 insanı ekmek ve balıkla doyurmuştur, bkz. Matta 14:15-21, Luka 9:12-17, ve Yuhanna 6:4-13. İchthys belki de İsa'ya "insan balıkçısı" gibi bir gönderme yapmaktaydı, veya Yunanca ΙΧΘΥΣ harflerinin (Iota Chi Theta Upsilon Sigma) oluşturduğu, Hıristiyan inancının bir ifadesiydi "᾿Ιησοῦς Χριστὸς Θεοῦ Υἱὸς Σωτήρ" (Iēsous Christos Theou Huios Sōtēr: "İsa Mesih, Tanrı'nın Oğlu, Kurtarıcı").

Her ne kadar doğrudan kanıt bulunmasa da, ichthys mistik/matematiksel sembol Vesica Piscis'in bir adaptasyonu da olabilir. Matematikçi ve mistik Pisagor'un da belirttiği gibi, vesica piscis'in uzunluk-yükseklik oranı 153:265'dir ki bu "balığın ölçüsü" olarak adlandırılan mistik kabul edilen bir sayıdır. Bir İncil kıssasına göre İsa havarilere balık tutmada yardım ederken kendisi tam olarak 153 balık tutmuştur.

Bunların dışında birçok hipotez daha bulunmaktadır.

İNCİL'E GÖRE DÜNYANIN SONU VE ÇIKMAYAN KEHANET


Evet Hıristiyanların dini kitabı Kitabı Mukaddes'e göre İsa dünyanın sonunun ne zaman olacağını söylemiş, kesin bir tarih vermesede iki bin sene önce gerçekleşmesi gereken bir zaman diliminden bahsetmiştir. Kısaca Kitabı Mukaddesteki İsa'ya göre ortada iki bin senelik bir yanlış hesaplama vardır.
Ortadaki gerçek Kitabı Mukaddes'i karıştırdığımızda kitapta geçen kehanetlerin İsa'ya veya gerçek bir Tanrıya ait olamayacağı bulguları karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde de kabul edildiği gibi elimizdeki Kitabı Mukaddes bir yazara ait değildir, içine kişilerin yazdığı bir çok mektupda eklenip günmüzdeki durumuna getirilmiştir. Bu kitabın Tanrıya ait olamayacağına ait bulgularımız ise burada geçen kehanetlerin çıkmamış olmasındandır. Anladığımız bu yazılar yazılırken yazarlar kendi yaşam dilimi içerisinde İsa'nın geri geleceğini beklemeleridir. Bunun en güzel delili karşılaştığımız şu kehanette karşımıza çıkmaktadır.


Markos;9-1 İsa, «Size doğrusunu söyleyeyim» diye devam etti, «burada bulunanlar arasında, Tanrı Egemenliğinin güçlü biçimde gerçekleştiğini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.»

Okuduğumuz bu alıntı yorum gerektirmeyecek kadar açık vaziyette söylenmiştir. Kehanete göre İsa'nın vaaz verdiği insanların içinde bulunan birilerinin ölmeden Tanrının egemenliğinin gerçekleşmesi lazımdır. Bu iki bin sene önceki insanlara söylenmiş ve orada bulunulan insanlara hitaben bulunulmuş bir kehanettir. Fakat orada bulunan insanlardan eser kalmamış, iki bin sene sonrada biz bahsedilen bu Tanrının egemenliğinin gerçekleşmesini beklemekteyiz.

Gerçek Tanrı ve gerçek Tanrıdan gelen bir peygamber böylesine gerçekleşmeyecek bir kehanette bulunmaz, bu kehanetin ortaya çıkardığı gerçek, bu kehanetin İsa'ya ve gerçek Tanrıya ait olmadığıdır. Bunun kabul edilmesi ise elimizdeki Kİtabı Mukaddes olduğu iddia edilen kitabın Tanrı tarafından olamayacağıdır.

İsa'nın verdiği vaazde orada bulunanlardan bazılarının ölmeden olması gereken ve 2000 senedir olmayan ve dinleyenlerden sağ kalmadığı kehanete bakalım, neler olması gerekmektedir?

