4 Şubat 2020 Salı

DEDENİN GÜNAHINI TORUNLARI MI ÇEKECEK!!


Kalıtsal Günah '' Romalıların beşinci bölümünde Paul, Hıristiyanlar için çok önemli yeni bir görüşü ortaya atmaktadır. Paul'a göre insanlar Adem'in cennetten kovulmasından dolayı bir lanetin mirascılarıdırlar ve bu miras bizim kalıtsal günahımızdır. (Rom.5:12, 3:23 1Yu.1:8,).Günah bir insan yoluyla, ölüm de günah yoluyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.
Bu kalıtsal günaha bulunulan çözüm ise,
(1 Cor. 15:22, Rom. 5:19) Herkes nasıl Âdem'de ölüyorsa, herkes Mesih'te yaşama kavuşacak.
Kalıtsal günah ve buna bulunan çözüm yine İncil'in kendisi tarafından desteklenememektedir. Böyle bir suçun ve çözümünün var olduğunu bunu ortaya atan Paul'un haricinde tarafsız kaynağa bakmamız gerekmektedir. Kısaca Paul'un mektuplarının dışına çıktığımızda ortada böyle bir kalıtsal günah varmı sorusuna cevap bulabiliriz. (Gen. 3:14' den 19) 'u okuduğumuzda Adem ve Havva'nın işlemiş olduğu suçun karşılığında verilen cezayı okumaktayız. Verilen bu cezadan Paul'un veya bundan haberi olan herhangi birinin tüm insanlığın cezalandırılmış olduğununun anlamını çıkarabilmelerini anlayabilmiş değiliz. Tabi Paul bu eski antlaşmadan haberi olmadan bu karara varmışsa onuda suçlamamak gerekir. Sonunda o da iyi niyetli olarak ilerde kutsal muamelesi göreceğini düşünmeden bir kaç mektup yazmış olabilir.


 Gen. 3:17 RAB Tanrı Adem'e,"Karının sözünü dinlediğin ve sana,Meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için,Toprak senin yüzünden lanetlendi" dedi,"Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın.
Gen. 3:18 Toprak sana diken ve çalı verecek,Yaban otu yiyeceksin.
Gen. 3:19 Yaratılmış olduğun toprağa dönünceye dek Ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın Ve yine toprağa döneceksin."


Okuduğumuz bu alıntıda böyle bir kalıtsal günahın devam edeceğini görememekteyiz. Tanrıdan olduğuna inanılan bu kelimelerin içine olmayan anlamlar katmanın sizce bir günahı yokmudur. Ayrıca Havva'ya verilen cezaya bakalım,
Gen. 3:16 RAB Tanrı kadına,"Çocuk doğururken sana Çok acı çektireceğim" dedi,"Ağrı çekerek doğum yapacaksın.Kocana istek duyacaksın,Seni o yönetecek."
Böyle bir kalıtsal günahın Havva'ya verilen cezada da görememekteyiz. Kalıtsal günahı yılana verilen cezada bulabileceğimiz söylüyorsanız orayada bakalım,


  Gen. 3:14 Bunun üzerine RAB Tanrı yılana,"Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın" dedi, "Karnın üzerinde sürünecek Ve yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.
Gen. 3:15 Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu Birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek,Sen onun topuğuna saldıracaksın."
Elimizdeki kitabın kutsallığına inanıyorsak içinde yazanlarada inanmamız gerekir. Paul'un doğumundan binlerce sene evvel geçen ve nasıl geçtiği, oradaki insanların nasıl cezalandırıldığı belirtilmişken, ayrıca bunlar kutsal diye inandığımız kitabın içinde yer almışken, binlerce sene sonra ortaya çıkan ve bu cezaya içinde böyle bir mana yokken, bu cümlelerin içinde '' kalıtsal günah '' var diyen Paul'a ne kadar inanabiliriz.
Ayrıca elimizdeki İncil'e göre bile İsa'nın İncil'in herhangi bir yerinde insanlığın Adem ile Havva'nın işlediği bir suçtan dolayı lanetlendiğini belirttiğini görememekteyiz. İsa tarafından bile belirtilmeyen bu '' Kalıtsal günah '' inancı bugün Hıristiyan inancın ana direklerinden birini oluşturmaktadır. İsa'nın öğretilerinde yoktur, işin garibi böylesine yüce bir tespit İsa'ya değilde, bir zamanlar İsa'ya inananlara zulum eden Paul'a nasip olmuştur.

Kutsal kitab bu konuda bizi tartışma gerektirmeyecek bir tanım sunmaktamıdır diye bakarsak, bu konunun cevabıda seç beğen al gibidir. Ortaya çıkan iki değişik ayrı anlamdaki bulgularımız, insanda hangi birine inanacağım sorusunu oluşturmaktadır.
 hez:18-20 Ölecek olan günah işleyen kişidir.
Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz.
Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır.

Kabul edilebilecek bu tanım bize herkesin kendi suçundan sorumlu olduğunu açıkca söylemektedir. Fakat bu tanıma ve yoruma tamamen zıt bir görüş artık nasıl olabilir diye mantığınızı zorlamaktaysanız, bakacağınız yer yine kutsalkitabın kendisidir.
 cik:20-5 Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım.
Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.
cik:34-7 Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, isyanlarını, günahlarını bağışlarım.
Hiçbir suçu cezasız bırakmam.

Babaların işlediği suçun hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.»

Okuduğumuz bu iki örnek cik:20-5, cik:34-7 gördüğünüz gibi tamamen hez:18-20'de okuduğumuz adalet anlayışına aykırı bir görüştür. cik:20-5, cik:34-7 'de geçen yoruma göre babaların suçlarının, oğullarından, torunlarından hatta üçüncü ve dördünce kuşaklardan sorulacağı belirtilmekte.
Kalıtsal günah doktirininde, babanızın günahlarından kurtulamazsınız ve bu günahta Adem ile bize kalıtsal olarak kalmıştır. Muhakkak sağlıklı bir akla, nasıl olur ben babamı kötü yolda bulmuş olsamda, ömrüm boyunca iyi işler yapsamda nasıl olurda kurtulamam sorusu gelebilir. Hıristiyanlığa göre kurtuluşu detayı ile Hıristiyanlığa göre Kurtuluş !!! makalemizde açıklamıştık.
Babaların suçları için cezandırılma mantığına karşı gelen açıklamaları eski antlaşmada bulmaktayız.
Ezekiel 18:4 Her yaşayan can benimdir. Babanın canı da, çocuğun canı da benimdir. Ölecek olan, günah işleyen candır.
Ezekiel 18:5 "Diyelim ki, adil ve doğru olanı yapan doğru bir adam var.
Ezekiel 18:6 Dağlarda putlara sunulan kurbandan yemez,

İsrail halkının putlarına bel bağlamaz.Komşusunun karısını kirletmez,Adet gören kadına yaklaşmaz.
 Ezekiel 18:7 Kimseye haksızlık etmez, Rehin olarak aldığını geri verir,Soygunculuk etmez,Aç olana ekmeğini verir,Çıplağı giydirir.
Ezekiel 18:8 Faizle para vermez,
Aşırı kâr gütmez.Elini kötülükten çeker,İki kişi arasında doğrulukla yargılar.
Ezekiel 18:9 Kurallarımı izler, İlkelerimi özenle uygular.İşte böyle biri doğru kişidir.
O yaşayacaktır. Rab Yahve böyle diyor.

Bu yukarıda okuduklarımız yine kutsal kitabın birçok bölümüyle antlaşmazlığa düşsede, bu alıntı evrensel olarak kabul edilebilecek yaklaşım tarzıdır. Eski antlaşma bir çok konuya detaylı açıklama getirmektedir. Bu konuda onlardan biridir. Seçtiğimiz bölümü okumaya devam edersek

 Ezekiel 18:10 "Diyelim ki, bu adamın zorba, kan döken,
Kardeşine bunlardan birini yapan bir oğlu var.
Ezekiel 18:11 Babası bunlardan hiçbirini yapmazken, Oğul dağlarda putlara sunulan kurbandan yer,Komşusunun karısını kirletir.
Ezekiel 18:12 Düşküne, yoksula haksızlık eder, Soygunculuk eder,Rehini geri vermez.Putlara bel bağlar,İğrenç şeyler yapar.
Ezekiel 18:13 Faizle para verir, aşırı kâr güder. Böyle biri yaşayacak mı?Hayır, yaşamayacak!Bütün bu iğrençlikleri yapmıştır, öldürülecektir.Onun kanından kendisi sorumlu olacaktır.
Ezekiel 18:14 "Diyelim ki, bu oğulun da bir oğlu olur ve babasının işlediği bütün günahları görür,
Ama hiçbirini yapmaz;
Ezekiel 18:15 Dağlarda putlara sunulan kurbandan yemez, İsrail halkının putlarına bel bağlamaz,Komşusunun karısını kirletmez;
Ezekiel 18:16 Kimseye haksızlık etmez,
Rehin almaz,Soygunculuk etmez,Aç olana ekmeğini verir,Çıplağı giydirir.

Ezekiel 18:17 Böyle biri elini kötülükten çeker,Faiz almaz, aşırı kâr gütmez,Kurallarımı izler,İlkelerimi uygularsa, 
Ezekiel 18:18 Ama babası kendi günahı yüzünden ölecektir. Çünkü zorbalık etti, kardeşini soydu, Halkı arasında iyi olmayanı yaptı.
Babasının günahı yüzünden ölmeyecek,Kesinlikle yaşayacaktır.


Kutsal kitaptan yukarıda detayı ile okuduğumuz bu alıntılar sanki birilerinin, kalıtsal günah fikrini ortaya atacağı düşünülerek yazılmış izlenimi vermektedir. Ayrıca kurtulmak için iman etmenin yetmediği, kurtuluş için iyi işler yapmakla yükümlü olduğumuzu anlamaktayız. Yine okuduğumuz örneğin içinden özet olarak kısa bir alıntı yaparsak,
 Ezekiel 18:14 "Diyelim ki, bu oğulun da bir oğlu olur ve babasının işlediği bütün günahları görür,
Ama hiçbirini yapmaz;
Ezekiel 18:17 Böyle biri elini kötülükten çeker, Faiz almaz, aşırı kâr gütmez,Kurallarımı izler,İlkelerimi uygularsa,Babasının günahı yüzünden ölmeyecek,Kesinlikle yaşayacaktır.


Fakat Hıristiyan inanç günümüzde bize babamızdan bize kalan kalıtsal günah fikrini empoze etmeye çalışmakta ve bizimle nasıl olurda babamızın günahlarıyla sorumlu tutulmayız münakaşasına girmektedir. Kutsal kitap bu münakaşanında farkındadır ve bu münakaşayı savunanlara verdiği cevap kalıtsal günahı savunanlara verilecek cevap bakımından önemlidir.
 Ezekiel 18:19 "Ama siz, 'Oğul neden babasının işlediği suçlardan sorumlu tutulmasın?' dersiniz. Bu oğul adil ve doğru olanı yapmış, bütün kurallarımı dikkatle izlemiştir. Böyle biri kesinlikle yaşayacaktır.
Ezekiel 18:20 Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır.
Ezekiel 18:21 "Kötü kişi işlediği bütün günahlardan döner, buyruklarıma uyar, adil ve doğru olanı yaparsa, kesinlikle yaşayacak, ölmeyecektir.
Ezekiel 18:22 İşlediği günahlardan hiçbiri ona karşı anılmayacaktır. Doğruluğu sayesinde yaşayacaktır.
Ezekiel 18:23 Ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Rab Yahve böyle diyor.

Bu yukarıyı iyice okumanızı tavsiye ederim. Kutsal kitaba göre bu mesaj Rab '' YHWH '' den olduğunu iddia etmekte. Ortaya çıkan soru bugün nasıl olurda ortaya başka bir Hıristiyanlık anlayışı çıkabilmektedir. Okuduğumuz bu alıntılarda kutsal kitap denilen kitaptan olan alıntılardır. Rab Yahve açıkca eğer günahlarınızdan döner, buyruklarıma uyar adil ve doğru olanı yaparsan kesinlikle yaşayacaksın demektedir. Bu kurtuluş yolunda bize belirtilmeye çalışılan Rab'bin buyruklarına uyup adil ve doğru işler yapmamız olmaktadır. Kısaca Rab'bin yolunda bizden iyi işler yapmamız beklenmektedir.

Yanlızca iman edecek olan kurtulacak, kurtulamınız için iman etmeniz ve vaftiz olmanız gerekmektedir gibi anlamlar göremiyoruz. Bu alıntılarda kurtuluş için önemle vurgulanan kurtuluş için imanın yeterli olmadığı, kurtulmanız için Rab'bin yolunda hayırlı işler yapmanızdır. Kalıtsal günah düşüncesini destekleyecek anlatımları eski antlaşmada ve İsa'nın öğretilerinde biz görememekteyiz. Bu tamamen İsa'nında öğretilerinede aykırıdır. Kalıtsal günah diye bir düşünceyi isbat etmeye çalışmak, kutsal kitapta belirtilen Rab Yahve'nin bizlere gösterdiği kurtuluş yolunu inkar etmektir. Malesef kutsal kitabın insanları devamlı düşürdüğü durum budur, kitaptan birşeyleri kabul ettiğinizde birşeyleri red etmek zorundasınız.

Ne hikaye ama..Baba tanrı, oğul tanrı ve ruh tanrı.


 (Bir misyoner, uydurduğu hikayede, meşhur bir Kur’an hocasının oğlunu ve torununu hıristiyan yapıyor. Bir hıristiyan, hocanın oğluna incillerden birini veriyor. Ona, “Kur’an beni kurtarmadı, değiştirilmiş İncil beni nasıl kurtarabilir ki?” dedirtiyor. Ama yine de okutuyor. İnciller sevgiden söz ediyormuş, günahlardan da temizliyormuş. (Ey İsa, sen benim rabbimsin) demiş. İsa, hocanın oğlunun hayatını değiştirmiş, bütün kötü alışkanlıklarını bıraktırmış.

Hocanın oğlu, hıristiyan olunca hiç kimse ona iş vermemiş. İsa’nın kendisini nasıl kurtardığını anlatınca, vahşi Müslümanlar ona hücum etmiş, polis onu tutuklamış. Karakolda, İncilleri komisere açıklamış. Komiser İncillerdeki gerçekleri öğrenince, onu serbest bırakmış.

Hocanın torunu esrar satıyormuş, kazandığı bütün parasını sekse ve kumara veriyormuş. Hıristiyan arkadaşını da birçok kere, seks filmlerine, içki içmeye veya kumara gitmeye çağırmışsa da, gitmemiş. Hıristiyana, “Sen neden böyle iyisin” demiş, o da, ben İsa imanlısıyım demiş. Hıristiyan buna bir İncil vermiş, günahı ve İsa'nın haçta bu torun için nasıl öldüğünü anlatmış. Toruna şunları söylettiriyor: İsa, Tanrı ve ruhun, nasıl bir olduğunu anlayamadım. Tanrı, İsa ve Kutsal ruh düşüncesi çok karışıktı. Ama o, üçlü birliği açıkladı. Ben İnciller değişmiş sanırdım. Ama bu doğru değilmiş. Bir gece Yuhanna İncilini okuyordum ve İsa'nın haçta nasıl öldüğünü ve acı içerisinde nasıl kıvrandığını okudum. İşte o an günahkâr olduğumu anladım ve ağladım. Hıristiyanlığın doğruluğunu öğrenmek için, “Ey İsa gerçekten Kurtarıcı isen, gerçek tanrı isen hayatımı değiştir. Sigara, içki, kumar, kötü kadınlara ve kötü filmlere gitmek istemiyorum. İncillere boyun eğmek için, İsa sana iki aylık bir zaman tanıyorum” dedim. Bu iki ay içinde beni değiştirebilirse, ömür boyu Ona boyun eğecektim.

Sigarayı, içkiyi bıraktım ve diğer bütün kötü alışkanlıklarım sona erdi. İsa gerçekten hayatımı değiştirdi. Halbuki Müslüman iken, Allah’a yalvarmıştım da hiç faydası olmamıştı. İsa beni kurtardı. İsa’nın benim için haçta öldüğünü anladım. Beni kötü yerlere götürmek üzere gelen eski arkadaşlarıma “babam izin vermez” dedim. Baban kim dediler, «Tanrı İsa» dedim.

Bir gün biri, beni bıçakladı, ölmek üzere idim, «Ey rab İsa, ölmek istemiyorum, fakir ailem ne yapacak? Duy beni İsa ve onlar için beni kurtar» deyince, bir mucize olarak kurtuldum. Rabbim İsa, beni önce günahlardan temizledi, şimdi de hayatımı kurtardı.

Altı yıldır görmediğim eski bir arkadaşımın hanımının içine şeytan girmiş, hanımı delirmiş. Ona, İsa'nın kör, topal, felçlileri iyileştirdiğinden ve birçok insandan şeytan çıkardığından da bahsettim. Beni çok sevdiğini, ancak İsa’ya güvenemeyeceğini belirtti. Kur’anın en iyi kitap olduğuna inanıyordu. Kur’an hocaları yardım edemezse, İsa, karısı için ne yapabilecekti? Ona okuması için İncili verdim. Bir ay sonra İncili okumuş, ama o da, Tanrı, Tanrının Oğlu ve Kutsal Ruh üçlüsünün birliğini anlayamamıştı. “Tanrının nasıl İsa olduğunu anlamadım” diyordu. Hemen ona İsa'nın haçta neden öldüğünü açıkladım. Arkadaşıma, “İsa karımı iyileştir” de, dedim. Arkadaşım Rabla konuşmuş. Ona, (Ey İsa Tanrı isen, karımı iyileştir) demiş. Bir hafta sonra karısı iyileşmiş. Arkadaşım günahlarını İsa'ya itiraf etmiş. Çünkü o, günahlarımızın kefareti olarak çarmıhta, acılar çekerek canını verdi.)

CEVAPMisyoner, sanki Müslümanlıkta; zina, içki, uyuşturucu kullanmak helal da, hıristiyanlıkta da haram gibi ve hıristiyanlar ahlaklı, müslümanlar ahlaksız gibi bir intiba [izlenim] vermeye çalışıyor. İçkinin, uyuşturucunun haram olduğu, hangi İncilde yazıyor ki? Aksine helal olduğu yazılı. İsa imanlısı olan sanki içki gibi kötü alışkanlıkları olmazmış. İncil’de gerçekler varmış, ne gerçeği ise? Tek gerçek var, dört İncil birbirini tutmaz. İncillerin yazarları insandır.Papaz, Kur’an-ı kerimle İncilleri mukayese etmeye cüret ediyor. İnciller sevgiden söz edermiş. Asıl sevgiden bahseden Kur’an-ı kerimdir:(Allah, sabredenleri, iyilik edenleri, adalet edenleri sever.) [A.İmran 146, Bekara 195, Maide 42](Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.) [Maide 54]

Hıristiyanlıkta üç tanrı var: Baba tanrı, oğul tanrı ve ruh tanrı. Üç tane tanrı mı olur denince, üçü bir diyorlar. Üçlü birlik diyorlar. Nasıl oluyor denince, 1+1+1=3 demek yanlış olur, doğrusu 1x1x1=1 diyorlar. Sayın papaz, ne diye üç tane biri çarpıyorsun, o zaman 100 tane biri de birbiri ile çarparsan yine bir çıkar. O zaman yüz tane tanrı demek de sana göre doğru olur.

Kur’an-ı kerimde (Kimse kimsenin günahını çekmez) buyuruluyor. (Enam 164) Fakat Hazret-i İsa, günahkârların günahını affettirmek gayesiyle fidye için çarmıhta öldürülmesini istemiş.

Burada sayısız yanlışlıklar var. Bir defa hıristiyanların tanrısı ne kadar vicdansız, suçsuz oğlunu, suçlular için öldürüyor. İkincisi ne diye öldürmeye gerek duyar ki, affettim dese ne olur sanki? Kanunu başkası mı koydu da, tanrıları buna uymaya mecbur olsun?

Hazret-i İsa eski günahkârlar için ölmüş ise, ondan sonra doğan günahkârların günahı için ne diye bir daha gelip çarmıha gerilmiyor? Bir kere ölmek yetiyor mu? Bizim için ölmüşse, ne diye hâlâ bizden günah çıkarılmaya çalışılıyor? Hıristiyanların tanrıları insanların günahlarını bilmiyorlar mı da, günah itiraf etme mecburiyeti getiriyorlar? Bu itiraf mecburiyeti hangi İncilde yazıyor? Böyle bir şey yok. Papazlar kilisenin değeri artsın diye böyle saçma sapan şeyler uydurmuşlar.

Sonra yeni doğan çocuklar, masumlar niye hıristiyanlarca günahkâr doğuyor da, Hazret-i İsa’nın kurban edilmesi gerekiyor? Yeni doğan çocuk ne günahı işledi? Madem günahkâr doğuyor, gider papaza, (Papaz efendi benim ve çocuğumun günahını çıkar) denir, o da şaraplı su ile vaftiz edince günahsız olur! Ne diye Hazret-i İsa’yı öldürüyorlar?

Sonra ne diye Allah’ın bir oğlu var? Kızı falan yok? Karısı kim? Oğula neden ihtiyaç duymuş?

Misyonerin kahramanı, oğul tanrı dediği İsa’dan iki ay mühlet istiyor. Tanrı iki ayda ne yapacak? Kur’an-ı kerimde (Ol deyince oluverir) buyuruluyor. İki aya ne hacet var? Eğer hıristiyanlık onu kötü alışkanlıklardan kurtarırsa, ömür boyu hıristiyanlığa boyun eğecekmiş. Hıristiyanlığın ne kanunları var da, ona boyun eğecek? İçki içmeyin, namaz kılın, zekat verin, hacca gidin gibi bir emirleri mi var? Adam öldürenin cezası bu, hırsızlık edenin cezası şu diye bir hüküm mü var? İnciller ortada, öyle bir hüküm yok. Hıristiyanlıkta hangi kural var? Bir hukuk, bir ceza sistemi mi var? Varsa; ne diye Hıristiyan ülkeler, onun emrine göre değil de, beşeri sistemlerle idare ediliyorlar?

Ne tarafından bakarsanız bakın, hıristiyanlık birer saçma hurafeler zinciridir.

Haclı zihniyetine birkac sorum olacak....