Mat.24: 3 İsa, Zeytin Dağı'nda otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. "Söyle bize" dediler, "Bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?"

Mat.24: 4 İsa onlara şu karşılığı verdi: "Sakın kimse sizi saptırmasın!

Mat.24: 5 Birçokları, 'Mesih* benim' diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi aldatacaklar.

Mat.24: 6 Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. Sakın korkmayın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir.

Mat.24: 7 Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak.

Mat.24: 8 Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır.

Mat.24: 9 "O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek.

Mat.24: 10 O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler.

Mat.24: 11 Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak.

Mat.24: 12 Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak.

Mat.24: 13 Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.

Mat.24: 14 Göksel egemenliğin bu Müjdesi bütün uluslara tanıklık olmak üzere dünyanın her yerinde duyurulacak. İşte o zaman son gelecektir.

Mat.24: 15-16 "Peygamber Daniel'in sözünü ettiği yıkıcı iğrenç şeyin* kutsal yerde dikildiğini gördüğünüz zaman -okuyan anlasın- Yahudiye'de bulunanlar dağlara kaçsın.

Mat.24: 17 Damda olan, evindeki eşyalarını almak için aşağı inmesin.

Mat.24: 18 Tarlada olan, abasını almak için geri dönmesin.

Mat.24: 19 O günlerde gebe olan, çocuk emziren kadınların vay haline!

Mat.24: 20 Dua edin ki, kaçışınız kışa ya da Şabat Günü'ne* rastlamasın.

Mat.24: 21 Çünkü o günlerde öyle korkunç bir sıkıntı olacak ki, dünyanın başlangıcından bu yana böylesi olmamış, bundan sonra da olmayacaktır.

Mat.24: 22 O günler kısaltılmamış olsaydı, hiç kimse kurtulamazdı. Ama seçilmiş olanlar uğruna o günler kısaltılacak.

Mat.24: 23 Eğer o zaman biri size, 'İşte Mesih burada', ya da 'İşte şurada' derse, inanmayın.

Mat.24: 24 Çünkü sahte mesihler, sahte peygamberler türeyecek; bunlar büyük belirtiler ve harikalar yapacaklar. Öyle ki, ellerinden gelse, seçilmiş olanları bile saptıracaklar.

Mat.24: 25 İşte size önceden söylüyorum.

Mat.24: 26 "Bunun için size, 'İşte Mesih çölde' derlerse gitmeyin. 'Bakın, iç odalarda' derlerse inanmayın.

Mat.24: 27 Çünkü İnsanoğlu'nun* gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır.

Mat.24: 28 "Leş neredeyse, akbabalar oraya üşüşecek.

Mat.24: 29 "O günlerin sıkıntısından hemen sonra, 'Güneş kararacak, Ay ışık vermez olacak, Yıldızlar gökten düşecek, Göksel güçler sarsılacak.'

Mat.24: 30 "O zaman İnsanoğlu'nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu'nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.

Mat.24: 31 Kendisi güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler O'nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacaklar.

Mat.24: 32 "İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.

Mat.24: 33 Aynı şekilde, bütün bunların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, İnsanoğlu yakındır, kapıdadır.

Mat.24: 34 Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan bu kuşak*fx* ortadan kalkmayacak.

Mat.16: 27 İnsanoğlu*, Babası'nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir.

Mat.16: 28 Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, İnsanoğlu'nun kendi egemenliği içinde gelişini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var."

görüldüğü gibi tüm bu olayların orada dinleyenlerden birilerinin ölmeden önce gerçekleşmesi gerekmektedir. Ortada olan gerçek, İsa böylesi gerçekleşmeyecek bir kehanette bulunmuş olamaz, ortaya çıkan gerçek, yaşadıkları dönemde dünyanın sonunu bekleyenler tarafından İsa'ya aitmişcesine İsa'ya ait olmayan sözler söylenmiştir. Veya İsa'nın gerçek peygamber olmadığını isbat için böylesi sahte kehanetlerde O'nun adına yazılmıştır.