Haclı zihniyetine birkac sorum olacak....
    1-) Dininizin reklamını yaparken nicin Islam`ı karalıyorsunuz. Sadece kendi dininizi anlatarak (muslumanların yaptıgı gibi) taraftar toplayamayacagınızı anladıgınız icin mi?
    2-) Neden Yahudilige tek kelime bile edemiyorsunuz? Yoksa gercekten hiristiyanlik Yahudilerin kontrolunde bir din midir?
    3-) Islam`in dusmanı olan her inancı desteklemenizin sebebi nedir? Hz Muhammed`in hayatını anlatan kaynaklarınızda resmen muslumanlara yıllarca zulmeden putperestleri bile ovuyorsunuz. Sizin tanrı inancınız bu kadar zayıf mi yoksa?
    4-) Bir yerde tek tanrıya inanıyoruz diyorsunuz, baska yerde Isa Allah`in oglu diyorsunuz? Karar verin artık. Siz tek tanrıya mi yoksa 3 tanrıya mı inanıyorsunuz?
    5-) Bir tanrıyı tanrı yapan 3 özellik vardır. 1-)Yaratıcılık 2-) Olumsuzluk 3-) Sonsuz guc. Hz Isa bunların hangisine sahip? Sizce bir tanrı öldürülebilir mi?
    6-) Neden tek bir kitabınız bile yok? Nicin 4 kıtabınız var? Tanrı size birbirinden farklı 4 kitap yollayıp "istediginizi secin" mi dedi?
    7-) Her yerde Islam`ın savas ve vahset dini, Hiristiyanlıgın ise barıs dini oldugunu soyluyorsunuz. Peki yuzyıllarca suren Haclı katliamlarını nasıl acıklayacaksınız? Bugun hıristiyanların bir grubu petrol icin bir ulkeyi isgal ederken hıristiyanlıgın lideri Papa bile buna vahset diyor bu mu sizin barıscılıgınız? Sizin barıscılıgınız coluk cocugun uzerine yuzlerce fuze yagdırmak mı, yoksa anadoluyu isgal edip muslumanları kılıctan gecirmek mi? (defalarca haclı ordularıyla denediniz ama Allah izin vermedi size!)
    8-) Hz Isa`nin babası olmadıgı icin onun Allah`ın oglu oldugunu iddia ediyorsunuz. Hz Adem`in de babası yoktu, o da mı Allah`ın oglu? Eger o da Allah`ın ogluysa (ki Hz Isa Allah`in ogluysa Hz Adem de en az onun kadar Allah`ın oglu) bu durumda dunyadaki tum insanlar Allah`in cocukları oluyor. Bu durumda Hz Isa`nin bir ozelligi kalmiyor!
    9-) Protestanlar Katoliklere, Katolikler de Protestanlara kafir diyorlar. Bu nasıl istir? Hangisi gercek inanc? Daha kendi icinde belli bir inanci olmayan din mi kurtaracak bizi? Hadi diyelim ki hiristiyan olduk, o zaman hangisini sececegiz?
    10-) Islam dinindeki Allah`ı acımasız olmakla sucluyorsunuz ve kendi tanrınızın sevgi dolu oldugunu soyluyorsunuz. Hıristiyanlikta Nuh tufanının olusumu nasıldır o zaman? Sevgi dolu tanrınız sevgi dolu yagmur ile mi oldurdu insanları? Inandıgınız tanrı o kadar sevgi dolu ise o zaman nicin Hz Adem`in binlerce yıl isledigi bir kusurdan tum insanlıgı sorumlu tutuyor? Bu mu sizin sevgi anlayısınız?
     11-) Hz Isa`ya gonderilen orjinal incil su an nerededir?
    12-) Hz Muhammed`in cagrısına kulak verip musluman olan o zamanın Habesistan Kralı ile ilgili ne soyleyeceksiniz? Habesistan kralı Necasi o zaman: "Iste yıllardır bekledigimiz peygamber geldi" demisti ve Islam`ı yanındaki tum papazlarla beraber kabul etmisti. Habesistan kralı hıristiyan degil miydi?
    13-) Hadi muslumanlara dusmanlıgınız var anladık, ama hacli seferlerinde ortodoks hıristiyanlari niye katlettiniz? Onlara ne kininiz vardı?
    14-) Barnabas incilini nicin imha etmek istiyorsunuz? Yazılan yuzlerce incil cesidi icinde digerlerine gore daha mantıklı gozukmesi sizi rahatsız mı ediyor? Yoksa bazı yalanlarınızın ortaya cıkması mı sizi panige sevketti.
    15-) Dininiz o kadar guzel bir din ise neden promosyonlara gidiyorsunuz? Neden ailelere hiristiyan olurlarsa para yardımı yapacaginiz vaadinde bulunuyorsunuz? Insanları rahat bırakın, mantıklarına uyuyorsa kabul etsinler dininizi, yoksa rusvet vermeden dininize kimsenin katılmayacagini sonunda anladiniz mi?
    16-) Engizisyonlar da hıristiyanlıgın hosgoru ve barısına ornek olarak verilebilir mi?
    17-) Incil belli araliklarla surekli yenilenmektedir. Incilin en son yenilenmesi ve icindeki hataların duzeltilmesi de 1900`lere rastlar. Peki bu yeni incillerdeki bazı ayetlerin Kuran`dan calıntı olmadıgı ne malum? (hani diyorsunuz ya Kuran`daki bazi ayetler incilden calıntıymıs....)
    18-) Alkol tum dinlerde yasaklanmısken sizin saraba kutsal icecek demenizin sebebi Incil`i yazdıgınız zaman sarhos olmanız mı yoksa arkasında baska sebepler mi var?
    19-) Incildeki "Matta: 10/34: “Yeryüzüne selamet getirmeye geldim, sanmayın; ben selamet degil, kılıc getirmeye geldim...” Ayetini acıklar mısınız?
    20-) Bir ayette Hz Isa`nin uzerinde uzum bulamadigi icin bir agacı lanetlediginden bahsediyor. Bunun ne kadar sevgi dolu bir yaklasım oldugunu acıklar misiniz? Hem tanrı olarak gordugunuz Hz Isa nasıl oluyor da acıkıyor?
    21-) Siz Islam`dakı  bazı inancların eski arap putperest medeniyetinden geldigini iddia etmistiniz.Tarihcilere gore sizdeki tutsu, mum, vaftiz gibi olaylar eski yunan mitolojisinden alıntı. Buna ne diyeceksiniz?
    22-) Islam`ın o zamanki Ay tanrısı dinine benzedigini soylemistiniz. Incil kabul edildigi donemde romalıların inandıgı gok tanrı benzeri dinde de hac vardi ve kutsal gunleri pazardı. Bu cok tanrılı din hıristiyanlıkla bir suru benzerlik tasıyordu. Bu bir tesaduf mu yoksa hıristiyanlik bu dinden mi alıntı? (o donemde roma imparatoru iki dini kaynastirip ortaya bugunku hiristiyanligi cıkarmıstı boylece roma imparatorlugu icinde yasayan hiristiyanlarla gok tanrı dinine inananlar arasında bir ic savas cıkmasını onluyordu)
    23-) Turkiye ve Turk halkı kurtulus savasındayken onları haince arkadan vurup isgalcilere destek veren misyoner kuruluslar hala nasıl utanmadan sevgiden bahsetmektedirler?
    24-) Islam`da hıristiyanla ve yahudiyle evlenmeye izin verilirken hıristiyanlıkta neden diger dinlerle evlilige izin verilmez. Bu mudur sizin sevgi ve hosgoru anlayısınız?
    25-) Incilde "bir kadına sag gozun sehvetle bakarsa cıkarıp at, bu tum vucudunun cehennemde yanmasından iyidir" diyor. Eger hiristiyanlar incildeki bu sozu uygulasalardi 2 gozlu  hıristiyan gorebilir miydik? Arastırmalara gore hıristiyan genclerin %85`i evlenmeden once en az 1 kere cinsel iliskiye giriyorlar. Bir kadına sehvetle bakmanın cezası gozun cıkarılması ise zinanın cezası nedir?
    26-) Aynı incilde bosanmıs bir kadınla evlenen zina etmis olur diyor. Islam`a vahsi bir din diyen misyonerler acaba bunu acıklayabilirler mi? Arastirmalara gore hiristiyan ulkelerdeki insanlarin %60`i birden fazla evlilik yapmis. Bu zina ehlinin cezası nedir? (kaynak avrupa ve amerika)
    27-) Incilde "sag yanagınıza tokat yiyince sol yanagınızı cevirin" demektedir. Peki hiristiyanların daha tokatın izi gelmeden Islam dunyasına yumruk, tekme girismelerinin sebebi nedir? Bu durumda tum haclı ordulari incile gore gunahkar ve cehennemlik olmuyor mu?
    28-) Incil`de oruc tutarken basınıza yag surup yuzunuzu yıkayın diyor. Bu ne anlama geliyor ve hiristiyanlar orucu nasıl tutmaktadir (veya tutmakta mıdır?)
    29-) Islam eger bos bir inanc ise nasıl oluyor da insanlar kendilerine hicbirsey vaadedilmedigi halde Islam`a kosuyor. Hıristiyanlarda oldugu gibi kendilerine ne para, ne avrupa  amerikada yasam vaadediliyor. Dunyalık hicbir sey vaadetmeden nasıl her yıl milyonlarca insanı kendine cekiyor bu din?
    30-) Incil`de "neden kardesinin gozundeki copu gorursun de kendi gozundeki mertegi farketmezsin" diyor. Bu ayni sizinle Islam arasindaki iliski gibi. Islam`a laf atmadan once nicin kendi 4`e bolunmus dininize bakmıyorsunuz?
    31-) Incil`de bir ayet gordum ve acıklamasini merak ettim. Lutfen acıklar mısınız: "Ben ogulla babasının, kızla annesinin, gelinle kaynanasının arasına ayrılık sokmaya geldim."
    32-) Incil`e gore Hz Isa "Carmıhını yuklenip ardımdan gelmeyen bana layık degildir." diyor. Peki bu durumda kacınız ona layıksınız?
    33-) Elimde ingilizce bir incil var ve soyle bir ayet gordum:   Luke;14-26  If any one comes to me and does not hate his own father and mother and wife and children and brothers and sisters,yes,and even his own life,he cannot be my disciple. Bunun Turkce karsiligi aynen soyledir: "Sayet bana gelen biri  babasından,ve anasından ve karısından ve çocuklarından ve erkek kardeşlerinden ve kız kardeslerinden,  evet,ve   hatta kendi hayatından nefret etmiyorsa benim ögrencim olamaz." Peki misyonerlerin hazırladıgı turkce incillerde nicin bu: "isa dönüp onlara söyle dedi:  «Biri bana gelip de babasını, annesını, karısını, çocuklarını, kardeslerini, hatta kendi canını bile gözden çıkarmazsa  benim ögrencim olamaz. " seklinde tercume edilmis? Bu incilleri hazırlayan misyonerler Turkce mi bilmiyorlar, ingilizce mi bilmiyorlar yoksa bazı seyleri saptırmaya mı calısıyorlar?!?!
    34-)  1 Corinthians:14-[34] the women should keep silence in the churches. For they are not permitted to speak, but should be subordinate, as even the law says. Bu da bir baska ayetti. Ingilizcesinde kadınlar itaat altına alınmalıdır diyor ama misyonerlerin Turkler icin hazirladigi ozel tercumelerde "bayanlar sessizligini korumalıdır" yaziyor. Gerci kadınlar sessizligini korumalıdır hukmu ingilizce metinde de geciyor ama kadınların itaat alınması kısmı tercumelerde atlanmıs. Bu bir tesadur mudur yoksa unutkanlık mıdır?
    35-) Numbers:5-[31] The man shall be free from iniquity, but the woman shall bear her iniquity." Bu ayette soylenen sey "Kocası herhangi bir suçtan suçsuz sayılacak, kadınsa suçunun cezasını çekecek."  Incil boyle bir ayet tasırken Islam`daki kadın haklarına nasıl dil uzatabiliyorsunuz?
    36-) Job:25-[4] How then can man be righteous before God? How can he who is born of woman be clean? Bunun Turkcesi aynen soyle "kadından dogan biri nasil temiz olabilir" Burada tanrı insanlıgı asagılıyor ama daha cok kadınları asagılıyor. Islam`da ise Cennet Analarin Ayagı Altındadır gibi yaklasımlarla kadın yuceltilir. Yukarida yazan ayeti misyonerlik faaliyetleri sırasında okuyor musunuz?
    37-)  Deuteronomy:23-[2] "No bastard shall enter the assembly of the LORD; even to the tenth generation none of his descendants shall enter the assembly of the LORD. Bu ayetin Turkce tercumesi "hicbir pic tanrının topluluğuna girmeyecek.Soyundan gelenler de 10. kusaga kadar Rabbin topluluguna giremeyecek" (Ne yapalim sizin iki yuzlu tercumelerinize guvenmedigimiz icin kendi tercumemizi kendimiz yapiyoruz) Burada bastard kelimesi kullanilmis bastard`in sozlukteki karsiligi pic kelimesidir. Burada hacli kardeslerimize birden fazla soru yoneltecegim. A-) Ilahi bir kitapta nasil boyle bir soz gecer. B-) Eger birinin anne-babasi zina etmis ise dogan cocugun ne sucu var. Dogan cocuk niye cehenneme gidiyor? Sizin tanrinizin hosgorusu bu kadar mi? C-) Bu ayeti turkce incillerde nicin dogru tercume etmiyorsunuz?
    38-) Psalm;78-(65) Then the Lord awoke as from sleep, like a strong man shouting because of wine. Bu da bir baska ayet. Turkcesi "saraptan dolayı uykusundan guclu bir adam gibi bagırarak uyanan rab" Simdi buradaki tanrı sarhos mu, sarapla ilgisi ne? Tanrı ne zaman uyumus da simdi uyanıyor?
    39-)  Job;9-[6] who shakes the earth out of its place,and its pillars tremble; Turkce tercumesi: " Dünyayı yerinden oynatır, Direklerini titretir. " Incil`deki bilim de bu kadar olur zaten. Hiristiyanlara bir soru daha: Siz dunyanın direkler uzerinde durduguna mı inanıyorsunuz, yoksa incil`i inkar mı ediyorsunuz?
    40-) Hadi incil ayetlerine biraz ara verelim. Bir sorum olacak. Yıllar once Dunya yuvarlak dedikleri icin hıristiyan mahkemeleri tarafindan seytan ilan edilip yakılan bilimadamlarının hesabını kim verecek?
    41-) Incil degistirilmemistir diyorsunuz ama Turkce`ye tercume ederken bile degisiklikler yapıyorsunuz. Bunun sebebi avınızı urkutmek istememeniz mi?
    42-) Ayetlere geri donelim.  John;2-[4] And Jesus said to her, "O woman, what have you to do with me? Ayeti goruyorsunuz. Turkcesi: Hz.İsa söyledi ona, Ey kadın benimle ne işin var? Islam`da anneye off bile demeyin diye emrediyor ama Incil`e gore Hz Isa annesine Ey Kadın diye hitap ediyor! Gerci misyonerler buradaki boslugu kapatmislar ve muslumanları kandırmak icin burayi "İsa, «Anne,benden ne istiyorsun? Benim saatim daha gelmedi» dedi." seklinde tercume etmisler. Peki siz annenıze kadın diye mi hitap ediyorsunuz? Bu olay birkac ayette daha tekrarlanıyor.
    43-) Simdi birkac celiskili ayet. Bir ayette: " Akılsıza ahmaklığına göre karşılık verme, Yoksa sen de onun düzeyine inersin." diyor bir baska ayette de "Akılsıza ahmaklığına uygun karşılık ver, Yoksa kendini bilge sanır." diyor. Simdi hiristiyan kardesler hangisine uyacaklar? Hangisine uyarlarsa uysunlar incile itaat etmemis olacaklarından gunaha girecekler ne yazık kı.
    44-) Bir ayette "tek suclu Adem degıldı, kadınına uyup suc isledi" derken baska bir ayette "tum sorumluluk Adem`e ait" diyor.Iste 2 ayeti arka arkaya yazıyorum:  Romans 5:12 Adam alone was responsible for the "original sin."......Eve alone, and not Adam, was responsible for the "original sin" Simdi Hz Adem tek basına sorumlu mu yoksa sorumlulugu paylasıyor mu?
    45-) Simdi size celiskili 2 ayet gosterecegim. Ilk once ilk ayetleri okuyun. "Sonra Musa, Harun, Nadav, Avihu ve İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişi dağa çıkarak İsrail'in Tanrısı'nı gördüler. Tanrı'nın ayakları altında laciverttaşını andıran bir döşeme vardı. Gök gibi duruydu. Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrı'yı gördüler, sonra yiyip içtiler. Rab'bi gördüm, Sunağın yanında duruyordu... RAB Musa'yla iki arkadaş gibi yüz yüze konuşurdu. Sonra Musa ordugaha dönerdi. Ama genç yardımcısı Nun oğlu Yeşu çadırdan çıkmazdı." Simdi AYNI incilin bir baska ayeti. "Tanrı'yı hiçbir zaman hiç kimse görmemiştir. O'nu, Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul tanıttı. Ancak, yüzümü görmene izin veremem. Çünkü yüzümü gören yaşayamaz.» Hiç kimse hiçbir zaman Tanrı'yı görmüş değildir. Mübarek ve tek Hükümdar, kralların Kralı, rablerin Rabbi, ölümsüzlüğün tek sahibi, yaklaşılmaz ışıkta yaşayan, hiçbir insanın görmediği ve göremeyeceği Tanrı,..". Iste ayni kitaptan cikan 2 zit gorus. Misyonerlere soruyorum: "Tanrı gorulebilir mi, gorulemez mi? Karar verdiyseniz incili bir kez daha degistirin (alıstık artık) bu hatayı duzeltin, size uymayanı silin."
    46-) Islam`da Allah insanlara sevgiyle yaklasır. Allah, inananları mukafatlandırırken kendisine karsı cıkanları da cezalandırır. Misyonerler de Allah`ın vahsı oldugunu soylerler ve beyin yıkarken "bizim tanrımız sevgi dolu, herkese sevgiyle yaklasır" derler. Derler de...bunları soylerken incili inkar edip dinden cikarlar o ayrı konu. Iste hıristiyanlarin sevgi dolu(!) tanrısı: " Savaş eridir RAB, Adı RAB'dir.Yiğit gibi çıkagelecek RAB, Savaşçı gibi gayrete gelecek. Bağırıp savaş çığlığı atacak, Düşmanlarına üstünlüğünü gösterecek. Bunun üzerine RAB, «Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak» dedi. Kimse bulup öldürmesin diye Kayin'in üzerine bir nişan koydu. Çünkü RAB'bin bir öç günü, Siyon'un davasını güdeceği bir karşılık yılı olacak. Çünkü Tanrımız yakıp tüketen bir ateştir. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. RAB böyle birini bağışlamak istemez. RAB'bin öfkesi ve kıskançlığı o kişiye karşı alevlenecek. Bu kitapta yazılı bütün lanetler başına yağacak ve RAB onun adını göğün altından silecektir. Düşmanlarınızı kovalayacaksınız. Kılıç darbeleriyle önünüzde yere serilecekler. Şimdi bütün erkek çocukları ve erkekle yatmış kadınları öldürün.  Yalnız erkekle yatmamış genç kızları kendiniz için sağ bırakın. «Ancak Tanrınız RAB'bin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız.  Tanrınız RAB'bin size buyurduğu gibi, onları -Hitit, Amor, Kenan, Periz, Hiv ve Yevus halklarını- tümüyle yok edeceksiniz. Böylece Yeşu dağlık bölge, Negev, Şefela ve dağ yamaçları dahil, bütün ülkeyi ele geçirip buralardaki kralların tümünü yenilgiye uğrattı. Hiç kimseyi esirgemedi. İsrail'in Tanrısı RAB'bin buyruğu uyarınca kimseyi sağ bırakmadı, hepsini öldürdü. İsrail Tanrısı'nın görkemi bulunduğu yerden, Keruvlar'ın üzerinden ayrılıp tapınağın eşiğine gitti. RAB keten giysili, belinde yazı takımı olan adama seslendi: «Yeruşalim Kenti'nin içinden geç, orada yapılan iğrenç şeylerden ötürü dövünüp ağlayanların alınlarına işaret koy» dedi.  Öbürlerine, «Kent boyunca onu izleyin ve kimseye acımadan, kimseyi esirgemeden öldürün» dediğini duydum.  «Yaşlıyı, genci, genç kızı, kadını, çocukları öldürün. Yalnız alınlarında işaret olanlara dokunmayın. İşe tapınağımdan başlayın.» Onlar da tapınağın önünde duran İsrail ileri gelenlerinden işe başladılar.  Onlara, «Tapınağı kirletin, avlularını cesetlerle doldurun. Haydi başlayın!» dedi. Bunun üzerine onlar gidip kenttekileri öldürmeye başladılar.   Böylece Baal-Peor'a bağlandılar. RAB bu yüzden onlara öfkelendi.   Musa'ya, «Bu halkın bütün önderlerini gündüz benim önümde öldür» dedi, «Öyle ki, İsrail halkına öfkem yatışsın.»   Burnundan duman yükseldi, Ağzından kavurucu ateş Ve korlar fışkırdı.
47-) Bir ayette: Çünkü Tanrı, karışıklık değil, esenlik Tanrısıdır... derken baska bir ayette Bu nedenle kente Babil adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.
48-)JE 31:34 God does not remember sin when it has been forgiven.EX 34:6-7,God remembers sin, even when it has been forgiven.Ilk ayette Tanrı affettıgı gunahları hatırlamaz deniyor, ikinci ayette tanrı gunahı bagıslasa da unutmaz deniyor.
49-) 1TI 6:16 God dwells in unapproachable light.1KI 8:12, God dwells in thick darkness.Ilk ayette tanrı ulasılamaz ısıkların icinde yasar diyor, ikinci ayette tanri kalın bir karanlıgın icinde yasar diyor.
50-) Bir ayette O, tüm insanların kurtulmasını ve gerçeğin bilincine erişmesini ister. denirken baska bir ayette İşte bu nedenle Tanrı, yalana kanmaları için onların üzerine yanıltıcı bir güç gönderiyor. deniyor. Aynı tanrı hem insanlarin kurtulmasini istiyor hem de onları yanıltmaya calısıyor.
51-) PS 145:18 God is near to all who call upon him in truth.PS 10:1 God cannot be found in time of need. He is "far off."Ilk ayette tanrı kendisine ihtiyaci olan herkese yakındır deniyor ikinci ayette ise tanrı ihtiyacınız oldugu anlarda ulasılmazdır cunku cok uzaktadır deniyor.
52-)IS 44:24 God created heaven and earth alone.JN 1:1-3 Jesus took part in creation.Bu ne komik istir ki incil kendi kendini yalanlıyor. Bir de yalanlarını ortaya cıkaran muslumanlara kızıyorlar. Ilk ayette Tanrı dunyayı tek basına yarattı deniyor ikinci ayette ise yaratıs olayinda Isa da gorev aldı deniyor.
53-) EX 20:13,  MK 10:19, LK 18:20, RO 13:9, JA 2:11 God prohibits killing.EX 32:27, DT 7:2, ,13:15 20:1-18 God orders killing.Beni en cok gulduren ayetler bunlar oldu. Ilk ayette (incilde 5 yerde geciyor) Tanrı oldurmenızı yasakladı diyor ikinci ayette (incilde 4 kere geciyor) Tanrı oldurmenizi emretti diyor. Adamların tanrısı ne kararsızmıs.
54-) PR 15:3, JE 16:17, 23:24-25, HE 4:13 God is everywhere. He sees everything. Nothing is hidden from his view.GE 4:9 God asks Cain where his brother Able is.GE 18:20-21 God decides to "go down" to see what is going on.EX 12:13 The Israelites have to mark their houses with blood in order for God to see which houses they occupy and "pass over" them.Ilk ayette tanri herseyi gorur, gorusunden hicbir sey kacamaz deniyor, ikinci, ucuncu ve dorduncu ayetlerde de komik bir sekilde bu inkar ediliyor. Ikinci ayette Tanri Kabil`e Habil`in nerede oldugunu soruyor. Ucuncu ayette Tanri asagi inip olanlara bakayim diyor. Dorduncu ayette de Tanri dusmaninizin evlerinin onunu kanlarla isaretleyin ki onlari bulup oldureyim diyor.
55-) Bir ayette Hz Nuh`a :Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. deniyor ama baska bir ayette Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. deniyor.
56-) Incil`de Tanri`nin yine birbiriyle celisen gorusleri var. Simdi grup ayete bakin.  «Doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur.Çünkü herkes günah işledi ve Tanrı'nın yüceliğinden yoksun kaldı.Günahımız yok dersek, kendimizi aldatırız ve içimizde gerçek olmaz.Günah işlemedik dersek, O'nu yalancı durumuna düşürmüş oluruz ve O'nun sözü içimizde olamaz.Simdi de baska ayetlere bakalim.RAB Nuh'a, «Bütün ailenle birlikte gemiye bin» dedi, «Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum.RAB, «Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?» dedi, «Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır.»
RAB, «Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?» dedi, «Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır. Onu boş yere yok etmek için beni kışkırttın, ama o doğruluğunu hâlâ sürdürüyor.»Luka:1-5 Yahudiye kralı Hirodes zamanında, Abiya bölüğünden Zekeriya adında bir kâhin vardı. Harun'un soyundan olan karısının adı ise Elizabet'ti. Her ikisi de Tanrı'nın gözünde doğru kişilerdi, Rab'bin tüm buyruk ve kurallarına eksiksizce uyarlardı.1Yuhanna:3-5 Mesih'in, günahları kaldırmak için ortaya çıktığını ve kendisinde günah olmadığını bilirsiniz. 1 Yuhanna:3-6 Mesih'te yaşayan, günah işlemez. Günah işleyen, O'nu ne görmüş, ne de tanımıştır.1 Yuhanna:3-9 Tanrı'dan doğmuş olan, günah işlemez. Çünkü Tanrı'nın tohumu onda yaşar. Tanrı'dan doğmuş olduğu için günah işleyemez.Simdi hiristiyanlara soruyorum. Yukarida kimse dogru yolda degil herkes gunah islemisti diyen ayetler var, asagida da bazi sahislardan ve bunlarin gunahsiz oldugundan bahsediyor. Bu durumda ya en bastaki ayetler yanlis, ya da sonra gelen ayetler yanlis. Siz hangi bolumdekilere inaniyorsunuz? Hangisine inanirsaniz inanin yine de incil`in bir kismini inkar etmis olacaksiniz. Bu durumda siz de cehennemlik olmayacak misiniz?
    57-)  GE 11:1 There was only one language before the Tower of Babel.GE 10:5, 20, 31 There were many languages before the Tower of Babel.Bakin yukarida ne diyor. Ilk ayette Babil Kulesinin insasindan once Dunya`da sadece TEK dil vardi diyor. Asagidaki ayette de Babil Kulesinin insasindan once dunyada bir suru degisik dil vardi diyor. Ikisi de ayni kitabin 2 degisik bolumunden alindi. Tanri`lari bir turlu karar verememis herhalde? Hangisine inanirsaniz inanin, oburunu inkar edeceginizden kafir olacaksiniz. Bu durumda Incil`e gore dunya`da hic kimse cennete giremeyecektir!
    58-) Simdi bir dizi ayetle basbasa birakiyorum sizi.... Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım . «Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.  Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.   Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.   Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.» Gordugunuz ayetlerin hepsi sunnet olmayi siddetle emrediyor. Incil`de bir ayet daha var ki bu ayetleri inkar ediyor. Bu durumda hiristiyanlarin Tanri`si da kafir olmuyor mu?        Galatyalılar:6-15 Sünnetli olup olmamanın önemi yoktur, önemli olan yeni yaratılıştır.Simdi bir hiristiyan "Sunnet olmanin onemi yoktur" derse yukaridaki ayetler onu yalanlar ve o hiristiyan dinden cikar. Bir hiristiyan "sunnet olmak zorunlu" derse de onu da hemen asagidaki ayet yalanlar ve kafir yapar. Peki bu adamlar neye inanacak?
        59-)JA 1:13 God tests (tempts) no one.GE 22:1-12, DT 8:2 God tempts (tests) Abraham and Moses.
JG 2:22 God himself says that he does test (tempt).Yukaridaki ayette Tanri kimseyi ayartip kandirarak test etmez diyor. Asagidaki ayetlerin ilkinde Tanri Ibrahim`i, Musa`yi ayartarak test etti diyor. Ikinci ayette de "Tanri kendisi insanlari ayartip test ettigini soyluyor" diyor. Sozlukte Tempt kelimesinin karsiligi "ayartmak, seytana uydurmak" demektir ve incile gore tanri bunu insanlari test etmek icin yapmaktadir ama en bastaki ayette tanri bunu yapmiyor diyor. Simdi tanri test ediyor mu etmiyor mu?

    60-) Incil`de ayetler hemen hemen her konuda birbiriyle cakisir durumdadir.  Iste bir ornerk daha.  Incilde 6 yerde "calmayacaksin" diye ayet vardir. Ayrica 3 yerde «Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.» ayeti gecer. Bu ayet de 2 kere gecer: «`Komşuna haksızlık etmeyecek, onu soymayacaksın. İşçinin alacağını sabaha bırakmayacaksın. Simdi Incil`i biraz daha karistiralim ve yeni ayetlere bakalim. Iste bir ornek: «Halkımın Mısırlılar'ın gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz. Her kadın Mısırlı komşusundan ya da konuğundan altın ve gümüş takılar, giysiler isteyecek. Oğullarınızı, kızlarınızı bunlarla süsleyeceksiniz. Mısırlılar'ı soyacaksınız.»     Incildeki cakismalari bir kenara birakalim, bu ayetlerde Tanri hiristiyanlardan Misir`lilari soymalarini istemektedir!
    61-)  Evet Incil`deki celiskiler saymakla bitmez. Bir tane daha ornek veriyorum. Asagidaki ayetler incilden alinti.«Ne babalar çocuklarının günahından ötürü öldürülecek, ne de çocuklar babalarının. Herkes kendi günahı için öldürülecek. Ölecek olan günah işleyen kişidir. Oğul babasının suçundan sorumlu tutulamaz, baba da oğlunun suçundan sorumlu tutulamaz. Doğru kişi doğruluğunun, kötü kişi kötülüğünün karşılığını alacaktır. Ne kadar ilginctir ki asagidaki ayetler de ayni Incil`den alinti:Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben, Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. Benden nefret edenin babasının işlediği suçun hesabını çocuklarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım. Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, isyanlarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği suçun hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.» `RAB tez öfkelenmez, sevgisi engindir, suçu ve isyanı bağışlar. Ancak suçluyu cezasız bırakmaz; babaların işlediği suçun hesabını üçüncü, dördüncü kuşak çocuklarından sorar.'
    62-)  Bir de asagidaki ayetlere bakin. «Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun. Simdi de bu ayete bakin:Yeryüzünde kimseye `Baba' demeyin. Çünkü bir tek Babanız var, O da göksel Baba'dır.
    63-) Simdi Incil`den ayetler serisi koyacagim asagiya. Dikkatlice okuyun. Ilk grup ile ikinci grup arasindaki celiskiyi kucuk bir cocuk bile farkedecektir. «`Göze göz, dişe diş' denildiğini duydunuz.Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. «`Komşunu sev, düşmanından nefret et' denildiğini duydunuz.  Ama ben size diyorum ki, düşmanlarınızı sevin, size zulmedenler için dua edin. Ne guzel ayetler degil mi? Simdi de  asagidaki ayetlere bakin. Ayni kitabin baska bolumunden alinti:karşılık can, göze karşılık göz, dişe karşılık diş, ele karşılık el, ayağa karşılık ayak,yaniga karşılık yanık, yaraya karşılık yara, bereye karşılık bere ödenecektir.Yukaridaki ayet de incildeki 3 degisik yerde gecmektedir.
    64-) Iste incil`in bir yerinden alinti baska bir ayet: Hayvan yağı ve kan yemeyeceksiniz. Yaşadığınız her yerde kuşaklar boyunca bu kural hep geçerli olacak.'» Bu ayeti inkar eden yine baska bir ayet oluyor: «İnsanı kirleten, ağzına giren değildir. Ağzından çıkandır insanı kirleten.» Mesih'le birlikte ölüp dünyanın temel ilkelerinden kurtulduğunuza göre, dünyada yaşayanlar gibi niçin, «Şunu tutma», «Bunu tatma», «Şuna dokunma» gibi kurallara uyuyorsunuz?Bu kuralların hepsi, kullanıldıkça yok olacak nesnelerle ilgilidir; insanların buyruklarına ve öğretilerine dayanırlar. Kuşkusuz bu kuralların uydurma dindarlık, sahte alçakgönüllülük ve bedene eziyet açısından bilgece bir görünüşü vardır; ama doğal benliğin düşkünlüğünü önlemekte hiçbir yararları yoktur.
    65-) Incilde bazi ayetler kizginligi ve ofkeyi yasaklar. Ornegin: Ama ben size diyorum ki, kardeşine karşı öfkelenen her kişi yargılanmayı hak edecek. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul'un yargısını hak edecek. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecek. Ne kadar guzel degil mi? Simdi de baska ayetlere bakalim. Sinirlenmeyi ve ofkelenmeyi yasaklayan tanri(!) kendisi nasil ofkeleniyor.... Çünkü aranızda olan Tanrınız RAB kıskanç bir Tanrı'dır. Öfkelenirse sizi yeryüzünden yok eder. Bir baska ayet: Horev Dağı'nda RAB'bi öyle kızdırdınız ki, sizi yok edecek kadar öfkelendi. Bir baska ayet daha: RAB böyle birini bağışlamak istemez. RAB'bin öfkesi ve kıskançlığı o kişiye karşı alevlenecek. Bu kitapta yazılı bütün lanetler başına yağacak ve RAB onun adını göğün altından silecektir. Ve son bir tane daha: Tanrı olmayan ilahlarla beni kıskandırdılar; değersiz putlarıyla beni öfkelendirdiler. Ne kadar sevgi dolu bir tanriymis bu hiristiyanlarin tanrisi.....
    66-) Tanri incilde insanlara once: Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. diye seslenirken kendisi neden buna uymaz? Baska bir ayette: Kendisinden nefret edenlere ise üzerlerine yıkım göndererek karşılık verir. RAB kendisinden nefret edene karşılık vermekte gecikmeyecek.
    67-) Incil`de peygamberlere de mesaj verilmektedir. Soyle ki: Ancak, kendisine buyurmadığım bir sözü benim adıma söylemeye kalkışan ya da başka ilahlar adına konuşan peygamber öldürülecektir.' «`Bir sözün RAB'den olup olmadığını nasıl bilebiliriz?' diye düşünebilirsiniz.  Eğer bir peygamber RAB'bin adına konuşur, ama konuştuğu söz yerine gelmez ya da gerçekleşmezse, o söz RAB'den değildir. Peygamber saygısızca konuşmuştur. Ondan korkmayın.»  Yani peygamberlerin bazilarini yalancilikla sucluyor. Baska bir ayette ise olaya aciklik (!) getiriliyor. Ayet soyle: " «`Bir peygamber ayartılır da bir söz söylerse, onu ayartan benim. Elimi ona karşı uzatacağım, onu halkım İsrail'in arasından çıkarıp yok edeceğim.Suçlarının cezasını çekecekler. Peygamber de ona danışan da aynı şekilde cezalandırılacak."  Yani tanri simdi de peygamberi ayartan benim diyor ama yine de peygamber`in oldurulmesi gerektigini soyluyor. Peki tanri bir peygamberi nicin yaniltiyor? Insanlikla oyun mu oynuyor? Bu maddenin basindaki ayetlerde peygamberi yalanci diyen tanri sonraki ayette sucu uzerine mi aliyor? Bu celiski degilse nedir?
    68-) Iki tane ingilizce ayet yazacagim.    DT 24:1-5 A man can divorce his wife simply because she displeases him and both he and his wife can remarry.      MK 10:2-12 Divorce is wrong, and to remarry is to commit adultery.     Ikinci ayetin bahsi zaten yukarida gecmisti ama simdi yeniden bu ayeti gundeme getiriyoruz. Ilk ayette "eger bir adam esi tarafindan memnun edilemezse adam esini bosayabilir ve ikisi de sonra yeniden evlenebilir" deniyor. Ikinci ayette ise "bosanmak yasaktir, bosandiktan sonra yeniden evlenen zina etmis olur" deniyor. Hiristiyanlar hangi ayeti ornek aliyorlar?
    69-)    JN 3:13 Only the Son of Man (Jesus) has ever ascended to heaven. 2KI 2:11 Elijah went up to heaven. 2CO 12:2-4 An unnamed man, known to Paul, went up to heaven and came back.HE 11:5 Enoch was translated to heaven.Ilk ayette Isa`dan baska hic kimse goge yukselmemistir deniyor. Sonraki ayetlerde sirasiyla "Ilyas, Paul ve Henok" isimlerini tasiyan 3 kisinin goge yukseldigini anlatiyor. Isa`dan baska kimse goge yukselmemistir ayetine inananlar diger 3 ayeti inkar ediyorlar, onlara inanlar da ilk ayeti inkar ediyorlar. Yani incil`e inansaniz da inanmasaniz da hiristiyanlikta kafir oluyorsunuz.
    70-) PS 30:5, JE 3:12, MI 7:18 God's anger does not last forever.    JE 17:4, MT 25:46 It does last forever. (He has provided for eternal punishment.)     Incildeki 3 yerde "Tanri`nin ofkesi kisa surelidir, gecer" deniyor ama 2 ayette de Tanri`nin "ofkesi de azabi da sonsuzdur. " deniyor.
    71-) Birbiriyle celisen ayetlere devam. Bu listeye yuzlerce ayet eklenebilir (belki de incilin tamami eklenebilir) Iste yeni bir ornek:" «Öyleyse, `Ne yiyeceğiz?' `Ne içeceğiz?' ya da `Ne giyeceğiz?' diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa göksel Babanız tüm bunları gereksindiğinizi bilir. Siz önce O'nun egemenliğinin ve O'ndaki doğruluğun ardından gidin, o zaman size tüm bunlar da verilecektir.  O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.
         Simdi de bununla celisen ayetler:"İhtiyatlı kişinin bilgeliği, ne yapacağını bilmektir, Akılsızların ahmaklığıysa aldanmaktır. Kişi kendi yakınlarına, özellikle ev halkına bakmazsa, imanı inkâr etmiş, imansızdan beter olmuş olur.Ayni ayetlerin ingilizcesinde de ilki icin "yarinin endisesini yasamayin, Tanri sizin icin herseyi halleder" deniyor ve bir sonraki ayet icin "akilli insan ne yapacagini bilen planlayan kisidir" deniyor.
72-) Hiristiyanlarin inandigi tanri nasil bir tanridir ki daha dunyadan haberi yok. Iste size 2 ayet. Hz Yusuf`un babasinin kim olduguna karar verememis incil....a-)Yakup, Meryem'in kocası Yusuf'un babasıydı.Meryem'den de Mesih denilen İsa doğdu. b-)İsa görevine başladığı zaman otuz yaşlarındaydı. Yusuf'un oğlu olarak biliniyordu.Yusuf da Eli oğlu,Peki Hz Yusuf`un babasi Hz Yakup mu yoksa Heli mi?
73-) Bir ayette Hz Davud ile Hz Isa`nin arasindaki zaman farkinin 28 kusak oldugu soyleniyor.  Davut'tan Babil sürgününe kadar on dört kuşak ve Babil sürgününden Mesih'e kadar da on dört kuşak geçti.   Luka 3:23-38. ayetler arasinda da Hz Davud ile Hz Isa arasindaki kusaklar sayiliyor ve toplam 43 kusak sayiliyor. Tanri sayi saymayi mi bilmiyor yoksa Incil ilahi kitap degil mi?!?! Insan bari mantikli bir sekilde degistirir kitabi....
74-) Matta 5:22`de "Anger by itself is a sin." deniyor. Bunun turkce tercumesi "ofke tek basina da gunahtir"  Efesler 4:26`da da Öfkelenin, ama günah işlemeyin. Öfkenizin üzerine güneş batmasın. Yani ofke tek basina bir gunah olarak sayilmiyor.   
75-)  Simdi de yeni ayetlere bakalim. Bir ornek: «Dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. «Ben size şunu söyleyeyim: dileyin, size verilecek; arayın, bulacaksınız; kapıyı çalın, size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır.  Simdi de bu ayetleri yalanlayan ayetlere bakalim:  "Biri O'na, «Rab» dedi, «kurtulanların sayısı az mı olacak?»İsa oradakilere şöyle dedi: «Dar kapıdan girmeye gayret edin. Size şunu söyleyeyim, çok kişi içeri girmek isteyecek, ama giremeyecek.
76-) JN 3:16, RO 3:20-26, EP 2:8-9, GA 2:16 We are justified by faith, not by works.MT 7:21, RO 2:6, 13, JA 2:24 We are justified by works, not by faith.Ilk ayet incilde 4 yerde geciyor ve ikinci ayet de 3 yerde geciyor. Ilkinde "biz imanimizla yargilaniriz yaptiklarimizla degil" diyor. Yani o ayete gore ne kadar gunah islersen isle, imanin oldugu surece cennete girersin. Ikinci ayette ise "biz yaptiklarimizla yargilaniriz, imanimizla degil" diyor. Yani iman yetmiyor, iyi seyler de yapmak gerekiyor. Iki ayet birbirinin tamamen zitti.
77-) Elcilerin Isleri 2-22: O zaman Rab'be yakaran herkes kurtulacaktır.'
        Matta 7-21: «Beni, `Rab! Rab!' diye çağıran herkes Göklerin Egemenliğine girecek değildir.
78-)  Matta 16-18 Ben de sana şunu söyleyeyim, sen Petrus'sun ve ben topluluğumu bu kayanın üzerine kuracağım. Ölüler diyarının kapıları ona karşı direnemeyecek. Göklerin Egemenliğinin anahtarlarını sana vereceğim. Yeryüzünde bağlayacağın her şey göklerde de bağlanmış olacak; yeryüzünde çözeceğin her şey göklerde de çözülmüş olacak.»Ama İsa dönüp Petrus'a şöyle dedi: «Çekil önümden, Şeytan! Sen yolumda engelsin. Senin düşüncelerin Tanrı'nın değil, insanın düşünceleridir.»   Simdi Petrus seytan mi yoksa goklerin egemenliginin anahtalarinin sahibi mi?  
79-)  Hiristiyanliga gore Yahuda Hz Isa`yi ispiyonlamistir ve bundan sonra Hz Isa carmiha gerilmistir. Bundan sonra gelisen olaylar incilde 2 sekilde anlatilir. A-) İsa'yı ele veren Yahuda, O'nun mahkûm edildiğini görünce yaptığına pişman oldu. Otuz gümüşü başkâhinlere ve ihtiyarlara geri götürdü. «Ben suçsuz birini ele vermekle günah işledim» dedi.Onlar ise, «Bundan bize ne? Onu sen düşün» dediler. Yahuda paraları tapınağın içine fırlatarak oradan ayrıldı, gidip kendini astı. Paraları toplayan başkâhinler, «Kan bedeli olan bu paraları tapınağın hazinesine koymak doğru olmaz» dediler.  Kendi aralarında anlaşarak bu parayla yabancılar için mezarlık yapmak üzere Çömlekçi Tarlasını satın aldılar. Matta 27:3-7
        B-) O günlerde Petrus, yaklaşık yüz yirmi kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu: «Kardeşler, Kutsal Ruh'un, İsa'yı tutuklayanlara kılavuzluk eden Yahuda ile ilgili olarak Davut'un ağzıyla önceden bildirdiği Kutsal Yazı'nın yerine gelmesi gerekiyordu. Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı.»Bu adam, yaptığı kötülüğün karşılığında aldığı ücretle bir tarla satın aldı. Sonra baş aşağı düştü, bedeni yarıldı ve bütün bağırsakları dışarı döküldü.  Kudüs'te yaşayan herkes olayı duydu. Tarlaya kendi dillerinde `Kan tarlası' anlamına gelen `Hakeldema' adını verdiler. Elcilerin Isleri 1:16-19Simdi hikayet Incil`de iki sekilde anlatiliyor. Ilkine gore tarlayi satin alan kahinler ama ikinciye gore tarlayi Yahuda bizzat kendi satin almis. Peki bunlarin hangisi dogru? Iclerinden ikisi de dogru olamayacagina gore biri yanlis. Bu durumda incildeki ayetlerin bir kisminin yanlis oldugu bir kez daha kanitlanmis oluyor.80-) Hz Isa oldukten(!) sonra kadinlar onun mezarini ziyarete gidiyorlar. Olaylar soyle gelisiyor:Kadınlar, hem korku hem büyük sevinç içinde, çabucak mezardan uzaklaşıp koşa koşa İsa'nın öğrencilerine haber vermeye gittiler. Mezardan dönen kadınlar bütün bunları Onbirlere ve diğerlerinin hepsine bildirdiler.Baska ayetlerde ayni olay soyle geciyor:Kadınlar mezardan çıkıp kaçtılar. Onları bir titreme, bir şaşkınlık almıştı. Korkularından kimseye bir şey söylemediler.
81-) Hiristiyanlik koleligi onaylar!Ayrıca aranızda yaşayan yabancıların çocuklarını, ister ülkenizde doğmuş olsun ister olmasın, satın alıp onlara sahip olabilirsiniz. Lev 25-4582-) Rab pisman olur mu yoksa olmaz mi?
mal:3-6 «Ben RAB'bim, değişmem. Siz bunun için yok olmadınız, ey Yakup soyu!
say:23-19 Tanrı insan değil ki, Yalan söylesin;  İnsan soyundan değil ki, Düşüncesini değiştirsin.  O söyler de yapmaz mı?  Söz verir de yerine cik:32-14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.yar:6-6 İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladıyar:6-7 «Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım» dedi, «Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.