Hangi açıdan bakarsak bakalım, bu gerçek, bu yazmaların gerçek yaratıcı tarafından olmadığını isbat etmektedir.


Batı dünyası, yani Hıristiyan alemi, ilk zamanlar İslamiyeti pek ciddiye almadı.


Batı dünyası, yani Hıristiyan alemi, ilk zamanlar İslamiyeti pek ciddiye almadı.
Arabistan yarımadasında, Araplar arasında dini bir mücadele olarak baktı olaya.
İslamiyet Arabistan dışına taşıp, doğuya, batıya, özellikle de Anadolu kapılarına dayanıp, Bizansı, Avrupayı tehdit eder duruma gelince Hıristiyan alemi telaşlandı.
Haçlı seferlerini başlattılar. Kudüs’e kadar ulaşıp binlerce müslümanı kılıçtan geçirdiler. Fakat, Müslümanları yıldıramadılar, Müslümanlar tekrar toparlanıp, Haçlı sürüsünü, Kudüs’ten ve Anadoludan attı.
Hıristiyan âlemi bu yenilgiyi bir türlü hazmedemedi. Her fırsatta saldırıya devam etti. Ancak, asırlar süren savaşlara rağmen bir netice alamamaları onları farklı taktik uygulamaya sevketti. Kaba kuvvetle bir yere varamayacaklarını anlayarak, Müslümanları içeriden yıkmaya karar verdiler.
18. asırda bu yeni planı uygulamaya koydular. Yetiştirdikleri casuslarla (Hempher gibi) ve Müslümanların arasından satın aldıkları kimselerle İslamın esaslarını bozmaya, yani protestanlaştırmaya karar verdiler.
Yapılmak istenilenin iyi anlaşılabilmesi için protestanlık nedir, buna kısaca bir göz atalım:
15. yüzyıla kadar, Hıristiyanların üzerinde Katolik Kilisesi, yani Papa hakimdi. Merkezi bir din otoritesi vardı. Keşiflerden sonra, ortaya çıkan burjuva sınıfı, zenginliğin verdiği güçle, kontrolsuz bir  şekilde, haram günah tanımadan zenginliğin tadını çıkarmak istediler. Fakat, bozulmuş da olsa, kendine göre emir ve yasakları olan Hıritiyanlığın ahlaki kuralları ile çatışınca, isteklerini rahat bir şekilde yapabilmenin yollarını aramaya başladılar.
Mesela, zenginleşen tüccarlar faiz ile çalışmaya başladılar. Hıristiyanlık buna müsaade etmedi. 1517’de Alman papazı olan Martin Luther çıkıp  her türlü isteğe izin verince burjuva sınıfı yani zenginler rahatladı. Din baskısından kurtulmuş oldular. Dini kendi âdi isteklerine alet etmeye başladılar.
Şimdi, Protestanlığın esası olan maddelere bir bakıp, zamanımızda İslama karşı yapılanlarla mukayese edelim:
1- Dinin yorumlanması ve anlaşılması tek otoritenin ( Katolik Kilisesinin) tekelinden çıkartılmıştır.
(Günümüz Luther’leri de, 14 asırdır, Müslümanların dinlerini öğrendikleri, akaid ve fıkıh kitaplarını bir tarafa atıp, herkesin dinini doğrudan meallerden öğrenip, istediği gibi inanıp ibadet etmesi ve  belli bir mezhebe bağlı kalınmaması için Müslümanları yönlendirmiyorlar mı? Dinin belli bir kaynaktan öğrenilmesini savunanları, çağdışılıkla, gericilikle suçlamıyorlar  mı? İlahiyat fakültelerinde öğrencilere, her biriniz birer Luther olmalısınız, telkininde bulunulmuyor mu? )
2- Dinin yorumlanmasında vahiy değil akıl ön plana alınmıştır. Akıl, dini istediği şekilde yorumlayacaktır. Din, kamusal alandan uzaklaştırılarak birey alana çekilecek.
(Günümüz Lutherleri de, Hadis-i şerifleri, âyeti kerimeleri yorumlarken, aklı ön planda tutmuyorlar mı? Herkesin aklı farklı olduğuna göre, herkesin anlayışı farklı olacağından, akıl sayısı kadar görüş, din, yani dinsizlik ortaya çıkmayacak mı? Getirilmek istenen nokta da bu değil mi zaten.)
3- Ayinler, (ibadetler)  dinin esası değildir. Tanrının ibadete ihtiyacı yoktur. Dinde esas olan, kalbin temiz olmasıdır, dinde bu kafidir.
( Günümüz reformcuları da, namaz kıldırmamak, ezanı kaldırmak ve diğer ibadetleri yaptırmamak için uğraşmıyorlar mı? İbadeti, emir ve yasağı olmayan hiç din olur mu? Sen her türlü pisliği işleyeceksin, kanalizasyon çukurundan çıkmayacaksın, sonra da ben tertemizim diyeceksin! Böyle kalb temizliği, böyle inanç olur mu? )
4- Latince olan İncil diğer dillere çevrilerek yaygınlaştırılacak.
(İslam tarihi boyunca, son senelerdeki kadar meal, tefsir basılmadı. Her önüne gelen Kur’an-ı kerim meali, tefsiri yazıyor ve bu mealler gazetelerde promosyon olarak verilerek mukaddes kitabımız ayağa düşürülüyor. Anadille ibadet öne sürülerek, Kur’an-ı kerimin orijinali unutturulmaya çalışılıyor. )
Bu kadar benzerliğe ne dersiniz? Herhalde kimse buna bir tesadüf diyemez. Bu protestanlaştırma projesini, İngiltere’nin yönlendirdiği Avrupa yürütüyordu. 11 Eylül olayından sonra  ABD de açıkça aktif bir şekilde projeye destek vermektedir.
11 Eylül olayı belki de, Müslümanlara gösterdiği toleransı kırmak ve ABD’yi de projeye dahil etmek için hazırlanan sinsi bir plandır.