                 Günahlar nasıl affedilir… ve nasıl para kazanılır
     Kilisenin tarihi, kendi ilk fikirlerinin, inançlarının ve geleneklerinin tam ve mutlak bir inkârıdır. Ortaçağ ve Rönesans Papalık tarihi –emsalsiz bir rezillik ve suç tarihi– üzerine sayısız ciltler yazılmıştır. Burada, gerçek durumu özetleyen ve bununla ikiyüzlü mitler arasındaki uçurumu gösteren bir örnekle yetineceğiz.
    1517 yılında, Papa X. Leo, kişinin ruhunu makul bir para karşılığında kurtarabilmesi için Taxa Camerae’yi başlattı. Bu basit tedbirle, ne kadar kötü olursa olsun bağışlanamayacak suç yoktu. 35 madde arasından şunları okuyoruz:

“1. İster rahibelerle, ister kendi kuzenleriyle, yeğenleriyle ya da kızlarıyla (aynen böyle!), yani bir şekilde herhangi bir kadınla cinsel günah işleyen bir rahip, 67 pound 12 şilin ödemesi karşılığında bağışlanacaktır.

2. Eğer rahip, zina günahıyla birlikte doğaya ya da hayvanlara karşı işlenmiş günahlarının da bağışlanmasını istiyorsa, 219 pound 15 şilin ödemek zorundadır. Fakat kadınlarla değil de sadece oğlanlarla ve hayvanlarla doğal olmayan günahlar işlemişse, 131 pound 15 şilin ödemelidir.

3. Bir bakirenin kızlığını bozan rahip, 2 pound 8 şilin ödemelidir

4. İster kaldığı manastırda ister dışarıda, aynı anda veya art arda bir ya da birden çok erkeğe kendini veren rahibe, baş rahibenin saygısını kazanmak istiyorsa 131 pound 15 şilin ödemelidir.

7. Tüm davalardan azade tutulmak ve yasak ilişkilerini sürdürmek için geniş bir muafiyet elde etmek isteyen zinacı bir kadın, Papaya 87 pound 3 şilin ödeyecektir. Aynı şekilde, koca da aynı miktarı ödeyecektir, eğer koca kendi çocuklarıyla ensest ilişkiye girmişse, ek olarak 6 poundluk bir vicdani ödeme yapacaktır.

8. Tecavüz, soygun veya kundakçılık suçları için eziyet yapılmaması ve bağışlanması, suçluya 131 pound 7 şiline mal olur.

9. Ruhban kesime ait olmayan birinin şahsında gerçekleşen adi cinayetin bağışlanma bedeli 15 pound 3 penstir.

10. Eğer katil aynı gün iki veya daha fazla kişinin ölmesine neden olmuşsa, bir kişiyi öldürmüş gibi ödeme yapar.

11. Karısına kötü davranan koca, kilise kasasına 3 pound 4 şilin öder; eğer karısını öldürmüşse 17 pound 15 şilin, eğer karısını başka biri ile evlenmek için öldürmüşse ekstra olarak 32 pound 9 şilin öder. Kocaya suç işlerken yardım edenler adam başı 2 poundla bağışlanır.

12. Çocuğunu boğarak öldüren baba 17 pound 15 şilin ödemelidir [yani bir yabancıyı öldürmekten 2 pound daha fazla], baba bunu annenin izni ile yapmışsa bağışlanması için 27 pound 1 şilin ödemelidir.

Kürtaj da kolayca bağışlanabilmekteydi:

13. Kendi çocuğunu rahminden çıkararak yok eden annenin ve suça katkıda bulunan kocanın, her ikisi birden 17 pound 15 şilin ödemelidir. Kendisinin olmayan bir çocuğun kürtajını kolaylaştıranlar 1 pound eksik öderler.

14. Kardeş, kız kardeş, anne ya da babasını öldüren 17 pound 5 şilin ödemelidir.

Bununla birlikte, hiyerarşinin yüksek kademelerindeki piskopos veya baş keşiş öldürülürse, ödenecek miktar çok ağır biçimde artıyordu; ilk saldırı için 131 pound 14 şilin, geri kalanlar için yarı miktarı. (15). Üstelik katil “çeşitli zamanlarda birçok rahibi öldürürse, ilk cinayet için 137 pound 6 şilin ve geri kalanlar için de bunun yarısını ödemek zorundaydı.” (16)

Fakat cinayet, tecavüz veya çocuk öldürmekten çok daha ağırı, menfur dinsel sapkınlık suçuydu; yani resmi Kilisenin fikirlerinden farklı fikirlere sahip olmak. Kadın ya da erkek bir sapkın, fikirlerinden dönmüş olsa bile toplam 269 pound ödemek zorundayken, “yakılmış, asılmış ya da herhangi bir şekilde idam edilmiş bir sapkının oğlunun itibarı 218 pound 16 şilin 9 penslik ödeme yapmadığı sürece iade edilemez”di. (19)

Liste, sahtekârlık, kaçakçılık, borçların ödenmemesi, kutsal günlerde et yeme, papazlık rütbesi almak isteyen rahiplerin gayri meşru çocukları ve hatta rahip olmak isteyen hadımlarla (33. maddeye göre en az 310 pound 16 şilin ödemeliydiler) devam ediyor.

Bu çıkarcı rezillik listesine rağmen, Papa X. Leo, Katolik tarihçiler tarafından “Kilise tarihinde papalık makamının en parlak ve belki de en tehlikeli döneminin” baş kişisi olarak tanımlanır. (Bakınız: P. Rodríguez, (1997). Mentiras fundamentales de la Iglesia católica. Barcelona: Ediciones B., Anexo, s.397-400.)

                                         Günümüzde Kilise
“Günlük hayatınızın her dakikası teorinizi yalanlamıyor mu? Aldatıldığınızda mahkemeye başvurmayı yanlış mı buluyorsunuz? Ama havari bunun yanlış olduğunu yazıyor. Sol yanağınıza tokat atıldığında sağ yanağınızı mı uzatıyorsunuz, saldırı girişimlerinde mi bulunuyorsunuz? Ama İncil bunu yasaklıyor […] Açtığınız davaların ve medeni yasaların büyük bölümü mülkle ilgili değil mi? Ama size hazinenizin bu dünyaya ait olmadığı söylendi.” (Marx ve Engels, Din Üzerine, “Kölnische Zeitung’un 179. Sayısının Başyazısı”.)

Modern toplumda Kilisenin etkinlikleri, Marx’ın yukarıdaki alıntıda işaret ettiği gibi, çarpıcı çelişkilere ve ikiyüzlülüğe dayanır. İlk Hıristiyanlığın devrimci geleneklerinin şu anki durumla kesinlikle ilgisi yoktur. M.S. 4. yüzyılda Hıristiyanlık hareketi devlet tarafından gasp edildiğinden ve ezenlerin bir aracına dönüştürüldüğünden beri, Hıristiyan Kilisesi yoksulların karşısında zenginlerin ve güçlülerin tarafında yer almıştır. Bugün belli başlı kiliseler, hem Müslüman hem de Hıristiyan ülkelerde, büyük sermayeye sıkıca bağlı, devletten muazzam paralar alan zengin kurumlardır.

İspanya’da devlet, son zamanlara kadar, Katolik Kilisesine, toprak, emlâk ve banka hesaplarından oluşan muazzam servetine ek olarak, dindar olsun ya da olmasın tüm vatandaşların ödediği vergilerden düzenli bir şekilde para yardımı yapıyordu ve İspanyol halkına bu vergi hakkında hiçbir açıklama yapılmıyordu. Bu durum Kilisenin devletle olan ilişkisinde ayrıcalıklı ve kazançlı bir konum elde ettiği diğer ülkeler için de geçerlidir. Kişi din hakkında ne düşünürse düşünsün, bu durum  demokrasinin açıkça kabul edilemez bir ihlalidir. Artık her ne kadar İspanyol vergi mükelleflerine Kiliseye bağış yapıp yapmama konusunda seçme hakkı verilse de, Kiliseye halen kamu fonlarını kullanmada ayrıcalıklı bir konum verilmektedir.

Ortaçağda, Katolik Kilisesi tefeciliğin (faizle borç para vermek) ölümcül bir günah olduğunu açıklarken, şimdi Vatikan’ın büyük bir bankası bulunuyor ve muazzam bir servete ve güce sahip. İngiliz Kilisesi, sayısız ticari çıkarları bir yana, Britanya’daki en büyük emlâk sahiplerinden biridir. Aynı durumun her yerde var olduğunu göstermek çok kolaydır. Bu olgu sadece Hıristiyan diniyle de sınırlı değildir. Kuran da tefeciliği yasaklar, ama tüm sözde İslami ülkelerde büyük bankaların sahipleri Müslümanlardır. Bu gerçeği saklamak için her türlü numaraya başvurdukları doğrudur, ama hâlâ insanlardan aynı şekilde faiz sızdırılmaktadır.

Kiliseler politik olarak gericiliği sistematik biçimde desteklemişlerdir. 1930’larda Katolik piskoposlar, İspanyol işçileri ve köylüleri ezme seferberliğinde Franco’nun ordularını kutsamıştı. Faşist İspanyol basını, sık sık faşist selamı veren baş keşişlerin resimlerini basıyordu. Papa XII. Pius, Hitler’i ve Mussolini’yi destekledi. Papa, milyonlarca insanın Nazi ölüm kamplarında yok edilmesi karşısında sessiz kalmış ve, resmi olarak Vatikan’ın İkinci Dünya Savaşında tarafsız kaldığı varsayılsa da, gerçekte Nazi yanlılığı açıkça belgelenmiştir. G. Lewy şöyle yazıyor:

“Hitler egemenliğinin başından sonuna kadar, piskoposlar, inananlara, Hitler hükümetini itaat edilmesi gereken meşru bir otorite olarak kabul etmeyi öğütlemekten asla bıkmadılar […] 8 Kasım 1939’da, Münih’te Hitler’e düzenlenen başarısız suikasttan sonra, Kardinal Bertram Alman piskoposluğu adına ve Kardinal Faulhaber Bavyera piskoposları adına Hitler’e kutlama telgrafları göndermişlerdi. Almanya’daki tüm Katolik basın, Reichspresskammer’den gelen talimat doğrultusunda, bunun Führer’i koruyan mucizevi bir ilahi takdir olduğundan bahsediyordu.” (G. Lewy, The Catholic Church and Nazi Germany, NY, 1965, s.310-11)

“Alman dokümanları iki önemli noktada birbirini etkileyici bir şekilde tutmaktadır”, diyor Saul Freidhandler ve ekliyor, “Birincisi, görünüşe göre Bağımsız Papalık, Nazi rejiminin niteliği nedeniyle azalmış görünmeyen ve 1944’e kadar da yalanlanmamış bir biçimde Almanya’dan yana bir tercih yaptı; ikincisi, XII. Pius hiçbir şeyden korkmadığı kadar Avrupa’nın Bolşevikleşmesinden korkuyordu ve göründüğü kadarıyla, sonunda Batılı Müttefiklerle uzlaşsaydı Hitler Almanya’sının Sovyetler Birliği’nin Batıya doğru ilerlemesinin önünde başlıca duvar olacağını umuyordu.” (Saul Friedhandler, Pius XII and the Third Reich, A Documentation, NY, 1958, s.236, vurgu benim, AW.)

Düşünce tarihinde, Kilise daima en gerici türden bir rol üstlenmiştir. Galileo Galilei Kutsal Engizisyonun işkence tehdidi altında fikirlerinden dönmeye zorlandı. Giordano Bruno kazıkta yakıldı.

Toplumsal yasama alanında ve özellikle kadın haklarında, Roma Katolik Kilisesi daima gerici bir rol oynamıştır. Hâlâ boşanma, gebelikten korunma  hakkını yasaklayarak kadınların kendi vücutları üzerinde söz sahibi olma hakkını reddetmektedir. Mevcut Papa Karol Wojtyla bu konuda açık sözlü biri. Yapay yollarla gebelikten korunmaya Kilisenin gösterdiği ısrarlı muhalefetin sonuçları, özellikle AIDS bakımından feci olmuştur. Oysa Amerikan Katolikleri arasında yapılan 1999 tarihli Gallop anketi, ruhban sınıftan olmayan kesimin %80’inin ve papazların da %50’sinin yapay yollarla gebelikten korunmayı onayladığını ortaya koymuştur. Maryland Üniversitesinin yaptığı bir anket ise, Katoliklerin üçte ikisinin, vicdanlarının papa ile uyuşmadığı yerde kendi vicdanlarını dinleyecekleri konusunda hem fikir olduklarını göstermiştir. Benzer rakamlar diğer gelişmiş ülkeler için de aktarılabilir.

Politika alanında, şu anki Papa, sözünü sakınmayan bir gericidir ve Marksizmin ve sosyalizmin düşmanıdır. Onun iktidara gelmesine yardım eden, İtalya, İspanya ve diğer ülkelerdeki politik yaşamın her köşesinde kolları olan ünlü Katolik Mafya Opus Dei idi.