Beytlehem Yıldızı / BİR ROMA SİKKESİNDEKİ İPUCU


Beytlehem Yıldızı İsa, Kral Hirodes'in günlerinde Yahudiye Beytlehem'inde doğduğu zaman, işte, Şark'tan Yeruşalim'e müneccimler gelip dediler: "Yahudiler'in kralı doğan zat nerededir, çünkü onun yıldızını Şark'ta gördük ve ona secde kılmaya geldik. Ve işte Şark'ta gördükleri yıldız, önlerince gidiyordu, ta çocuğun bulunduğu yere kadar gelerek üzerinde durdu. Onlar da yıldızı gördükleri zaman taşkın sevinçle sevindiler. MATTA 2: 1-2,9-10

Eski çağların gizleri içinde Hıristiyan inancına göre İsa'nın Nasıra'da Mesih olarak doğduğunu bildiren Beytlehem Yıldızı kadar tartışmalını çok azdır. Matta İncili'nde yıldızın tarifi pek kısadır. "Doğu"daki bir yıldızın müneccimlere Yahudiye'deki Mesih'i bulmaları için yol gösterdiği söylenir. Onları Mesih'in kehanetlerdeki doğum yeri olan Beytlehem'e Yahuda kralı Hirodes gönderdiği için müneccimlerin yıldızı Beytlehem Yıldızı olarak bilinmiştir.

Bazı araştırmacılar "yıldız" falan olmadığına ve hikâyenin İsa'nın ilahi doğumunun mesajını iletmek amacını taşıyan bir efsane olduğuna inanırlar. Ancak hikâyenin tarihi bir temeli olduğuna inananların sayısı da fazladır. O yıldızı bulma araştırmaları ortaya pek çok kuramın çıkmasına neden olmuştur.

İsa'nın doğum tarihi bilinmediği için Müneccimleri Yahudiye'ye çekenin ne olduğunu saptamak güçtür. Kitabı Mukaddes araştırmacıları, 25 Aralık'ın İsa'nın doğduğu gün olmayıp, Hıristiyanların 354 yılı civarında benimsedikleri Romalılar'ın Fethedilemez Güneş Bayramı günü olduğuna inanırlar.