Hıristiyanların "Üçleme" Yanılgıları

  • De ki: "Eğer Rahman (olan Allah)'ın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum." Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın Rabbi (olan Allah), onların nitelendirdiklerinden yücedir. (Zuhruf Suresi, 81–82)
  • Kitab-ı Mukaddes incelendiğinde, üçleme inancının açıkça reddedildiği, Allah'ın sonsuz güç ve kudretinin çok sık vurgulandığı, Hz. İsa'nın insani özelliklere sahip mübarek bir elçi olarak tarif edildiği görülür. Buna rağmen neden bazı Hıristiyanlar üçleme yanılgısına inanmayı tercih etmişlerdir? Üçleme nanışındaki yanılgılar ve çelişkiler nelerdir? Sapkın inanç karşısında Müslümanlara nasıl bir sorumluluk düşmektedir? (Yazı boyunca üçleme inancının sapkınlığını ortaya koymak için kullanmak zorunda kaldığımız tüm batıl ifadelerden Allah’ı tenzih ederiz.) Hazreti İsa'nın getirdiği din, "Allah’a bir ve tek olarak iman esasına dayanan, hak din"dir. Ancak bu mübarek insanın tebliği, onun Allah Katına alınışının ardından, özünden uzaklaştırılmış, gerçek İseviliğin yerine "üçleme ve kefaret gibi" batıl felsefeleri temel alan yeni bir inanç oluşturulmuştur. Bu yanlış inanç insanlara "hiç düşünmeden, sorgulamadan, araştırmadan" kabul edilmesi gereken "mutlak bir kanun" olarak sunulmuştur. Günümüzde birçok insan, konsillerde "oy çoğunluğuyla" kabul edilen bu yanlış inanışları son derece mantıksız ve akıl dışı bulmaktadırlar. Geçmişte üçleme inancı hakkında şüphelerini dile getirenler, Engizisyon mahkemelerine çıkarılır, ölüm cezalarına çarptırılırken, artık bu tartışmalar suç olmaktan çıkmıştır. Asırlar boyunca üzerinde konuşulmayan, tartışılmayan üçleme inancının Hıristiyan kutsal metinlerinde yer almadığı, bu inancın Hz. İsa'dan 3 asır sonra Hıristiyanlığa girdiği her ortamda dile getirilmeye başlanmıştır. Bu durumun neticesinde de üçleme inancı Hıristiyan toplumlar içinde yaygın biçimde reddedilen bir inanış halini almıştır. Bu yazıda, hem Hıristiyan kaynakları hem de Kuran ayetleri ışığında üçleme inancının yanlışlığını, mantıksızlığını ve içerdiği çelişkileri ortaya koyacağız. Amacımız, Allah'ın birçok Kuran ayetinde bildirdiği "iyiliği emredip, kötülükten menetme" emrinin gereğini yerine getirmek ve sağduyulu İsevilerin gerçekleri görmelerine yardımcı olmaktır. Temennimiz ise tüm İsevilerin bu yanılgının farkına varmaları ve tevhid inancına uymayan tüm yanlış inanışlardan tamamen vazgeçmeleridir. Üçleme İnancı Nasıl Ortaya Çıktı? Hıristiyanlık, Hz. İsa'nın Allah Katına alınışının ve bu dinin Yahudilerin dünyasından çıkıp putperest dünyaya doğru yayılışının ardından farklılaşmaya başladı. Hz. Musa'nın şeriatının temeli olan tevhid inancı büyük bir değişikliğe uğradı. Hz. İsa üçleme inancı nedeniyle bir ilah olarak görülmeye başlandı. (Allah'ı tenzih ederiz.) Hz. İsa'nın Allah Katına alınışından 30–40 yıl sonra ortaya çıkan batıl "Allah'ın oğlu" kavramı zamanla insanlar arasında yaygınlaştı. Ancak bu kavramın neyi ifade ettiği oldukça uzun bir süre belirsiz kaldı. Bazıları bu ifadeyi sadece Hz. İsa'nın Allah Katındaki seçkin konumunu ifade eden mecazi bir kavram olarak yorumladılar ve Allah'ın birliğine inanmaya devam ettiler. Bazıları ise bu kavrama dayanarak Hz. İsa'yı sözde ilahlaştırdılar ve onu kendilerince "Oğul Tanrı" saydılar. Kimler Bu Sapkın İnanışı Reddediyor? Yüce Allah’ın bir öğüt ve hidayet rehberi olarak kullarına gönderdiği Hak kitap olan Kuran’da reddedilen üçleme inancı, aynı zamanda asırlar boyunca Hıristiyan dünyasında da geniş bir kesim tarafından reddedilmiştir. Günümüzde de birçok Hıristiyan mezhep, çeşitli ilahiyatçılar, bilim adamları, araştırmacılar, yazarlar ve bağımsız Hıristiyan akımları üçleme inancını reddetmektedirler. Reddetmenin de ötesinde böyle bir inancı son derece mantıksız ve akıl dışı bulmaktadırlar. Örneğin dünyanın dört bir yanında kiliseleri bulunan Üniteryen Kilisesi, üçleme inancını kabul etmeyen çok büyük bir Hıristiyan topluluğudur. Bu gibi cemaatler -aralarında çeşitli görüş farklılıkları bulunsa da- Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğu iddiasını kabul etmemekte, gerçek Hıristiyanlığın bir ve tek olarak Allah'a iman etmeyi emrettiğini söylemektedirler. Bu toplulukların büyük bir bölümü de Hz. İsa'nın tüm insanların günahlarına kefaret olarak çarmıha gerildiği yönündeki iddianın yanlışlığını vurgulamaktadırlar. Günümüzde üçleme karşıtı Hıristiyanlarla, farklı isimler altında ve farklı kilise oluşumları şeklinde karşılaşmak mümkündür. Özellikle de Amerika'da "üçleme karşıtları" her geçen gün daha da güçlenmekte ve Hıristiyan dünyasında gerçekleri açıkça dile getirenlerin sayısı büyük bir artış göstermektedir. Bunlar arasında "The Worldwide Church Of God" özellikle dikkat çekicidir. Bu kilisenin kurucusu Herbert W. Armstrong, üçleme inancının putperest kültürlerin etkisiyle ortaya çıkan bir batıl inanç olduğunu savunmaktadır. Öte yandan bazı Hıristiyan kiliseleri içinde üçleme karşıtı görüşlerin ortaya çıktığı, ancak bunların bastırıldığı da bilinen bir gerçektir. Örneğin Kuzey Amerika'da 19. yüzyılda doğan ve Hz. İsa'nın dönüşünün çok yakın oluşuna dikkat çeken “Seventh Day Adventist” hareketinin kurucuları, gerçekte "Ariusçu" bir temelde kurulmuş ve üçleme inanışını reddetmişlerdir. (Arius, üçleme inancı ve Hz. İsa'ya atfedilen ilahlık iddiasını reddeden, 3. yüzyılda yaşamış önemli bir Hıristiyan din adamıdır.) Ancak diğer Hıristiyan kiliselerinin “Seventh Day Adventist” mezhebine getirdikleri "Hıristiyanlıktan sapma" suçlamaları, Ariusçu inancın terk edilmesine ve bunun yerine üçleme inancının kabul edilmesine yol açmıştır. Bu ilginç dönüşüm, bugün söz konusu kilisenin mensupları tarafından da kabul edilmektedir. (Erwin Roy Gane, The Arian or Anti-Trinitarian Views Presented in Seventh-day Adventist Literature and the Ellen G. White Answer) Üçleme İnancını Reddedenlerin Başına Geçmişte Neler Geldi? Tarih boyunca üçleme inancına karşı çıkıp, Hz. İsa'nın sadece Allah'ın peygamberi olan bir beşer olduğunu savunan çeşitli kişi ve toplulukların çok şiddetli baskılara maruz kalmışlardır. Bu kişilerin İncil'den ve Hz. İsa'nın hayatından getirdikleri deliller her zaman göz ardı edilmiş, insanlar bu konularda konuşmaktan menedilmişlerdir. Söz konusu tevhid inancı sahipleri, Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğunu söyleyenlere şiddetle karşı çıkmış, bunun açıkça "Allah'a şirk koşmak" olduğunu söylemişlerdir. Bu nedenle de asırlar boyunca "kafir", "sapkın" (heretik) ve hatta "din düşmanı" olarak tanıtılmışlar, onlara destek verenler de aynı tepkilerle karşılaşmışlardır. Kimi yurtlarından sürülmüş, kimi afaroz edilmiş, kimi de engizisyon mahkemelerince yakılarak öldürülmüş veya asılmışlardır. Ancak tüm bu tepkiler üçleme karşıtlarının sayıca artmalarını ve fikirlerini yaymalarını engellememiştir. Konuyu tarafsız gözle araştıranlar bile, gerçek Hıristiyanlığın, tarih boyunca baskı altına alınan söz konusu muvahhid (tevhide inanan) Hıristiyanlık olduğunu tespit etmektedirler. Özellikle de 18. yüzyılda başlayan bağımsız Kitab-ı Mukaddes araştırmalarının büyük bir bölümünde, üçleme, kefaret ve benzeri inanışların Hıristiyan kutsal kitaplarında yer almadığı sonucuna varılmıştır. Üçleme İnanışındaki Yanılgılar Ve Çelişkiler Nelerdir? Üçleme İnancına Sahip Hıristiyanlar Bir Tek Allah'a Dua Etmiyorlar Oysa Ki Hz. İsa Yalnızca Allah'a Dua Etmiştir Üçleme inancını yalanlayan en önemli delillerden biri, Hz. İsa'nın Rabbimiz'e olan samimi dualarıdır. Ancak Hz. İsa’nın bu örnek ahlakına rağmen üçleme inanışının ortaya çıkmasıyla birlikte Hıristiyanlığın bir gereğiymiş gibi sunulan çeşitli uygulamalar nedeniyle günümüzde bu inanışa sahip Hıristiyanlar dualarını Hz. İsa ve Kutsal Ruh'a yöneltmekte, onlardan istekte bulunmaktadırlar. Aslında çoğu Hıristiyanın bu şekilde dua etmesinin asırlardır süregelen geleneklerin bir neticesi olduğu ortadadır. Günümüzde Hıristiyanların bir bölümü bu geleneği bilinçsizce devam ettirirken önemli bir bölümü de böyle bir dua şeklinin İncil'deki anlatımlara uygun olmadığını düşünmekte ve uygulamaya şüpheyle bakmaktadır. Gerçekten de İncil'deki anlatımlar incelendiğinde Hz. İsa'nın yalnızca ve yalnızca, herkesin Kendisi'ne muhtaç olduğu, Kendisi ise kimseye muhtaç olmayan Allah'a dua ettiği, yalnızca O'ndan istekte bulunduğu görülmektedir. Hz. İsa'nın duaları Allah'a olan teslimiyetinin ve sahip olduğu güçlü Allah korkusunun en samimi göstergelerindendir. İncil'de belirtildiğine göre Hz. İsa, kendisine isteklerini verebilecek tek ve mutlak gücün Allah olduğunun bilinciyle hareket etmiş, hem şükretmek hem de istekte bulunmak amacıyla Rabbimiz'e dua etmiştir: “Biraz ileriye giderek yüzüstü yere kapandı, duaya koyuldu...” (Matta, 26/39) “Halka çimenlerin üzerine oturmalarını buyurduktan sonra, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe dikerek şükran duasını yaptı...” (Matta, 14/19) “Halkı salıverdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olurken orada yalnızdı.” (Matta, 14/23) “Sabah çok erkenden, ortalık henüz ağarmadan İsa kalktı, evden çıkıp ıssız bir yere gitti, orada dua etmeye başladı.” (Markos, 1/35) “Onları uğurladıktan sonra, dua etmek için dağa çıktı.” (Markos, 6/46) “İsa öğrencilerine, "Ben dua ederken siz burada oturun" dedi.” (Markos, 14/32) “O günlerde İsa, dua etmek için dağa çıktı ve bütün geceyi Allah'a dua ederek geçirdi.” (Luka, 6/12) “İsa bir yerde dua ediyordu. Duasını bitirince öğrencilerinden biri ona, "Öğretmen" dedi, "Yahya'nın kendi öğrencilerine öğrettiği gibi sen de bize dua etmesini öğret." (Luka, 11/1) “... Ben, imanını yitirmeyesin diye senin için dua ettim. Geri döndüğün zaman kardeşlerini güçlendir." (Luka, 22/32) Kuran'da yer alan bir ayette de Hz. İsa'nın, Rabbimiz'in en güzel sıfatlarını anarak yaptığı samimi duası şöyle bildirilmiştir:  “Meryem oğlu İsa: "Allah'ım, Rabbimiz, bize gökten bir sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Senden de bir belge olsun. Bizi rızıklandır, Sen rızık vericilerin en hayırlısısın" demişti.” (Maide Suresi, 114) Allah Hz. İsa'nın bu duasını kabul etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Allah demişti ki: "Şüphesiz Ben bunu size indireceğim. Artık bundan sonra sizden kim inkâr ederse, Ben onu gerçekten alemlerden hiç kimseyi azablandırmayacağım bir azapla azablandıracağım." (Maide Suresi, 115) Hz. İsa Allah'a dua ederek O'ndan bir sofra indirmesini istemiştir. Allah Hz. İsa'nın bu duasını kabul ederek onun dileğini yerine getirmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki, Hz. İsa'nın bu mucizeyi yerine getirecek bağımsız ve özel bir gücü bulunmamaktadır. O, Allah'ın sonsuz yaratma gücünü insanlara göstermesinde elçilik görevini üstlenen çok mübarek bir kuldur. Üçleme İnancına Kitab-ı Mukaddes'in Hiçbir Bölümünde Rastlanmaz Ne Yahudilerin Kutsal Kitapları olan Eski Ahit'te ne de Hıristiyanların kutsal metni olan İncil'de üçleme inancı yer alır. Üçleme inancı İncil'de yer alan bazı ifadelerin yanlış yorumlarına dayanmaktadır ve bu kelime ilk kez 2. yüzyılın sonlarında Antakyalı Theophilus tarafından kullanılmıştır. Söz konusu inancın kabul görmesi ise çok daha sonraları gerçekleşmiştir. Bu nedenle de Kitab-ı Mukaddes araştırmacıları ve üçleme karşıtları özellikle; "Eğer bu inanç gerçekten doğru olsaydı, Hz. İsa'nın bu konuyu tüm açıklığıyla insanlara anlatmış olması gerekmez miydi? Üçleme inancının Kutsal Kitap'ta açık ifadelerle yer alması gerekmez miydi?" soruları üzerinde yoğunlaşmaktadırlar. Bu sorulara kendilerinin verdikleri cevap ise açıktır: İncil'de yer almayan, dolayısıyla ilk Hıristiyanlar tarafından bilinmeyen bir inanç, Hıristiyanlığın temeli olamaz. Bu, Hz. İsa'nın ardından, yerleşik Yunan kültürünün etkisiyle oluşturulan bir yanılgıdır. Eski Ahit'te Tevhid İnancı Vardır Hz. İsa bilindiği gibi İsrail soyundandı ve tebliğini de İsrailoğullarına ulaştırdı. İsrailoğulları, yani Yahudiler, Hz. İsa geldiğinde, iki bin yıldır Allah'a bir ve tek olarak iman eden bir topluluktu. Hz. İbrahim'le başlayan ve sonra da birbiri ardına gelen birçok peygamberle, Rabbimiz Yahudilere vahyini ulaştırmıştı. Elçileri onları bu vahye eksiksiz uymaları için uyarmışlardı. Allah'ın Kuran'da bildirilen ifadeyle "içinde bir hidayet ve nur olarak" indirdiği Tevrat'ı (Maide Suresi, 44), Hz. Musa'dan bu yana biliyorlardı. Hz. İsa ise, Hıristiyanların da kabul ettiği gibi, Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gelmişti. Tevrat'ta ve Eski Ahit'in diğer kitaplarında Hz. İsa'nın geleceğine işaret eden müjde haberleri vardı. İşte bu gerçek, İznik Konsili'nde oy çokluğu ile kabul edilen üçleme inancının ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu ortaya koyuyordu. Çünkü ne Tevrat'ın ne de Eski Ahit'i oluşturan diğer kitapların herhangi bir yerinde, söz konusu üçleme inancından bahsediliyordu. İsrail peygamberleri halklarını iki bin yıl boyunca bir ve tek olarak Allah'a iman etmeye davet etmişler, ama üçleme inancını çağrıştıracak en ufak bir açıklamada asla bulunmamışlardır. Ne Hz. İbrahim'den, ne Hz. Musa'dan ne de bir başka peygamberden böyle bir açıklama duyulmuştu. Hepsinin öğrettiği din ahlakının tek bir temeli vardı: Allah'ı bir olarak tanımak ve O'ndan başka ilah edinmemek. Yahudilerin en sık tekrarladıkları Tevrat pasajında şöyle deniyordu: "Dinle, Ey İsrail: Allah'ımız Rab bir olan Rab'dir." (Tesniye, 6/4) Diğer pek çok Eski Ahit pasajında da aynı gerçek vurgulanır: “Rab, Kendisi Allah'tır, O'ndan başkası yoktur... Bugün bil ve yüreğine koy ki, yukarıda göklerde ve aşağıda yerde, Rab, O Allah'tır, başka yoktur.“ (Tesniye, 4/35–39) “...Benden önce Allah olmadı ve Benden sonra olmayacak. Ben Rabbim ve Benden başka kurtarıcı yoktur...” (İşaya, 43/10–11) “Çünkü gökleri yaratan Rab, dünyaya şekil veren ve onu yaratan, onu pekiştiren ve onu boşuna yaratmayan, üzerinde oturulsun diye ona şekil veren Allah şöyle diyor: Rab Benim; ve başkası yoktur.” (İşaya, 45/18) “Ve Benden başka Allah, hak Allah ve Kurtarıcı yok; Benden başkası yoktur.” (İşaya, 45/22) “... Allah'ımız Rab bir olan Rab'dir ve Allah'ın Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün kuvvetinle seveceksin.” (Tesniye, 6/4-5) Rabbimiz'in sonsuz güç ve kudreti, tüm kainatın tek sahibi olduğu, yukarıdaki Tevrat pasajlarında da görüldüğü gibi Yahudiliğin temel bir gerçeğidir. Eski Ahit'i okuyan herkes, içindeki tüm kitaplarda tek bir İlah'tan, alemlerin Rabbi olan Allah'tan söz edildiğini açıklıkla görür. Eski Ahit'te üçlemeden tek bir kez bile bahsedilmeyişi son derece anlamlıdır. Bu anlamın açık sonucu, üçlemenin İlahi dine sonradan girmiş bir batıl inanç olduğudur. İncil'de "Allah'a Bir Ve Tek Olarak İman Etmek" Esastır Kuran'da Hz. İsa'nın Yahudilere şu şekilde tebliğde bulunduğu bildirilmektedir: “...Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin...” (Maide Suresi, 72) Hz. İsa'nın insanları tevhide çağıran ifadeleri, tahriflere maruz kalmış olan Yeni Ahit'in İncillerinde de bugün hala mevcuttur. Örneğin Hz. İsa, Markos İncili'ne göre, kendisine gelerek "tüm buyrukların en önemlisi hangisidir?" diye soran bir Yahudi din bilginine şöyle cevap vermiştir: “En önemlisi şudur: 'Dinle, ey İsrail! Allah'ımız olan Rab tek Rab'dir. Allah'ın olan Rab'bi bütün yüreğinle, bütün canınla, bütün aklınla ve bütün gücünle sev'. (Markos, 12/29-30) Yine Markos İncili'nde yer alan aşağıdaki pasaj ise, Hz. İsa'nın kendisinin sözde ilahlaştırılması bir yana, övülmesine bile engel olduğunu göstermektedir: “İsa yola çıkarken, biri koşarak yanına geldi. Önünde diz çöküp ona, "İyi öğretmenim, sonsuz yaşama kavuşmak için ne yapmalıyım?" diye sordu. İsa ona, "Bana neden iyi diyorsun?" dedi, "İyi olan tek biri var, O da Allah'tır."” (Markos, 10/17-18) Aslında tek başına bu pasaj bile, üçlemenin gerçek Hıristiyanlığa aykırı bir inanç olduğunu göstermek için yeterlidir. Hz. İsa övgü kabul etmeyip övülmeye layık olanın sadece Allah olduğunu vurgulayarak, kendisinin Allah'ın bir kulu olduğunu çok açık bir biçimde ifade etmektedir. Hz. İsa'nın İsrailoğullarına anlattığı gerçek, tarihin başından bu yana tüm peygamberlerin anlattığı gerçektir: Rabbimiz, herşeyi yoktan yaratan, en güzel bir biçimde kusursuzca var eden, pek büyük ve üstün olan, herşeyin iç yüzünden ve gizli yönlerinden haberdar olan, ezeli ve ebedi olan, doğmamış ve doğrulmamış olan, her türlü eksiklikten münezzeh ve diri olan herşeyi bilen ve herşeye gücü yeten, şanı büyük olan, hükmeden, keremi bol olan, esirgeyen ve bağışlayan Yüce Allah'tır. Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'a teslim olmuştur. Nitekim Yeni Ahit'te de "Allah'ın birliği" çok önemli bir iman şartı olarak yer almaktadır. Her türlü çok tanrılı, üç tanrılı inanışlar ya da her nevi putperestlik Tevrat'ta olduğu gibi İncil'de -hem dört İncil'de hem de elçilerin yazı ve mektuplarında- de ağır bir şekilde kınanmaktadır. Birçok İncil pasajında Allah'ın dışında ilahlar edinenler tevhid inancına davet edilmektedirler. Bu açıklamalardan bazıları şu şekildedir: “İsa ona dedi... "Allah'ımız Bir olan Rab'dir"... Yazıcı ona dedi: "Çok iyi öğretmen, hakikat üzere dedin ki, O Birdir; O'ndan başkası yoktur."” (Markos, 12/29-32) “... Allah birdir.” (Galatyalılara Mektup, 3/20) “Ölümsüz Allah'ın yüceliği yerine ölümlü insana, kuşlara, dört ayaklılara ve sürüngenlere benzeyen putları yeğlediler. Onlar Allah'la ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan'ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Allah sonsuza dek övülmeye layıktır.” (Pavlus'un Romalılara Mektubu, 1/23-25) “... Bizim için tek Allah vardır: Herşeyin Kendisi'nden oluştuğu Allah. Bizler de O'nun için yaşamaktayız...” (Korintoslulara 1. Mektup, 8/6) “...Biliyoruz ki put, dünyada gerçekte var olmayan bir şeydir ve birden fazla Tanrı yoktur.” (Pavlus'un Korintlilere Birinci Mektubu, 8/4) “... Tahtları üzerinde oturan yirmi dört ihtiyar, yüzüstü yere kapandı. Allah'a tapınarak şöyle dediler: "Gücü herşeye yeten, var olan ve var olmuş olan Rab Tanrı! Sana şükrediyoruz..."” (Yuhanna'ya Gelen Esinleme, 11/16-17) “Sonsuz çağların hükümranı, ölümsüz, göze görünmez tek Tanrı'ya çağlar çağı onur ve yücelik olsun.” (Timoteos'a 1. Mektup, 1/17) “Tek bir Allah vardır...” (Timoteos'a 1. Mektup, 2/5) “Sen Allah'ın Bir olduğuna inanıyorsun, iyi ediyorsun...” (Yakup'un Mektubu, 2/19) “Kurtarıcımız Tek Allah'a yücelik olsun...” (Yahuda'nın Mektubu, 24) “Birbirinizi yücelten ve tek olan Allah'tan gelen yüceliği aramayan sizler, bana nasıl iman edebilirsiniz?” (Yuhanna, 5/44) “Allah'ın yapamayacağı hiçbir şey yoktur.” (Luka, 1/37) Yukarıdaki açıklamaların dışında İncil'de Allah'ı bir ve tek İlah olarak tarif eden birçok başka açıklama da mevcuttur. Bu konuya bir diğer örnek ise Hz. İsa'nın öğrencilerinin yaptıkları tebliğlerdir. Hz. İsa'nın Allah Katına alınışının ardından Hıristiyanlar köy köy, kasaba kasaba dolaşıp insanlara Hz. İsa'nın söylediklerini aktarmış ve onları Allah'a teslim olmaya davet etmişlerdir. Onların, tebliğ yaptıkları insanları Allah'a bir ve tek olarak iman eden Hıristiyanlar olmaya çağırdıkları İncil'de şöyle aktarılmaktadır: “Ne var ki elçiler, Barnaba'yla Pavlus, bunu duyunca giysilerini yırtarak kalabalığın içine daldılar. "Efendiler, neden böyle şeyler yapıyorsunuz?" diye bağırdılar. "Biz de sizin gibi insanız, aynı yaradılışa sahibiz. Size müjde getiriyoruz. Sizi bu boş şeylerden vazgeçmeye, göğü, yeri, denizi ve bunların içindekilerin hepsini yaratmış olan... Allah'a dönmeye çağırıyoruz... Size iyilik ediyor. Gökten yağmur yağdırıyor, çeşitli ürünleriyle mevsimleri düzenliyor, sizi yiyecekle doyurup yüreklerinizi sevinçle dolduruyor."” (Elçilerin İşleri, 14/14-17) “Dünyayı ve içindekilerin tümünü yaratan, göğün ve yerin Rabbi olan Allah, elle yapılmış tapınaklarda oturmaz. Herkese yaşam, soluk ve herşeyi veren Kendisi olduğuna göre, bir şeye gereksinmesi varmış gibi O'na insan eliyle hizmet edilmez. Allah, tüm ulusları bir tek insandan türetti ve onları yeryüzünün dört bir bucağına yerleştirdi. Ulusların var olacağı belirli süreleri ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı. Bunu, Kendisi'ni arasınlar... diye yaptı. Aslında Allah hiçbirimizden uzak değildir. Nitekim, O'nda yaşıyor ve hareket ediyoruz, O'nda varız...” (Elçilerin İşleri, 17/24-28) Öte yandan İncil'de geçen Ruh'ul-Kudüs ifadesinin kullanılışı da tamamen teslis inancını yalanlayan bir şekildedir. Ruh'ul-Kudüs hakkında söylenilenler onun Hz. İsa'yı, hatta Hz. Yahya'yı ve müminleri destekleyen Allah'tan bir ruh olduğunu ifade etmektedir. Kuran'da Üçleme İnancının Yanlışlığı Nasıl Haber Verilmiştir? Birçok Kuran ayetinde üçleme inancının yanlışlığı haber verilmektedir. Örneğin Nisa Suresi'nde Rabbimiz şu şekilde buyurmaktadır: “Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah'a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih İsa, ancak Allah'ın elçisi ve kelimesidir. Onu ('Ol' kelimesini) Meryem'e yöneltmiştir ve O'ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah'a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının, sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek İlah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. Mesih ve yakınlaştırılmış (yüksek derece sahibi) melekler, Allah'a kul olmaktan kesinlikle çekimser kalmazlar. Kim O'na ibadet etmeye 'karşı çekimser' davranırsa ve büyüklenme gösterirse (bilmeli ki,) onların tümünü huzurunda toplayacaktır.” (Nisa Suresi, 171-172) Üçleme inancında Hz. İsa yaratılmamış ve Allah ile eşit yetkilere sahip bir güç olarak tarif edilir. (Allah'ı tenzih ederiz) Oysa bu yanlış düşünce şekli, Rabbimiz'in peygamberlere vahyettiği tevhid inancının tümüyle karşısında yer alan çirkin bir iftiradır. Maide Suresi'nde Hz. İsa'nın kendisi hakkında öne sürülen asılsız iddiaları reddettiği ise şöyle bildirilmektedir: “Allah: "Ey Meryem oğlu İsa, insanlara, beni ve annemi Allah'ı bırakarak iki ilah edinin, diye sen mi söyledin?" dediğinde: "Seni tenzih ederim, hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer bunu söyledimse mutlaka Sen onu bilmişsindir. Sen bende olanı bilirsin, ama ben Sende olanı bilmem. Gerçekten, görünmeyenleri (gaybleri) bilen Sensin Sen."” (Maide Suresi, 116) Diğer ayetlerde ise Hz. İsa'nın, insanlara verdiği gerçek mesaj şöyle bildirilmektedir: “(İsa) Dedi ki: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. (Allah) Bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber kıldı. Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti."” (Meryem Suresi, 30-31) "Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'tan korkup bana itaat edin. Gerçekten Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na ibadet edin. Dosdoğru olan yol işte budur." (Al-i İmran Suresi, 50-51) Allah'ın Kuran ayetlerinde haber verdiği bir diğer gerçek ise peygamberlerin yaptıkları tebliğin özü ile ilgilidir. Al-i İmran Suresi'nde şu şekilde buyurulmaktadır: “Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitab'ı, hükmü ve peygamberliği verdikten sonra insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitab'a göre Rabbaniler olunuz" (deme görevindedir.)” (Al-i İmran Suresi, 79) Rabbimiz, bu yanlış inançlardan münezzehtir. İhlas Suresi'nde Allah'ın sıfatları şu şekilde bildirilir: “De ki: O Allah, birdir. Allah, Samed'dir (herşey O'na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır). O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır. Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir.” (İhlas Suresi, 1-4) Gerçek budur. Allah tektir ve Hz. İsa O'nun kulu ve peygamberidir. Aynı Hz. İbrahim, Hz. Musa, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) ve diğer peygamberler gibi. Tevhid İnancında Birleşmenin Önemi Yüce Rabbimiz, üçleme sapkınlığına inananların içinde bulundukları durumu bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir: “Andolsun, “Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesih’in dediği (şudur:) “Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin. Çünkü O, Kendisi’ne ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur.”” (Maide Suresi, 72) Allah Kuran'da, Müslümanlara, Kitap Ehli hakkında bir emir verir; onları "ortak bir kelimede birleşmeye" çağırmak: "De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aranızda müşterek bir kelimeye gelin. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp bir kısmımız bir kısmımızı Rabler edinmeyelim..." (Al-i İmran Suresi, 64) Müslümanların Yahudilere ve Hıristiyanlara olan çağrısı yukarıdaki ayetteki gibi olmalıdır: "Allah'a iman eden ve O'nun vahyine itaat eden insanlar olarak, gelin ortak bir "iman" kelimesinde birleşelim. Hepimiz Yaratıcımız ve Rabbimiz olan Allah'ı sevelim. O'nun emirlerine uyalım. Allah'ın bizi daha da doğruya eriştirmesi için dua edelim." Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler bu şekilde ortak bir kelimede birleştiklerinde, birbirlerinin düşmanı değil dostu olduklarını anladıklarında, asıl düşmanın ateizm ve dinsizlik olduğunu gördüklerinde, Allah’ın izniyle dünya çok daha farklı bir yer olacaktır. Asırlardır süren çatışmalar, husumetler, korkular, terör eylemleri sona erecek ve "ortak bir kelime" üzerinde sevgi, saygı ve huzura dayalı yeni bir medeniyet kurulacaktır. Günümüzde çeşitli ilahiyatçılar, yazarlar, araştırmacılar insanlara gerçek Hıristiyanlığı anlatmaktadırlar. Üçleme inancını reddeden çeşitli bağımsız kiliseler de dünyanın dört bir yanında insanlara üçleme inancı hakkındaki gerçekleri vaaz etmektedir. Bu gelişmelerin son yıllarda daha da hız kazanmasının ise çok önemli bir sebebi bulunmaktadır: Hıristiyanlığın tüm yanlış inanışlarından arınıp kendi özüne döneceği vakit yaklaşmıştır. İçinde yaşadığımız ahir zaman, tüm iman sahipleri için çok kutlu ve müjdeli bir zamandır. Çünkü, Rabbimiz, ahir zamanda zuhur edecek olan Hz. Mehdi ve ikinci kez yeryüzüne gelecek olan Hz. İsa'yı vesile kılarak Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılacaktır. Peygamberimiz (sav) bu müjdeyi hadisi şeriflerinde detaylarıyla haber vermiştir. Öte yandan iki bin yıldan bu yana özünden uzaklaşan Hıristiyanlığı özüne döndürebilecek olan tek kişi de Hz. İsa'dır. Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi çeşitli alametlerle bizlere bildirilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav)'in de "...Vallahi muhakkak ve muhakkak Meryem oğlu İsa inecek, hem adil bir hakem, adaletli bir hükümdar olarak inecek..." (Sahih-i Müslim bi Şerhin-Nevevi, cilt 2, s.192) gibi birçok hadisinde Hz. İsa'nın geldiğinde yapacakları ve o dönemin özellikleri çeşitli örneklerle anlatılmaktadır. Hadislerde bildirildiğine göre Hz. İsa geldiğinde; İseviliği özüne döndürdükten sonra Dünya üzerinde hakim olan inkarcı sistemi ortadan kaldıracak ve bunun ardından insanlar akın akın din ahlakını yaşamaya yöneleceklerdir. Gerçek din ahlakının yaşanması insanlara hem manen hem madden huzur ve rahatlık getirecektir. Dünya üzerindeki tüm çatışma ve kavgalar son bulacak, Allah’ın izniyle anlaşmazlıkların hepsi barışçıl yollarla çözüme kavuşacaktır. Ahlaki bozukluklardan kaynaklanan tedirginlik ve korkular yerini güvenliğe bırakacaktır. Adalet tüm dünyaya hakim olacak, dünyanın neresine gidilirse gidilsin, insanlar güzellik, zenginlik ve bereketle karşılaşacaklardır. Dileğimiz Hıristiyanların İncil'de "... Sizden göğe alınan bu İsa, göğe gittiğini nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir." (Elçilerin İşleri, 1: 11) şeklinde haber verilen bu müjdeyle sevinmeleri ve üçleme yanılgısını fark edip katıksızca Allah'a yönelmeleridir. Üçleme İnancı Nedir? Üçleme (teslis) kavramı, “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh”tan meydana gelmiş üçlü bir Allah inancı anlamında kullanılmaktadır. (Allah’ı tenzih ederiz.) Bu inanç, sonsuz güç ve kudret sahibi Yüce Rabbimiz’e bir ve tek olarak iman etmeyi esas alan tevhid inancı ile tamamen çelişmektedir. Üçleme inancı, sonsuz güç ve kudret sahibi olan Rabbimiz'e batıl bir anlayışla bakan, Allah'ın insanlara peygamber olarak gönderdiği Hz. İsa'ya ilahlık atfeden yanlış bir inanıştır. Ancak, kendi içinde birçok çelişkiler barındırmasına ve tevhid inancının tamamen karşısında yer almasına rağmen, Hıristiyan inanışlarında çok önemli bir yere sahiptir. Üçlemeye, dolayısıyla Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu olduğuna inanmayan bir kişi, büyük bir yanılgı olmasına rağmen üçlemeyi savunanlar tarafından gerçek bir Hıristiyan olarak kabul edilmez. Üçleme İnancında Dua Çelişkisi Üçleme inancına sahip Hıristiyanların en belirgin özelliklerinden biri, dua ettiklerinde Hz. İsa ve Ruhul-Kudüs'ün adını anmaları ama Allah'ın adını anmamalarıdır. Bu durum, Allah ile birlikte Hz. İsa'ya ve Kutsal Ruh'a da ilahlık atfeden (Allah'ı tenzih ederiz) teslis inancının en büyük çelişkilerindendir çünkü böyle bir iddiada bulunanlar hakkında şu soruların sorulmasını gerekli kılmaktadır: Neden Allah'a dua etmiyorsunuz da Hz. İsa'ya ve Ruhul-Kudüs'e dua ediyorsunuz? Allah'a dua etmenizi engelleyen nedir? Allah'a inanıyorsanız O'na da dua etmeniz ve O'ndan istemeniz gerekmez mi? Dua konusundaki bu çelişkili inanışınızın farkında mısınız? Bu soruları samimi olarak kendisine soracak olan tüm Hıristiyanlar doğru cevapları da kendi kendilerine verebileceklerdir. Hıristiyanlar açısından asıl sorun şudur ki; hemen hemen her Hıristiyan üçleme inancındaki çelişkilerin farkındadır ama çoğu zaman bunu sorgulamamaktadır. Asırlardır süregelen geleneklerin bir parçası olarak veya bir alışkanlık şeklinde bu uygulamaları devam ettirmektedirler. Sorgulayanlar ise doğruları çabucak görebilmektedir. Bu nedenle sağduyulu Hıristiyanlara yapılabilecek en önemli çağrılardan biri; "Gelin, siz de, hepimizin Yaratıcısı olan Yüce Allah'a dua edin. İsteklerinizi O'na yöneltin, O'ndan isteyin." şeklinde özetlenebilecek çağrıdır. Üçleme İnancının Dayatılması Nedeniyle Hıristiyan Gençler Tek Bir Allah'a İman Edemiyorlar Hıristiyanlığın bir gereğiymiş gibi sunulan üçleme inancı, günümüzde Hıristiyan toplumlarda yetişen gençlerin Allah'ın birliğine iman etmelerine de mani olmaktadır. Çünkü gençler küçük yaşlardan beri aldıkları yanlış inanışlarla dolu dini eğitimin neticesinde yanlış bir Allah inancı edinmektedirler. Allah'ı gereği gibi tanımayan, O'nun üstün vasıflarından habersiz olan kimselerin Allah'ın birliğine iman etmeleri şüphesiz ki mümkün olmamaktadır. Nitekim bu yanlış bilgilerin neticesinde gençler ya kendilerine dayatılan inançların geleneksel anlamda bir uygulayıcısı olmakta ya da dinsizliğe yönelmektedirler. Şüphesiz ki bu durum, Hıristiyan toplumlarda üçleme inancını dayatanlara ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Doğru olmadığını kendilerinin de bildiği bir inancı sürdürmede ısrarcı oldukları takdirde kendi toplumlarında dinsizliğin giderek yaygınlaşmasına, toplumu oluşturan bireylerin ve özellikle gençlerin manevi dünyalarında büyük ızdıraplar çekmelerine zemin hazırlamış olacaklardır. Bu kişilerin ve kurumların ivedilikle yapmaları gereken, kendi toplumlarına karşı samimi ve dürüst olmaları, İncil'de dahi reddedilen bir inanışı gerçekmiş gibi anlatmaya, buna ilişkin uygulamaları (dualar, semboller) sürdürmeye devam etmemeleridir. Öte yandan günümüzde sıkça rastladığımız Hıristiyanlıktan Müslümanlığa yöneliş haberleri dikkatle incelenecek olursa, bu yönelişe vesile olan en önemli faktörlerden birinin, teslis inancının yanlışlığının farkına varılması olduğu görülecektir. İletişim araçlarının son derece geliştiği günümüzde başta internet olmak üzere televizyon, gazeteler, dergiler, filmler, konferanslar gibi araçlar insanların her konu hakkında bilgi edinmelerine ve araştırma yapabilmelerine olanak sağlamaktadır. İslamiyet ve Kuran hakkında bilgi edinen çok sayıda Hıristiyan, Allah'ın birliğine dair delilleri ve üçleme inancındaki çelişkileri de görmekte, bunun neticesinde Allah'ın birliğine iman etmektedirler. Bu durum, İslam ahlakının ve tevhid inancının tüm dünyaya tebliğ edilmesinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Allah'ın birliğine iman eden Müslümanlara bu konuda önemli sorumluluk düşmektedir. Tüm Müslümanlar imkanları ölçüsünde Allah'ın varlığını, birliğini ve üstün vasıflarını daha geniş çevrelere anlatmayı hedeflemeli, bu amaca hizmet eden çalışmaları desteklemeli ve bunları yaymaya çalışmalıdırlar. Üçleme Yanılgısına Kuran'dan Bir Delil Hıristiyanların Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu olarak nitelendirmelerinin (Allah'ı tenzih ederiz) yanlışlığı Kuran'da bir çok ayette haber verilmiştir. Bu çirkin iftiraya dair Kuran'da bildirilen bir gerçek, üçleme yanılgısına da önemli bir delil teşkil etmektedir: De ki: "Eğer Rahman (olan Allah)'ın çocuğu olsaydı, ona tapanların ilki ben olurdum." Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın Rabbi (olan Allah), onların nitelendirdiklerinden yücedir. (Zuhruf Suresi, 81-82)

    Siz, siz olun Yehova Şahitlerini evinizden, ailenizden ve hatta tanıdıklarınızdan ırak tutun.

    Türk insanı üzerine bilinen ya da bilinmeyen birçok oyunlar oynanıyor.  Dünyanın neresinde olursa olsun Müslüman  Türk insani yoğun bir kı...