Dahası, Dionysius Exiguus (yaklaşık 533 yılı), takvim yıllarını numaraladığında İsa'nın doğum yılını yanlış hesaplamıştır. Araştırmacıların çoğu Hirodes'in İÖ 4 yılında öldüğü ve İsa'nın da "Hirodes zamanında" doğduğu için İsa'nın doğumunu İÖ 8 ila 4 yılları arasında bir zaman çerçevesine oturturlar.

Bu zaman çerçevesi içinde esrarengiz yıldızı arayan araştırmacılar pek çok göksel nesne önermişlerdir. Eski çağlarda "uzun saçlı yıldızlar" denilen kuyruklu yıldızlar, yıldızın "önden gittiği" ve bebek İsa'nın "üzerinde durduğu" söylendiği için mümkün olabilecek nesnelerdir.

Bir kuyruklu yıldız yıldızlar arasında yavaş hareket ettiği için bu durum yıldızın hareketini açıklayabilir. Ancak bir kuyruklu yıldızın görünmesi, bir kralın doğumunun değil, ölümünün işareti sayılırdı. Ayrıca Matta'da Hirodes ile Kudüs halkının yıldızı görmedikleri söylenir ki, bu da yıldızın fazla görünmediğini gösterir.

"Yeni bir yıldız" herkes tarafından görüleceği için aynı şey bir nova için de geçerlidir. İÖ 5. yüzyılda Çin'de bir nova kaydı vardır ama Batılı astrolojik kayıtlarda bir kralın doğumunu bildiren yeni bir yıldız göründüğü belirtilmemiştir.

Müneccimlerin bebek İsa'ya armağanlar vermesi. Bu Roma katakomb tabletinde "Severa tanrı ile git" yazmaktadır.

Beytlehem Yıldızı Doğulu üç bilge adama ya da müneccime yol gösteriyor: İtalya'da Ravenna'da S. Apollinare Nuovo kilisesinde 6. yüzyıldan kalma mozaik.

Şu andaki kuramların çoğu gezegenlerin hareketlerine ilişkindir, ancak İsa'nın doğduğu zaman gezegenler sayısız kere dünyanın yakınından geçmişlerdi. Gezegenlerin gözle görünür gruplaşması ille de bir kralın doğduğunun alametleri değildi.

Roma imparatorları gibi kişilerin doğumlarındaki astrolojik durumlar, çağdaş standartlara göre pek etkileyici sayılmazdı. Yıldızın belirsiz bir astrolojik kavram olması Hirodes ile Kudüs halkının ona dikkat etmemiş olmasıyla da vurgulanmaktadır. Yahudiler müneccim astrolojisini uygulamazlardı.

BİR ROMA SİKKESİNDEKİ İPUCU

Yıldızın astrolojik anlamı konusundaki yeni bir görüş de İsa'nın doğum yıllarında Antakya'da çıkarılan bir Roma sikkesinden kaynaklanmıştır. Tunç sikkede astrolojik burç olan Koç (Aries), bir yıldızın altında görülmektedir. Claudius Ptolemaios'un Tetrabiblos'u, "astrolojinin kutsal kitabı", bize Aries'in Yahudiye, Samariya, İdumea, Coele Suriyesi ve Filistin'de insani faaliyetleri kontrol ettiğini anlatır. Bu sayılan yerlerin hepsi Kral Hirodes'in ülkesindedir.

Sikke, Yahudiye'nin, başkenti Antakya olan Roma Suriyesi'ne 6. yılda katılmasının anısına çıkarılmış olabilir. Koç'un üzerindeki yıldız Yahudiye'nin Roma Antakya'sı hâkimiyeti altındaki yeni kaderini simgeler. Ancak sikkenin önemi astrologların Yahudiye'de bir kral doğumu için Koç burcunu gözlemlediklerini göstermektedir.

Floransalı ressam Giotto di Bondone "Müneccimlerin Tapınması"nı (Capulla degli Scrovegni, Padua) yaparken eski çağlardaki kuyruklu yıldızın mesajının farkında değildi. Bu fresk üzerinde çalışırken 1304'ün parlak kuyruklu yıldızından esinlenmiş olmalı.

Beytlehem'de Milad Kilisesi, İsa'nın doğum yeri olarak kabul edilir.

Astrolojik kaynaklar bize astrologların yalnızca Yahudiler'in yeni kralını gözlemekle kalmayıp hangi yıldızın kralın doğumunu ilan ettiğini de açıklamaktadırlar. Bu yıldız "Zeus yıldızı", yani Jüpiter gezegeniydi. Jüpiter'in krallık vermesi için en uygun zaman gezegenin sabah yıldızı olarak doğma zamanıydı ki, "doğu"da, astrolojik bakımdan bu anlama geliyordu. Ayın Jüpiter'e yakın geçmesi gibi başka krallık belirtileri de varsa da, bunların hiçbiri "doğu"da olmak kadar önemli değildi.

İsa'nın muhtemel doğum zaman çerçevesini incelemek, ortaya olağanüstü bir gün çıkarmaktadır. Jüpiter İÖ 6. yılın 17 Nisan'ında Koç burcunun doğusundan çıkmıştır. Ay da Koç burcundaydı ve Jüpiter'e doğru ilerliyordu. (Çağdaş hesaplamalarda Ay'ın Jüpiter'in önünden geçtiği ortaya çıkmıştır.) Ayrıca Güneş de Koç burcundaydı ki, bu da bir kralın doğumu için çok güçlü bir astrolojik durumdu. Satürn'ün de orada olması Yahudiye'de büyük bir kralın doğacak olması için inanılmaz bir alamet oluşturmaktaydı.

Romalı Hıristiyan astrolog Firmicus Maternus (Yaklaşık 334 yılı) Koç burcundaki bu koşulların "kutsal ve ölümsüz" bir kişinin doğumunu belirlediğini söylemiştir ki, bu da müneccimlerin Yahudiye'ye gitmelerine yol açmıştır.

Jüpiter, müneccimlerin dikkatini çeken bir şey daha yaptı. Gezegen Koç burcundan çıktı ama yıldızlar arasındaki hareketini tersine çevirdi (Matta'ya göre, "...ve işte, Şark'ta gördükleri yıldız önlerinden gidiyordu.") Jüpiter, Koç burcuna döndü ve İÖ 6. yıl sonlarında birkaç gün sabit kaldı ("Ta çocuğun bulunduğu yere kadar gelerek üzerinde durdu"). Jüpiter'in Koç burcunda sabit kalması da Yahudiye'de büyük olayların olacağının alametiydi ve müneccimler Beytlehem'de yeni kralı bulacaklarına inanarak sevinmişlerdi.

Kitabı Mukaddes dışında müneccimlerin ya da bir başkasının İsa'nın doğum gününü doğrulaması konusunda bir kanıt yoktur. Ancak ilk Hıristiyanlar İsa'nın Mesih kehanetini doğrulayarak bir kral yıldızı altında doğduğuna inanıyorlardı. Her ne olursa olsun, insanlar onun doğudaki bu yıldız altında doğup doğmadığı hakkında kendi sonuçlarını çıkaracaklardır.

İÖ 17 Nisan 6 günü gezegenler Koç burcunda Yahudiye'de Mesih'in doğumu hakkında güçlü bir alamet gösterdiler (çizgili kutu). Burçlar yıldızlarla belli belirsiz rastlaşan hayali alanlardı. İsa'nın doğumunu bildiren en olası yıldız Jüpiter'dir. Gezegen İÖ 6 yılında yıldızlar arasındaki hareketini birkaç gün boyunca tersine sürdürmüştür.

Siz, siz olun Yehova Şahitlerini evinizden, ailenizden ve hatta tanıdıklarınızdan ırak tutun.

Türk insanı üzerine bilinen ya da bilinmeyen birçok oyunlar oynanıyor.  Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman  Türk insani yoğun bir kı...